MHP: ANAP çelişkili
MHP, ANAP'ın, Meclis başkanlığı için muhalefetle işbirliği yapmasını, çelişki olarak değerlendiriyor. MHP'li Çakar, "Bu çelişki giderildiğinde Türk siyaseti huzur bulur." dedi.
Meclis başkanlığı seçimi hükümet ortağı partiler arasında sıkıntıya sebep oldu. Meclis başkanlığı için adeta seferberliğin yaşandığı MHP'de, DYP desteğini almanın yolları araştırılıyor. Geçen dönem ANAP'lı Yıldırım Akbulut'un yürüttüğü Meclis başkanlığının bu defa kendilerine geçmesi gerektiğini söyleyen MHP'liler, rakip durumuna geldikleri koalisyon ortakları ANAP'a tepki gösteriyorlar. TBMM başkanlığı seçiminde enteresan bir durum ortaya çıktığına işaret eden MHP'li Meclis İdare Amiri Ahmet Çakar, "İktidar ortaklarından birinin muhalefetle işbirliği yapması, çok büyük bir çelişkidir. Bu çelişki giderildiğinde Türk siyaseti huzur bulur." dedi.
'Bizim aday seçilir'
Seçimin ilk iki turunda genel eğilimin belirlendiğini ifade eden Çakar, gidişatın Ömer İzgi'den yana olduğunu savundu. MHP'nin bugüne kadar Meclis'in çalıştırılması ve hükümetin uyum içinde devam etmesi konusunda büyük gayret gösterdiğini vurgulayan Çakar, şöyle konuştu: "Bu partinin bir üyesi Meclis başkanı seçilmelidir. Daha önce de Meclis Başkanlığı'nı kazanma imkanımız vardı. Fakat biz siyasi pazarlıkla bunu elde etmek istemedik. Şimdi gelinen nokta, Türk siyasetinde yeni bir anlayıştır. Bu anlayışın desteklenmesi lazım." Çakar, Ömer İzgi için DYP'den oy istedikleri, destek için milletvekilleri ile görüştükleri iddialarını da doğruladı.
Yoğun kulis
Meclis başkanlığı, MHP açısından büyük bir önem taşıyor. Tabanda oluşan tepkileri kırmak için Meclis başkanlığını mutlaka almaları gerektiğini düşünen MHP yönetiminin, DYP'nin yanı sıra FP ile de temas kurmaya çalıştığı öğrenildi. Bu arada, DYP milletvekillerinin büyük çoğunluğununun MHP adayına karşı olduğu savunuluyor. Görüşmeler sırasında, DYP'lilerin, 18 Nisan seçimleri sonrasında, MHP lideri Devlet Bahçeli'nin söylediği, 'FP ve DYP biraz dinlensin' sözlerini muhataplarının önüne getirdikleri kaydediliyor. (Sadullah ÖZCAN)
Avrupa Birliği hayal değil
ANAP lideri ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, AB'nin Türkiye için hayal olmadığını söyledi.
İhracatçı Birlikleri Dış Ticaret Kompleksi'nin açılış törenine katılan Yılmaz, burada yaptığı konuşmada, kötümserlik psikolojisinin atılarak istikrarın korunması çağrısında bulundu. Yılmaz, "AB'ye tam üyelik milli bir politikadır. Bu politikanın başarıya ulaşması çağdaş Türkiye için şarttır." dedi.
Türkiye'nin bir tek ana gündem etrafında toplanması gerektiğine işaret eden ANAP lideri Yılmaz, bunun da muasır medeniyeti bir an önce yakalamak olduğunu vurguladı. Yılmaz şöyle konuştu:
İstikrar sürmeli
"Öteden beri ideal olanla mümkün olan arasındaki uygun çizgiyi, ülke gerçekleri ile bağdaşır politikaları savunduk. Hiziplerin, çekişmenin, kavganın bizi yolumuzdan alıkoyacağını ortaya koyduk. Bugün ülke olarak büyük bir çoğunlukla aynı çizgiye gelinmiş olmasını çok önemsiyoruz. Bu sürecin kesintisiz devamının da ancak siyasi istikrarın devamı sayesinde mümkün olacağına inanıyoruz. Siyasi istikrarın kesintiye uğramasının önündeki bütün engelleri vargücümüzle ortadan kaldırmaya çalışıyoruz. İstikrarı bütün unsurlarıyla ayakta tutmaya mecburuz. İç ve dış beklentiler, içinden geçmekte olduğumuz dönemde Türkiye'nin siyasi istikrarını hayati kılmaktadır."
