Turistler şaştı kaldı
Turistler, nüfus sayımında ev hapsini şaşkınlıkla karşıladılar. Böyle bir uygulamayla ilk kez karşılaşan turistler, 'ilginç bir deneyim yaşayacakları' görüşündeler. Yıllardır nüfus sayımlarında sokağa çıkma yasağı, 'ilkel bir uygulama olduğu' eleştirisine rağmen uygulanması sürerken, bu sayımda tartışmanın odağına yerleşen turistler, pazar günü yapılacak sayımda herkesin eve hapsolmasını çok komik olarak nitelendirdiler.
Sayımları yapıldıktan sonra gezilerine devam etmeleri sağlanacak olan turistler, Türkiye'de yaşadıklarının kendileri için unutulmayacak bir deneyim olacağını belirttiler. Sultanahmet'te konuştuğumuz turistlerin yüzde 90'ı, böyle bir durumla ilk kez karşılaştıklarını, sayım için insanların evlerinde mahsur kaldığı gerçeğiyle, Türkiye'de karşılaştıklarını belirttiler. Turistlerden bazıları eve hapsolmanın insanların özgürlüğünü kısıtladığını ve bunun bir ilkellik olduğunu söylerken, bazıları da bütün ailenin sabahtan akşama kadar birlikte olmalarının güzel bir şey olabileceğini dile getirdi.
Sokaklar turistlerin
Bilim çağında insan kayıtlarının hâlâ elektronik ortama geçirilmemesine şaşırdıklarını dile getiren turistler, pazar günü İstanbul'un tamamen boş olmasının kendileri için unutulmaz bir anı olacağını kaydettiler. Turla gelmeyen turistlerin otellerine hapsolacağı haberlerine tepki gösteren ferdi turistler, "Bize neden daha önceden haber verilmedi, bu konuda ne acentelerden ne de Türkiye'ye gelirken uçakta açıklama yapılmadı. Bu seyahat özgürlüğüne aykırı." şeklinde görüş belirttiler. (Fatih YILMAZ)
BİZİ NİÇİN SAYIYORLAR?
Ülkemize iki gün önce gelen Avustralyalı çift Richard Wallase ve Mardy Temple, turla gelmedikleri için pazar günü otele hapsolmak istemediklerini belirterek, "Zaten sadece bir haftalığına geldik, bu bizim için tam bir şok oldu. Bütün bir gün dışarı çıkamayacağımızı düşünmek bizi gerçekten üzdü. Bizi neden sayacaklarını, bunun ne işe yarayacağını anlamakta güçlük çekiyoruz." Wallase–Mardy çifti, kendi ülkelerinde de sayım yapıldığını, bunun, insanların verilen formu doldurarak posta kutularına bırakma yöntemiyle yapıldığını anlattılar.
ÖZGÜRLÜK KISITLANIYOR
Hollandalı Chris Eekhout ve Wouter Holleboom, sayım için bile olsa insanların bir gününü çalmanın özgürlükleri kısıtlamak anlamına geldiğini, bunun kabul edilemez bir şey olduğunu dile getirdiler. Hollanda'da sadece bir kez sayım yapıldığını belirten Eekhout, "Bu da yıllar önce yapıldı. Artık sayım yapılmıyor; çünkü ulusal kayıt sistemi adı verilen bir sistemle doğan herkes bilgisayar ortamında kaydedilliyor. Ölümler de kayıtlardan siliniyor, adres ve bilgi değişiklikleri de online yapılıyor." dedi.
PROMOSYONLU SAYIM
Nüfusu değişken yerleşim yerleri sıkıntılı. İstanbul Eminönü ilçesi Belediye Başkanı Lütfi Kibiroğlu, 'nüfus bakımından çöl iklimi yaşıyoruz. Gündüz 2 buçuk milyon insan varken, gece ise 65 bine düşüyor. Metropol ilçelerde farklı kıstaslar gerekir. İşyerlerinin sayımı bir kıstas olabilir." derken, yerleşik nüfusu 231 bin kişi olan ve gündüz bunun 8 katı nüfusa hizmet veren Beyoğlu Belediye Başkanı Kadir Topbaş da hükümetin bir orantılama yapmasını istedi. Kış aylarında 15-20, yaz aylarında ise 150-200 bin nüfusa sahip olan Adalar Belediye Başkanı Coşkun Özden de devlet hizmetlerinde esas alınacak nüfusun, yaz ve kış aylarının ortalaması olmasını teklif etti.
Denizli Belediye Başkanı Ali Aygören, sayımda evde kalmayı özendirmek için çekilişle altın dağıtacak. Sayımda evlerinden çıkmayarak sayılan Denizlili bin aile altın sahibi olacak.
Çorum Belediye Başkanı Arif Ersoy, komşusu sayılmayan ya da sayım zamanı başka yere giden vatandaşların belediye bünyesinde oluşturulan 153 ve 110 numaralı 'Alo Sayım' hattını arayarak ihbarda bulunmalarını istedi.
Konya'nın Akşehir ilçesi Belediye Başkanı Nuri Köksal, ilçe nüfusunu korumak için sayımdan kaçanların su aboneliklerinin iptal edileceğini açıkladı.
Vatandaş, eğer misafirse sayımda bunu beyan etmeyip ikamet yerini söylemezse, sayıldığı yerin nüfusuna dahil olacak. Başka ilde ikamet ettiğini beyan ederse, DİE bu kişiler ile turist ve nüfus görevlilerini ayırıp, o yerin nüfusunu bulacak.
Turizmcilerin sayım tedbiri
Turizmciler pazar günü yapılacak olan genel nüfus sayımı için tedbirlerini aldılar. Pazar günü, bütün müzeler açık olurken, ayrıca turistik bölgelerde sadece turistlere yönelik olarak çalışan büyük alışveriş merkezleri de çalışacak.
