GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

15/10/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Basın Harmanı

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Yaşam

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

 


 


Meclis'teki hintkeneviri

Türkiye'nin AB standartlarına ulaşması çok zor! TBMM'nin bahçesine bir milletvekilimiz hintkeneviri ekse nasıl bir tepki olur bir düşünün.

AB üyesi İsveç, Danimarka, Belçika gibi ülkelerde belirli oranda uyuşturucu kullanımı serbest. 3 gram, 5 gram ülkesine göre uyuşturucu taşıyan, kullanan vatandaşlar cezalandırılmıyor. Hatta bazı şehirler arasında bile gramaj değişiyor. Almanya'da ise güya bunlar hâlâ yasak. Yeşiller Partisi, Alman parlamentosuna yasa teklifi vererek sorunun çözümlenmesini istemiş.

Yeni parlamento binasının ilk toplantısına geçtiğimiz günlerde gelen Alman milletvekilleri, bahçede büyümeye başlamış hintkenevirine önce bir anlam verememişler. Kimin ektiği muğlak kalmış. Araştırmacı diplomasi muhabirimiz Faruk Arslan, olayın üzerine gidince keneviri kimin ektiğini bulmuş. Bu işin faili, Yeşiller Partisi İç Politika Sözcüsü Türk asıllı Alman milletvekili Cem Özdemir.

Özdemir, parlamentoda büyük tartışmalara yol açan girişiminin nedenini çok basit biçimde özetliyor:

"Alman hukuk devletini koruyoruz!"

Ne dersiniz AB'ye uyum sağlayabilir miyiz?




Poli-Alkış: Bulaşıcı değilmiş

Avrupa Parlamentosu Dışişleri Komisyonu'nda, Fransız parlamenter Philippe Morillon tarafından hazırlanan Türkiye Raporu'na Ermeni soykırımı iddialarını sokma girişimi neticesiz kaldı.

Birkaç densiz, iddiayı belgelere sokturmak ve sözde soykırımınının Türkiye tarafından da kabul edilmesini sağlamak için çaba sarf ettiler. Ama raportör Morillon onlara çok harika bir cevap verdi:

"Amerikalı dostlarımız bir aptallık yapıyor diye, onlara uymak zorunda değiliz."

Ermeni patriğinin açıklamalarına da dikkat çeken Morillon'un sonraki cümleleleri daha da çarpıcıydı:

"Soykırımından söz etmeye hakkımız yok. Önce kendi kendimizi sorgulamalıyız!"

İşte haftanın alkışı...




Poli-Fıkra: İstemenin yolu

Ermeni soykırımı tasarıları uzun süredir başımıza bela. Isıtıp ısıtıp önümüze getiriyorlar. Biz de bu tasarıyı kabul etmesinler diye çalışıp çabalıyoruz. Bunları yaparken de Amerikalılardan, Avrupalılardan isteklerimiz oluyor. Ama aslında istemesini bilmiyoruz. Nasıl mı istemeliyiz? Bakın anlatayım.

Fıkra bu ya; bir padişah bir gün tebdil-i kıyafet ile kırda dolaşırken, bir çingene kızını görmüş ve aşık olmuş. Saraya döndüğünde vezirlerden birini çağırmış yanına ve bulundukları yeri tarif edip, kızı babasından "Allah'ın emri, Peygamber'in kavliyle!" istemelerini buyurmuş.

Vezir varmış, çingenenin çadırına. Durum böyleydi de, böyle demiş. "Padişah kızınla evlenmek istiyor. Kızını padişaha verir misin?"

Çingene aksi mi aksi, mendebur bir herifmiş. Hemen asmış suratını:

- O padişah dediğin de kim oluyor ki, demiş. Bende ona verilecek kız mız yok. Söyleyin ona benim kafamı kızdırmasın!

Vezir kös kös dönmüş saraya. Durumu padişaha bildirmiş. Padişah çingeneye bu sefer de sadrazamını göndermiş.

Hemen hemen aynı sahneler yaşanmış ve çingene sadrazamı da def etmiş.

Sadrazam saraya dönerken yeniçeri ağası onu suratı asık görünce merak edip sebebini sormuş. Hadiseyi duyunca da almış yanına 10 yeniçeri, varmış çingenenin çadırına. Basmış çadırı, tutmuş çingeneyi ensesinden kaldırmış. Suratına iki tokat aşkettikten sonra da kükremiş:

- Niye vermiyon lan kızı?

Çingene titreyerek cevap vermiş:

- Aman agam, demiş. Bugüne kadar böyle adam gibi isteyen olmadı ki? Alın kızı, verdim gitti.




Apo için çözüm

Abdullah Öcalan'ın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ndeki davası 21 Kasım'da yapılacak. Başbakan Bülent Ecevit bu mahkemenin yargıçlarından Rıza Türkmen'den konuyla ilgili bilgi aldı. Türkmen, özellikle İskandinav ülkelerine mensup yargıçların baskı uyguladığını söyledi. Ecevit ise şunları söyledi:

"MHP'nin bu konuda sorunu var. Şayet onlar oy verirse, diğer partiler de lehte oy kullanabilirler. Zaman, duyguları aşındırıyor ve yatıştırıyor."

Aslında bu konuda sorunu olan sadece MHP değil. Zaman'ın duyguları aşındırma ve yatıştırma konusunda ise benim değil; ama şehit babası Servet Gökbulut'un bir çift lafı var. Gökbulut düşüncelerini Genelkurmay Başkanlığı'na göndermiş, bir cevap alamamış ve sesini duyurmak için bize yazmış. Bakın neler diyor:

"Bizler yüreği yanık, sesini kendinden başkasına duyuramayan, terör mağduru şehit aileleriyiz. Tek mücadelemiz var. Başka analar babalar ağlamasın. Dünyada hangi ülkede görülmüş askerine, polisine kurşun sıkanı devlet besliyor. Bağımsız devletsek, halkın sesine kulak verin. Türkiye Cumhuriyeti ile Apo canavarı beslenmesin. Besleyeceklerse üç lider, kendi maaşlarıyla beslesinler."




Biliyor muydunuz?

Dünya siyaset tarihinin ilk kadın başbakanı olarak anılan Sri Lankalı Sirimova Banadranaike'nin geçtiğimiz hafta öldüğünü...

FP Milletvekili Nevzat Yalçıntaş'ın cumhurbaşkanlığına aday olduğu için, 'Meclis Başkanlığı'na aday ol teklifini, "Tenzil-i rütbe olur." gerekçesiyle reddettiğini...

ANAP Balıkesir Milletvekili Agah Oktay Güner'in 40 milyar lira tazminatla ikinci eşinden boşandığını...

Tansu Çiller'e İbrahim Tatlıses, Derya Tuna olayı sorulduğunda, "Demokraside herkes özgürdür. İnsanlar istediği gibi hareket ederler, biz karışamayız." cevabını verdiğini...

Bülent Ecevit'in, Rahşan Hanım'ın MHP'li Meclis başkan adayına oy verilmemesi yönünde bir talebi olduğu iddialarını, "dedikodu" diye yorumladığını...



s.karakis@zaman.com.tr
 

| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.