Yılmaz, kompleks çıkışında Devlet eski bakanı Rüştü Saraçoğlu hakkındaki tutuklama kararı ile ilgili gazeteciler tarafından yöneltilen soruları ise duymazlıktan geldi. (Altan CANKUT)
Seçmen yeni parti arıyor
Yapılan anketlere bakıyoruz; kimi zaman yüzde 30'ları bulan kararsız oylar var. Bu, çok yüksek bir rakam. Neden var bu? Çünkü insanlar kendilerini ifade ettiğini düşündükleri bir parti görmekte zorlanıyorlar.
Seçmeninin önemli bölümünün kendini ifade edecek parti bulmada zorlandığını söyleyen Prof. Dr. Toktamış Ateş, karışık durumdaki siyasi yelpazenin, bu haliyle yeni oluşumlara açık olduğunu belirtti.
ZAMAN'a yaptığı açıklamada, Türkiye'de iki siyasi yelpaze bulunduğu görüşünü ortaya atan Prof. Dr. Ateş, tezini şu cümlelerle dile getirdi: "Bunlardan biri sağ ve sol kavramlarını doğru bir biçimde ekonomik olarak dile getiren anlayışın ortaya çıkardığı yelpaze. Bir de sosyal muhafazakarlığın ortaya çıkardığı siyasi yelpaze. Yelpazelerden birine göre sağ ve sol, ekonomik olarak birbirinden ayrılıyor. Bugün Türkiye'de sağcı-solcudan ziyade, devleti soyan soymayan gibisinden bir ayrım var. Bir de özellikle din duygularıyla ilgili bir yelpaze var. Yelpaze giderek karışıyor. Türkiye'de, şu parti sağdadır, şu parti soldadır, şu parti merkezdedir gibisinden düşüncelerin çok da gerçekçi olmadığı inancındayım."
Mevcut siyasi tablonun yeni oluşumlara müsait olduğunu kaydeden Ateş, Türkiye'de her zaman her şeyin olabileceğini vurguladı. Pek çok insanın kendini herhangi bir siyasi partiyle ifade edemediğine işaret eden Ateş, şöyle devam etti: "Yeni siyasal oluşumlar da olabilir. Yapılan anketlere bakıyoruz; kimi zaman yüzde 30'ları bulan kararsız oylar var. Bu çok yüksek bir rakam. Neden var bu? Çünkü insanlar kendilerini ifade ettiğini düşündükleri bir parti görmekte zorlanıyorlar. O zaman ne oluyor? Kararsız kalıyorlar. Acaba şuna mı gitsem, buna mı gitsem..?"
Demokratikleşme yolundayız...
Siyasi yelpazedeki parti zenginliğini temelde olumlu karşılayan Ateş, bunun insanların kendilerini farklılıklarıyla ortaya koymasına zemin oluşturabileceğini; ancak Türkiye'de o zemine henüz kavuşulamadığını söyledi. 1984'te 'Türkiye'de çok partili hayata geçilmiştir. Bunun adı demokrasi değildir.' diye yazdığı için yargılandığını hatırlatan Ateş, "Dünyada böyle yargılanan azdır. 'Bu demokrasi değildir.' denince yargılanılan ülkede demokrasi yok demektir. Demokrasi yok da ne var, faşizm mi var baskı rejimi mi var? O da değil. Demokratikleşme yolunda bir ülkeyiz." diye konuştu.
Siyasal İslam ortamı germişti...
