Barışamayanlar küsmesin
DYP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Gölhan, parti içi meseleleri görüşmek üzere milletvekilleriyle birlikte Antalya'nın Elmalı ilçesindeydi. Zaman'dan Yakup İnce'nin de izlediği toplantıda, konuşması bittikten sonra Gölhan, partililere;
– Sorusu olan var mı, dedi.
Önce bir partili çıktı ve DYP'nin muhalefet olarak görevini yeterince yapamadığı ve basında olması gerektiği kadar yer almadığı eleştirisinde bulundu ve partinin başörtüsü konusundaki tavrını sordu.
Gölhan biraz zorlanarak da olsa bu soruyu cevaplandırdı. Toplantının sonuna doğru bu sefer başka bir partili ayağa kalktı;
– Sayın başkanım, Sayın Süleyman Demirel ile görüşüyor musunuz, diye bir soru sordu.
Gölhan'ın cevabı;
– Ben Sayın Demirel ile önceden de görüşürdüm, hâlâ da görüşürüm, şeklinde olunca partili sözlerine devam etti:
– Madem Demirel ile sürekli görüşüyorsunuz, ona cumhurbaşkanlığı döneminde partimizi sürekli ezdiğini, hakkımızı helal etmediğimizi ve ahirette görüşeceğimizi söyleyiverin.
Gölhan, toplanan partililere, DYP'nin kuruluşunu, partide yaşananları, cumhurbaşkanlığı seçimini ve Tansu Çiller'in genel başkan olması sırasında ve arkasından Demirel–Çiller arasında yaşanan soğuklukları anlattıktan sonra, sözlerini Demirel'in meşhur bir lafı ile tamamladı:
– Barışmasını bilmeyenler, küsmesinler!
Poli-alkış: Hem tasarruf hem hizmet
Türkiye Büyük Millet Meclisi 2001 yılındaki bütçe ödeneğini geçen yıla oranla yaklaşık 10 trilyon lira azalttı. Meclis bu yıl için sadece 106 trilyon 800 milyar lira harcayacak. Kemer sıkma politikasına onlar da katılıyor.
Bu haftanın alkışına konu olan ayaklardan bir tanesi bu. Diğeri ise; Meclis'in Bolu'da 12 Kasım depreminde yıkılan Abant Lisesi'nin yerine, depreme dayanıklı 16 derslikli bir okul yaptırması.
Okulun temeli 1 Eylül'de atılmıştı ve kasım ayı içinde öğretime açılması planlanıyor. Okulun toplam maliyeti 310 milyar lira. Böylesi hayırlı bir hizmete imza attıkları için TBMM'yi canı gönülden alkışlıyorum.
Poli-gaf: Bindikleri dalı kesiyorlar
Bütçe rakamları, beklendiği gibi yine hayal kırıklığı yaşattı. Eğitim ve Adalet'e ayrılan payların devede kulak kalması bir yana, yeni bütçede zorunlu tasarrufların üzerine resmi olarak yatılması da işin cabası. Nalıncı keseri misali, paralar hep devletten yana yontuluyor.
Asıl eleştirilecek nokta ise memur maaşlarına 2001 yılında yapılacak zammı oluşturan katsayıların belli olması. Gelecek yılın ilk altı ayında memura zam oranı yüzde 10 civarında olacak. Bu bir tablo. Başka bir tablo ise devletin aldığı vergileri yansıtıyor. Bu tabloda ise görülüyor ki, en fazla vergi verenler yine memurlar ve işçiler.
Devlet yüzde 10'luk zam oranı ile sadece memuruna az para vermekle kalmıyor, alacağı vergiyi de azaltıyor. Yani bir çeşit bindikleri dalı kesiyorlar. İster misiniz, şimdi tutup da sen bizim düştüğümüzü bildin, kalkacağımız zamanı da bilirsin, haydi söyle desinler?
Suçlusu biziz(!)
