GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

16/10/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Basın Harmanı

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Yaşam

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

 


HABERLER 


Sayımda 43 soru

950 bin kişinin görev alacağı sayımda vatandaşlara 43 soru sorulacak. Bir hafta içinde geçici nüfus açıklanacak

Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) Başkanı Şefik Yıldızeli, 22 Ekim Pazar günü yapılacak genel nüfus sayımının Merkezi Nüfus İdaresi Sistemi (MERNİS) Projesi'nin hayata geçirilmesi durumunda son sayım olabileceğini bildirdi. Yıldızeli, sokağa çıkma yasağının kaldırılabilmesi için öncelikle sağlıklı bir veri tabanı gerektiğini, bunun için de uzun süredir üzerinde çalışılan MERNİS Projesi'nin hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. Yaptıkları numarataj ve bina sayımı ile ilk defa bu kadar sağlıklı adreslerle sayıma gidildiğini söyleyen Yıldızeli, sayımda vatandaşlar tarafından verilen bilgilerin doğru olmasının önemine dikkat çekti ve eğitim, sağlık, yatırım gibi çeşitli alanlarda belirlenen politikaların bu veri tabanına göre oluşturulduğunu hatırlattı. Önemli miktarda kişinin hâlâ nüfus kağıdı olmadığına dikkat çeken Yıldızeli, sayım sırasında bu kişilerin de sayılacağını "fiilen bulunma" şartının aranacağını kaydetti.

Doğru bilgi verin

Sayım sırasında özellikle nüfusu fazla göstermek için yoğun bir hareketlilik olduğuna işaret eden Yıldızeli, vatandaşları bulundukları yerde sayılmaya çağırdı.Yıldızeli, sayım için toplam ağırlığı bin 600 tonu bulan (Yaklaşık 800 TIR dolusu) soru kitapçığının dağıtımının da tamamlandığını sözlerine ekledi.

950 bin kişi görev alacak

DİE Başkanı'nın verdiği bilgiye göre, sayımda yaklaşık 950 bin kişinin görev alması beklenirken, il ve ilçelerde sayım memurlarını eğiticek kişilerin eğitimini yaklaşık 200 DİE personeli üstlendi. Sayım memurlarını eğitecek kişilerin sayısı ise 10 bin kişi civarında belirlenirken, söz konusu eğiticiler bunun için 2 günlük bir eğitimden geçirildi. Sayım memurlarının eğitimi için ise 1 gün ayırılırken, eğitim 16-19 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Sayımın yapılacağı 22 Ekim Pazar günü Türkiye genelinde sokağa çıkma yasağı sabah 07.00'de başlayacak.Sayımı takip eden bir hafta içinde il ve ilçe bazında geçici nüfus açıklanacak. Yıl sonuna kadar 15-20 ilin tüm göstergeleri belirlenmiş olacak. Nüfus sayımının tüm sonuçları ise en geç 18 ay içinde açıklanacak.

Neler sorulacak?

Sayımda vatandaşlara 43 soru sorulacak.

İlk bölümde hane halkı reisine ve ikamet edilen konuta ilişkin sorular bulunuyor. Burada hane halkı reisinin evde olup olmadığı, evdeki misafir sayısı, ikamet edilen yerin niteliği (müstakil ev, apartman dairesi ve prefabrike ev gibi) sorular yer alıyor.

Yine bu bölümde vatandaşlara konutun mülkiyet durumu, konutta kaç oda bulunduğu, tuvalet, banyo, mutfak ve borulu su bulunup bulunmadığı soruları ile son bir yıl içinde hane halkından ölen olup olmadığı soruları sorulacak.

İkinci bölümde ise vatandaşlara cinsiyeti, yaşı, doğduğu yer, tabiyeti, özürlü olup olmadığı, varsa özürünün türü, şu anda ve 5 yıl önce ikamet edilen yer, eğitim durumu ve medenî durumuna ilişkin sorular yer alıyor.

Kadınlara bugüne kadar hiç doğum yapıp yapmadığı, bunlardan kaçının yaşadığı soruları da kitapçıkta yer alıyor.

Vatandaşlara sayımda, geçen hafta içinde bir işte çalışıp çalışmadığı, çalıştığı işyeri, esas mesleği, işsiz ise en son ne zaman iş aramak için girişimde bulunduğu ve çalışmama nedenleri de vatandaşlara sayım sırasında sorulacak sorular arasında yer alıyor.