Antalya Net Shopping Center Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Gönül, çalışanlara sayım günü için özel izin aldıklarını söyledi. Net Grubu'nun Kuşadası'ndaki alışveriş merkezinden Yaşar Aydın da, aynı gün Kuşadası'na 7 ayrı gemi geleceğini hatırlatarak, kendilerinin de gerekli bütün izni aldıklarını söyledi. Turizmciler izin almasına, müze ve ören yerlerinin de açık tutulmasına rağmen, turistik yerlerdeki küçük dükkan sahipleri yasaktan büyük zarar görecek.
Turistler paya dahil değil
Öte yandan, basın organlarında çıkan, özellikle turistik yörelerdeki belediye başkanlarının 'turistlerin de o il veya ilçenin sayımına dahil edilerek, İller Bankası'ndan pay alacaklarına' yönelik beyanlarını yetkililer yalanladılar. Bu yörelerde sayılacak turistlerin, sadece orada konakladığını ve daha sonra kendi ülkelerine döneceklerini hatırlatan yetkililer, DİE'nin öncelikle bunları ve başka ilde ikamet edenler ile görevlileri ayırarak o yerin nüfusunu bulacağını, İller Bankası paylarının da bundan sonra belirleneceğini kaydettiler.
HACI ADAYLARI Rahat edecek
Hac Dairesi Başkanlığı tarafından hac seyahati düzenleyecek acentelere getirilen yeni şartname, hacı adaylarına cazip imkanlar sunuyor.
Yeni şartnameye göre, Mekke'de kişi başına 3 metrekare ve Medine'de 4 metrekareye bir kişi düşecek şekilde odalar ayarlanacak ve bir odada en fazla 8 kişi kalabilecek. Bir dairede en fazla 24 kişi konaklıyorsa; mutfakta bir adet dörtlü ocak, bir adet buzdolabı, bir adet dipfriz bulundurmak artık zorunlu olacak.
Çamaşır makinesi ve dipfriz
Eğer dairede 24 kişiden fazla kişi konaklıyorsa iki dörtlü ocak, iki buzdolabı ve bir dipfriz bulundurulacak. Şartnameye göre, her daireye iki masa, sekiz sandalye, yarı otomatik çamaşır makinesi konulacak ve üç katı geçen binaları asansörlü olacak. Hac standartlarında yapılan bir diğer önemli değişiklik ise, Arafat ile ilgili. Bundan böyle hacı adaylarına Arafat'ta üç öğün yemek verilecek. On ayrı kalemden oluşan her öğünde elma, zeytin, helva ve meşrubat bulunuyor.
Aş derdi okul kapattı
Diyarbakır'ın Çınar ilçesine bağlı Uzunbahçe köyündeki ilköğretim okulu, öğrenciler pamuk tarlasına gidince kapandı.
Uzunbahçe köyü muhtar vekili Ali Kutlu, pamuk işi nedeniyle öğrenci sayısı düştüğü için köydeki okulun kapatıldığını söyledi.
Zaten uzun yıllar kapalı olan okulun üç yıl önce yeniden eğitime başladığını belirten Kutlu, yörede pamuk ekiminin artması ile iş imkanı ortaya çıktığını, köylülerin çocukları ile birlikte ekim ayı sonlarına kadar pamuk topladıklarını, bu süre içinde de çocukların, okula gidemediklerini anlattı. Kutlu, okula giden çocuk sayısının az olması nedeniyle öğretmenlerin bu durumu Diyarbakır Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bildirmesi üzerine, okulda eğitim-öğretime ara verildiğini ifade etti.
Köylülerden Süleyman Kaymak da, iki çocuğundan birini okuması için köyde bıraktığını, diğerini ise annesiyle pamuk tarlasına gönderdiğini belirterek, şunları söyledi: "55 haneli köyümüzde geçimimizi zor sürdürüyoruz. Köylüler yılın büyük bölümünü boş geçiriyor. Tarlalarımız taşlık ve verimsiz. Herkes sahip olduğu birkaç hayvanla geçinmeye çalışıyor. Kış gelince şeker ve un alacak paramız yok. Bunun için de yılda bir-iki ay süren pamuk toplama işine köylüler çoluk çocuk yatılı olarak gidiyor. Bu süre içinde köy okulunun 39 kişi olan mevcudu 6–7 kişiye iniyor. Geçen iki yıl böyleydi. Ancak bu yıl okul kapandı. Okulun açılmasını istiyoruz." Milli Eğitim Müdürlüğü yetkilileri, köylüleri ve muhtarı, çocuklarını okula göndermeleri konusunda ikna edemediklerini ve bu nedenle köyde görevli öğretmenleri başka okullara atadıklarını söylediler. Uzunbahçe İlköğretim Okulu'nda eğitim gören 39 öğrenciden sadece 5'inin kız olduğu ve köylülerin kız çocuklarını okutmadıkları öğrenildi.
Bu çağda böyle ayıp olur mu?
Erzurum'un Tekman ilçesine bağlı Mescitli ve Kalaycı köy okullarında tuvalet yok. Öğrenciler tuvalet yerine yıllar öncesinden kalma kapısı, penceresi, suyu bulunmayan döküntü yerlerde tuvalet ihtiyaçlarını gideriyor.
Köylerinde salgın hastalık çıkmasından korkan köylüler, yetkililerin köylerine gelerek tuvalet sorununu yerinde görmelerini istiyorlar. Kalaycı köyü sakinlerinden Halil Taş, "Çocuklarımızı okula eğitim almaları, temizliği öğrenmeleri için gönderiyoruz. Ancak okulun tuvaleti yok. Çocuklarımız ders aralarında ya eve gelip ya da tuvalet adı altındaki mikrop ve pis kokudan geçilmeyen, kapısı, tuvalet taşı olmayan yerde ihtiyaçlarını gideriyorlar. Yetkililerden yardım istemiyoruz. Gelsinler okulumuzun tuvaletini görsünler, ondan sonra ellerini vicdanlarına koyup öyle karar versinler. " diye konuştu. Erzurum CHA)
Din ve dil baskı altında
Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Genel Başkanı Nazif Öztürk, irtica ile mücadele adına gericilik, çağdaşlık adına bağnazlık yapıldığını söyledi.
