'Ermeni yalanı' MGK'da
Milli Güvenlik Kurulu, olağanüstü hal uygulamasının, 4 ay daha uzatılmasını uygun bularak, bu görüşün Bakanlar Kurulu'na bildirilmesini kararlaştırdı.
MGK'nın, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in başkanlığında dün Çankaya Köşkü'nde yaptığı toplantısında, OHAL, sözde Ermeni soykırımı iddiaları, İrtica ile Mücadele Stratejisi'nin 3 aylık uygulaması ve dış politika meseleleri ele alındı.
Yaklaşık 4,5 saat süren toplantıdan sonra, alınan kararlarla ilgili olarak MGK Genel Sekreterliği tarafından yapılan açıklamada, şöyle denildi: ''Ülke genelindeki güvenlik ve asayiş durumu ile olağanüstü hal uygulaması gözden geçirilmiş, yapılan değerlendirmeler sonunda, Diyarbakır, Hakkari, Şırnak ve Tunceli illerindeki olağanüstü hal uygulamasının, 30 Kasım 2000 tarihinden geçerli olmak üzere 4 ay daha uzatılması uygun bulunarak, bu görüşün Bakanlar Kurulu'na bildirilmesine karar verilmiştir. 'Sözde Ermeni soykırımı' iddiaları konusundaki son gelişmeler değerlendirilmiştir. Ayrıca Başbakanlık genelgesiyle yürürlüğe konulan İrtica ile Mücadele Stratejisi'nin 3 aylık uygulama durumu hakkında Kurul'a bilgi sunulmuş, bu konuda öngörülen tedbirlerin her kademede kararlılıkla uygulanmasının önemi vurgulanmıştır. Ankara
Asiltürk'ten ağır laflar
lSistemli yıpratma Gül ve arkadaşları sistemli bir şekilde partiyi yıpratmaya çalışıyorlar. Gül başka partide olsa birkaç kez ihraç edilirdi.
FP Malatya Milletvekili ve partinin önde gelen isimlerinden Oğuzhan Asiltürk, Abdullah Gül ve arkadaşlarına ağır suçlamalarda bulundu. "Abdullah Gül başka partide olsa birkaç kez ihraç edilirdi." diyen Asiltürk, yenilikçi milletvekilleri için 'ayrılıkçı' ifadesini kullandı.
Parti içinde yaşanan tartışmalarla ilgili dün açıklamalarda bulunan Oğuzhan Asiltürk, milletvekillerinin partilerine bağlı olması gerektiğini söyledi. Abdullah Gül ve arkadaşlarının 'sistemli bir şekilde partiyi yıpratmaya çalıştıklarını' savunan Asiultürk, şöyle konuştu: "Bir partiye mensup milletvekilinin kendi partisini yıpratması kabul edilemez. Abdullah Gül ve arkadaşları sistemli bir şekilde partiyi yıpratmaya çalışıyorlar. Bizim gayretimiz ise onların dışarıya muhalefet yapmaları yerine partiye muhalefet yapmalarına mani olmaktır. Arkadaşlarımız partimize diğer partilerden daha çok muhalefet yapıyorlar. Yönetim bunları ihraç etmeyi düşünmüyor."
'Eleştiren görev alamaz'
Oğuzhan Asiltürk, yenilikçilerin, parti ve TBMM yönetiminde göreve getirilmediklerine ilişkin iddialarına da şu cevabı verdi: "Partiyi tenkit edenlerin partide bir göreve getirilmeleri düşünülemez. Bu durum, partinin kendi kendini zayıflatması neticesini doğurur. Bu arkadaşlarımız önce kendine çeki düzen vermeli, daha sonra görev beklemeliler. Parti ile grup arasında uyum çok önemlidir. Seçimlerde arkadaşlarımız, partiye zarar veren değil, hizmet edenleri göreve getirmek istedi." Asiltürk, Gül ve arkadaşlarının bazı köşe yazarlarına seçimlerle ilgili yanlış bilgiler verdiğini, bu paralelde yazılan yazıların da hep FP'yi yıpratmaya yönelik olduğunu öne sürdü.