Demiryolları öksüz

Trafik kazalarında dünya sıralamasında birinciliğe yükselen Türkiye, her yıl 5-6 bin kişiyi ölüme terk ettiği karayollarına alternatif demiryollarına ilgi göstermiyor.

Yozgat'ın Saraykent ilçesi yakınlarında iki otobüsün çarpışması sonucu 19 kişinin ölmesi gözleri yine trafik canavarına çevirdi. Türkiye, her yıl 5-6 bin kişiyi ölüme terk ettiği karayollarına alternatif demiryollarını bitkisel hayata soktu. İstatistiklere göre, Türkiye 18 Avrupa ülkesi arasında 1000 kilometreye düşen demiryolu ağı sıralamasında sondan ikinci sırada. 779 bin 452 kilometrekare yüzölçümlü Türkiye'nin demiryolu hatlarının toplam uzunluğu 10 bin 508 kilometre, yüzölçümü Türkiye'nin yarısı bile olmayan 356 bin kilometrekarelik Almanya'daki demiryolu ağı ise 40 bin kilometrenin üzerinde.

Hepsi proje olarak kaldı

Cumhuriyetin ilk yıllarından bugüne demiryollarına sadece 5 bin kilometre yeni hat döşenirken, yıllardır Ulaştırma Bakanlığı ve TCDD Genel Müdürlüğü'nün gündeme getirdiği İstanbul-Ankara arası hızlı tren hattı, mevcut hattın ıslahı, Kars-Tiflis demiryolu hattı, TER (Trans Euorepan Railway) Avrupa Transit Demiryolu geçişi gibi köklü yatırımlar, proje ve siyasi vaat olmanın ötesine geçemedi. Uluslararası taşıma istatistiklerine göre, 1 milyar yolcu/km. başına düşen ölü sayısının demiryollarında 1, karayollarında ise 30 olmasına rağmen ülkemizde yük taşımacılığının yüzde 90'nı, yolcu taşımacılığının da yüzde 95'i karayoluyla sağlanıyor. (Fatih UĞUR)




Denetlemeler iyi yapılmıyor

Ankara Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Şube Müdürü Mehmet Akarsu, Karayolları Trafik Kanunu'nda değişiklik öngören 4199 Sayılı Kanun'a bir ek madde konularak trafiğe çıkan ticari araçların sürücülerine ticari taşıt kullanma belgesine sahip olma zorunluluğu getirildiğini hatırlattı.

Mevzuata göre bu belgenin Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu'na bağlı odalar tarafından sürücünün belirli bir eğitimden geçirilmesinin ardından verilmesi gerektiğini belirten Akarsu, bunun denetiminin de illerde bulunan en üst esnaf birliğine verildiğini kaydetti. Trafik kazalarının her yıl binlerce kişinin canına mal olduğunu vurgulayan Akarsu, yasada denetleme görevi verilen kurumların, bu görevlerini yerine getirmesini istedi.




Başkanlara 'susun' talimatı

Bazı belediye başkanlarının 22 Ekim 2000 tarihinde yapılacak olan genel nüfus sayımı öncesi medyada yer alan 'başka yerde sayılırsan su vermem, çöp toplamam, yol yapmam, evini yıkarım' sözleri üzerine İçişleri Bakanlığı harekete geçti.

İçişleri Bakanı Sadettin Tantan, imzasıyla yayınlanan ve 81 il valiliğine gönderilen yazıda, nüfus sayımı öncesi vatandaşını tehdit eden belediye başkanlarının böyle bir yetkisinin bulunmadığı hatırlatılarak, aksi davranan belediye başkanları hakkında yasal işlem başlatılması talimatı verildi. Genelgede, sayımın sağlıklı yapılabilmesi için başta vali ve kaymakamlar olmak üzere, belediye başkanları ve diğer görevliler tarafından alınacak tedbirler ile dikkat edilecek hususların daha önce genelge ile duyurulduğu hatırlatılarak, herkesin görevinin gereğini yerine getirmesi tekrarlandı. İstanbul CHA




Türkiye'de her çocuk 1,6 milyar borçla doğuyor

Türkiye'de kişi başına düşen borç miktarı 2 bin 436 dolara ulaştı. Fert başına düşen borç miktarı 1990'a göre yüzde 92 arttı.

