Tasarruf...
Tasarruf, yediden yetmişe bütün insanların, hayatlarının her noktasında düşünmeleri gereken sosyo-ekonomik bir davranış veya düşünce biçimi.
Evde, bitecek tüpten mutfağa alınacak ekmeğe, giyilecek elbiseden gezilecek mekana varıncaya kadar, her hareket ve harcamamızda unutulmaması gereken bir beyin cimnastiği. Hele işsiz sayısının milyonlarla ifade edildiği, enflasyon canavarının milli parayı her gün yiyip bitirdiği ülkemiz insanları için tasarruf ayrı bir önem taşır.
Tasarruf mecburiyeti
Asgari ücretin yaklaşık olarak 100 milyon en düşük kiranın 50 milyon olduğu bir ortamda, geçinebilmek için tasarruf artık bir mecburiyet olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bunun için ailelerde, kurumlarda, işletmelerde hatta devlette sürekli tasarruf tedbirleri konuşulur. İyi tasarruf eden mükafatlandırılır, hareketli organizmaya sahip çok şubeli kuruluşlarda tamimlerle en ücra birime kadar yaygınlaştırılır, üzerinde durularak uygulanır.
Bu konu bilimsel olarak rantabl uygulansın düşüncesiyle fakülteler açılır, kurslar tertiplenir, hükümetler en başarılı ve ekonomist insanı ekonominin başına bakan yaparlar, iktidar olacak parti ekonomik programını en önce sunar, ekonomisi düzgün ülkeler parmakla gösterilir.
Her çağda geçer akçe!
Kısaca ekonomiklik, tutumluluk ve tasarruf her çağda geçer akçeyken, müsriflik (savurganlık) israf, har vurup harman savurma her zaman sefalete davetiye çıkarmıştır. Bütün dinler israfın zararlarını anlatır. Yüce Kitabımız Kur'an'da israfın haram olduğu belirtilir ve Allah'ın müsrifleri sevmediği kesin bir dille ifade edilir.
'Aza kanaat etmeyen çoğu bulamaz.' düsturunu kendisine rehber edinen işçi, memur ve dar gelirliler tasarrufu tam manasıyla uyguluyor, çünkü ayağını yorganına göre uzatmaktan başka çaresi de yok zaten.
Halkımız bunları yaparken elektrik anahtarları üzerinde 'lüzümsuzsa söndür' ibaresini içeren etiketleri asma nezaketini gösteren yetkililerimiz acaba tasarrufu nasıl uyguluyorlar?
Memurunun yüzde 17 mi 15 mi zammını tartışan hükümet acaba kendisi giderlerini ne kadar azaltmış(!)
'Aşağıdaki bilgileri okuduktan sonra asıl tasarruf etmesi gerekenin kim olduğu ortaya çıkıyor.' diyen Rıfat Kılıç, gönderdiği yazısında 'Gerçi herkes biliyor bunları; ama işte biz yine de hatırlatalım.' cümlesiyle başlıyor.
Devletin harcamaları
Kiralarda ve ücretlerde yıllık % 25 artışı uygun gören devletin harcamaları bakın ne kadar artmış:
Yurtiçi görev ve yolluklar %125
Yurtdışı görev ve yolluklar % 81
Taşıma giderleri %144
Ulaştırma ve haberleşme %146
Bina onarım harcaması %114
Akaryakıt ve yağ gideri %116
Yakacak alımı %142
Elektrik, su, havagazı %102
Tören giderleri %100
Demirbaş alımı %144
Makine teçhizat %125
Taşıt alımı % 50
Her gelen hükümet, enflasyonu düşürmeyi vaat ediyor ve halktan beklentilerini dile getiriyor. Alınacak tasarruf tedbirlerinde habire halkın kemerleri, dolayısıyla boğazı sıkılıyor başka bir araştırmaya göre aslında enflasyonun nedeni kamu savurganlığı. Neden mi? 'Çünkü;
50.000 kamyon,
35.000 kamyonet,
20.000 otobüs,
20.000 minibüs,
95.000 otomobil,
11.000 diğer araçlar olmak üzere kamu nun elinde
Toplam: 231.000 araç bulunuyor.
Halbuki bu sayı:
Almanya'da 15.000,
Japonya'da 10.000,
İngiltere'de 12.000.
lTürkiye sadece makam aracı şoförlerine yılda 600 trilyon TL ödüyor.
Kamunun elinde 19 özel uçak bulunuyor. Bu sayı;
Almanya'da 14, Kanada'da 17, Pakistan'da 7, Portekiz'de 4, Norveç'te 3, Yunanistan'da 1.
lDevlet dairelerinde çoğu uluslararası görüşmeye açık 162.000 telefon var, bunlar için ayda 5 trilyon TL ödeniyor.
l2000 yılı bütçesinde 34 bakanlığın harcama tutarı 75 katrilyon.
|