GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

26/10/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Basın Harmanı

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Yaşam

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

 


Güntay ŞİMŞEK

Beşinci Yol

Cezaevlerimiz ve Terez’in Kampı...

Adana ve Bayrampaşa cezaevlerinde çıkan olaylar yeniden, Türkiye'nin iyileşme temayülü olmayan yarasını deşti. Suç ve cezayı yan yana telaffuz edemeyen Türkiye'nin, hukuk ve insan haklarını hiçbir zaman hecelemeye dahi çalışmayacağı her yıl tekrarlanan cezaevleri hadiselerinden anlaşılmaktadır.

İnsanın olduğu yerde düşüncenin, suçun, cezanın, mükafatın, iltifatın olacağı gerçeğini anlayamayan yetkili ve etkili hakim güçlerimizin, tek tip insan yetiştirme yönünde attıkları adım, maalesef binbir türlü Anadolu insanı ortaya çıkarmaya yarıyor. Ve bu çeşitler arasında iyi bir sıfatla anılacak tür olabildiğince az. Sistemle barışıklığı, kula kul olmayı tercih ettikten sonra, sıfatsızlaşan insanımızın sıfat aramasına da gerek kalmıyor.

Fakat zaten suçlu olarak yaftalanıp içeriye atılanlar ve cezaevleriyle ilgili beyanatlar da bu dermanı olan yarayı iyileştirecek cinsten değil. Adalet Bakanı -ki, bakanlar arasında en fazla itibarı hak edenlerden birisi olduğu şüphe götürmez- Hikmet Sami Türk, cezaevlerindeki isyanların kimseye yarar getirmeyeceğini söylüyor.

Öte yandan mevcut cezaevlerinin de tutuklulara ne derece yaşam imkânı sağladığı ortada. Yani içeridekilerine başka alternatif bırakılmıyor. Ya içeride bir şekilde güç olmuş, ağa olmuş kişilerin ellerine yeni suçluları veriyorsunuz. Ya da cezaevlerinde devleti temsil eden ve acımasızlığını ileri boyutlarda gösteren yönetimlerle isyanları bastırmaya çalışıyorsunuz. Her iki durumun da varacağı nokta isyandan ötesi değil.

Ya cezaevlerinin yaşanılır yerler olup olmadığı hususuna bakarsak, nasıl bir manzarayla karşılaşırız?

Kısa süre önce Çek Cumhuriyeti'nde ziyaret ettiğimiz Hitler'in 1940'lı yıllarda yaptırdığı toplama kampları inanın bizim cezaevlerinden daha iyi durumda. Prag yakınlarında bulunan Terezin Toplama Kampı'nı Hitler, İkinci Dünya Savaşı esnasında yaptırmış ve başta siyasi suçlular olmak üzere, diğer suçluları da din ve milliyet ayrımı yapmadan burada toplamış. Kampların misafirleri arasında Yahudilerin çoğunlukta olduğunu hatırlatmaya gerek yok sanırım.

Terezin Kampı'nda rehberimizin anlatımlarıyla, güya yıllar öncesine dönüp, içler acısı tabloyu gözlerimizde canlandırıp, 'vah yazıklar olsun' diyecektik. Diyemedik. İstanbul'a döndüğümde de bana soranlara Terezin Kampı'nı anlatırken, tatil beldelerimizi örnek vermek zorunda kaldım. Oberj sınıfındaki tatil köylerinde bungalov tipi odalar nasıl araziye dizilmiş ise, Terezin de öyle inşa edilmiş. Hem de Alman disipliniyle...

Terezin Kampı'nda gün ışığı görmeyen hücre tipi odalar vardı. Fakat bizdeki F tipi cevaevleriyle benzerliği söz konusu olunca kıyas dahi yapamadım.

Özetle, Türkiye'nin hukuk düzenindeki sakatlıklar büyük oranda cezaevlerine de yansımaktadır. Önce adli makamlara bütçeden doğru düzgün ödenek ayrılmalı. Hakim ve savcıların gelirleri de, başka insanların sorunlarına rahat bir şekilde eğilecek boyuta getirilmeli. Doğal olarak hapishanelerin de ahır muamelesi görmemesi için devletin göstermelik ve belli amaçlara hizmet etmeyi hedefleyen F tipi projeler yerine, Türkiye'nin bütün cezaevlerini kapsayacak rehabilitasyona gitmesi gerekir.

Bunların olmadığı Türkiye'de nelerin olduğunu hep beraber görüyoruz. Ansiklopedilerden bütün hayvanat âleminin isimlerini çıkarıp ortaya çıkarılan skandallara isim yapsak dahi Türkiye'nin yolsuzluklarının çoğu adsız kalır. Ayrıca, önce partilere simge olan hayvanat âleminin isimlerinin, şimdilerde de yolsuzluklarımıza amblem yapılmasının da önemli hikmetleri olmalı.

Başka hikmetler aramadan, dışardaki ve cezaevlerindeki insanlarımıza insan gibi muamele yapmak zorundayız. Her ne fikri savunursa savunsun, düşünce suçlusuna cani, katil muamelesi yapılmamalı.

Hayvanat âleminde dolaşarak, onların da en kötülerine benzemenin Türkiye'ye faydası olmayacağı ortada...


g.simsek@zaman.com.tr



Yazarımızın en son yazıları

02/ 10/ 2000... VİP rezaleti...(1)
03/ 10/ 2000... Yüce VIP rezaleti
04/ 10/ 2000... Torbayla para uçurma...
05/ 10/ 2000... Kekliği düz ovada avlarlar...
10/ 10/ 2000... Prag Baharı...
11/ 10/ 2000... Kudüs ya da Salom Havier
16/ 10/ 2000... Avrasya Taklası...
19/ 10/ 2000... F-16 sonrası TAI
24/ 10/ 2000... Trafikte polisçilik oyunu...
25/ 10/ 2000... Bakü-Ceyhan'da Ankara havası...


| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 454 1 454 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.