Öztürk, TYB Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında, TBMM'nin, yeni yasama yılı çalışmalarına, 20'nin üzerinde aydına TCK'nın 312. maddesine göre verilen mahkumiyet kararlarının gölgesinde başladığını ifade etti. Milletin gündeminde, "din ve vicdan özgürlüğünün sağlanması, düşünce ve ifade özgürlüğünün önündeki mayınların temizlenmesi" gibi ilkelerin hayata geçirilmesi olduğunu söyleyen Öztürk, "Ülkemizde, son senelerde, münferit olaylar öne çıkartılarak, yanlış kararlarla tüm millet cezalandırılıyor. Ülkede, irtica ile mücadele adına gericilik, çağdaşlık adına bağnazlık yapılmaktadır." diye konuştu. Sosyal bünyeyi ayakta tutan ve kültürü oluşturan temel değerlerin dil ve din olduğunu vurgulayan Öztürk, "Günümüzde her ikisi de baskı altındadır. Her alanda kazanılmış haklardan geriye gidişin sinyalleri gelmektedir." dedi. Öztürk, toplumun huzur ve mutluluğunu gölgeleyen, ülkeyi çağın gerisine iten çıkmazlardan kurtulmak için TBMM'nin yeni yasama döneminde bazı hukuki düzenlemeler yapması gerektiğini söyledi. Ankara ZAMAN
Polis müdürüne yakalama emri
Antalya'nın Çalkaya beldesinde ortaya çıkarılan çete ile ilgili soruşturma sürüyor.
Cumhuriyet savcılığı, bu kez de Antalya Emniyet eski Müdür Yardımcısı Ali Okumuş hakkında mahkemeden gıyabi tevkif müzekkeresi çıkarılmasını talep etti. Okumuş, halen Afyon Polis Okulu'nda öğretmen emniyet müdürü olarak görev yapıyor. Arazi yolsuzluğu ile ilgili Çalkaya Belediye Başkanı Süleyman Yılmaz, 1 belediye görevlisi ile İstanbul'da yakalanarak Antalya'da mahkemeye çıkarılan 11 kişiden 5'i tutuklanmıştı.
Sol örgütler oruca başladı
Yasa dışı terör örgütleri DHKP-C ve TKP ML, F tipi cezaevlerine karşı bugünden itibaren süresiz açlık grevi başlatıyor.
Örgütlerin cezaevleri komitelerince alınan karara göre, isteklerin karşılanmaması durumunda açlık grevi ölüm orucuna dönüştürülecek. Örgütler, F tipi cezaevlerine, insan haklarına aykırı olduğunu ileri sürerek karşı çıkıyorlar. Adalet Bakanlığı ise koğuş sisteminde örgütlerin saltanatını kırabilmek için bu sistemde kararlı. Birol AYDIN / İstanbul (ZAMAN)
GAZ DEHŞETİ
Diyarbakır İtfaiye Müdürlüğü'ndeki klor tüpünün değiştirilmesi sırasında meydana gelen gaz kaçağından ilk belirlemelere göre 131 kişi zehirlendi. 3 çocuğun durumu ciddi.
Diyarbakır'ın Suriçi beldesindeki Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü'nün bahçesinde bulunan içme suyu depolarının klor tankında, klor tüpünün değiştirilmesi sırasında meydana gelen gaz kaçağında ilk belirlemelere göre 131 kişi zehirlendi. Aralarında, itfaiyecilerle, çevre evlerde oturan vatandaşlar ve çocukların da bulunduğu zehirlenenlerden 4'ünün durumunun ağır olduğu bildirildi. Zehirlenen vatandaşlar ambulanslarla Diyarbakır SSK, Devlet, Çocuk ve Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi hastanelerine kaldırılarak, tedavi altına alındı. Zehirlenme olayını görüntülemeye çalışan Diyarbakır Söz Televizyonu muhabirleri Faysal Karadeniz ve Cevat Aytaç da sızan gazdan zehirlendiler. Gazeteciler, Diyarbakır Devlet Hastanesi'nde tedavi altına alındılar.
Diyarbakır Valisi Cemil Serhadlı, İtfaiye Müdürlüğü klorlama ünitesinde meydana gelen gazdan zehirlenenlerin hastanede yatarak tedavi gördüğünü söyledi. Vali Serhadlı, zehirlenenlerden 3 çocuğun durumunun ciddi olduğunu bildirdi. Gaz kaçağının, klorlama ünitesinde yanlış tüp değişimi veya vanada oluşan sızıntıdan kaynaklanmış olabileceğini ifade eden Vali Serhadlı, olayla ilgili soruşturmanın başlatıldığını belirtti. Olağanüstü Hal Bölge Valisi Gökhan Aydıner ve İl Valisi Cemil Serhadlı, hastanelerdeki zehirlenen vatandaşları ziyaret ederek, durumları hakkında yetkililerden bilgi aldılar. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Mehdi Güler, gaz kaçağının, içme suyu şebekesine karışmadığını söyledi.
(Mehmet GÖKÇE)
Sakal bu, uzuyor!
MSÜ'lü bir grup öğrenci sakal yasağını protesto için ilkokul önlüğü giyip "Daha dün annemizin kollarında yaşarken" şarkısını söylediler.
Mimar Sinan Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi öğrencileri fakültede kılık kıyafet yönetmeliğine göre uygulanan sakal yasağını ilkokul önlüğü giyip "Daha dün annemizin kollarında yaşarken" şarkısını söyleyerek protesto ettiler.