Bugün cümbür cemaat evlere hapisiz. Sadece biz değil, bizimle birlikte yarım milyon turist de otel odalarına hapis. Bir güzel sayılacağız. Nüfus transferi sezonunun açılmasını mı sayarsınız, yoksa 'Sayımda evde kal, orijinal hizmeti al!' kampanyaları mı istersiniz, ne ararsanız var. Bu arada devlet de çoktan beri aradığı bir faili bu sayımda eliyle koymuş gibi buluverdi.
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Devlet İstatistik Enstitüsü imzalı bir afiş, nereye gitsek gözümüze batıyor. Bakın afişte neler yazıyor:
"Çocuklarını dilediğin gibi okutmaya...
Özlediğin yollarda yürümeye...
Yanıbaşındaki hastaneye gitmeye...
Dünyanın sizden haberdar olmasına...
VAR MISINIZ?"
Bir de altında ufak bir not: "Bu sayım sizin için."
Vay be! Yıllardır, bu okul, yol, hastane ve adam yerine konmama konusunda boşuna başkalarına kızıyormuşuz. Tek suçlu bizmişiz de, haberimiz yokmuş!
Polifıkra: Deney
Bir politikacı bakmış, günümüzde ilim adamlığı siyasetçi olmaktan daha geçerli bir meslek. İlim adamı olmaya karar vermiş ve ilk deneyini bir fare üzerinde yapmış. İşte onun not defterinden birtakım satırlar:
1. gün: Fare uzun süre labirentin içinde dolandı; ama peyniri bulamadı. İç güdüleri zayıf.
3. gün: Negatif! Sadece labirenti değil, odanın hemen her yerini aradı; tüm dolapları, çekmeceleri, kavanozları karıştırdı. Hatta bir tablonun arkasına ve benim ceplerime bile baktı. Bu fare tam bir salak.
7. gün: En ufak bir ilerleme yok. Artık arama isteğini bile kaybetti. Telefonla köşedeki büfeden iki karışık tost, bir ayran istemiş. Zekadan böylesine yoksun oluşu, deneylerimde yol almamı önlüyor.
18. gün: Zamanla becerileri geliştirmesi lazımdı; ama sıfır! Bursa'dan aradı, 'kaygılanmamamı, peyniri bulacağını' söyledi. Ona gittikçe peynirden uzaklaştığını anlatmaya çalıştım, ama dinlemedi. Ciddi zeka problemi!
74. gün: Umutsuzluğa kapılıyorum. Fare henüz bir zeka belirtisi gösteremedi. En son Tibet'ten aradı. Hayatın anlamı gibisinden bir şey bulduğunu söyledi; ama peyniri bulamamış ve artık umurunda da değilmiş. Aptal hayvan! Hayallerimden ve kariyerimden geriye sadece küflü peynirler kaldı.
93. gün: Labirentin içine koymayı unuttuğum için farenin peyniri bulamadığını fark ettim.
Biliyor muydunuz?
lATPGenel Başkanı Tuğrul Türkeş'in, "Parlamento'da milliyetçi parti yoktur." dediğini...
ANAP Manisa Milletvekili Ekrem Pakdemirli'nin bir trafik kazası geçirdiğini...
Emlakbank'tan sorumlu Devlet eski Bakanı Refaiddin Şahin'in, eski partisi DPT'yi, "İstedikleri şirketlere kredi vermediğim için beni istifaya zorladılar." şeklinde suçladığını...
Meclis İnsan Hakları Komisyonu raporunda Batmanlı üyelerin rüşvetle iş yaptığı iddiasının ortaya atıldığını ve söz konusu milletvekillerinin bu iddiaya tepki gösterdiklerini...
Avrupa Parlamentosu Yeşiller Grubu üyesi Ozan Ceyhun'un, "Türkiye'ye karşı hassas politika izlemedikleri" gerekçesiyle parti değiştirdiğini...
Cumhurbaşkanlığı makamından sonra Meclis Başkanlığı makamına da bir hukukçunun, MHP'li Ömer İzgi'nin seçildiğini...
|