GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

23/10/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Basın Harmanı

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Yaşam

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

Fikir Platformu

Dünden bugüne SAYIM

 


MAKRO MİKRO 

Aydın HASKEBABÇI



Ülker’in bilgisayar atağı

1989 yılında Ülker Şirketler Grubu'na bağlı olarak kurulan Datateknik, bilgisayar sektöründe güçlü bir yer edindi. İstanbul'daki üretim tesislerinde ayda 10 bin bilgisayar üretim kapasitesine sahip Datateknik, ürünlerini yurtdışına satma hazırlığı içinde. Datateknik Genel Müdürü Nazım Özdemir, sektörde ISO 9001 belgesini alan ilk firma olarak bilgisayarların kalitesi konusunda iddialı.

Önümüzdeki ay borsada hisseleri halka arz edilecek Datateknik, bu yıl toplam 40 bin bilgisayar satmayı hedefliyor. Çözüm 2000 projesi ile ülkemizdeki milyonlarca KOBİ'ye teknik destek vermeyi amaçladıklarını kaydeden Özdemir, 36 aya varan taksit imkanlarıyla da her keseye hitap ettiklerini söylüyor. Özdemir'e göre bilgisayarın insan hayatına tümüyle sokulmasıyla ekonomi ayrı bir dinamizm kazanacak.

Nazım Özdemir - Datateknik

1952 Kayseri doğumlu. ODTÜ Fizik Bölümü'nün ardından işletme dalında yüksek lisans yaptı. 1980 yılında girdiği Ülker Şirketler Grubu'nda bilgi-işlem müdürlüğü görevinin ardından 1989 yılında Datateknik Bilgisayar Sistemleri Ticaret ve Sanayi AŞ'yi kurdu. Şu anda şirketin ortağı ve Genel Müdürü olarak görev yapıyor. Özdemir, evli ve üç çocuk babası.

Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

Ortadoğu Teknik Üniversitesi Fizik Bölümü mezunuyum. Üniversite sonrası Sümerbank'ta yatırım proje uzmanı olarak çalıştım. Bir yandan da Gazi Üniversitesi Yönetim Bilimleri Enstitüsü'nde üretim ve finans yönetimi dallarında iki ayrı yüksek lisans yaptım. Askerliğimi de yine Milli Savunma Bakanlığı OBİM şubesinde programlama subayı olarak yaptım.

Ülker Grubu'na ne zaman geçtiniz?

1980 yılında askerlik sonrası Ülker Grubu'na bilgisayar programcısı olarak katıldım. Muhasebe, satış gibi birimlerde stok kontrol, personel devam sistemleri gibi ofis içi otomasyon projelerini yürüttük. Bu çalışmalar ile Ülker Grubu'nda o dönemde çalışan 3 bin kişinin maaş bordroları bir düğme ile hazırlanmaya başladı. Ülker'de yaptığımız çalışmalar Sabri Bey'in bizzat takdirini kazandı. Ve ben kısa bir sürede bilgi-işlem müdürü oldum. 1985 yılında tüm grubun bilgi-işleminden sorumlu Genel Müdür Yardımcısı oldum.

Datateknik'in kuruluşu nasıl gerçekleşti?

Ülker Grubu'nda bilgisayarı ofisin tüm alanlarında kullanmanın yanında fabrikada da bazı birimleri otomasyona geçirdik. IBM firması bize o dönem "sistem 36 ajanslığı" denilen şimdilerde ise "çözüm ortaklığı" diye adlandırılan işbirliğini teklif etti ve yaptığımız bu programları başka firmalara da satmamızı önerdi. Biz bu programları dışarıya satmanın yanında bilgisayar alanında iş yapmak amacıyla ayrı bir şirket kurmayı yönetime teklif ettik. Böylece masraf eden bir bölüm olmaktan çıkıp dışarıya iş yapan, kaynak sağlayan ve kâr eden bir kurum olmayı hedefledik. Bunun sonucunda 1989 yılında Datateknik AŞ'yi kurarak işe başladık.

Kısa bir sürede program satma işinden kişisel bilgisayar pazarına girdik. Kişisel bilgisayar o dönemde daha çok işletmelerde kullanılıyordu, evlerde yaygın değildi; çünkü evlerde yapacak fazla bir şey de yoktu. Daha sonraları multimedya, oyun CD'leri ve internetin de yayılmasıyla bilgisayarlar evlere de girmeye başladı. Şu anda ise bilgisayar evlerdeki hakimiyeti ele geçirdi. Tabii bunda Microsoft gibi yazılım şirketleri ve İntel'in makineyi ucuzlatmasının katkısı oldu. Ama internetin iş hayatına girmesi bilgisayarı vazgeçilmez bir araç haline getirdi. İnsanlar artık bilgisayar ile haberleşebilmeye başladılar.