Beşiktaş'ta bulunan Mimar Sinan Üniversitesi'nin Fen Edebiyat Fakültesi binasında uygulanan sakal yasağı kızlı erkekli bir grup öğrenci tarafından protesto edildi. Üniversite içinde ilkokul önlüğü giyerek yakalarına "Sakal bu, uzuyor" yazılı kağıtlar takan yaklaşık 100 öğrenci, daha sonra alkışlar eşliğinde fakülte dışına çıktılar.
Burada bir basın açıklaması yapan öğrenciler, üniversitelerinin Fındıklı'daki Güzel Sanatlar Fakültesi'nde bu yasağın olmadığını ve bu uygulamanın Türkiye'de örnek bir uygulama olduğunu belirterek, bu çifte standardın ve yasağın kaldırılmasını istediler. "Eğitim hakkımız engellenemez", "YÖK'e hayır", "Üniversiteler bizimdir, bizimle özgürleşecek" şeklinde sloganlar atan öğrenciler, "Daha dün annemizin kollarında yaşarken" şarkısını söyledikten sonra tekrar fakülte içine girdiler. (Uğur ÖZTÜRK)
Ermeniler köy peşinde
Amerikan Temsilciler Meclisi'nde kabul edilen Ermeni karar tasarısının ileriki yıllarda önümüze çıkarabileceği muhtemel sonuçlar zihinleri kurcalıyor.
Ermenilerin soykırımı iddialarını uluslararası alanda kabul ettirmeleri halinde terörle mücadele kapsamında Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da boşaltılan köylerde Ermenilerin hak iddia edebilecekleri ifade ediliyor. Askeri kaynaklar, bu yönde endişelerini ifade ediyorlar. Üst düzey bir askeri yetkili, "Bölgede bulunan Ermeni Türk vatandaşları adına arazi satın alıyorlar. İkinci önemli husus Ermenilerin elindeki 'Osmanlı tapuları. Bu tapular dünyanın değişik yerlerindeki Ermeniler tarafından kız istenmesinde 'başlık' olarak veriliyor." dedi.
'Uluslararası hukukta anlamlı'
İÜ Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Hatemi, Osmanlı tapularının özel hukukta yeniden mülkiyet iddia etmek için delil teşkil etmeyeceğini; ancak uluslararası hukukta anlamlı olabileceğini söyledi. Hatemi "Bu tapu belgeleri Türkiye'nin AB'ye girmesi halinde tazminat istemi için de kullanılabilir. Ama bütün bu veriler, Türkiye'nin çok güçsüz halinde geçerli olabilir. Tarihte Ermenilerin Osmanlı tebaası olduğu, bugün de eşit vatandaş kabul edildiği düşünülürse fazla endişelenmeye gerek yoktur." diye konuştu.
Murat UÇAR - Gürhan SAVGI / İstanbul ZAMAN
Klor gazı dehşeti
Diyarbakır İtfaiye Müdürlüğü'ndeki klor tüpünün değiştirilmesi sırasında meydana gelen gaz kaçağından 131 kişi zehirlendi. 3 çocuğun durumu ciddi.
Diyarbakır'ın Suriçi beldesindeki Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü'nün bahçesinde bulunan içme suyu depolarının klor tankında, klor tüpünün değiştirilmesi sırasında meydana gelen gaz kaçağında ilk belirlemelere göre 131 kişi zehirlendi. Aralarında, itfaiyecilerle, çevre evlerde oturan vatandaşlar ve çocukların da bulunduğu zehirlenenlerden 4'ünün durumunun ağır olduğu bildirildi. Zehirlenen vatandaşlar ambulanslarla Diyarbakır SSK, Devlet, Çocuk ve Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi hastanelerine kaldırılarak, tedavi altına alındı. Zehirlenme olayını görüntülemeye çalışan Diyarbakır Söz Televizyonu muhabirleri Faysal Karadeniz ve Cevat Aytaç da sızan gazdan zehirlendiler. Gazeteciler, Diyarbakır Devlet Hastanesi'nde tedavi altına alındılar.
Diyarbakır Valisi Cemil Serhadlı, İtfaiye Müdürlüğü klorlama ünitesinde meydana gelen gazdan zehirlenenlerin hastanede yatarak tedavi gördüğünü söyledi. Vali Serhadlı, zehirlenenlerden 3 çocuğun durumunun ciddi olduğunu bildirdi. Gaz kaçağının, klorlama ünitesinde yanlış tüp değişimi veya vanada oluşan sızıntıdan kaynaklanmış olabileceğini ifade eden Vali Serhadlı, olayla ilgili soruşturmanın başlatıldığını belirtti. OHAL Bölge Valisi Gökhan Aydıner ve İl Valisi Cemil Serhadlı, hastanelerdeki zehirlenen vatandaşları ziyaret ederek, durumları hakkında yetkililerden bilgi aldılar.
Yetkililer, İtfaiye Müdürlüğü'ne ait bahçede Suriçi beldesinin içme suyunu temin eden depoların bulunduğunu ve zehirlenmeye neden olan klorun da burada kullanıldığını söylediler. (Mehmet GÖKÇE)
Ombudsman şakasını Ciddiye aldılar
Prof. Dr. Hüseyin Hatemi'nin şakası, kulaktan dolma bilgilerle ne kadar komik duruma düştüğümüzü gözler önüne serdi.
Mim Kemal Öke'nin 'ombusdman' konulu programına katılan Hatemi, çıkarken, konuşmasının sıkıcı olduğundan bahisle şaka yollu şöyle bir ifadede bulundu: "Ombudsman müessesesi Demirbaş Şarl'ın Türkiye'den götürdüğü ulemadan Hamdi Osman Çelebi'nin adının değişmesinden doğmuştur deseydim kim bilir ne heyecan doğururdu." Ve bir şakadan doğan ifadenin serüveni başladı. Öke de şakaya şakayla karşılık vermek istedi ve Türkiye'deki köşesinde, "Hatemi'den öğrendim, ombusdmanın kökeni Osmanlı'ymış." diye yazdı.
