GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

15/10/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Basın Harmanı

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Yaşam

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

 


Mustafa ÜNAL

Hacı Ömer İzgi

CHP'li olmak suç değil. Yaklaşık 10 gün önce yazdığım, MHP'nin Meclis başkan adayı Ömer İzgi'nin odasında geçen sohbette, "MHP, CHP'nin devamıdır." sözlerini yadırgayanlar oldu. Önemli olan geçmiş değil, bugün bulunduğun yerdir.

Seçim sürecinde bu sözler lehine sonuç verdi.

DSP'li bir milletvekili tercihini açıklarken aynen şunu dedi: MHP ile ilişkili iki favori aday var. MHP kökenli ANAP adayına vermektense, bir DSP'li olarak CHP kökenli MHP adayına vermeyi yeğlerim.

DSP milletvekillerinin ortak hissiyatını yansıtan sözler bunlar. Onun için DSP-MHP bloku 15-20 arası fireyle 238 rakamına ulaştı. Ömer İzgi, CHP ile ilişkilendirilmeseydi DSP'den bu yoğunlukta oy alması herhalde mümkün olmazdı. Bazı MHP'li dostlar benim o yazıma 'alınganlık' gösterdiler; ama lehe sonuç verdiği, ilk iki turun sonucunda görüldü.

Ben Ömer İzgi'nin sadece kulislere yansıyan CHP ile ilgili sözlerini aktarmış, eskiden CHP'li olduğuna ilişkin yargıya varmamıştım. Daha sonra gazetelerde eski CHP'li olduğu yazıldı, çizildi. Doğrusu bende böyle bilgi yoktu. Sonradan öğreniyorum ki Ömer İzgi'nin geçmişinde ciddi ciddi, CHP'lilik varmış.

Vaktiyle bir MHP Başkanlık Divanı toplantısında hemen yanında oturan arkadaşına aynen şöyle demiş: Ben politikayı, CHP gençlik kollarında öğrendim... Bilgiyi birinci elden aldığım için yazıyorum. Buradan yola çıkarak kolaylıkla eski CHP'li nitelemesini yapabiliriz. Ama gene belirtiyorum: Onu itham etmek veya geçmişiyle yargılamak için belirtmiyorum.

Sadece siyasi macerasını aydınlatmak için kullanıyorum. Geçmişinde CHP ilişkisi var; ama 12 Eylül'de MHP davasının en ateşli avukatlarından. Bugün MHP'liliğinden kuşku duyulmuyor. Onun için parti yönetimi en kritik görevler için onu öne sürüyor. Bugün Meclis Başkanlığı'nın en güçlü iki adayından biri olduğu için hayatını bütün olarak değerlendirmeye kalkınca karşımıza ister istemez böyle ayrıntılar çıkabiliyor. Devletin iki numaralı koltuğuna oturma olasılığı bulunan Ömer İzgi'yi kamuoyunun yakından tanımasında yarar var.

Vaktiyle Genel Merkez'de odaları yan yana olan arkadaşının anlattığı bir olay var. Yoğun biçimde kulislerde konuşuluyor. İzgi'nin oda komşusu arkadaşından naklen:

Bir gün odamda oturuyordum. Dışarıda bir gürültü koptu. "Acaba ne var?" diye koridora çıktım. Yüzleri kızarmış bir grup insan Ömer İzgi'nin odasından çıkıyor. "Hayırdır?" dedim, şöyle anlattılar: Selamünaleyküm deyip içeri girdik. Burası cami mi deyip bizi dışarı çıkardı...

"Bunda ne var?" diyebiliriz. Siyasi duruş açısından fikir vermeyebilir ama kulislerde çok konuşulduğu için aktarıyorum. Konyalılar belki abartılı selamı Ömer İzgi'ye, 18 Nisan seçimlerinde 'hacı' nitelemesini çok kullandığı için hoşuna gider diye vermişlerdir. Konya'daki bütün afişlerde isminin başına ısrarla 'hacı' kelimesini koyuyor. O kadar ki bazı hemşehrileri 'hacı' kelimesini bir isim olarak mı, yoksa hacca gittiği için mi kullandığını tartışıyorlar. Ankara'ya geldikten sonra ismine 'hacı' kelimesini eklediği görülmüyor.

Ömer İzgi'nin dışa vuran bir özelliği de 'arı Türkçe' konusunda çok hassas davranması. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in Meclis'in açılışında yaptığı konuşmada kullandığı çok sayıda arı Türkçe kelimelerin anlamını bilen birkaç milletvekilinden biri olarak gösteriliyor.

Bu konudaki hassasiyeti bazen o kadar ileri gidiyor ki... Bir gün ziyaretine gelen Doğanhisarlı hemşehrisinin çocuklarına verdiği, 'Ahmet ve Muhammed' isimlerine "Türkçe isimler dururken niye Arapça isim kullanıyorsunuz?" diye çıkışıyor.

Doğanhisar'a gittiğinde de bu konuda tartışmaktan geri durmuyor. Bir ortaokul arkadaşıyla sohbeti, 'Arapça, Türkçe' münazarasından çıkıyor, kutsallara kadar kayıyor. Arkadaşı, "Öyle şeyler söyledi ki şaşırdım kaldım." diyor.

Ömer İzgi portresi bunlardan ibaret değil. Sadece bütünün bazı parçaları... 'Görev adamı olmak' gibi bir özelliği var ki, yer dar olduğu için yazamıyorum. Partide bir arkadaşı, "Verilen görevi onun kadar muntazaman yapana rastlayamazsınız." diyor.

Bu uğurda yakınlarını unuttuğu bile oluyor. Kendisine ulaşamayan Doğanhisar'da oturan kız kardeşi karşılayamadığı ihtiyaçları için Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu'nun kapısını çalmak zorunda kalabiliyor.

Bugün bazı parçalar aktarmakla yetiniyorum. İlk fırsatta başkanlığın diğer güçlü adayı Murat Başesgioğlu'nu da yazacağım.


m.unal@zaman.com.tr



Yazarımızın en son yazıları

27/ 09/ 2000... Ankara yerine İstanbul ve yeni Baykal
29/ 09/ 2000... CHP'nin iddiası, Baykal'ın şansı
01/ 10/ 2000... CHP'de yeni dönem
02/ 10/ 2000... Sezer'den Meclis'e yol haritası
04/ 10/ 2000... Baykal CHP'yi barıştırabilecek mi?
06/ 10/ 2000... MHP açısından seçimin önemi
08/ 10/ 2000... Köstebek, pardon Abuzer kim?
11/ 10/ 2000... Başkanlık yarışı
12/ 10/ 2000... Başesgioğlu mu, Karakoyunlu mu?
13/ 10/ 2000... Meclis başkanını DYP seçecek


| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.