'Partiyi bombalıyorlar'
Bazı milletvekillerinin partiye aidat ödemeyeceklerine ilişkin girişimlerini de değerlendiren Asiltürk, aidat ödemesinin Siyasi Partiler Kanunu'na göre zorunlu olduğunu anlattı. Asiltürk, sözlerini şöyle tamamladı: "Aidat ödenmesi zorunludur, tercihe bağlı değildir. Kimse (Ben aidat vermem.) diyemez. Milletvekilleri, bir aylık gelirinden fazla olmamak üzere, bir yıl süresince partinin belirleyeceği oranda aidat ödemek durumundadırlar. Bu, (Olsa da olur olmasa da olur.) şeklinde bir hüküm değildir. Bu ayrılıkçı arkadaşlarımız, bu olayı önceki dönemlerde de yaptılar, ancak biz kimseye duyurmadık. Düzeleceklerini ümit ettik. (Burası bizim evimiz.) diyenler, her vesile ile evlerini tahrip ediyorlar. Bomba koyup patlatıyorlar. (Biz partiye aidat vermeyiz.) diyenler kendi yolunu kendileri çözerler. Ancak biz kendilerini partiden atmak yerine (Yaptığınız doğru değil, yapmayın.) diye telkinde bulunuruz. Biz kendilerini kucaklamaya çalışıyoruz. Bu arkadaşlarımız, bu yaptıklarını başka bir partide yapmış olsalardı ihraç edilirlerdi. Biz, çok demokratik bir partiyiz. Abdullah Gül, başka bir partide olsa birkaç kez ihraç edilirdi. Biz sabırla bekliyoruz." Ankara
FP'ye kötülük ediyorsun
FP Kayseri Milletvekili ve 'yenilikçi' kanadın önde gelen ismi Abdullah Gül, Oğuzhan Asiltürk'ün kendisi hakkında yaptığı açıklamalara cevap verdi.
Gül, "Oğuzhan Asiltürk kendisini parti içinde fiilen bir başkan gibi görüyor. Genel başkanı gölgeliyor ve adeta yok farz ediyor. Bu da kritik dönemde FP'ye yapılacak en büyük kötülüktür." dedi.
Parti içi meselelerde hep göz önüne çıkan Asiltürk'ün, partinin dışa karşı faaliyetlerinde görülmediğini söyleyen Gül, "Fazilet Partisi'nin resmi bir genel başkanı vardır, organları vardır. Oğuzhan Bey, genel başkan yardımcısı, partinin sözcüsü değildir. Oğuzhan Asiltürk'ün ne yapmak istediği herkes tarafından açıkça görünüyor." şeklinde konuştu.
'Bu anlayış ülkeyi kucaklayamaz'
Herkesin, "Partinin karar organı nedir, esas politikaları tespit eden kimdir?" diye merak ettiğini belirten Gül, şöyle devam etti: "Ayrılıkçı lafı kesinlikle kabul edilebilir bir şey değildir. Bir partinin anlayışı üzerinde bazı eleştirilerde bulunup, bunlar eleştiriliyorsa, bu eleştirileri yapanlar ayrılıkçı sayılıyorsa, böyle bir anlayışın Türkiye'yi kucaklaması beklenemez. Böyle düşüncelerden dolayı ayrımcı gösterilirse, bu çok yanlış olur." Gül, parti içindeki görüşlerini dile getiren insanlara ayrılıkçı denmesinin "demokratik katılımın kabul edilmemesi anlamına geldiğini" ifade ederek, körü körüne itaatin parti disiplini sayılamayacağını söyledi. Gül, "Aynı düşüncedeki insanları bile eleştirilerinden dolayı disiplinsiz diye suçlarsanız doğru olmaz." dedi.
Kutan'ın kayıksız kalması
Abdullah Gül, olup bitenlere Genel Başkan Recai Kutan'ın kayıtsız kalmasını da parti bütünlüğü açısından doğru bulmadığını vurguladı. Kendilerinin köşe yazarlarını arayıp onlara haber yazdırma gibi bir adetlerinin olmadığını bildiren Gül, Asiltürk'ün katıldığı televizyon programlarının nasıl hazırlandığının da araştırılmasını istedi.
Gül, partiye aidat ödemediklerine ilişkin eleştirilere de şöyle cevap verdi: "Aidat ödememe konusunda söyledikleri doğru değildir. TBMM'de, bizim hesabımızdan partimiz için kesilenlere bakarsanız bunu göreceksiniz. Ama her şeyin kanuna uygun yapılması gerekir. Bu aya kadar, benden de, bütün milletvekillerinden olduğu gibi fazla bir kesinti olmuştur. Siyasi Partiler Kanunu kesintilere bir sınır koyduğundan dolayı, partinin ileride sıkıntıya düşmemesi için benden de o sınır içinde kesinti yapılmasını talep ettim. Kesinlikle partiye aidat vermeme lafı yalandır, doğru değildir." Ankara
Arınç: İhraçlık bir şey yok
FP TBMM Grup Başkan Vekili Bülent Arınç, partide son günlerde yaşanan tartışmalarda ihracı gerektirecek bir durumun söz konusu olmadığını söyledi.