Kralın ülkesini bile değiştirdik
Olayın gelişimini Hatemi şöyle anlatttı "Bir de baktım ki Adalet Bakanı, Mim Kemal'in yazısından sonra 'Ombusdman, Osmanlı'ya dayanır.' dedi. Arkadan Prof. Dr. Burhan Kuzu, 'Ombudsman, Demirbaş Şarl zamanında Osmanlı'dan giden Hamdi Osman Çelebi.' diye benim söylediklerimi ciddi olarak, bana da atıf yapmadan söyledi. Nihayet Radikal gazetesinde, benim şaka yollu söylediğim İsveç Kralı Demirbaş Şarl'ı, Finlandiya kralı yaparak, 'Ombudsman Finlandiya kralının Osmanlı etkisinde kalmasından doğmuştur.' diye yazıldı. Bütün bunların temelinde benim uydurmam var." Gürhan SAVGI / İstanbul ZAMAN
Bir yeni meslek daha: Hanutçuluk
Özellikle Sultanahmet ve Ayasofya gibi turistik merkezlerin önlerini mesken tutan hanutçular, yeni bir meslek türünün doğmasına yol açtılar.
Turistleri gezdirerek bu işten para kazanan rehberler ile satıcıların karışımı sayılan hanutçular, satıcı-rehber şeklinde tanımlanıyor. Zengin turistlere önce bir rehber gibi yaklaşıp, onlara şehrin tarihi ve turistik yerlerini gezdiriyorlar. İki üç gün içinde oluşan dostluktan sonra iş, turisti alışveriş merkezine götürmeye kalıyor. Hanutçular, ikna kabiliyetleri sayesinde bin- 20 bin dolara kadar mal satabiliyorlar.
Turistlere sadece konuşarak mal satan, karşılığında komisyon alan hanutçuların bir ayda ellerine geçen para birçok devlet memurundan daha fazla. Bazen ayın 29 günü hiç iş yapamazken bir günde bütün bir ay yetecek kadar ballı müşteri bulabiliyorlar. Özellikle Amerikalıların alışverişlerde bonkörlüğü bilindiği için onlar üzerinde yoğunlaşıyorlar. Amerikalıları her şeye meraklı Japon turistler izliyor. Japonlar, yüklü alışverişlerle hanutçuların yüzlerini güldürüyor. İstanbul CHA
Ürperten iddia
Depremin merkez üssü Gölcük'te 33 kişiye mezar olan binanın, mahkemenin 'yürütmeyi durdurma' kararı vermesine rağmen, belediyenin verdiği ruhsatla ve 1 kat fazla inşa edildiği ortaya çıktı.
Türkiye'yi derinden sarsan 17 Ağustos depreminin merkez üssü olan Gölcük'te eşi ve 2 çocuğunu kaybeden elektrik mühendisi Ayhan Seyisoğlu (50), evlerinin bulunduğu bina inşaatının, 'çürük zemin' gerekçesiyle mahkeme kararıyla durdurulduğunu; ancak daha sonra, belediyenin verdiği ruhsatla 1 kat fazla inşa edildiğini ortaya çıkardı.
Seyisoğlu, ailesiyle birlikte 33 kişinin hayatını kaybettiği binanın yapımı ile ilgili araştırma yaptığını ve inşaatın mahkeme tarafından, "zeminin çürük" olması gerekçesiyle durdurulduğunu belirlediğini söyledi. Ayhan Seyisoğlu, bir süre sonra belediyenin, bu yöndeki mahkeme kararına rağmen, binanın, projedekinden 1 kat fazla yapılmasına izin verdiğini ve bu şekilde binanın bitirildiğini belirlediğini kaydetti. Seyisoğlu, sorumlular hakkında davacı olduğunu söyleyerek, "Eşim ve 2 çocuğumu enkazda bıraktım. Ama, bu binaya ruhsat verenlerin peşini bırakmayacağım." dedi.
Başkan kendini savundu
Bu arada Gölcük Belediye Başkanı İsmail Barış söz konusu binanın inşaatının "zemini çürük" gerekçesiyle durdurulduğunu doğrulayarak, "Olay, 1993 yılında olmuş. Zemin sağlam hale getirilip inşaat izni alınmış. Üstelik, binada kullanılan malzeme de fazlalaştırılıp, 1 kat fazlasına izin istenmiş ve yapılan incelemede talep uygun görülünce ruhsat verilmiş." dedi. İsmail Barış, insan yaşamını ilgilendiren konularda "kasıt var" yönünde açıklama yapmanın, insafla bağdaşmadığını da kaydetti.
Tunceli’nde normalleşme
Tunceli'nde, jandarmanın görev yaptığı kontrol noktaları polise devredildi.
Tunceli Valisi Mustafa Erkal, ilde 1994 yılından bu yana, terör nedeniyle uygulanan gıda denetimlerinin bir süre önce kaldırıldığını, bundan böyle de il ve ilçelerin giriş-çıkışlarında bulunan jandarma güvenlik noktalarının polise devredildiğini bildirdi. Vali Erkal, Tunceli'nde, terör sebebiyle getirilen bazı kısıtlamaların artık uygulamadan kaldırıldığını, insanların güvenli bir şekilde istedikleri gibi istediği saatte seyahat edebileceklerini belirtti. Erkal, güvenlik nedeniyle belli saatlerde kullanılabilen yolların şimdi 24 saat hizmet vereceğini kaydetti.
