GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

20/10/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Basın Harmanı

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Yaşam

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

 


POLİTİKA 


Başesgioğlu iz bıraktı

Meclis Başkanlığı'nı iki oyla kaçırdı; ama uzun süredir 'düşman kardeşleri oynayan' ANAP–DYP–FP arasında diyalog köprüsü olmayı başardı. İlk kez muhalefetin başka bir partinin adayı için canla başla çalışmasına zemin hazırladı.

Meclis Başkanlığı'nı kıl payı kaybeden ANAP Grup Başkan Vekili Murat Başesgioğlu, uzun süredir "düşman kardeşler"i oynayan partisi ile DYP ve FP arasında diyalog köprüsü olmayı başardı. Meclis'te ilk kez muhalefet partilerinin başka bir partili aday için canla başla çalıştığına şahit olundu. Başesgioğlu, FP, DYP ve ANAP milletvekillerine desteklerinden dolayı teşekkür mektubu gönderirken, Parlamento'daki gazete bürolarına da nezaket ziyaretinde bulundu.

O eski bir ülkücü

Murat Başesgioğlu'nun muhalefet partileri FP ve DYP tarafından kolay kabullenilmesinin arka planında MHP'ye ders verme düşüncesinin yanı sıra milliyetçi–muhafazakar geçmişi ile 28 Şubat sürecinde İçişleri Bakanlığı görevindeki performansı da yatıyor. İstanbul Hukuk Fakültesi'nde okurken ülkücü hareketin içerisinde yer alan Başesgioğlu, 12 Eylül'den sonra avukatlık yaptığı Kastamonu'da birçok davaya ücretsiz bakmıştı. 14 yıllık milletvekilliği boyunca uzlaşmacı ve sakin kişiliği ile tanınan Başesgioğlu hakkında İçişleri Bakanlığı döneminde muhalefet partilerince soru önergesi dahi verilmemesi dikkat çekmişti.

Adaylığını FP önerdi

Sicili birçok FP ve DYP'li için cazip olan ve Mesut Yılmaz'ın özel adayı olmadığı için tercih edilen Başesgioğlu'na ilk öneri FP Grup Başkan Vekili Bülent Arınç'tan geldi. FP'li Arınç, "Aday olursan destekleriz." dedi. FP'nin önerisini Yılmaz'a ileten Başesgioğlu, "FP'liler herkese söz verir. Samimiler mi?" yanıtını aldı. FP lideri Kutan ve Abdullah Gül'ün de açık desteklerini alan Başesgioğlu, parti grubunun yüzde 70'inin de isteğiyle aday oldu.

ANAP'ta DYP ile ilk teması Ersin Taranoğlu, hemşehrisi Nevzat Ercan ile kurdu. DYP yöneticileri S. Arıkan Bedük, Hasan Ekinci aktif olarak Başesgioğlu'na çalıştılar. DYP lideri Çiller, Bilkent'teki evinde özel görüştüğü Başesgioğlu'na güvenlerinin tam olduğunu söylerken, kendi adayları Turhan Güven'i üçüncü turdan önce çekerek samimiyetini gösterdi.




Seçimi Aşık'ın saçı kaybettirdi

TBMM Başkanlığı seçimlerinde kritik oylamaya gelmeyerek ANAP'ta günah keçisi ilan edilen Eyüp Aşık ve Burhan Kara'ya tepkiler dinmek bilmiyor.

ABD'nin San Diego kentinde aynı evde bekar hayatı yaşayan Aşık ve Kara, yoğun tepkiler üzerine telefonlarını kapattılar. Eyüp Aşık'ın yeni saç ektirdiği için "karizma" gider gerekçesiyle Türkiye'ye gelmediği iddiası ortaya atıldı. Meclis albümlerinde İngilizce bildikleri yazılan Eyüp Aşık ve Burhan Kara, dil öğrenmek için iki ayı aşkın süredir ABD'de bulunuyorlar. ABD seçimlerini izleyecek olan iki ANAP'lının George Bush'u destekledikleri öğrenildi. ANAP'ın ağır toplarından olan Aşık ve Kara'nın daha önce destek verdikleri Hasan Celal Güzel ve Yıldırım Akbulut kongreyi kaybetmişlerdi. Meclis Başkanlığı seçim yenilgisinden tamamen kendi partilerini sorumlu tutan ANAP'lılar, " Mesut Bey ve partili bakanlarımız MHP'nin onda biri kadar çalışsaydı seçimi üçüncü turda kazanırdık. FP ve DYP bizden daha çok gayret gösterdi." serzenişlerinde bulundular. ANAP'ta Başesgioğlu için yoğun uğraş veren isimler olarak Beyhan Aslan, Ersin Taranoğlu ve partinin emektar grup müdürü Hüseyin Ünlü dikkat çektiler. Ankara ZAMAN




