GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

20/10/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Basın Harmanı

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Yaşam

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

 


KÜLTÜR-SANAT 


Karton kahramanların çarptığı

İlk kez geçtiğimiz yıl vizyona giren Yol'un ardından bu sezon 17 yıllık bir gecikme ile Duvar'ın seyirciile buluşmasıYılmaz Güney sinemasını yeniden tartışmaya açacak.
Yılmaz Güney, yaşamı boyunca takındığı protest tavır ve ideolojik yapısı ile öldükten sonra bir kesim için fenomen haline geldi. Bundan dolayı da zaten sürekli Türkiye gündeminde kendine yer edindi. Siyasi bakış açısıyla, sinemacılığıyla, Yumurtalık savcısını öldürmesinin ardından ülkeden kaçışı ile varlığı üzerinden hiç kalkmayan yasaklı bir dönem meydana geldi. Bu yasaklardan filmleri de payını aldı. Ancak ilk kez geçtiğimiz yıl vizyona giren Yol'un ardından bu sezon ise 17 yıllık bir gecikmeyle Duvar'ın seyirciyle buluşması Güney sinemasını yeniden tartışmaya açacak.

Zihinlerde oldukça yer edinen Yol ve Sürü filmlerinden Duvar'ı ayıran özellik ise diğerlerinin aksine Yılmaz Güney'in senaryosu ve yönetimi ile kendisine ait olan bir film olması. Duvar, 1976 yılında Ankara Cezaevi'nde çocuk koğuşunda meydana gelen baskıların ardından gerçekleşen bir isyanı konu ediniyor. 1983 yılında çekilen ve Costa Gavras'ın Missing filmiyle Cannes Altın Palmiye Ödülü'nü paylaşan Duvar, rahatsız edici üslubu ve dönem Türkiye'si yönetimine ait getirdiği sert eleştiri ile dikkatleri üzerine çekiyor. Filmin hapishane koşullarının acımasızlığını ortaya koyarken takındığı tavır bazı kesimlerce Duvar'a yerli Geceyarısı Ekspresi yakıştırılmasının yapılmasına sebep olsa da bizce hapishanelerde yaşananların aksini düşünmek dönemin Türkiye'sindeki koşullar hakkında oldukça iyimser bir yaklaşım sergilemekten öteye gitmez. Daha önceki Güney filmelerinden de hatırlayacağımız kendine özgü bakış açısı, acının bütün renkleriyle ve kesinlikle hiçbir sınır tanımadan sunulması Duvar'da da göze çarpan en büyük özellik. Ancak yapım şartlarından kaynaklansa bile dublaj problemi filmin en büyük sorunu. Öyle ki bazen diyaloglar yer ve önemine göre anlamını yitiriyor. Duvar'ı seyrederken çocuksu bir duygusallığın koltuğunuzda sizi esir almasına şahit olurken nefretin gördükleriniz karşısında bütün bütün zihninizi sarmalamaya başladığını hissediyorsunuz. Bu durum da Yılmaz Güney'in tarzını hissetmek açısından oldukça önemli. Özellikle işkence ve dayak sahnelerinde Güney'in kamera kullanımı ve yaşanan olaya seyirciyi dahil edebilmesi de Güney'in ustalığını gösteriyor. Duvar bütün siyasi prangalarına rağmen görülmeyi hak ediyor.

Güney'e dair...

Duvar'ın vizyona girmesiyle birlikte geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da bir Yılmaz Güney tartışmasının başlayacağı kuşkusuz. Tartışmanın merkezi ise Güney'in, zamanın Türkiye'sindeki adalet ve hapishane şartlarına getirdiği bakış açısı olacak. Yılmaz Güney gerçeğini tartışırken sürekli farklı kesimler kendilerine göre olumlu veya olumsuz bir yaklaşım sergileyeceklerdir. Türk halkının en büyük özelliklerinden biridir karton kahramanlar meydana getirmek. Ya yerden yere vuruyoruz, ya da çok büyük bir mitos haline getiriyoruz bazı insanları. Bu anlamda bir denge unsuru gözetmeyiz.