İlin bu kadar güvenli hale gelmesinin, vatandaşı memnun ettiğini kaydeden Vali Erkal, artık Tunceli'nde güvenlik sorununun kalmadığını sözlerine ekledi.
Haciz geldi, borç ödendi
Aydın SSK İl Müdürü Hurşit Memiş, belediyelerin SSK'ya olan borçlarının tahsil edilmesi için başlatılan haciz işlemlerinin yüzde 100 başarıya ulaştığını söyledi.
Memiş, SSK'ya borcu olan belediyelerin hacizlerden sonra, borçlarını ödemek için büyük gayret sarf ettiklerini belirtti. Memiş, "Haciz işlemleri sonucu Aydın SSK Müdürlüğü, ilk etapta 150 milyar lira tahsil etti ve 2,5 trilyon lira civarında kurum alacağı da garanti altına alındı." dedi.
Didim Belediyesi'nin 642 milyar lira, Yenipazar Belediyesi'nin 665 milyar lira, Karpuzlu Belediyesi'nin 58 milyar borcu kaldığını ifade eden Memiş, bu belediyelerin borçlarını, SSK Genel Müdürlüğü'ne gayrimenkul teklifi usulüyle ödeyeceklerini belirtti.
Nail Keçili taburcu oldu
Egebank soruşturmasında ismi geçen işadamı Nail Keçili tedavi gördüğü International Hospital Hastanesi'nden dün taburcu oldu.
Keçili'nin, avukatı Yavuz Ali Dağlı aracılığı ile İstanbul DGM Savcılığı'na haber göndererek ifade vermek istediği; ancak savcılığın 'şimdilik gerek olmadığı' gerekçesiyle isteği kabul etmediği bildirildi. Soruşturmayı yürüten yürüten cumhuriyet savcıları Turan Çolakkadı, Ercan Cengiz ve Muzaffer Yalçın'ın, Şişli Cumhuriyet Savcılığı'ndan gönderilen dosyaları incelemeye devam ettikleri kaydedildi. Öte yandan, ANAP İstanbul Milletvekili Güneş Taner, karaciğerlerindeki rahatsızlık sebebiyle Check up yaptırmak amacıyla akşam saatlerinde İnternational Hospital'a geldi. Taner, hastane girişinde gazetecilerin sorusu üzerine Nail Keçili'yi ziyaret edeceğini açıkladı. Check up sonrası Keçili'yi ziyaret eden Taner, çıkışta gazetecilerle bir süre tartışarak, "Egebank ile ilgili birşeyler araştırıyorsanız, onun kaynağı hastane olamaz." dedi. Mustafa CANKUT / Bülent CEYHAN (CHA)
Cem Özer’e mahkumiyet
Hakan Reisoğlu'na verdiği 33 milyar liralık çeki karşılıksız çıktığı gerekçesiyle yargılanan şovmen Cem Özer, 1 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Özer'in, borç karşılığı olarak Reisoğlu'na, çek hesabından 2 Haziran 1999'da verdiği 33 milyar liralık çek karşılıksız çıktı. Dava açılmasından sonra duruşmalara gelmeyen Özer hakkında, 10 Nisan 2000'de ifadesinin alınması amacıyla gıyabi tutuklama kararı verildi. Cem Özer 30 Mayıs 2000'de verdiği ifadesinde parayı süresinde bankada bulunduramadığını, ancak ödeyeceğini söylemesine karşın parayı ödediğine dair belgeyi mahkemeye ibraz etmedi. İstanbul 8. Asliye Ceza Mahkemesi, Özer'in, 'karşılıksız çek vermek' suçundan 2 yıl hapis cezasına çarptırılmasına ve aynı süreyle çek hesabı açtırmasının yasaklanmasına karar verdi. Özer'in suçunu ikrar etmesi nedeniyle hakkındaki hapis cezasında indirime gidilerek 1 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Özer'in, borcunu ödemek için Reisoğlu'nun avukatıyla görüşmeler yaptığı ve 10 gün içinde borcunu ödemeye çalışacağını söylediği öğrenildi. Özer'in borcunu ödemesi halinde, hakkındaki hapis cezası infaz edilmeyecek. İstanbul (CHA)
Güvende değiliz
İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün yaptığı anket dikkat çekici sonuçlar ortaya çıkardı. Ankete göre, halkın yüzde 59'u kendini güvende hissetmiyor.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Eğitim Şube Ar-Ge Bürosu'nun yaptığı anket dikkat çekici sonuçlar ortaya çıkardı. Araştırmaya göre, halkın yüzde 59'u kendini güvende hissetmezken, yine deneklerin yüzde 53'ü polisin çalışmalarını yetersiz buluyor.
Her kesime soruldu
Bizzat polisin yaptığı anket, bin 990 kişiyle gerçekleştirildi. Anketi dolduranlar arasında 7 polis, 10 avukat, 10 bankacı, 5 asker, 46 öğretmen, 686 her seviyeden öğrenci, 14 turizmci, 20 mühendis, 30 doktor ve sağlık görevlisi, 8 işletmeci, 33 memur, 110 muhasebeci, 8 sigortacı, 5 şoför, 12 sekreter, 2 yönetici, 36 işçi, 6 gazeteci, 39 teknisyen, 60 tekstilci, 80 ev hanımı, 4 emlâkçi, 4 denizci, 3 borsacı, 13 bilgisayar programcısı ve 91 diğer mesleklerden kişiler bulunuyor.
Kutlamalar korkutuyor
Anketteki en dikkat çekici sorulardan biri, "İstanbul'da kendinizi güvende hissediyor musunuz?" oldu. Halkın yüzde 59'u bu soruya 'Kendimi güvende hissetmiyorum' cevabını verdi. Vatandaşlar, özellikle düğünlerde silah sıkma, asker uğurlamaları, maçlar sonrası yapılan kutlamalar, rastgele havaya ateş etme ve çeşitli organize suç örgütlerinin faaliyetleri gibi sebeplerden dolayı kendilerini güvende hissetmediklerini bildirdi.