DSP'de 'ortağa jest' rahatlığı

MHP Konya Milletvekili Ömer İzgi'nin TBMM başkanı seçildiği dördüncü turda DSP içerisindeki fireler en alt düzeye indi.

Dört DSP'li milletvekilinin değişik gerekçelerle katılamadığı oylamada, toplam fireler ilk kez 10 dolaylarında kaldı. 'Koalisyon adabı' ifadesini öne çıkarıp, ANAP'tan gelecek tepkileri de göze alarak MHP'ye "jest" yapan DSP, sonucun önümüzdeki dönemde hükümet işleyişini de yakından etkilemesini istiyor. Koalisyon adabının yerleşmesi ve ortakların artık kriz çıkarmamasını isteyen DSP'de, "Seçime kendi adayımızla girseydik kazanamazdık. Aday göstermeyip, hükümette kimi konularda sıkıntı çıkaran MHP'ye verilen destekle samimi yaklaşımı ortaya koyduk. MHP'nin de aynı yaklaşım içinde olmasını bekliyoruz." havası hakim. Süleyman KURT/Ankara ZAMAN




İzgi "Türkçe" ile başladı

Meclis Başkanı seçilen MHP'li Ömer İzgi'nin, koltuğuna oturur oturmaz ilk icraatı Türkçe konusunda oldu.

Öztürkçe hassasiyeti ile tanınan İzgi'nin, Meclis bürokrasisine "yazışmalarda Türkçeye özen gösterilmesi" talimatı verdiği öğrenildi.

Siyasi üstünlük

Yarışı kazanmanın sevincini yaşayan MHP'liler, özellikle DYP, FP ve ANAP'ı yenmekten hoşnut. Başkanlığı kazanmalarının önemli bir olay olduğunu vurgulayan Grup Başkanvekili İsmail Köse, bu partilere karşı siyaseten bir üstünlük sağladıklarını açıkladı. Köse, DSP ve Başbakan Ecevit'in kendilerine bakışının farklı konuma gelmesinin ise MHP'nin yanında Türkiye için de bir kazanç olduğunu açıkladı. Köse, "Artık MHP'ye yönelik çatlak sesler kesilir." dedi.

FP ve DYP'ye tepki

FP ve DYP'deki, seçimi Anayasa Mahkemesi'ne götürme eğilimini eleştiren Köse, bu yaklaşımın "nezaketen yanlış olacağı, siyaseten de daha çok zarar getireceği" uyarısında bulundu. Köse, "Siyasette yenildiğinizde sesinizi kısıp, önünüze bakmazsanız bitersiniz." uyarısında bulundu.

ANAP'a teselli

MHP'li Bayındırlık Bakanı Koray Aydın, "Siyasette kin olmaz" diyerek hükümette ANAP'la problem yaşanmayacağını vurgularken, İsmail Köse de, ANAP Grup Başkan Vekili Zeki Çakan'a, "Biz kardeşiz" diye hitap etti.

Emeğin karşılığı

Öte yandan, MHP'liler, başarıyı çok çalışmaya bağlıyorlar. Bu noktada, 127 milletvekilinin dışında Devlet Bahçeli, Bayındırlık Bakanı Koray Aydın ve Grup Başkan Vekili İsmail Köse, başarının mimarları olarak gösteriliyor.

MHP hesabı

Diğer partilere bire bir markaj uygulayan MHP'liler, DSP'nin firelerinin çok aza indirildiğini, özellikle bağımsızlar ile DYP'den oy kaydığını hesapladılar. Buna göre 7 bağımsız ve DYP'den 10 kadar isim sayılıyor. Bir MHP'li, "2–3 oy da FP'den geldi." dedi. (Zekai ÖZÇINAR)




Sezer kadar yetkili

Türkiye, heyecanlı bir Meclis Başkanlığı yarışını geride bıraktı. Sembolik olarak görülen Meclis başkanı, Anayasa ve TBMM İçtüzüğü'ne göre büyük yetkilere sahip.