Türk-İş'e bağlı Genel Maden-İş Sendikası tarafından yapılan araştırmaya göre, Türkiye'de kişi başına düşen borç miktarı bu yıl 852 doları iç, 1,584 doları dış borçlar olmak üzere toplam 2 bin 436 dolara (1,6 milyar TL) ulaştı. Diğer bir ifadeyle Türkiye'de doğan her çocuk 2 bin 436 dolar borçla dünyaya gözünü açıyor. Kişi başına düşen borç miktarı, 1990'da ise 390 doları iç, 872 doları dış borçlar olmak üzere 1,262 dolar olarak hesaplanmıştı.

Araştırmada, 1980'li yılların başlarından beri gündemde olan ve bugüne kadar artan bir şekilde devam eden kamu finansmanında borçlanmaya başvurulmasının, devletin bir tercihi olduğu belirtilerek, borçlanma düzeyindeki artışın 1990'lı yıllarda tehlikeli boyutlara ulaştığı kaydedildi. İç ve dış borçlardaki tehlikeli artışın ekonomideki tüm dengeleri zorlamaya başladığı ve hedeflerin üzerinde bütçe açıklarının gerçekleştiği belirtilen araştırmada, artan kamu borçlanmaları sebebiyle ülke ekonomisinin 1994 yılında krize girdiği vurgulandı. Yaşanan kriz sebebiyle yurtdışı borçlanma imkanlarının ortadan kalkması sonucu iç borçlanmanın iyice arttığı belirtilen araştırmada, IMF'ye verilen niyet mektupları çerçevesinde uygulanan ekonomik politikalar sonucunda borç stokunun iyice arttığı bildirildi.

Genel Maden-İş araştırmasında, 2000 yılı başında kişi başına düşen borç miktarının dolar bazında 1990 yılına göre, yüzde 92 oranında arttığı görüşü savunularak, aynı dönemde kişi başına düşen milli gelirdeki artışın sadece yüzde 6 düzeyinde gerçekleştiği belirtildi. Araştırmada, son 10 yılda toplam borç stokunun 70 milyar 954 milyon dolardan 156 milyar 637 milyon dolara yükseldiği belirtilerek, 2000 yılında Türkiye'nin borç stokunun milli gelirin yüzde 78,3'üne eşit olduğu bildirildi.




Hortumcuya dava açıldı

Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğü'nde görev yaparken 9 travestiye kötü muamelede bulunduğu öne sürülen başkomiser Süleyman Ulusoy hakkında, 27 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.

Beyoğlu Cumhuriyet Savcılığı'nca hazırlanan iddianamede, kamuoyunda "Hortum Süleyman" olarak tanınan başkomiser Süleyman Ulusoy'un, 1996-97 yıllarında Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğü bünyesinde görevli olduğu belirtildi.

Memuriyetten men talebi

İddianamede, Ulusoy'un, "bu görevi sırasında 9 travestiyi, memur olduğu halde kanun ve nizamın tayin ettiği ahvalden başka surette kötü muamele ve cismen eza verecek şekilde darp ve cerh ettiği" kaydedildi. Ulusoy'a, 27 yıla kadar hapis cezasının istendiği iddianamede ayrıca, halen Fatih İlçe Emniyet Müdürlüğü bünyesinde görev yapan Başkomiser Süleyman Ulusoy'un memuriyetten men edilmesi de istendi.




2001'de 114 gün tatil

Yeni yılın en uzun tatili Kurban Bayramı'nda olacak. Ramazan Bayramı'nda sadece iki gün izin kullanılacak.

Türkiye'de 2001'de, 104'ü hafta sonu olmak üzere resmi ve dini bayramlarla birlikte toplam 114,5 gün tatil yapılacak. 2001 yılına 1 Ocak Pazartesi günü yılbaşı tatiliyle başlanacak. Yeni yılın en uzun tatili ise 5 Mart Pazartesi günü başlayacak Kurban Bayramı süresince olacak. 4 günlük bayram tatili, 9 Mart Cuma günü idari izin verilirse, her iki hafta sonunun da eklenmesiyle 3-11 Mart tarihlerini kapsayacak şekilde 9 güne çıkacak.