Bazı kesimlerin, 'imam hatipler arka bahçem' ve 'Başörtülü öğrencilere rektörler selam duracak' gibi söylemlerle ortamı gerdiğini belirterek, o dönemde yaşanan 28 Şubat'ı haklı ve gerekli bulduğunu ifade eden Ateş, buna karşılık bildiri sürecinin bazı kesimlerce de 'Ne kadar laik ve Atatürkçü olduklarını göstermek' için kullanıldığını dile getirdi. Prof. Dr. Ateş, şunları anlattı: "Siyasi İslam kamuya kendini sokmaya çabalamazsa mesele hallolur. Diyelim ki bir hastane. Müslümansınız tedavi olmak istiyorsunuz, kapılar açık olmalı. Ama hastanedeki kamu çalışanları, o görevi yapmak istiyorlarsa oradaki kılık kıyafete uyarlar. Ehliyeti almak isteyen nasıl isterse öyle yaşar, öyle giyinir kuşanır; ama orada devlet adına ehliyet sınavını yapan adamın giymesi gereken kılık kıyafet vardır." Özel hayata müdahale edilemeyeceğini sözlerine ekleyen Ateş, kamusal alanı şu cümle ile özetledi: "Devlet kaynaklarıyla ayakta duran kamu hizmetleri." (Emin AKDAĞ)
FP'den halk gezileri
FP'nin halkla kucaklaşma ve esnaf gezileri Anadolu'dan sonra İstanbul'da da başladı. FP İstanbul milletvekilleri Mukadder Başeğmez ve Osman Yumakoğulları, dün, Yenibosna'da esnafı ziyaret ederek, çalışmaları hakkında bilgi verdiler.
Yumakoğulları, vatandaşla kucaklaşmayanların netice alamayacağını belirterek, "Bunun bilinciyle tüm Anadolu'yu adım adım dolaştık. Vatandaşın kan ağladığını gördük. Çiftçi mağdur durumda, hükümetin artık vatandaşın sorunlarına eğilmesi gerekir. Ya bu sorunları çözsünler ya da çekip gitsinler." şeklinde konuştu. Yenibosna Spor Kulübü'nü ziyaret eden Mukadder Başeğmez ise kulüp başkanı İlhan Koç'un yönelttiği, "Sürekli demokrasiden bahseden siyasî partiler kendi içlerinde demokrasiyi ne zaman gerçekleştirecekler?" sorusuna, "Halkın desteğiyle." cevabını verdi. (Kamil OĞUZ)
DYP'de eğilim Başesgioğlu
Meclis başkanlığı seçimlerinde kilit parti konumuna gelen DYP'de ibre ANAP'lı Murat Başesgioğlu'ndan yana.
DYP Genel Başkan Yardımcısı Hasan Ekinci, "Merkez sağın adayı her zaman şanslı olmuştur." dedi. Parti içindeki milliyetçi kanadın etkili isimlerinden Ayvaz Gökdemir de partideki temayülün Başesgioğlu'ndan yana olduğunu kaydetti.
DYP 3. tur öncesi renk vermemeye çalışırken, Turhan Güven'in 3. tur öncesi çekilmesi de gündemde. Başbakan Ecevit'in MHP adayını işaret etmesini, Süleyman Demirel'in süresinin uzatılması çalışmalarına benzeten Hasan Ekinci, "Eğer partiler kazanma ihtimali ortaya çıkan iki aday üzerinde toparlanırlarsa 3. turda sonuç alınabilir. Seçim 4. tura kalırsa, baskı ve yönlendirmeden rahatsız olan milletvekilleri oylarını başka adaya yönlendirebilirler." dedi.
Tercih merkez sağdan yana
DYP'nin kilit parti olduğunu söyleyen Ekinci, şöyle konuştu: "Meclis'teki geçmiş uygulamalara da bakarsak, teamül gereği eskiden birinci partinin adayı Meclis başkanı seçilirdi. Çok partili aritmetiğin olduğu dönemlerde merkez sağın adayı her zaman şanslı olmuştur. Burada kilit konumdaki parti DYP'dir. DYP'nin adayı çekildiği zaman, eğilim geçmiş yıllarda olduğu gibi merkez sağ adaya kayar."