Cumhurbaşkanının yurtdışında bulunduğu dönemlerde veya hastalık hallerinde vekalet görevini yürüten Meclis başkanı, TBMM'yi olağanüstü toplayabiliyor. Meclis başkanı, hükümet tarafından gönderilen kanun tasarı ve tekliflerini bekletme veya hemen komisyonlara gönderme yetkisine sahip. Meclis başkanının siyasi gücü de yüksek. Potansiyel cumhurbaşkanı adayı olarak her zaman gündemin ön sıralarında bulunuyor.

Tasarılarda etkili

Hükümet tarafından gönderilen kanun tasarısı ile milletvekillerinin verdiği teklifleri bekletme veya hemen komisyonlara gönderme yetkisine sahip olan Meclis başkanının bu açıdan iktidar kanadından seçilmesi büyük önem taşıyor. Meclis başkanı, kanun tekniği ve Anayasa'ya aykırılık yönünden tasarı ve teklifleri işleme koymadan geri gönderme ile dokunulmazlık tezkerelerini iade etme yetkisine de sahip.

Genel Kurul'daki oturumları yöneten Meclis başkanı, yurtdışında da TBMM'yi temsil ediyor ve uluslararası anlaşmalara imza koyuyor. Seçildikten sonra cumhurbaşkanı gibi tarafsız olmak zorunda olan Meclis başkanı, gerekli durumlarda parti liderlerini toplantıya çağırarak, Meclis'in işleyişi konusunda fikir alışverişinde bulunuyor. Meclis'in olağanüstü toplanması isteklerini isterse yerine getiriyor, istemezse getirmiyor. Başkan ayrıca, Meclis'e bağlı olan saray, köşk, müze ve diğer tarihi yapıların işleyişinden de sorumlu bulunuyor. Meclis'te personel rejimini rahatlıkla değiştirebilir. (Sadullah ÖZCAN)




Kutan: İkna için çok çalıştılar

FP Genel Başkanı Recai Kutan, seçimden önce ANAP'lı Murat Başesgioğlu'nun TBMM başkanı seçileceğini tahmin ettiklerini belirterek, "Ancak anlaşılıyor ki, gerek MHP, gerekse DSP bir akşam önce bazı ciddi çalışmalar yapmışlar." dedi.

Parti genel merkezine gelişinde gazetecilerin sorularını cevaplayan Recai Kutan, Başesgioğlu'na destek veren partilerde bazı firelerin meydana geldiğini söyledi. DYP'deki fireler konusunda, "Söylenti. Elimizde tam güvenilir bilgi olmadan bu görüşe iştirak etmemiz mümkün değil." yorumunu yapan Kutan, ciddi çalışmalardan kastının sorulması üzerine ise, "Demek ki bütün kendi adamlarını topladılar. Bazı kimseleri de ikna ettiler." cevabını verdi. Ankara ZAMAN




ANAP'tan Ermeni önergesi

ANAP Grubu, TBMM Başkanlığı'na başvurarak, sözde Ermeni soykırımı karar tasarısı ve AB Parlamentosu'nun Türkiye raporunun ele alınacağı bir genel görüşme yapılmasını istedi.

Genel görüşme isteğini içeren önerge, İstanbul Milletvekili Mehmet Ali İrtemçelik ve arkadaşlarınca TBMM Başkanlığı'na sunuldu. ANKARA




CHP merkeze açılıyor

Baykal: Laikliğin dine ya da dindarlara karşıymış gibi sunulması iftiradır. Toplum devletin değil, devlet toplumun eseridir. Önce insan vardır. Devletin işi insanların kimliğine, köküne, mezhebine, inancına karışmak değildir. 'Fikir, sanat ve düşünce özgürlüğü tamam da, din ve vicdan hürriyeti olmasın' denemez.

CHP lideri Deniz Baykal, toplumsal bir mutabakat arıyor. Bunun bir ayağı tanımlarda anlaşmak, diğeri de korkulardan arınmak. Cumhuriyet, demokrasi, laiklik ve düşünce özgürlüğü kavramları üzerinde duran Baykal, bunların tarifinde toplumsal bir uzlaşma sağlanması durumunda, –ki bunun mümkün olduğuna özel vurgu yapıyor– yaşanan korkuların ortadan kalkacağına inanıyor.