Fikirlerinden dolayı toptan bir reddedişle karşıya karşı kalan Yılmaz Güney, ayrıca yıllarca sanki siyasi bir suçluymuş ve bu siyasi suçlarından dolayı sürgün hayatı yaşamaya zorlanmış gibi bir hava oluşturulmasıyla antipatik bir şahsiyet oldu. Oysaki Güney'in Yumurtalık savcısını öldürmesi gibi bir gerçeği vardı. İnsanlar, özellikle yeni nesil Yılmaz Güney'in aslında bir cinayet olayından dolayı hapse girdiğini, bundan dolayı yurtdışına kaçtığını yeni yeni öğrenmeye başladı. Yılmaz Güney hataları ile sevapları ile ortada. İlk defa dünya film guide'larına Türk sinemacısı olarak ismi geçmiş bir sanatçı. Ama 1982'de Yılmaz Güney'i Türkiye'den kaçıran, Nihat Behram'ın da söylediği gibi, 'Yılmaz Güney hata ve sevapları ile değil, bir kahraman gibi bütün olumsuz meziyetleri gözardı edilerek sunuldu insanlara ve bu ona yapılmış yanlış ve en büyük hata idi'. (Rasih YILMAZ)




'Yılmaz'ın hayatında da olumsuzluklar vardı!'

Kocasının ölümünün ardından kurduğu Yılmaz Güney Kültür Sanat Vakfı ile eşinin sanatıyla ayakta kalmasını ve anılmasını arzu eden Fatoş Güney'le Yılmaz Güney'i konuştuk... Fatoş Güney'e göre eşinin hâlâ gündemde olmasının tek bir sebebi var; o da halkı ile iç içe geçmiş olması.

Sürekli bir değişim içerisinde hem dünya hem Türkiye. Ancak bazı olaylar ve isimler var ki zamana rağmen zihinlerden silinmiyor ve yerini koruyor. Bunlardan biri de Yılmaz Güney. Olumlu veya olumsuz Türkiye'de gündem olmayı sürdürüyor. Bunu neye bağlıyorsunuz?

Yılmaz Güney'in bu kadar gündemde olmasını, onun halkı ile iç içe geçmiş olmasına bağlıyorum. Halkını çok iyi tanımasından yola çıkarak yaptığı eserlere bağlıyorum. Çok büyük bir gözlemciydi, halkının içinden geliyordu, onu çok iyi tanıyordu. Geleneklerini göreneklerini, her şeyini çok iyi biliyordu, çok iyi özümsemişti ve bir sosyolog titizliği ile yaptığı her çalışmada çok geniş biçimde araştırmalar yaparak eserlerini ortaya koyuyordu, bundan ötürü ben onun halkı ile çok önemli ve derin bir bağ kurduğuna inanıyorum.

Yılmaz Güney'in bazı kesimlerce aşırı abartıldığı, bazı kesimlerce ise aşırı yerildiği şeklinde bir düşünceden yola çıkarak, kahraman üretmekte ve bir süre sonra onu harcamakta çekinmeyecek fütursuzluğa sahip halkımızın Güney'e yaklaşımını nasıl yorumluyorsunuz?

Yılmaz, hataları ile, sevapları ile, yanlışları ile, eksiklikleri ile sürekli göz önünde olmuş bir kişi ve sürekli kendisini eleştirmiş, geliştirmiş bir insan. Hatalarından sürekli ders çıkarmış bir insan. Olumsuz şeyler de vardır mutlaka; çünkü Yılmaz'ın hayatında da olumsuz şeyler var; her insanın hayatında olduğu gibi; çünkü o da sonuçta bir insandı; ama dediğim gibi onun ayrıcalığı hatalarından ders çıkaran ve sürekli kendisini eleştiren birisi olması. Bu bakımdan hataları ile, sevapları ile, özel yaşamının ötesinde bence onu yapıtları ile, topluma vermek istediği mesajı ile, insanlığa ulaştırmak istediği mesajı ile değerlendirmek gerekir. Onu filmleri ile, kitapları ile, düşünceleri ile, yaşadığı dönemlerdeki verdiği özgürlük mücadelesi ile birlikte değerlendirmek gerekir, o zaman baktığımda ben Yılmaz Güney'i gerçekten çok önemli bir kişilik ve önemli bir sanat adamı ve sinema ustası olarak görüyorum ve topluma çok şey kattığına inanıyorum.

Yılmaz Güney'in eleştirel duruşu göz önünde bulundurulsa protest yaklaşımının amacını nasıl bir çerçevede sunabiliriz?