Yıl boyunca 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, 30 Ağustos Zafer Bayramı, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı nedeniyle de birer gün resmi tatil yapılacak. 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı ise cumartesi gününe geliyor. 16 Aralık Pazar günü başlayacak Ramazan Bayramı'nda hafta içi sadece 2 gün izin kullanılacak. Böylece 2001 yılında 104 gün hafta sonu, yarım gün de 31 Aralık Pazartesi olmak üzere 10,5 gün resmi ve dini bayram tatiliyle birlikte toplam 114,5 gün tatil yapılacak.




ATA yenilendi

Bakıma alınan Başbakanlık'a ait "ATA" uçağı, havacılık teknolojisindeki son sistemlerle donatıldı.

Kasım ayında Türkiye'ye getirilecek olan uçak, yapılan değişikliklerle daha güvenli bir uçuş imkanı sağlayacak.

8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın başbakanlığı döneminde alınan Gulf-Stream tipi uçak, başlangıçta büyük eleştirilere neden olmasına karşın daha sonraki başbakanlar tarafından yurtiçi ve yurtdışı gezilerde hep tercih edildi. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz'ın başbakanlığı döneminde karşılaştığı bazı arızalarla kamuoyunun gündemine gelen "ATA" uçağı, havacılık teknolojisindeki gelişmelerin ilave edilmesi ve 72 aylık bakımının yapılması amacıyla İsviçre'ye gönderildi. Kasım ayında Türkiye'ye getirilecek olan uçağa güvenliğin artırılması ve iletişimin kolaylaştırılması amacıyla yeni sistemler monte edildi.




KAMPUSKENT

Otuz yıl önce İTÜ'ye tahsis edilen Ayazağa'daki 185 hektarlık arazi, yetkililerin göz yumması sonucu bugün 5 bin gecekonducu aileye barınak oldu.

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ), mülkiyetine sahip olduğu arazideki gecekondular yüzünden tek örneği Fransa'nın Nice kentinde bulunan "teknopolis"i kuramıyor. İTÜ Rektörü Prof. Dr. Gülsün Sağlamer, üniversiteye kampus yapımı için 1966 yılında tahsis edilen Ayazağa'daki alan içinde yer alan 185 hektarlık arazinin gecekonducular tarafından işgal edildiğini söyledi. İşgal edilen bölgeye, örneği sadece Fransa'nın Nice kentinde bulunan ve üniversite-sanayi işbirliğini uluslararası ölçekte geliştirebilecekleri bir "teknopolis" (teknoloji araştırma ve uygulama kenti) kurmak istediklerini ifade eden Prof. Dr. Sağlamer, "Böyle bir projenin İstanbul'a ve ülkeye çok şeyler katacağı apaçık ortada." diye konuştu.

25 bin nüfusuna ulaştı

"Teknopolis"i gerçekleştirmeyi hedeflemelerine karşın arazi işgali nedeniyle büyük sıkıntı yaşadıklarını, ayrıca söz konusu bölgenin SİT alanı olduğunu anlatan Prof. Dr. Sağlamer, şunları kaydetti: "Üniversite-sanayi işbirliği içerisinde araştırma geliştirme (Ar-Ge) faaliyetlerimizi yerleştirebileceğimiz Armutlu'daki alana ihtiyacımız var. Gecekondular, bu bölgeyi tamamen işgal etmiş durumdalar. Üniversitenin tapulu arazisinde 5 bin civarında aile yaşıyor, nüfus 25 bine ulaşmış durumda. Belediyeye ve ilgili makamlara her seferinde 'durdurun' uyarıları yapıldığı halde hiçbir işe yaramadı."

Maliye Bakanlığı'na tepki

Hazine ve orman vasfını kaybeden arazilerin bu alanlarda yerleşenlere devredilmesine ilişkin Maliye Bakanlığı'nın yaptığı çalışmayı doğru bulmadığını da belirten Prof. Dr. Sağlamer, bu tür çalışmaların gecekondu sahiplerini "yüreklendirdiğini" savundu. Prof. Dr. Sağlamer, "Kanunları çiğnemiş insanlara ayrıcalık tanınmasının anlaşılması mümkün değil. Bu ayrıca demokrasinin de doğru işletilmemesi anlamına geliyor. İnsanların kendilerine ait olmayan toprakların afla ya da başka bir modelle birilerine aktarılması olacak şey değil." dedi.