Ülkede yaşanan istikrarsızlığın yanlış anlamalardan kaynaklandığını anlatan Baykal, şu tespiti yapıyor: "Korkular var: Birileri, 'bizi yatırıp şeriat enjekte edecekler' diyor; başkaları da, 'dini unutturacaklar, çocuklarımız dinsiz yetiştirilecek' diyor. Tam bir özgürlük gerekir. Devletin işi insanların kimliğine, köküne, mezhebine, inancına karışmak değildir. İnsan esastır. İnsan resmiyete kurban edilemez. İnsan, fikri, fiziki, inanç yönleriyle bir bütündür. Fikir, sanat ve düşünce özgürlüğü tamam da, din ve vicdan hürriyeti olmasın' denemez. Ben bunları partideki arkadaşlarıma da anlatmaya çalışıyorum."

Laikliğe atılan iftira

CHP'nin 30 Eylül tarihinde yapılan olağanüstü kurultayında, 15 ay aradan sonra yeniden genel başkanlığa seçilen Baykal, ZAMAN'a oluşturmaya çalıştığı yeni siyasi açılımının temel noktalarını anlattı.

İnanç ya da inanç düşmanlığının, devlete hakim olmaya kalkmaması gerektiği üzerinde duran Baykal, laiklik konusundaki anlayışını şu cümlelerle ortaya koyuyor: "Laikliğin dine ya da dindarlara karşıymış gibi sunulması bir iftiradır. İnanç ya da inanç düşmanlığı, devlete hakim olmaya kalkmamalı. Bu mümkündür. Teorik tartışmanın bir anlamı da yok. Dinle devletin birbiri üzerinde hakimiyet etme çabası olmamalı. Ne devlet dine yön verecek ne de din devlet adına fetva verecek."

Ahlaki değerler öne çıkıyor

Türkiye'nin "kırılma noktası" olacak 2000'li yıllarda yeni bir siyaset anlayışının yerleşeceğini söyleyen Deniz Baykal, istense de istenmese de genel bir arınma yaşanacağını, bu çerçevede ahlaki bazı değerlerin öne çıkacağını belirtiyor. Bir yandan sosyal sömürü yaşanırken diğer yandan yolsuzluğa şiddetle karşı olunan bir ortam bulunduğuna dikkat çeken CHP lideri, toplumun yeni 'in'leri, yükselen değerlerinin üzerinde duruyor. Baykal bunları, mütevazı yaşam, kurallara uymak ve ahlaklı davranmak şeklinde sıralıyor. Baykal, "Artık dürüst yaşam, ahlak, hukuk, kurallar, mütevazı yaşam 'in'. Vurgunun, hep beraber kalkınma modeli olmadığı görüldü. Bir–iki yıl içinde arınma, temizlenme olacak." sözleriyle umutlarını anlatıyor. Yanlış anlamalardan yakınan Baykal, bunun büyük oranda diyalogsuzluktan kaynaklandığına inanıyor. Baykal, şunları kaydediyor: "İnsanların birbirine karşı dürüst olması gerekir. Temel doğrular içtenlikle benimsenmeli, uyutmak için değil. Mutabakata ihtiyaç var. Akıl, mantık, sevgi egemen olduğunda sorunlar aşılır."

Şimdi bütün eller havaya

CHP lideri, 1980'lerle 2000'li yıllar arasındaki değerler farkını ise, şu örnekle ortaya koyuyor: "1980'li yıllarda ülke kendinden geçiyordu. 'Nereden buldun?' diye sorulmuyordu. Vurgun yapanlar kahraman gibi görülüyordu. Milletin önüne televoleler, şamdanlar, Ege kıyıları konuyordu. Bunlar ayıplanmadı. İnsanlar, 'biz de yapacağız' demeye başlamıştı. Ahlak, sosyal düşünce, hukuk darbe yedi. Gözünüzde bir canlandırın; yüksek volümlü müzik çalıyor, garsonlar servis yapıyor, herkes eğleniyor. Arada bir, köşede oturan biri doğruları söylemeye çalışıyor; ama kimse dinlemiyor. Artık ışıklar söndü, 'haydi şimdi bütün eller havaya' dendi. Karın ağrısı, baş dönmesiyle sarhoşluktan ayılmaya çalışılıyor. Sahte, uydurma cennet bitti. Gerçeklerle yüz yüze kalacağız. Yeni bir dönem başlıyor."

