Nazarbayev’den ZAMAN’a özel
Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev ile görüştük. Nazarbayev, Cumhurbaşkanı Necdet Sezer'in 19 Ekim'de başlayacak olan ziyareti öncesi ZAMAN'a önemli açıklamalarda bulundu.
Antalya'da yaptığı iki haftalık tatilin ardından; Astana'da gerçekleştirilen Avrasya Ekonomi Topluluğu Zirvesi, Kırgızistan ziyareti, Sezer'in programı, çok sayıda devlet başkanının da katılacağı Türkistan şehrinin 1500. Yıl etkinlikleri ve hemen ardından yapacağı Avrupa seyahati dolayısıyla kendisini son derece yoğun bir program içinde bulan Nazarbayev, bizleri Kırgızistan dönüşünde Almatı'daki sarayında kabul etti.
İstanbul'dan Ekonomi yazarımız Kadir Dikbaş, Azerbaycan Temsilcimiz Enes Cansever, Kazakistan Temsilcimiz Ersin Demirci ve Astana muhabirimiz Ufuk Sert'i kabul etti. Sıkı korunan sarayında yaptığımız görüşme oldukça samimi bir atmosfer içinde geçti. Yoğun programı dolayısıyla yorgun olmasına rağmen dinç ve neşeli idi. Sözlerine, "Türk kardeşler hoşgeldiniz. Buraya gelip görüşme talebinde bulunarak beni çok memnun ettiniz." diyerek başladı. Sorularımıza samimi, açık ve net cevaplar verdi.
Görüşme sonrasında bizleri Kazakistan'da görmekten duyduğu memnuniyeti tekrarladı ve yeni başkent Astana'yı, Hoca Ahmet Yesevi'nin diyarı Türkistan şehrini de görmemizi istedi. Nazarbayev, kendi elleriyle imar ettirip başkent yaptığı Astana'ya ve 20 Ekim'de başlayacak Türkistan şehrinin 1500. Yıl kutlamalarına çok önem veriyor.
Nazarbayev, devlet televizyonuna da talimat vererek, görüşmenin ana haber bülteninde haber olarak yayınlanmasını istedi.
Türkiye-Kazakistan ilişkileri açısından çarpıcı ve önemli açıklamaların yer aldığı röportaj çok ses getirecek.
BÜYÜKLERİNİZ NEREDE ?
Nazarbayev, Bakü-Ceyhan petrol boru hattı konusunda çarpıcı açıklamalarda bulundu. Projenin Bakü-Ceyhan değil, Aktau-Ceyhan olmasını istediklerini belirten Nazarbayev, "Herkes konuşuyor; ama hâlâ somut bir adım yok." dedi. Nazarbayev, Bakü-Ceyhan görüşmelerinin dışında tutulmalarından yakınarak, "Bakü-Ceyhan'ı destekliyoruz; ancak Kazakistan'ın da işin içinde olması lazım." diye konuştu.
Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer'in Orta Asya ziyareti öncesi ZAMAN'a özel açıklamalarda bulunan Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev, Türk inşaat firmalarının Kazakistan'da gerçekleştirdikleri başarılı çalışmaları övdü, 'Büyük firmalarınız neden gelmiyor?' diye sordu. Nazarbayev, Türk özel sektöründen üretime dönük yatırımlar beklediklerini vurgulayarak "Özellikle tarım, hayvancılık, gıda ürünleri, otomotiv, kimya ve sağlık sektöründeki yatırımlarını bekliyoruz. Ama üzülerek söyleyeyim ki, bu alanlara hâlâ Türk işletmeleri ilgi göstermiyor." dedi.
Nazarbayev, Bakü-Ceyhan petrol boru hattı konusunda da çarpıcı açıklamalarda bulundu. Projenin Bakü-Ceyhan değil, Aktau-Ceyhan olmasını istediklerini belirten Nazarbayev, proje ile ilgili belirsizliklerin devam ettiğini, hâlâ Kazak petrolünün Ceyhan'a naklinin ne kadara mal olacağının bile bilinmediğini söyledi. Nazarbayev, "Herkes konuşuyor; ama hâlâ somut bir adım yok." dedi.
Cumhurbaşkanı Sezer'in ziyaretinde ele alınacak konular hakkında da bilgi veren Nazarbayev, iki ülke arasında yapılması gereken anlaşma ve protokollerin tamamlandığını, bundan sonraki aşamanın bu anlaşmaların hayata geçirilmesi olduğunu belirtti. Nazarbayev, küçük ve orta boy işletmeleri geliştirmek istediklerini ve bu konuda Türkiye'nin büyük bir tecrübeye sahip olduğunu söyledi.