İşte ankete verilen cevaplar
Genel asayiş uygulamalarından memnun musunuz?
Evet % 63
Hayır % 32
Diğer % 5
Polisin güvenlikle ilgili çalışmaları yeterli mi?
Hayır % 53
Evet % 42
Diğer % 5
Polisin en büyük derdi maaş
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Eğitim Şube Müdürlüğü Ar-Ge Büro Amirliği bir anket de karakol amirleri üzerinde uyguladı.
Karakol amirleri, 115 karakol amiriyle gerçekleştirilen ankette belli başlı sorunlarını ve çözüm yollarını şöyle özetlediler:
Polisin en büyük sorunu maaş. Maaşlar artırılmalı.
İstanbul'da kaçınılmaz olarak siyasi baskı var.
Halkla ilişkiler büroları açılmalı.
Suçların önlenmesi için vatandaş bilgilendirilmeli.
CMUK, vatandaşları görev yapamaz hale getirdi. (Birol AYDIN / Murat İĞREK)
Yanlış tedaviye sitem
Yanlış tedavi sonucu hayatını kaybeden iki çocuk annesi Hatice Eşiyok, dün gözyaşları içerisinde toprağa verildi.
Geçirdiği guatr ameliyatından sonra hayatını kaybeden iki çocuk annesi Hatice Eşiyok'un cenazesi Küçükköy Merkez Camii'nde öğle namazını müteakip kılınan cenaze namazının ardından Habibler Mezarlığı'nda toprağa verildi. Cenaze namazını kıldıran imam Süleyman Pervaneli, yanlış tedaviler sonucu zaman zaman ölümlerin yaşandığına dikkat çekerek, "Cenaze namazını kıldığımız bu kardeşimiz hatalı bir tedavi sonucu ölmüştür. Bu gibi yanlışlar anında önlenmeli ve bir daha vuku bulmaması için gayret sarf edilmeli. Bu kardeşimiz niçin öldüğünü bilse ve ayağa kalksa hüngür hüngür ağlar. Bu yanlışlar yüzünden musalla taşına gelen kardeşlerim adına çok üzülüyorum." dedi.
Bu arada guatr ameliyatının yapıldığı Özel Doğaner Hastanesi, İl Sağlık Müdürlüğü tarafından süresiz kapatıldı. İl Sağlık Müdürü Yardımcısı Doğan Uysal, hastanenin her alanda eksiğinin tespit edildiğini özellikle morg ve röntgen bölümlerinde hijyenik şartlara uyulmadığını ifade etti. Abdullah DİRİCAN / İstanbul CHA
Demiryolları kime emanet?
Demiryolu taşımacılığında 17 bin vagon var, 10 bini arızalı. Makinist olmadığı için 20'den fazla hattın seferi iptal edildi.
TBMM Trafik Güvenliği Araştırma Komisyonu Başkanı Ahmet Tan, Türkiye'nin, trafikte Ulaştırma Bakanlığı'nın devre dışı olduğu tek ülke olduğunu söyledi. Komisyon dünkü toplantısında Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz'ü dinledi. Tan, toplantı sonrasında yaptığı açıklamada, Ulaştırma Bakanlığı'nın kara ulaşımında sadece şehirler arası otobüslere ruhsat verme işine baktığını kaydetti.
Suçlu; karayolları politikası
Karayolları Genel Müdürlüğü'nün başka bakanlığa bağlı olması nedeniyle 'kendi ağırlığını hissettiremediğini' belirten Ahmet Tan, "Türkiye, tamamen karayoluna yönelik trafik politikası yüzünden bugünkü durumu yaşamaktadır." diye konuştu. Ahmet Tan'ın verdiği bilgiye göre, Bakan Öksüz, toplantıda yaptığı konuşmada Türkiye'nin 7 bin kilometrelik demiryolu ağı olduğunu, bunun 4 bin kilometrelik bölümünün Osmanlı döneminden kaldığını anlattı. Öksüz, demiryolu taşımacılığında toplam 17 bin vagon olduğunu ifade ederek, bunlardan 10 bin tanesinin arızalı olduğu bilgisini verdi.
Makinist yok; hatlar iptal
Demiryollarında 200'den fazla makiniste ihtiyaç olduğunu anlatan Tan, "Makinist olmadığı için 20'den fazla hattın seferi iptal edilmiş durumda. Biz, trafik sorunu karşısında çıkışın demiryolundan geçtiğini düşünüyorduk." diye konuştu. Ahmet Tan, Ulaştırma Bakanı'nın, İran'ın Türkiye'deki bir demiryolu geçişinin finansmanını üstlenmek istediği bilgisini verdiğini dile getirerek, bu projenin Van'dan Suriye'ye uzanacak bir hattı kapsadığını kaydetti.
Petrol 2004'te akacak
Bakü-Ceyhan petrol boru hattının inşası için son nokta Ankara'da konuldu. Üç anlaşmanın imzalanmasından sonra hattın inşasının önündeki tüm engeller kalktı. 2,4 milyar dolarlık boru hattı projesi için BOTAŞ ihaleye çıkıyor.
Bakü-Ceyhan petrol boru hattı projesinin hayata geçirilmesine dönük nihai anlaşmalar dün Ankara'da Başbakan Bülent Ecevit'in de katıldığı törenle imzalandı.
"Ev sahibi ülke" ve "anahtar teslimi yapım" anlaşmaları ile "hükümet garantisi" belgesini kapsayan anlaşmaların imza töreninde konuşan Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Cumhur Ersümer, Türkiye'nin Asya'yı Avrupa'ya bağlayan bir köprü olduğunu belirterek, bölge ülkeleriyle kan, soy ve kültür bağı ile bağlı olduklarını, şimdi ise enerji ile birbirlerine bağlanacaklarını söyledi.
