Dönüşümün fotoğrafları
İstanbul'da bir Türk mahallesi: Mahalle, yoksulu, zengini, paşası, tek katlı 'süfli', daha çok katlı 'fevkani' ve gösterişli 'mükellef' evleri... Fotoğrafta evlerin pencerelerindeki kafesler ise 1934'ten sonra belediyece yasaklandı. National Geographic Dergisi'nin arşivlerinden derlenen İstanbul fotoğraflarının yer aldığı "Bak bir varmış bir yokmuş/İmparatorluk'tan Cumhuriyet'e İstanbul" konulu sergi açıldı. İş Bankası tarafından Topkapı Sarayı Darphane—i Amire Binası'nda düzenlenen sergide, 11 National Geographic fotoğrafçısının 1885—1994 yılları arasında çektiği toplam 202 İstanbul fotoğraf, yer alıyor.
Osmanlı Devleti'nin son döneminden günümüze uzanan zaman dilimi içinde İstanbul'u, insanları, yapıları, sokakları ve anıtlarıyla görüntüleyen fotoğraflar, sanatseverleri zaman tünelinde yolculuğa çıkarıyor. Sergideki fotoğraflar kadar; fotoğraf altlarında yer alan ve Osmanlı tarihi uzmanı John Freely'nin fotoğraflara gönderme yaparak İstanbul'un İmparatorluk'tan Cumhuriyet'e geçişine ilişkin gelişmeleri anlattığı metinler de ilginç.
İnsanların ve mekanların gelişimini daha doğrusu dönüşümünü anlatan fotoğraflar, zaman kavramının akıcılığını da gözler önüne seriyor. Panolarda yer alan ve bugün bir yabancı gözüyle baktığımız fotoğrafların aslında bize ait olduğu; ama en az makinenin deklanşörüne basan National Geographic fotoğrafçıları kadar da bu fotoğraflara yabancı olduğumuz su götürmez bir gerçek. Tıpkı Murat Belge'nin belirttiği gibi "Bir zaman önce 'konu'su olduğumuz bir şeyin 'seyircisiyiz' şimdi."
Üç şeritli at ve eşek yolu
Vatan Caddesi yapılacak, Boğaziçi yapılacak, Haliç Köprüsü yapılacak, çevreyolu sistemi kurulacak, bir sapak Bayrampaşa'ya, bir sapak Edirnekapı'ya... Köprü'ye sapış, üst yol, üst geçit... Üç şeritli at ve eşek yolu. Yıl 1933. Sakıp Sabancı henüz dünyaya geldi.
İstanbul'da bir Türk mahallesi
Mahalle, yoksulu, zengini, paşası, tek katlı 'süfli', daha çok katlı 'fevkani' ve gösterişli 'mükellef' evleri... Fotoğrafta evlerin pencerelerindeki kafesler ise 1934'ten sonra belediyece yasaklandı.
Türk pazarından görünüm
"Giyilmemiş çamaşırlar nasıl kokar bilirsin, / Sandık odalarında; Senin de dükkanın öyle kokar işte. / (....) / Kapalı çarşı deyip de geçme; / Kapalı çarşı / Kapalı kutu" şiirinin sahibi Orhan Veli doğmadan iki yıl önceki. Kapalıçarşı, yıl 1912.
1920'lerin öğrencileri
1920'lerde İstanbul Amerikan Kız Koleji'nin 14 öğrencisi... Neresi mi ilginç? Bu kızların sadece iki Türk, ötekilerin hepsi değişik etnik kökene sahip.
Devrim yılı görüntüsü
Mustafa Kemal Atatürk 26 Ağustos 1928 gecesi yayınlanan telsiz mesajında 'yeni Türk harfleriyle cehalete karşı açılan mücadelenin başladığını belirtiyordu. Elinde yeni alfabesiyle gülümseyen bir genç.
Kim bu Türkler?
Yıl 1945. 'Dost ve müttefik Türkiye' yılları... Dergi olayı teşhis etmeye çalışıyor: Bir Asya dili konuşuyorlar. Yüzlerine ve tarzlarına bakılırsa Avrupalılar. Kim bu Türkler?
(ABDULLAH KILIÇ)
Nejat Saydam toprağa verildi
Türk sinemasının usta yönetmenlerinden Nejat Saydam'ın cenazesi, Teşvikiye Camii'nde öğleyin kılınan namazın ardından Aşiyan Mezarlığı'nda toprağa verildi.
Camideki törene, Saydam'ın ailesi ve yakınlarının yanı sıra ANAP İstanbul Milletvekili Ediz Hun, aralarında Göksel Arsoy, İzzet Günay ve Çolpan İlhan'ın da bulunduğu sinema sanatçıları ve emekçileri katıldı.
'Akşam Güneşi'ni çekemedi
Ediz Hun yaptığı açıklamada, Saydam'ın son derece yüksek vasıflı bir insan olduğunu belirterek, "Hepimiz üzüntü içindeyiz. Çok filmde birlikte olduk. İyi huylu bir insan, değerli bir yönetmendi. Burada bulunanların tamamının derin üzüntü içinde olduğunu hissediyorum" dedi. Törene, üzerinde Sadri—Çolpan Alışık yazılı bir çelenk gönderen Çolpan İlhan da, eşi Sadri Alışık hayattayken, Saydam'la birlikte birçok kez birlikte çalıştıklarını söyledi. İlhan, Saydam'ın, TRT ve Film Yönetmenleri Derneği işbirliği ile gerçekleştirilen Türk Romanları Projesi'nde, Reşat Nuri Güntekin'in "Akşam Güneşi" adlı eserini filme çekmeyi çok istediğini belirterek, "En çok üzüldüğüm, bu filme başlayamaması oldu. En azından bir plan çekebilseydi" dedi.
|