Exper markası ne zaman oluştu?

Biz Exper markasını 1993'ün sonunda oluşturduk. O zamana kadar biz de bazı yabancı marka bilgisayarları getirip satıyorduk. Ancak gördük ki bilgisayar bir otomobil gibi çok büyük yatırımlar gerektirmiyor ve bu alandaki yan sanayi dünyada çok gelişmiş, IBM, Compaq, HP gibi büyük markalar dahil bu bilgisayarları tümüyle kendileri üretmiyorlar. Yan sanayide üretilen parçaların montajını yaparak/yaptırtarak satıyorlar.

Bu işin merkezi son dönemde tümüyle Uzakdoğu haline geldi, öyle değil mi?

Evet, yan sanayi özellikle ucuz işgücü sebebiyle Uzakdoğu'da geliştirildi. Avrupa ve Amerikalılar kendi fabrikalarını kapattılar, bu ülkelerde ürettirmeye başladılar. Kendileri sadece tasarımını veriyorlar. Sonuçta biz de bunu yapabileceğimizi düşünerek işe girdik. Tayvan'da, Singapur'da pek çok bilgisayar firmasının kurulduğunu ve yeni yeni markaların oluşmaya başladığını gördük. Ancak ülkemizde bir yerli bilgisayar markası yoktu. Bazı toplama bilgisayar yapanlar var idiyse de onların amacı bir marka oluşturmak değildi. Kalite ile değil, fiyatla rekabet etme iddiasındaydılar. Biz ise öncelikle Türkiye'yi temsil edebilecek kalite ve nitelikte bir marka oluşturmayı hedefledik. Zaten Ülker, bisküvi sektöründe de ucuz mal yerine her zaman kaliteli ürünü tercih etmiştir. Ve sonuçta biz de ucuz bir bilgisayar yerine kaliteli bir marka imajı ile piyasaya çıktık. Ancak fiyatlarımızı da her zaman uygun bir seviyede tutmayı bildik.

Şimdiki gençler pek bilmez; ama 1960'lı, 70'li yıllarda bilgisayarlar satın alınmaz, leasing yöntemi ile kiralanırdı. Çünkü bilgisayar fiyatları gerçekten de 400-500 bin dolar arasında değişiyordu. Biz o dönemde binlerce dolar sadece bilgisayar kirası olarak ödüyorduk. Buna bir de bakım masrafları eklenince maliyet artıyordu. 1990'ların başında bile biz, IBM PC'yi 15 bin dolarlara satıyorduk. O zaman için bir araba bilgisayardan daha ucuzdu, şimdi ise arabanın 10'da biri fiyatına bilgisayarlar var. Bilgisayar teknolojisi o kadar gelişti ki bilgisayarlar hem küçüldü, hem de ucuzladı.

ISO, CE gibi kalite belgeleri ile de bu kalitenizi ispatlamışsınız. Bu konuda da biraz bilgi verir misiniz?

Biz 1997 yılında Türkiye'de ilk ISO 9001 belgesini alan bilgisayar firmasıyız. Biz ürünün kalitesinin yanında müşteriye hizmet ve işletmecilikte de toplam kalite prensiplerini uyguluyoruz. CE belgesi ve Alman TÜV belgesi aldık. Yurtdışında da Exper ismini tescil ettirdik. Biz Türkiye'de şu anda yabancı markalarla kalite ve teknolojide yarışan bilgisayar üretiyoruz. Biz "Türkiye'nin bilgisayarı" sloganını seçtik. Bundan amacımız da Türkiye'den dünyaya açılabilecek, dünya ile rekabet edebilecek bir marka üretmekti. Şu anda Exper markasıyla masa üstü bilgisayarın yanı sıra notebook ve serverlar da üretiyoruz.

Tayvan'da Asus Tech firması bilgisayarda ana kart konusunda dünyada bir numaradır. Bundan 5 sene önce kalitede yine en öndeydi; ama satışlarda belki 10. sıradaydı. Asus Tech'in başkanı ile görüştüğümde bana "Biz kalitemizden asla taviz vermeyiz. Göreceksiniz birkaç sene sonra satışta da bir numara olacağız." demişti ve bunu başardı. Biz de ülkemizde kalitemiz ile bunu başaracağız.

