Aspirin
Sağ kanadın kadrolu elemanı Okan ilk onbirde yok. Süper bücürün olmadığı zamanlar bu kanatta görev alan Ümit ise yedek kulübesinin arkasında oturmuş çekirdek çıtlatıp arkadaşıyla geyik yapıyor. Capone da yedekler arasında. Sarı-Kırmızılı takım sağ kanattan yoksun olarak sahaya çıkıyor. Ama Cim Bom'un kadrosunda öyle bir oyuncu var ki Aspirin gibi.
Başa, dişe, kulağa, eklem ağrılarına, hasılı bütün rahatsızlıklara ve vücudun her bölgesine faydalı. Liberoda sorun mu var, defansın yanına geliyor, peşinden üç kişi beraber, forvet rahatlıyor ve uzun toplarla rakip ceza alanı abluka altında. Geçiyor sağ kanatta aksayan yere, sahayı konuk takımın yedek kulübesinin iki metre ilerisinde yönetiyor, atakları organize ediyor, disiplini sağlıyor. İsmini bilmem söylemeye gerek var mı.
Hakan-Arif artık uzak diyarlarda. Onlar "gönüllerimizin" golcüsü. Serkan şanssız, Marcio güvensiz olduğu için Lucescu'nun yanında maçı izleyip ve ancak alkışlarıyla takımlarına katkıda bulunabiliyorlar. Fakat öyle bir golcü var ki sahada, ne yapsanız, hangi kelimeyi seçseniz onu ve oyun stilini tanımlayamıyorsunuz. Mükemmel diyemiyorsunuz, zira bir bakıyorsunuz kendi kalesinden top çıkarıyor, bir dakika sonra rakip kalecinin önünde ortalığı karıştırıyor. Akılsız diyemiyorsunuz, zira öyle anlarda, öyle yerlerde oluyor ki içinizden bir gece önce sanki evde kroki çizmiş öyle gelmiş hissine kapılıyorsunuz. Toplara vuruş şekli tanımlanamıyor. Mesela ilk gol... Ensesiyle mi, kafasının üstüyle mi, şakaklarıyla mı vurduğu ancak ağır çekimlerden sonra anlaşılabiliyor. Topu yolladığı yer tesadüf mü yoksa koordinatları belirlenmiş bir nokta atışı mı belli değil. Ama kataloğunda "Gol atmak için düğmeye basınız." yazılı bir gol makinası sanki Mario Jardel. Dokunuyorsunuz tuşa top ağlarla buluşuyor. Bir nevi tek tuş-gol olayı.
Yazar diyor ki; 1- Maç başı anlaşma yapıldı diye eleştirenlere Hagi en güzel cevabı veriyor. Bu Hagi ile sezonluk değil "beşik kertmesi" bile yapılır arkadaş.
2- Maalesef sadece 15-20 kişilik zorunlu bir koro ile "Siyyirt Cetpa" diye bağırarak takım olunmuyor. Koşmak lazım, organize olmak lazım, heyecan lazım, hedef lazım vs... Ama Siirt'te bu yok maalesef.
3- Tipik bir "Temel" görüntüsünde olan Karadenizli hakem çok Avrupai bir yönetim gösterdi. Kendinden emin, kararlı ve vakur. İkinci yarı hava biraz kararınca malum görüntü bozuldu o kadar. Normaldir tabii.
n.hazar@zaman.com.tr
Yazarımızın en son yazıları
25/
06/
2000...
Yenildik ve üzüldük!
20/
08/
2000...
Kraliyet düğünü
22/
08/
2000...
Tribüne oynamak!
26/
08/
2000...
Global köfte!
10/
09/
2000...
Evdeki bulgur
13/
09/
2000...
Enteresan!
16/
09/
2000...
Duman
|