Sıra kazma vurmaya geldi
Türkiye'nin bu projeyi bölgesel bir proje olarak değil, bölgeye açık dünya projesi olarak gördüğünü ifade eden Ersümer, petrolün 2004 yılında Ceyhan'a akıtılacağını söyledi. Ersümer, bugün imzalanan anlaşmanın son anlaşma olduğunu, sıranın kazma vurmaya geldiğini bildirdi. Projenin geliştirilmesinde ABD Başkanı Bill Clinton'un ve ABD hükümetinin büyük desteğini gördüklerini ifade eden Ersümer, "Bugün verecekleri kararla umarım bu işbirliğine gölge düşürmezler" dedi.
1.730 kilometre uzunluğundaki hattın 468 km'si Azerbaycan, 225 km'si Gürcistan ve 1.037 km'si ise Türkiye topraklarından geçecek. Son anlaşmaların imzalanmasının ardından proje önünde hiçbir engel kalmadı. Boru hattı projesini hayata geçirmek için BOTAŞ ihaleye çıkarken, hattın işletimini AIOC üstlenecek.
Maliyet 2,4 milyar dolar
Alman PLE firmasına yaptırılan fizibilite çalışmalarına göre, Bakü-Ceyhan boru hattı projesi, finansman giderleri ve içini dolduracak ham petrol hariç, 2,4 milyar dolara mal olacak. Boru hattı, Bakü yakınlarındaki Sangachal terminalinden başlayarak, Gürcistan üzerinden geçerek Ceyhan'da son bulacak. Boru hattının kapasitesi yıllık 45 milyon ton olarak planlanırken, bu 50 milyon tona yükseltilebilecek.
1847'den bu yana ilk kez, gerçek anlamda doğal kaynaklarından yararlanma imkanı bulan Azerbaycan, Hazar Denizi'ndeki üç yataktan 30 yılda çıkarılacak petrolden bugünkü değerlerle 34 milyar dolar gelir elde edecek. Petrol üretiminden elde edilecek 55 milyar metreküp gazın tamamı da Azerbaycan'a kalacak.
Rüya gerçek oluyor
7 yıllık rüyanın gerçeğe dönüşmesiyle Türkiye boru hatlarının kesiştiği bir ülke konumuna yükselecek ve stratejik açıdan daha da önem kazanacak.
Azerbaycan ise ülkedeki petrol varlığının dış sermaye destekli harekete geçirilmesi sonucu, 1847'den bu yana ilk kez doğal zenginliklerden yararlanma imkanı bulacak. Azerbaycan Batıya entegre olma konusunda önemli bir adım atacak. Bölge ülkeleri Rusya'ya bağlı olmaktan çıkacak. Türkiye ise boru hatlarının da kesiştiği bir ülke konumuna yükselecek. Dünyanın en önemli ve trafik yoğunluğu yüksek konumda bulunan İstanbul Boğazı çevresel felaketten kurtulacak.
Uzun görüşmelerin ardından öngörülen 3,5 milyar dolarlık maliyet 2,4 milyar dolara çekildi. BOTAŞ tarafından inşa edilmesi öngörülen hattın maliyeti 2,4 milyar doları aştığı takdirde farkı Türkiye karşılayacak. Türkiye boru hattından yaklaşık 100 milyon dolar taşımacılık geliri elde edecek. Hampetrol ithalatında Ceyhan'dan kolay girdi sağlanacak.
Ecevit: Orta Asya ve Kafkaslar güçlenecek
Başbakan Bülent Ecevit, Bakü-Tiflis-Ceyhan ham petrol boru hattı projesinin, Türkiye ile birlikte Ortaasya ve Kafkasya ülkelerinin de siyasal açıdan güçlenmelerinde büyük bir etken olacağını belirtti.
Başbakan Ecevit, Bakü-Tiflis-Ceyhan ham petrol boru hattı projesinin Devlet Konukevi'nde düzenlenen imza törenine katıldı. Ecevit, törende yaptığı konuşmada, bugün atılan tarihi imzaların, projenin başarıyla sonuçlandırılması yolunda çok önemli bir adım olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu: "Bildiğiniz gibi, 17 Ekim'de Bakü'de, 18 Ekim'de Tiflis'te ve bugün de Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti Ankara'da atılan imzalarla 21. yüzyılın bu en önemli projesi artık hayata geçmeye hazırdır. Proje, Türkiye ile birlikte Ortaasya ve Kafkasya ülkelerinin de siyasal açıdan güçlenmelerinde büyük bir etken olacaktır. Türkiye projenin sağlıklı bir şekilde ilerlemesi için gereken her desteği vermeye hazırdır ve kararlıdır."
Ne dediler...
BP Başkanı Woodward:
British Petroleum Azerbaycan Başkanı David Woodward, imzalanan anlaşmaların boru hattının hayata geçirilmesinde tarihi bir adım olduğunu söyledi. Hükümetlerin ve firmaların projede büyük rol oynadıklarını bildiren Woodward, hattının bölge ülkeleri için de büyük önem taşıdığını söyledi.
Socar Başkanı Aliyev:
Bu projeyle Azerbaycan'ın zengin doğal kaynakları Türkiye'ye gelecek. Proje imza aşamasına gelinceye kadar uzun bir yol katedildi. Bakü-Ceyhan boru hattı projesi Türkiye ve Azerbaycan'ı birbirine birleştirecektir.
Büyükelçi John Wolf:
ABD Başkanı Clinton'ın danışmanı Büyükelçi John Wolf da atılan imzanın, projenin hayata geçirilmesi için önemli olduğunu, ancak hattının inşası için son adım olmadığına dikkat çekti. Wolf, yatırımcıların geniş desteğinin sürmesini istedi.
|