Zaten Yılmaz için de sanat, topluma bir şeyler vermektir, sanat onun için ülkesinin tanığı idi, çağının tanığı idi. Yapıtlarını insanları sarsmak, onlara farkında olmadıkları şeyleri anlatmaktan yola çıkarak yapardı. İnsanları uykularından uyandırmak istiyorum, onların görmedikleri şeyleri onlara göstermek istiyorum, bu eşitsizlikleri, toplumdaki haksızlıkları baskılara karşı onları uyarmak istiyorum, diye yola çıkan bir sanatçı idi.

Güney filmleri vizyona girmeye başladı. Yol'un ardından Duvar hem yönettiği hem senaryosunu yazdığı bir film. 17 yıl sonra filminin kendi ülkesinde vizyona girmesinini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Uzun uğraşlar sonucu Güney filmlerini yeni yeni vizyona sokmayı başarabildik. Duvar, en önemli filmlerinden bir tanesi ve ben ona 10 yıl boyunca kamerasından ayrı kaldıktan sonra özgürlüğü ile ölümü arasındaki tek ve en önemli filmi diye bakıyorum. Ve diğer yapıtlarında olduğu gibi yine tanıklığından yola çıkan bir film.




BAŞKENTTE davul ziyafeti

Kore Büyükelçiliği'nin, Türk tugayının Kore Savaşı'na katılmasının 50. yılı nedeniyle düzenlediği geleneksel Kore davul ve dans gösterisi, Ankara Devlet Opera ve Balesi Salonu'nda gerçekleştirildi.

Gösteriyi, Milli Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu, Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin, Ankara Valisi Yahya Gür ve Ankara'daki bazı büyükelçiliklerin temsilcileri ile bürokratlar da izlediler.

Dinamik müzisyenler

Gösteriden önce Türkçe bir konuşma yapan Kore Cumhuriyeti Büyükelçisi Cho Sang-Hoon, Korelilerin, Türk askerlerinin Kore'ye gelişlerini unutmadığını söyledi. Kore'nin geleneksel davul ve dans grubu olan "Salmunori Hanullim"in, ülkesinin folklor ritmini korumaya ve icra etmeye adamış, dinamik müzisyenlerden oluştuğunu belirten Sang-Hoon, grubun kurulduğundan bu yana, dünyanın çeşitli ülkelerinde yaptığı birçok gösteriyle uluslararası üne kavuştuğunu ifade etti. Gösterinin ardından izleyiciler onuruna bir kokteyl de verildi.




Adjani sahnede

Fransızların dünyaca ünlü oyuncusu İsabelle Adjani, 17 yıl aradan sonra Paris'te sahneye çıkıyor.

Yıllardır tiyatro yapmayan sanatçı, Alexandre Dumas'nın Kamelyalı Kadın romanından sahneye uyarlanan oyunda oynayacak. Le Parisien gazetesi, son olarak 7 yıl önce Kraliçe Margot filmini çeviren, o tarihten bu yana filmde de oynamayan sanatçının Marigny Tiyatro Salonu'nda sahneye çıkacağını belirtti. Sanatçının rol alacağı oyunu, Arjantinli yönetmen Alfredo Arias sahneye koyacak.




Frankfurt'ta kitap fuarı

Bu yıl 52'ncisi düzenlenen Frankfurt Kitap Fuarı ziyaretçi akınına uğradı. Dünyanın en büyük kitap fuarlarından biri olan Frankfurt Kitap Fuarı, pazartesi gününe kadar açık kalacak.

Fuara 107 ülkeden 900 yayıncı katılıyor ve en yeni kitaplarını tanıtıyor. Bu yıl ziyaretçi sayısının 300 bini bulması bekleniyor. Türkiye Yayıncılar Birliği, Kültür Bakanlığı'nın katkıları ve Başbakanlık'ın desteği ile bu yıl Frankfurt'ta ortak bir stant kurdu.




7 trilyona tablo

Avusturyalı ressam-desinatör Egon Schiele'nin bir tablosu, açık artırmada 7,15 milyon sterline (yaklaşık 7 trilyon TL) satıldı.

Londra'daki Sotheby's müzayede salonunda yapılan satışta, 1890-1918 yılları arasında yaşayan sanatçının "Guido Arnot'nun Portresi" adlı tablosuna müşteri çıktı. Müzayede yetkililerinin 2-3 milyon sterline satılacağını tahmin ettikleri tabloyu alan müşterinin kimliği açıklanmadı. Sanatçı, 1918'de İspanyol gribinden genç yaşta ölmüştü.



| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.