Şu anda sektörde pazar payınız nedir?

Ülkemizde bilgisayar piyasasında kıyasıya bir rekabet var. Ama yine de bizim yerli üreticiler içinde pazar payımız yüzde 10 civarında. Tüm bilgisayar piyasasında ise yüzde 5 gibi bir paya sahibiz. Geçen seneki ciromuz 25 milyon dolar seviyesindeydi, yaklaşık 24 bin adet bilgisayar sattık. 2000 yıl sonu hedefimiz ise 40 bin bilgisayar satışı ve 50 milyon dolarlık ciroya ulaşmak.

Bu dolar bazında yüzde yüze yakın bir büyüme manasına geliyor, bu artışı neye bağlıyorsunuz?

Biz kaliteli ürün üretiyoruz. Geçmişte basit bir bilgisayar arayanlar; onun, sokağa attığı bir para olduğunu anladılar. Şimdilerde en son model ve kalitede bilgisayar aranır hale geldi. İnternet'in yaygınlaşması son kullanıcı pazarını ciddi oranda artırdı. Bizim şu anda yurt çapında 8 tane şubemiz, 300 tane de bayimiz var. Bizim hedefimiz bunu bin adet satış noktasına ulaştırmak. Üniversitelerden Silahlı Kuvvetler'e kadar yüzlerce kurumun bilgisayar altyapısını biz sağladık. Daha önceleri kurumsal müşteri ve kamuya dönük yaptığımız pazarlama çalışmalarını şimdi son kullanıcıya yönlendirdik. Yabancı markalar ile yaptığımız fiyat rekabetini şimdi yerli markalarla da yapıyoruz. Özellikle 36 aya varan vadeli satış ve yeni finans yöntemleri ile fiyatlarımızı çok daha aşağıya çektik.

Siz aynı zamanda Exper Net(www.exper.net.tr) olarak İnternet servis sağlayıcı (ISP) olarak da hizmet veriyorsunuz. Bu hizmeti yaygınlaştırmayı düşünüyor musunuz?

ISP'lere iki türlü bakmak lazım. Biri piyasadaki dial-up abonelik veren İnternet şirketleri, diğerleri ise kurumsal altyapı sağlayan şirketler. Biz piyasadaki Superonline, İxir gibi diğer şirketlerin aksine kurumlara İnternet ve İntranet hizmeti veriyoruz. Çok büyük reklam ve tanıtım yapmadan biz işimizi yapıyoruz. Bütün dünyada şu anda İnternet hizmeti veren şirketler kâr etmiyor. Sadece şirketin abone sayısı çoğaltılarak piyasa değeri artırılmaya çalışılıyor. Yani kısa vadede nama yatırım yapıyorlar, biz ise kazanca yatırım yapıyoruz.

KOBİ'lere yönelik ilginç başka projelerinizin olduğunu duyduk. Bu konuda da bilgi verir misiniz?

Türkiye'de 3,5 milyon civarında ticarî kuruluş var. Bu şirketlerin 1 miyonu KOBİ, bunların % 20'sinde bilgisayar kullanılıyor. Biz firma olarak KOBİ'lerle çok yakın işbirliği içindeyiz. Onlar için çok özel çözümlerimiz var. Örneğin; Microsoft öncülüğünde geliştirilen ve Bill Gates tarafından ödüllendirilen "Çözüm 2000" projesinin arkasında Datateknik çok önemli bir role sahip. Bill Gates de bu projeye büyük önem veriyor; çünkü Türkiye'de milyarca dolarlık pazar payı var. Biz KOBİ'lere bilgisayar altyapısı sağlarken, onlara kurumsal İnternet'i götürmeyi hedefliyoruz. Böylece şirketlerin dünyaya açılmalarını teşvik edeceğiz. Ayrıca, "Application Service Provider" ya da "Data Center" ismi verilen yazılım sağlayıcı olmayı planlıyoruz. Kuracağımız terminaller ve server'lar aracılığıyla bilgisayar yazılımlarını bütün şirketlerin belli bir ücret karşılığı kiralayarak kullanmalarını temin edeceğiz. Ancak bunun için Telekom'un özelleştirilerek altyapısının güçlendirilmesi şart.

Bilgisayar parçalarını ileride ülkemizde üretmeyi düşünüyor musunuz?