Birey devletin önünde olacak

lToplum devletin değil, devlet toplumun eseridir. Önce insan vardır. Devletin işi insanların kimliğine, köküne, mezhebine, inancına karışmak değildir. Fikir, sanat ve düşünce özgürlüğü tamam da, din ve vicdan hürriyeti olmasın' denemez.

Korkulardan arınmak gerek

lİnsanların birbirini doğru anlaması gerekir. Korkular var: Birileri, 'bizi yatırıp şeriat enjekte edecekler' diyor; birileri, 'dini unutturacaklar, çocuklarımız dinsiz yetiştirilecek' diyor. Yanlış anlamalar, diyalogsuzluk var. Akıl ve sevgi egemen olduğunda sorunlar aşılır. (Süleyman KURT)




Sosyal demokrasi 'sivil'le buluşuyor

Sosyal demokrasiyi 'sivil' kavramıyla buluşturma düşüncesinde olan CHP lideri Deniz Baykal, devletin önüne bireyi çıkararak önümüzdeki dönemde izleyeceği politikanın ipuçlarını veriyor

"Toplum devletin değil, devlet toplumun eseridir. Önce insan vardır. Devletin işi insanların kimliğine, köküne, mezhebine, inancına karışmak değildir. İnsan esastır. İnsan resmiyete kurban edilemez. İnsan bir bütündür: fikri, fiziki, inanç yönleriyle bir bütündür; Fikir, sanat ve düşünce özgürlüğü tamam da, din ve vicdan hürriyeti olmasın denemez. Ben bunları partideki arkadaşlarıma da anlatmaya çalışıyorum."

Demokrasi tehdit değil

"Demokratik cumhuriyet" kavramına özel bir önem veren Baykal, cumhuriyet ile demokrasinin birbiriyle çelişmediğini anlatıyor. Demokrasinin, cumhuriyetin karşısında bir tehdit olmadığına dikkat çeken Baykal, şu görüşleri dile getiriyor: "Daha çok demokrasi olacak. Cumhuriyet de demokrasiye lazım. Doğru cumhuriyet, doğru demokrasi... Bunların olması, pratiğe geçmesi lazım."

Millete duyulan ihtiyaç

Kurultay sonrasında toplumun bütün kesimlerinden büyük ilgi gördüklerini söyleyen Deniz Baykal, yeni bir harekete ihtiyaç duyulmadığına işaret ediyor. Cumhuriyet ve demokrasiyi duyarlı noktalar olarak tarif eden Baykal, şunları anlatıyor: "Bir ilgiye muhatap oluyoruz. CHP'li olmayı, sosyal demokrasiyi tarif etmeyi insanlar önemsiyor. 'Gelin hadi bunu milli bir mesele haline getirelim' diyorlar. 'Yeni bir hareketin anlamı yok' diyorlar. Bunlar artık klasik bir parti sorunu gibi de görünmüyor. Başka çıkış yok. Millet bunları görüyor, bunlara ihtiyacı var. Bizim de millete ihtiyacımız var. Yeni açılımlar olacak. Duyarlı noktalar ortada; temel doğrular var, cumhuriyet, demokrasi."




A. Necdet Sezer yükselen değer

CHPlideri Baykal, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in Çankaya'nın saygınlığını en üst seviyeye çıkarması ile yükselen değerler arasında bir ilişki kuruyor.

Baykal şunları söylüyor: "Sayın Sezer'in karizmatik bir kişiliği yok, şeytan tüyü yok; tam bir hakim bey. Askeri zaferler, diplomatik zaferler kazanmamış. İn'ler dolayısıyla... 'Ben devletin memuruyum.' diyor. Uşaklar, hizmetçiler istemiyor. Real mağazasına giriyorum, bana, 'Biraz önce Cumhurbaşkanı da buradaydı.' diyorlar. Artık bunlar haber bile olmuyor, rutin hale geldi. Sanırım bir gün alışveriş yaparken karşılaşacağız."



| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.