RTÜK'te aşk skandalı!

Kurumun İstanbul Bölge Müdürü Yaşar Sevük'ün teknik uzman Gaye Akyollu ile 'yüz kızartıcı' bir ilişki içerisinde olduğu ortaya çıktı.

Radyo Televizyon Üst Kurulu İstanbul Bölge Müdürü Yaşar Sevük ile teknik uzman Gaye Akyollu arasında "gayrimeşru ilişki" yaşandığı, Sevük'ün kurumun mali kaynaklarını özel işlerde kullandığı ortaya çıktı. Ankara'yı karıştıran olay yerel Medya Dergisi'nin mayıs sayısında yayınlanan bir haberle gündeme geldi. Haberde her ikisi de evli olan İstanbul Bölge Müdürü Yaşar Sevük ile bölge müdürlüğü teknik elemanı Gaye Akyollu'nun "Üst Kurul misafirhanelerini kullanmak suretiyle duygusal ilişki yaşadığı, Sevük'ün Üst Kurul personelini ve araçlarını özel işlerinde çalıştırdığı ve kullandığı" iddia edildi. Bunun üzerine harekete geçen RTÜK, soruşturma başlatarak iddiaların gerçekliğini araştırmak üzere bir kontrolörü görevlendirdi. Hazırlanan rapor, RTÜK üyelerine sunulurken, her iki ismin de işlerine son verilmesi istendi.

Rapor ne diyor?

Raporun sonuç, kanaat ve teklif bölümünde Yaşar Sevük'ün kurumun mali kaynaklarının harcanmasında kayıtsızlık gösterdiği, nüfuzunu kullanmak suretiyle kuruma ait araçları amacı dışında özel işlerde kullandığı belirtilerek, "Bölge müdürü Yaşar Sevük ile teknik uzman Gaye Akyollu'nun; genel ahlak ve Türk aile yapısına aykırı bir şekilde, memurluk sıfatıyla bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici bir ilişki içerisinde olmalarından dolayı, 'işten çıkarma cezası' ile tecziye edilmeleri gerekmektedir." denildi. Söz konusu raporun geçtiğimiz hafta üyelerden B. Zakir Avşar ve Tülay Çetingüleç arasında yaşanan tartışma nedeniyle gündeme alınamadığı öğrenildi. (Ahmet BIYIK)




Tantan: 'İstanbul yasası' kaçınılmaz

İstanbul Kalyon Otel'de gerçekleştirilen 'Evrensel Değerleri Koruyan Yaşanabilir Bir İstanbul İçin Yeni Bir Yönetim Modeli Geliştirilmesi Projesi' imza toplantısında konuşan İçişleri Bakanı Sadettin Tantan, mevcut yasaların yetersizliği yüzünden İstanbul'un özel bir yasaya ihtiyacı olduğunu söyledi.

İçişleri Bakanlığı ile Marmara ve Boğazlar Belediyeler Birliği (MBBB)'in koordine ettiği proje hakkında bilgi veren Bakan Tantan, İstanbul'un dünya kenti olabilmesi için sorunların çözümünde MBBB'nin koordinesinde 11 kişilik bir bilim üst kurulu oluşturulduğunu açıkladı. Sadettin Tantan, projenin öncelikli amaçlarının, İstanbul'un sorunlarının tespiti, dünya kenti yapılması ve AB'ye uyumu gibi konular olduğunu söyledi. İstanbul'un mevcut belediye ve il sınırlarını aşarak bölgesel etki alanını dikkate alan bir kent modeline kavuşturulması gerektiğini ifade eden Tantan, "Evrensel değerleri koruyan yaşanabilir bir İstanbul için demokratik yönetim ilkeleri göz önünde tutularak yeni bir yönetim modelinin oluşturulması sorumluluğu ortaya çıkmaktadır. Oluşturulan kurul bunun altyapı çalışmalarını yapacaktır. İstanbul'un özel bir yasaya ihtiyacı vardır." dedi. Halkın ve sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla sorunların çözümünde ortak katkı sağlanacağını sözlerine ekleyen Bakan Tantan, projenin tamamlanmasının ardından Meclis'e sunulacağını vurguladı. Tantan ve kurul üyeleri daha sonra ilk toplantılarını gerçekleştirdiler. (Fatih UĞUR)




Özürlüler İŞ İSTEDİ

Körler Federasyonu Başkanı Turan İçli, görme özürlülerin temel sorunlarının başında işsizlik geldiğini belirtti.