Nazarbayev sorularımızı şöyle cevaplandırdı:
- Cumhurbaşkanımız A. Necdet Sezer önümüzdeki hafta Kazakistan'a geliyor. Görüşmede hangi konuları ele alacaksınız?
- Merhum Özal'la başlayıp Demirel ile devam eden iki kardeş ülke arasındaki ilişkiler şimdiye kadar belli bir düzeye geldi. İki ülke arasında yapılması gereken pek çok anlaşma ve protokol imzalandı. Şu an asıl önemli olan; şimdiye kadar yapılan bu anlaşmaların daha somut bir zemine oturması. Bugün yaklaşık bin 300 Türk firması Kazakistan'da faaliyet gösteriyor. Türkiye'nin yatırım hacmi 1,5 milyar dolara ulaştı.
- Sayın Sezer'le New York ve Antalya'da görüşmelerimiz oldu. İki ülke ilişkilerini her alanda geliştirmek için hazır olduğunu ifade ettiler. Bizim de temennimiz ve amacımız bu.
- Yapacağımız görüşmede iki ülke ilişkilerinde ekonomik, sosyal ve kültürel alanda ilişkilerimizi nasıl geliştirebiliriz bunu konuşacağız. Bizim en büyük problemlerimizden birisi küçük ve orta boy işletmelerin geliştirilmesi konusu. Bu konuda ise Türkiye çok büyük tecrübeye sahip. Bunların yanında ulaşım ve savunma alanındaki ilişkilerin geliştirilmesini de görüşmemiz gerekiyor.
- Öteden beri Avrasya ekonomik birliği düşüncesini savunuyorsunuz. Bu çerçevede oluşturulmuş olan gümrük birliği, bir süre önce Astana'da yapılan zirvede Avrasya Ekonomik Topluluğu'na dönüştürüldü ve siz de başkan seçildiniz. Bu birliği neden önemsiyorsunuz? Bu birliğe başka ülkeler katılabilecek mi?
- Avrasya demek, Avrupa ve Asya'nın bir araya gelmesi demek. Avrasya ülkelerini bir günde bir araya getirmek ve ilişkilerini istenilen seviyeye ulaştırmak mümkün değil. 1860 yılından bu yana Kazakistan, Rusya'nın egemenliği altında. Haliyle ekonomimiz Rusya'ya bağımlı hale geldi. Rusya, Beyaz Rusya, Ukrayna ve diğer komşu ülkelerimizin dışında hiç kimse ile ekonomik anlamda bir ilişkimiz olmadı. Ulaşım imkanları Rusya'ya bağımlı hale geldi. Yani alışverişimiz tamamen Rusya'ya odaklanmış oldu.
- Kendi ekonomimizi, bağımsız ve daha iyi bir seviyeye getirmek ve serbest piyasa ekonomisini rantabl bir düzeye getirebilmemiz için bize vakit lazım.
- Gümrük birliği Kazakistan, Rusya, Beyaz Rusya ve Kırgızistan ile başladı. Buradaki hedefimiz şu: Kazakistan'dan Rusya'ya yılda yaklaşık olarak 26,6 milyon tonluk mal akışı var. Bu mal akışında hem biz hem Rusya vergi alıyor. Diğerleri gibi Türk şirketleri de bu vergileri ödemek durumunda kalıyor.
İkinci önemli konu ise geliş gidişlerde ve taşımalarda şirketlerin herhangi bir sıkıntı ile karşılaşmaması için böyle bir birliğe ihtiyaç var. Şu anda bu birlik, Kazakistan, Rusya, Kırgızistan, Beyaz Rusya ve Tacikistan'dan oluşuyor. Ancak kapımız açık. İsteyen her ülke bu birliğe girebilir. Bunun için asıl burada önemli olan konu, halihazırdaki birliğin faydalı oyduğunu göstermemiz lazım. Mesela bu birliğe Türkiye, Çin, Azerbaycan, Özbekistan ve Baltık ülkeleri girerse çok iyi olur.
Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir konu ise, daha önceki alışkanlıklar nedeniyle ben liderim, diğerlerinden ben bir adım öndeyim gibi politikalarla karşılaşmazsak çok faydalı bir birlik olacağına inanıyorum. Bu konu, Kazakistan'a resmi ziyarette bulunan Putin'le yaptığımız görüşmede gündeme geldi ve Putin, Kazakistan ile bölge ülkelerinin bağımsızlığına saygılı ve karşılıklı menfaatler çerçevesinde gelişmesine katkıda bulunmaya hazır olduğunu ifade etti.
- Bakü-Ceyhan ya da Aktau-Ceyhan petrol boru hattı konusunda ne düşünüyorsunuz? Bölge ülkeleri üzerine düşeni yapıyor mu?