Parti içindeki milliyetçi kanadın etkili isimlerinden Erzurum Milletvekili Ayvaz Gökdemir de, Başesgioğlu'nun şansının yüksek olduğunu bildirdi. Gökdemir, "DSP ve MHP İzgi'yi seçtirmeye çalışırken diğer partiler Başesgioğlu'nu seçtirmeye çalışacaktır. DYP'nin temayülü de o yönde olacaktır." dedi. (Ahmet BIYIK)
Halk gerçek demokrasi istiyor
Halk egemenliğine dayanan gerçek demokrasinin, bütün idarecilerin vatandaşın emrine girmesiyle mümkün olacağını söyleyen Zengin, "Türkiye bir fetret devri yaşıyor. Bu devir kapanacak." dedi.
FP Genel Başkan Yardımcısı Bahri Zengin, vatandaşların, bütün yöneticilerin halkın emrinde olduğu gerçek bir demokrasi istediğini söyledi. Diyarbakır milletvekilleri Sacit Günbey ve Sabri Tekin ile birlikte Batman'a gelen Bahri Zengin, FP il binasında partililere hitap etti. Halkın seçtiği temsilcilerine birtakım odakların emir veremeyeceğini belirten Zengin, "Bu şekilde bürokrasi ve bu şekilde demokrasi olmaz. Halkımız gerçek demokrasi istemektedir. Gerçek demokrasi ise, sivil ve askerin halkın emrine girmesi ile mümkün olur. Ülkemiz şu anda bir fetret devri yaşamaktadır. Bu devir kapanacaktır." şeklinde konuştu.
Sözde Ermeni soykırımı tasarısının MGK'da gecikmeli olarak ele alınmasını eleştiren Bahri Zengin, bir yılı aşkın zamandır gündemde bulunan tasarının ancak iki hafta önce MGK'da ele alındığını ifade etti. Hükümetin yaşanan gelişmeler karşısında sessiz kaldığını savunan Zengin, şöyle konuştu: "Türkiye'de başörtüsü ve eğitim konusu MGK'nın gündemine geliyor da neden bu Ermeni soykırımı yasası MGK'nın gündemine gelmiyor? Bundan daha önemli bir sorun mu var ülkemizde? Hükümet neden bunu MGK'ya getirmedi? Elbette getirmez. Çünkü, hükümet, üniversitelerde başörtülü öğrencileri izlemekten bu gelişmeleri izlemeye vakit bulamamıştır."
Türkiye-ABD ilişkileri
Sözde Ermeni soykırımı iddialarının Türk halkını derinden üzdüğünü anlatan Zengin, ABD'nin, sözde soykırım tasarısını gündeme getirerek, Türkiye'ye zarar vermeye çalıştığını iddia etti. Zengin, "Amerika, yıllardır bu Ermeni soykırımı tasarısını ülkemizin üzerinde Demokles'in Kılıcı gibi kullanmaktadır. Zaman zaman bu meseleyi gündeme getirmiştir. Oysaki ülkemiz, Amerika'nın hatırı için, birçok meselede taviz vermiştir. Şu anda bir tane petrol boru hattımız bulunmaktadır. Komşularımızla yine Amerika'nın çıkarları için bağlarımızı koparmış durumdayız." diyerek sözlerini tamamladı. (Mustafa ERANIL)
DSP, Beyaz ve Altaylı'ya suç duyurusunda bulundu
DSP İstanbul İl Başkanı Hasan Fehmi Yavuzalp, şovmen Beyazıt Öztürk ve gazeteci Fatih Altaylı hakkında, DSP Genel Başkan Yardımcısı Rahşan Ecevit'le ilgili basında da yer alan sözlerinden dolayı Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunduklarını bildirdi.