Arınç, "Tüzük ihlali ve partiden ihracı gerektiren bir şey olduğu kanaatinde değilim. Ne Abdullah Gül'ün ne de bir başka arkadaşımızın..." dedi. FP Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında, gazetecilerin sorularını cevaplayan Bülent Arınç, kendisinin partiye aidat ödediğini vurguladı.
FP'ye yapılan Hazine yardımına ilişkin bir soruya Arınç, "Hazine yardımı, o parti adına bütçe çıktıktan sonra Ziraat Bankası'na yatırılan bir paradır. Partimiz, milletvekillerinin aidatlarını maaşlarından kesiyor. Ben de aidatımı ödüyorum." karşılığını verdi. Bülent Arınç, son günlerde parti içinde yaşanan gerginliği hatırlatarak, "Abdullah Gül'ün partiden ihraç edilip edilmeyeceğine" ilişkin soru yönelten gazeteciye, "Tüzük ihlali ve partiden ihracı gerektiren bir şey olduğu kanaatinde değilim. Ne Abdullah Gül'ün ne de bir başka arkadaşımızın..." cevabını verdi. Ankara ZAMAN
Budak'tan Akay'a destek geldi
DSP İstanbul Milletvekili ve DİSK eski Başkanı Rıdvan Budak, kamu çalışanlarına sendikal kurma hakkı verilmesi için Ankara'ya yürüyen Kamu–Sen Başkanı Resul Akay'a tam destek verdi.
Akay'ı, Ankara girişinde karşılayacağını söyleyen Budak, "Görüşlerimiz farklı olabilir; ama ben yaptığına tam destek veriyorum ve doğru olduğu düşünüyorum." dedi. Bu arada, yürüyüşünü sürdüren Akay, zaman zaman yaptırdığı masajla yorgunluğunu azaltmaya çalışıyor. Ankara ZAMAN
Eşinden esinlendi
CHP lideri, İstanbul'da tıklım tıklım İETT otobüsüne binerek, 'halkın arasına girdiği' mesajını verirken, eşi Olcay Hanım, bu yaşam biçimine hiç de yabancı değil.
Deniz Baykal, CHP Genel Başkanlığı koltuğuna yeniden oturmasının ardından, yaptığı açıklamalar ve ilginç çıkışlarla dikkatleri üzerine çekti. Önceki gün İstanbul'da sabahın erken saatlerinde Anadolu yakasından Avrupa yakasına İETT otobüsüyle geçen Baykal, halkın arasına karışmanın bir örneğini sergiledi. Tıklım tıklım dolu otobüsten inip, yine nefes almakta bile zorlanılan tren vagonuna binen Baykal'ın ortaya koyduğu bu tavır, klasik puan toplama taktiklerinin ötesinde anlamlar taşıyor. Baykal'ın tavrına kaynaklık eden yaşam biçiminin örneklerini ise eşi Olcay Hanım sergiliyor.
Olcay Baykal, yıllardır çarşı pazardan alışverişi kendisi yapıyor. Halk otobüsü ise Olcay Hanım'ın sürekli tercih ettiği ulaşım aracı. Ev işleri için herhangi bir yardımcıya da gereksinim duymayan Olcay Hanım, lider eşinden çok, sade bir vatandaş örneği sergiliyor.
Baykalların torun sevgisi
Baykalların halen oturdukları Or–An Sitesi'ndeki evleri de 27 yıl önce borçlanarak alınmış. Evin nüfusu ise 3. Deniz Baykal ve eşi Olcay, Hanım, 8 yaşındaki torunları Mehmet Erkılıç'la birlikte yaşıyorlar.
Baykallar evliliklerinin ilk yıllarında pazar alış verişini birlikte yaparken, Deniz Baykal'ın siyasete girmesiyle bu aksamaya başlıyor. Bu durum hem Deniz Baykal'ın yoğunluğundan hem de Olcay Hanım'ın yakınmasından kaynaklanıyor. Olcay Baykal'ın, "Deniz, sen yanımda olduğun zaman ben rahat alışveriş yapamıyorum. Pazarcılar sen olunca meyveyi, sebzeyi hep seçerek veriyorlar. Bundan rahatsız oluyorum. Sade bir vatandaş gibi alış veriş yapmak istiyorum." sözleri üzerine Baykal da pazara gidemez oluyor.