Körler Federasyonu Başkanı Turan İçli, görme özürlülerin temel sorunlarının başında işsizlik sorunu geldiğini belirterek, devletin özürlüye, onuruyla yaşabileceği bir iş bulmasını, bunu yapamıyorsa asgari ücret düzeyinde bir işsizlik tazminatı ödemesini istedi. "15 Ekim Dünya Beyaz Baston Körler Günü" dolayısıyla Federasyon Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında, görme özürlülerin temel sorunlarına değinen İçli, Türkiye'de görme özürlülerin en temel sorununun, "ayrımcı uygulama ve düzenlemeler" olduğunu belirterek, "Özürlülere yönelik ayrımcılık, istihdamda, eğitimde, siyasette, ticarette, özetle toplumsal yaşamın pek çok alanında kendisini açıkça hissettirmektedir." diye konuştu. Türkiye nüfusunun yüzde 10'unun özürlü olduğunu ancak ulusal gelirin sadece 10 binde 4'ünün özürlüler için harcandığını belirten İçli, eğitim çağındaki özürlü nüfusun yalnızca yüzde 3'ünün eğitilebildiğine, yüzde 1'in de istihdam edilebildiğine dikkati çekti. Ankara ZAMAN




Bediüzzaman'a DUA

YENİ ASYA gazetesince düzenlenen geleneksel Bediüzzaman Mevlidi'nin 10'uncusu gerçekleştirildi. Kocatepe'yi dolduran vatandaşlar, Bediüzzaman'a dua yağdırdı.

Yeni Asya gazetesi tarafından 1990'dan beri her yıl Kocatepe Camii'nde düzenlenen Bediüzzaman Mevlidi, bu sene de yoğun bir katılımla gerçekleşti. Türkiye'nin çeşitli illerinden mevlit için gelen binlerce vatandaş, öğle namazının ardından okunan Kur'an-ı Kerim, ilahi ve mevlidi huşu içinde dinleyerek Bediüzzaman için dua etti.

Mevlide siyaset dünyasından katılım olmaması dikkat çekti. Mevlit devam ederken Yeni Asya Gazetesi Ankara Temsilciliği'nde bir basın toplantısı düzenleyen gazetenin imtiyaz sahibi Mehmet Kutlular, 'orijinal fikir ve yaklaşımlarıyla çağın temel problemlerine ışık tutan ve sağlıklı çözümler öneren büyük İslam alimi ve Kur'an müfessiri Bediüzzaman Said Nursi'yi bir kez daha rahmetle andıklarını' söyledi.

Anayasa ihtilal ürünü

Konuşmasında demokrasi, insan hakları, sivil anayasa, özgürlük ve inanca saygılı laiklik vurgusu yapan Kutlular, Türkiye'nin iç yapısının bu temel prensiplerle çelişen bir tablo çizdiğini kaydetti. Türkiye'nin ihtilal ürünü antidemokratik bir anayasa ile idare edildiğini ifade eden Kutlular, "Bu anayasanın millet iradesiyle seçilen organlara getirdiği kısıtlamalar hâlâ büyük ölçüde yürürlüktedir. Bu anayasa bu şekliyle geçerli olduğu sürece, Türkiye'de sivil otoritenin üstünlüğünü tesis etmek mümkün değildir." dedi. 312. maddenin kaldırılan 163. maddeyi aratmayacak bir katılıkla uygulanmaya başladığını vurgulayan Kutlular, şöyle devam etti: "Türkiye, anayasasından başlayarak, bütün mevzuatını ve sistemini A'dan Z'ye gözden geçirip yenilemek, rejimini her bakımdan çağdaş hukuk standartlarına uygun hale getirmek zaruretiyle karşı karşıyadır."

Kutlular, gazetecilerin sorusu üzerine, "Süleyman Demirel hakkında hüsnüzan ve müspet kanaatlerinde bir değişiklik olmadığını" söyledi.