Yavuzalp'in, düzenlediği basın toplantısı, protesto gösterisine dönüştü. DSP'li 32 ilçe başkanı ile birlikte partili kadınların da katıldığı toplantıda bir konuşma yapan Yavuzalp, iffet, namus, genç kızlık ve bakirelik gibi konuların toplumun en yüksek değerleri olduğuna dikkat çekerek, kullanılan ifadelerin Türk kadınının manevi şahsiyetine saldırı olduğunu söyledi. Konuşması sık sık slogan ve yuhalamalarla kesilen Yavuzalp, Beyazıt Öztürk ve Fatih Altaylı hakkında, hem suç duyurusunda bulunduklarını hem de şehit analarına bırakılmak üzere manevi tazminat davası açtıklarını belirtti. Yavuzalp, Beyaz ve Altaylı'yı Rahşan Ecevit ve kamuoyundan özür dilemeye de çağırdı.
Şovmen Beyaz, geçen hafta Bostancı Gösteri Merkezi'nde yaptığı programda, Viagra'nın etkilerinden bahsederken verdiği örnekte, Rahşan Ecevit'ten bahsedince izleyicilerinden de tepki görmüştü. Fatih Altaylı ise, 12 Ekim tarihli "DSP'nin Bekâreti" başlıklı yazısında, Rahşan Ecevit'in Meclis başkan adayları konusundaki tavrını namuslu genç kız benzetmesiyle eleştirmişti. (Şemsinur BEKTAŞ)
Türkiye'ye arabuluculuk yakışır
DYP Genel Başkan Yardımcısı Hayri Kozakçıoğlu, Türkiye'nin İsrail ve Filistin arasında barışı sağlamak için üzerine düşeni yaptığını belirterek, "Türkiye, bu anlaşmazlıkta büyük bir ihtimalle arabulucu olacaktır. Türkiye'ye yakışan ve düşen budur." dedi.
Partisinin Esenyurt Belde Başkanlığı'nın açılışında konuşan Kozakçıoğlu, gerginliğin daha fazla tırmanmasını önlemek ve barışı sağlamak için Türkiye'nin üzerine düşen görevi yapmaya başladığını bildirdi. Kozakçıoğlu, İsrail ve Filistin arasında süren gerginliğin azaltılması yönünde Başbakan ve Dışişleri Bakanı'nın bugüne kadarki çabalarını artırarak, daha fazla kan dökülmesini önlemelerini temenni etti.
Türkiye'nin izlediği dış politikanın iflas ettiğini ileri süren Kozakçıoğlu, "Cumhurbaşkanı ile kavga ederek, bu ülkeyi hiçbir yere götüremezsiniz. Çeçenistan Rus tankları altında ezilmiştir. ABD Temsilciler Meclisi, Ermeni katliamı diye Türkleri suçluyor. Hükümet Ege'yi Yunanistan'a, Kıbrıs'ı Rumlara teslim etmiş. AB'ye girmek için olur olmaz her belgeye imza atmışlar." şeklinde konuştu. Kozakçıoğlu, hükümeti oluşturan partilerin, Türkiye'yi darboğaza götürdüklerini iddia etti. Gerçek enflasyonun "Mutfak enflasyonu" olduğunu belirten Kozakçıoğlu, "mutfak enflasyonu hâlâ yüzde 60'ın üzerindedir. Türkiye'de bir avuç insan iyi; ama geriye kalan yüzde 96 nüfus perişan durumdadır." dedi. (Birol AYDIN)
Deniz Baykal nikah şahidi
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve Sağlık Bakanı Osman Durmuş, Emniyet Genel Müdürlüğü Polis Başmüfettişi Hasan Eryılmaz'ın oğlunun düğününde nikah şahidi oldular.
Çankaya Belediye Başkanı Haydar Yılmaz'ın kıydığı nikahta Baykal, damat Yavuz Eryılmaz'ın nikah şahidi olurken, Bakan Durmuş da gelin Berna Cingöz'ün şahitliğini yaptı. İmzalar atılırken, Baykal, yeni evli çifte "Hayırlı olsun gençler" dileğinde bulunurken; Bakan Durmuş da, "Hala şansınız var" diye espri yaptı. Dedeman Oteli'ndeki törene, Hak-İş Genel Başkanı Salim Uslu, DGM eski Başsavcısı Nusret Demiral ile bazı milletvekilleri ve çok sayıda davetli katıldı. ANKARA
|