- Biz Kazakistan olarak petrol üreticisi bir ülkeyiz. Yıllık 30 milyon ton üretim hacmimiz var ve ileride 100-150 milyon tona çıkarmayı hedefliyoruz. Önemli olan konu, bunu dış pazara çıkarma ve satmadır. Bu bizim için çok önemli bir olay. Zira, denizlere çıkışı olmayan bir ülkeyiz. Elbette birçok alternatif gerekiyor. Bunlar arasında Türkiye açısından da önem taşıyan Bakü-Ceyhan projesi var. Ancak bu proje ile ilgili hâlâ cevaplanmamış sorular var. Kazakistan'dan çıkan bir ton petrolün Ceyhan'a ulaşma maliyeti nedir bilmiyoruz. Şu anda hatla ilgili tartışma Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan ekseni üzerinde oluyor. Kazakistan tartışmanın dışında kalıyor. Herkes Bakü-Ceyhan, Bakü-Ceyhan deyip duruyor. Bu nedenle bir süre önce, bu projenin sadece Bakü-Ceyhan olarak değil, Aktau-Bakü-Ceyhan olarak düşünülmesi gerektiğini söyledim.
- Hazar Denizi'nin tabanından boru hattını nasıl geçireceğiz, denizden tankerle mi taşıyacağız, Türkmenistan üzerinden mi yollayacağız, bu soruların cevaplanması gerekiyor. Ancak genel manada Kazakistan bu hattı destekliyor. Mesela biz, yılda 100-150 milyon ton petrol üretmemiz durumunda aynı zamanda 80 milyar metreküplük doğalgaz üretimimiz de söz konusu olacak. Bakü-Ceyhan deklarasyonu imzalanırken, buraya Türkiye'nin 20 milyar metreküp gaz alacağı ibaresi düşüldü. Bu konu da daha netlik kazanmış değil. Bu sebeple biz, bu hattı desteklemekle birlikte, 2001 yılında Kuzey Hazar Hattı (KTK-Hazar Karadeniz Hattı) hayata geçecek. Bu hatta Kazakistan 40 milyon ton petrol verebilecek. Dolayısıyla 2005 ve 2007 yılına kadar Kazakistan'ın ikinci bir hatta ihtiyacı olmayacak. Çünkü ikinci bir hatta bu tarihe kadar verecek petrolümüz yok.
Kimseye bağımlı olmayız
Üçüncü bir konu, Çin ile bir anlaşmamız var. Şu anda Çin alternatifinin getiri ve götürüsü üzerinde çalışmalar devam ediyor. Kazakistan olarak Çin'e de bir boru hattının uzanması düşüncesindeyiz. Rusya üzerinden Baltık Denizi'ne gidecek bir hat olsa diye düşünüyoruz. Bir başka alternatif ise İran üzerinden Basra Körfezi'ne inilebilir mi diye düşünüyoruz. Boru hattı konusunda Kazakistan'ın politikası çok alternatifli olmasıdır.
Bakü-Ceyhan'ın Türkiye'nin büyük faydasına olduğunun farkındayız. Şunun çok iyi bilinmesi lazım ki, hedefimiz hiçbir tarafa bağlı, hiçbir ülkeye bağımlı hale gelmemektir. Yani ne Rusya'ya, ne Çin'e, ne İran'a.
Bakü-Ceyhan'ı destekliyoruz; ancak Kazakistan'ın işin içinde olması lazım.
- Kazakistan'a giren yabancı sermaye içinde Türkiye'nin yeri nedir, Türk işadamlarının Kazakistan ekonomisindeki rolü nedir? Yeni yatırımcılara hangi alanları tavsiye edersiniz?
1993 yılından bu yana, Kazakistan'a 7 yıllık süreçte 10 milyar dolarlık yabancı sermaye yatırımı söz konusu. Bu rakam bazı Avrupa ve eski SSCB ülkeleri arasında en yüksek rakam. Dünya Bankası'nın verilerine göre, Kazakistan en çok yabancı sermaye çeken ilk 20 ülke arasında. Bu yatırımların oranına gelecek olursak, birinci sırada ABD, ikinci sırada İngiltere, Türkiye ise 1,5 milyar dolarlık yatırım hacmi ile üçüncü sırada yer alıyor.