Gülen, beraat edecek

Gazetecilerin Fethullah Gülen'in bugün başlayacak olan davasıyla ilgili sorularını da cevaplandıran Kutlular, hak ve hürriyetleri herkes için savunduklarının altını çizerek, "Fethullah Hoca'nın bir örgüt meselesi yok. Ne çetesi kurmuş? Fethullah hoca ümit ediyorum beraat edecektir, beraat etmesi de lazımdır." dedi. Fethullah Hoca hakkında böyle bir dava açılmasına taraf olmadıklarını belirten Kutlular, "Dış ülkelerdeki okullarını devlet destekledi. Şimdiye kadar muteber bir insan addediliyordu, ne oldu da değişti?" diye sordu. Gülen'le ilgili iddianameye de itirazlarının olduğunu ifade eden Kutlular, "Said Nursi'nin iddianamede ne işi var? Bazı mahfiller bir şeyler çeviriyor. Fethullah Hoca'yla ilgili iddialar birer vehim. İhtimaller üzerine yargılama olmaz." şeklinde konuştu. (Hamza ERDOĞAN)




HATAYA soruşturma

Şartları taşımayan 3 bin 870 kişinin öğretmenlik başvurusunu kabul edenler hakkında soruşturma açıldı.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), gerekli şartları taşımadığı halde öğretmenlik için başvuran 3 bin 870 kişinin başvurusunu kabul eden personel hakkında incelemesoruşturma başlattı.

15 Eylül 2000 tarihinde yapılan atamalar için, 40 bin 963 kişi başvurdu. Başvuruları inceleyen bakanlık, 3 bin 870 kişinin başvurusunun "hatalı" olduğunu tespit etti. Bu adaylardan 21'inin Devlet Memurluğu Sınavı'na (DMS) girmediği, 616 kişinin mezun olduğu okulun Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı'nın öğretmenlik için kabul ettiği fakülteler arasında bulunmadığı, 966 kişinin, bakanlığın öğretmen alacağı branşlar için ilan ettiği DMS puanının altında puanı olduğu, 2 bin 37 kişinin başvuru belgesine gerçek DMS puanını yazmadığı, 230 kişinin de hatalı kodlama yaptığı belirlendi.

MEB yetkilileri, 15 Eylül 2000 tarihinde yapılan atamalar için, 14 ilde başvuru bürosu açıldığını hatırlattılar. Adayların başvuru belgelerinin incelenerek kabul edilmesi gerektiğini belirten yetkililer, aksi halde hem kendi işlerinin yoğunlaştığını, hem de yanlış başvuru yapanların yersiz tepkilerine maruz kaldıklarını vurguladılar.

Yetkililer, 3 bin 870 kişinin yaptığı hatalı başvuruyu kabul edenler hakkında inceleme-soruşturma açıldığını bildirdiler.




Sınav iptal edilebilir

Fen liseleri sınavında 2 sorunun yanlış olduğu üniversiteler tarafından da teyit edildi.

İzmir Özel Fatih Dersanesi Müdürü Metin Biniş, coğrafya öğretmeni Halil İbişoğlu ve fizik öğretmeni Esin Kara, Ortaöğretim Kurumları Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı'ndaki hatalı sorularla ilgili basın toplantısı düzenledi. Metin Biniş, 11 Haziran 2000'de yapılan sınavdaki sorulardan ikisinin yanlış olduğunun Ege ve Dokuz Eylül üniversiteleri tarafından da teyit edildiğini söyledi. Fen Bilgisi testinin 12. ve Sosyal Bilgiler testinin 8. sorularının hatalı olduğunu kaydeden Biniş, bakanlığın yanlıştan dönmesini istedi. Milli Eğitim Bakanlığı'na daha önce itirazda bulunduklarını ancak bu itirazlarının reddedildiğini ifade eden Biniş, bunun üzerine, söz konusu soruları Ege Üniversitesi Fen Fakültesi ile Dokuz Eylül Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ne yazılı olarak sorduklarını belirtti.

Yine itiraz edecekler

Milli Eğitim Bakanlığı'nın yılda bir kez yaptığı bir sınavı bile ciddiye almamasının üzüntü verici olduğunu belirten Biniş, "Üniversitelerde aldığımız ve bizi destekleyen çözümleri bakanlığa tekrar gönderip yeni bir itirazda bulunacağız. İki soru sınavın kaderini değiştirecek önemdedir. İki soru sebebiyle sınavı kazanamayan öğrencilerin belki de bu okullara gidebilme şansı doğacaktır." diye konuştu. (Mustafa YÜKSEL)



| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.