Bilgisayarda her marka Compaq, IBM, HP, Dell dahil hemen hemen hiçbir parçayı kendisi üretmiyor. Örneğin; sizin bilgisayarınızın içindeki hard-disk Malezya malıdır; ama okuma kafası Japonya'da üretilmiştir. Kore'de, Tayvan'da, Amerika'da üretilmiş değişik parçalar vardır. Hatta ana kartlar üzerindeki değişik chipler bile farklı ülkelerde üretilmiş olabilir. Yani bilgisayarda tam bir küreselleşme söz konusu. Ayrıca pazar çok dinamik, çok hızlı değişim söz konusu. Uzakdoğu bu konuda çok ileri ve yan sanayii gelişmiş. Bu konuda rekabet etmek yerine Exper'i bir dünya markası yapmak ülke ekonomisi açısından çok daha faydalı diye düşünüyoruz.

Ülkemiz enformasyon teknolojisi alanında çok yaya kaldı. Sizce bunun nedenleri nedir?

Maalesef hükümetlerin enformasyon teknolojileri konusunda bugüne kadar hiçbir ciddi atılımı olmadı. 1983-1987 yılları arasında telekom konusunda başlatılan yatırımlar 90'lı yıllarda sürdürülmedi. Okulların bilgisayarlaştırılması projeleri tam olarak uygulanamadı. Telekom'un özelleştirilmesi uzadıkça uzadı, sadece GSM konusu bir miktar yol aldı, onun da nasıl bir altyapıya sahip olduğu deprem sırasında daha net anlaşıldı.

Sizin bu konudaki önerileriniz nelerdir?

İş hayatına bilgisayarın sokularak ekonomiye dinamizm kazandırılması eski sanayi yatırımlarına göre çok daha kolay. Türkiye, bilgisayar ve teknolojik altyapısını çok az bir kaynak ile ve özellikle insana yatırım yaparak hızla geliştirebilir. Hindistan ekonomisinde sadece yazılım teknolojisinden kazanılan 10 milyar dolarlık bir kaynak var ve ülke ekonomisini düzeltti. Çin ve Hindistan bilgisayar teknolojisi konusunda geleceği olan ülkeler arasında başta geliyor; çünkü bu iki ülke bilgisayara yatırım yapıyor. Türkiye ise bu alana hâlâ ciddi eğilmiyor. Devlet politikası olarak bilgisayar eğitime sokulmalı. Bizde sadece okul döneminde 15 milyon gencimiz var. Amerika bilgisayar teknolojisindeki açığı kapatabilmek için özellikle gençlere yeşil kart veriyor. Avrupa ülkelerinde ise üniversitelerde ücretsiz okuma ve yüksek lisans imkânı sağlanıyor. Bilgisayarın nerede üretildiğinden çok bununla nelerin yapılabileceği daha önemli hale geldi.

Son dönemde halka açılma için SPK'ya başvurdunuz. Neden borsa?

Biz 11 yıllık süre içerisinde hiç zarar etmedik, şu anda da finansman sıkıntımız olduğu için halka açılmıyoruz. Bizim büyüme ve dünyaya açılma projelerimiz var. Bunun için 7 Eylül'de SPK'ya başvurduk ve TEB Yatırım aracılığıyla da halka arz sürecini başlattık. Bütün dünyada bilgisayar şirketleri daha hızlı büyümek için halka açılmayı tercih ediyorlar. Bilançonuzun sürekli kamuoyuna açıklanması ve denetlenmesi şeffaflık için oldukça önemli. Kasım ayındaki sermaye artırımı ve hisse satışı sonrası yüzde 30'luk bir halka açıklık oranımız olacak. Şu ana kadar elde ettiğimiz bilgi ve beceriyi halka arz ederken çok daha büyük bir yatırımcı kitlesi ile yolumuza devam edeceğiz.

Datateknik olarak yurtdışı yatırımlar konusunda şu anda hangi aşamadasınız?

Biz önce yurtiçinde iyi bir pazar payı elde ederek ondan sonra dışarıya açılma fikrini benimsedik. Şu anda ülkemizdeki IBM, Compaq, Dell gibi yabancı markalarla kıyasıya rekabet ediyoruz. Kalite ve teknolojide onlarla her konuda yarışıyoruz. Öte yandan; Türkiye'de halâ bilgisayarlaşma oranı düşük seviyede; ama biz işi büyütmek için yurtdışına muhakkak açılmayı istiyoruz. Halka arz sonrası özellikle Türk nüfusun yoğun olduğu Almanya ve Türk cumhuriyetlerde yatırım yapmayı planlıyoruz. Kuzey Afrika ülkeleri Fas, Tunus, Cezayir gibi ülkelerde de çeşitli planlarımız var.



| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.