Büyük firmalarınız gelmedi
Ben, bağımsızlığın ilk gününden bu yana Türk işadamlarını ülkeme çekmek, yatırım yapmalarını sağlamak için özel bir politika izledim. Çünkü bu, yakın ve akraba ülke olmamızın gereği idi. Ancak şimdiye kadar buraya gelen Türk işadamlarının büyük çoğunluğu inşaat sektöründe idi. Yani üretime dönük yatırım değil, ihale alarak inşaatların yapılması şeklinde. Ülke olarak bu aşamayı tamamladık. Mesela başkent Astana'nın tamamına yakını Türk işadamlarınca inşa edildi. Birkaç gün sonra açacağımız 220 milyon dolara mal olan Boğaz Köprüsü'ne benzeyen Semey'deki köprünün açılışını yapacağız.
Şu an faaliyet gösteren firmaların çoğu orta ölçekli firmalar. Türkiye'nin büyük firmaları hâlâ ülkemize gelmedi.
Bizim ülke olarak bundan sonraki beklentimiz, orta ölçekli firmaların üretime dayalı yatırımlarıdır. Biz Türkiye'nin küçük ve orta ölçekli işletmelerinin tecrübelerinden istifade etmek istiyoruz. Bu işletmeler, ülkemizde her alan ve her yerde büyük oranda iş imkanı bulacaklardır. Özellikle tarım, hayvancılık, gıda ürünleri, otomotiv, kimya ve sağlık sektöründeki yatırımlarını bekliyoruz. Ama üzülerek söyleyeyim ki, bu alanlara hâlâ Türk işletmeleri ilgi göstermiyor.
Bütün bunlara rağmen, Orta Asya'da Türk işletmelerinin en yoğun bulunduğu ülkenin de Kazakistan olduğunu belirtmek isterim.
- İki ülke ilişkilerinin önemli bir ayağını da eğitim oluşturuyor. Kazakistan'da Ahmet Yesevi ve Süleyman Demirel üniversiteleri ve çok sayıda Kazak-Türk lisesi var. Türkiye'den Kazakistan'a yapılan eğitim yatırımlarının Kazak eğitim ve kültürüne katkısı nedir? Çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Bağımsızlığımızın ilk gününden beri eğitime ayrı bir önem verdik. Öğrencilerimiz yurtdışına ilk olarak Türkiye'ye gönderildi. Daha sonra Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesi'nin temelini attık. Türkiye buna çok büyük maddi ve manevi destekte bulundu. Bu nedenle müteşekkiriz. Şu anda bu üniversitede bütün Türk dünyasından 15 bin öğrenci eğitim görüyor.
Okullara desteğimiz sürecek
- Süleyman Demirel Üniversitesi ise özel bir üniversite. Adını bizzat ben koydum ve açılışını ben yaptım. Bu üniversitelerin farklı ve önemli bir özelliği, başka branşlardan ziyade, Türkçe, İngilizce ve Kazakçanın uluslararası seviyede verilmesi. Bu, bizim gençlerimiz için çok önemli.
Şu anda Türkiye'de yaklaşık 2 bin Kazak öğrenci okuyor. Türkiye'den gelen 700 kadar öğrenci de burada okuyor. Bu iki taraf için de önemli. Ayrıca ülkemizde önemli bir hizmet veren 24 Kazak-Türk Lisesi bulunuyor. Devlet olarak bu okulları desteklemeye devam edeceğiz.
Bu, kardeşliğimizi ve dostluğumuzu sürdürecek. Çünkü tarihimiz, kültürümüz, dilimiz, dinimiz ve kanımız bir. Ancak uzun süredir ilişkilerimiz olmadı. Kardeş halklar olarak bizim biribirimizi tanıyıp bilmemiz lazım. Bu nedenle gençlerin Türkiye'de okuması, Kazak-Türk liselerinin ve üniversitelerinin açılması çok önemli bir olay.
- 20 Ekim'de Türkistan şehrinde 1500. yıl kutlamaları başlayacak. Sizin önderliğinizde gerçekleştirilen kutlamalara birçok devlet başkanı da katılacak. Nasıl bir etkinlik olacak?
- Türkistan, Türk dünyasının ortak sehridir. Bu bayram Hoca Ahmet Yesevi'nin yaşadığı topraklarda, UNESCO çerçevesinde kutlanacak bir bayram. Bu topraklar Türk dünyasının ve Kazak dünyasının manevi topraklarıdır. O topraklarda 17 hanımızın kabri bulunuyor.
- Türkiye'nin de katkılarıyla Türkistan'da Hoca Ahmet Yesevi adını taşıyan bir üniversite yaptık ve açtık. Bu bayram için bütçeden yüklü bir meblağ ayırdık. Büyük hazırlıklar yaptık. Türkiye için de son derece önemli olan bu bayrama Cumhurbaşkanınız A. Necdet Sezer de katılacak. Ayın 19'unda Astana'ya gelecek, oradan da Türkistan'a birlikte geçeceğiz.
|