'Olcay benim sağduyum'
Deniz Baykal eşinden "Benim sağduyum." diye bahsediyor. Emekli ekonomist Olcay Baykal, birçok politikacı eşinin aksine aktif siyasette hiç yer almıyor, partinin içişleriyle de yakından ilgilenmiyor. Ancak Olcay Baykal, Türkiye ve dünya sorunlarını en az eşi kadar yakından izliyor, bunları zaman zaman Deniz Baykal ile tartışıyor.
Neden gündemde?
Baykal, son bir aydır söyledikleri ve yaptıklarıyla yakından izlenmeye ve tartışılmaya başlandı. "Değiştim" diyen Baykal, "Emaneti ehline verin." dedi. Seçildikten sonra birey–devlet, din–devlet ve demokrasi–cumhuriyet kavramları arasındaki ilişkiye sosyal demokratların nasıl bakması gerektiğini tanımladı.
Baykal'a AB brifingi
Bu arada, Avrupa Birliği Genel Sekreteri Volkan Vural, dün, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'a brifing verdi. CHP liderinin isteği üzerine, parti genel merkezinde gerçekleşen brifingte, AB ile ilişkilerinde gelinen nokta, bundan sonra yapılacaklar ve beklentiler üzerinde duruldu. Vural'a AB üyelik sürecine ilişkin düşüncelerini aktaran Baykal, bazı uyarılarda bulundu.
MHP'den hak garantisi
Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Verkaya: Bizde işkence gören çok. Ben de gördüm. Bunun üzerine gidilmeli. Baş ağrıtır ama olsun. MHP kırıp dökmeden dengeli bir çözüm hedefliyor.
TBMM İnsan Hakları Komisyonu'nu alan MHP'nin bu alanda atacağı adımlar merak edilirken, Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Verkaya, "Baş ağrıtsa bile, ihlallerin üzerine gideriz." dedi. Gazetemize, MHP tüzüğünde bu hususların yer aldığını açıklayan Verkaya, "insan haklarının her şeyin üzerinde olduğunun" bilincini taşıdıklarını söyledi.
İhlaller var
Türkiye'de insan hakları ihlallerinin varlığını inkar etmediklerini, araştırılmasından da korkmadıklarını aktaran Verkaya şöyle konuştu: "Bizde işkence gören çok. Ben de gördüm. İntiharı bile düşündüm. İşkencenin sadece fizikî yönü yok. İnsan onuru ve haysiyetiyle de ilgili. Üzerine gidilmeli. Baş ağrıtır ama olsun."
Sadece araştırma yapıp raporlar hazırlamanın bir anlam ifade etmediğini vurgulayan Verkaya, ortaya çözüm konulması gerektiğine dikkat çekti. MHP'nin, ihlaller konusunda kırıp dökmeden dengeli çözüm hedeflediğini ifade eden Verkaya, cezanın çözüm olmadığını kaydetti. Verkaya, işkenceye ceza getiren yeni yasayı hatırlatarak, "Ne değişti?" diye sordu.
Polis suçlanıyor
Polisin haksız yere hedef haline getirildiğini savunan Verkaya şu görüşleri dile getirdi: "Polise, gerekli teknik donanımı, imkanları vermezsen, bunları önleyemezsin. Dünyanın hiçbir yerinde suçlu, (Ben yaptım) demez. Bunu diyenin psikolojik durumu tartışmaya açılır. Tek çare, polise gerekli altyapıyı sağlamaktır. Ekonomik, sosyal ve eğitim yönü de unutulmamalı. Sadece sesi çıkan belli zümreler üzerinde fırtınalar koparılması yanlış. Sayıları yüz binleri bulan sokak çocuklarının durumu ortada." (Zekai ÖZÇINAR)
Bahçeli: Biz talep etmedik
DSP'li Sema Pişkinsüt'ün "MHP, İnsan Hakları Komisyonu'nu alma gerekçesini açıklasın." çağrısına cevabı, doğrudan MHP lideri Devlet Bahçeli verdi.
Bahçeli, Pişkinsüt'ü dün telefonla arayarak, komisyon başkanlığını alma talebinin kendilerinden gelmediğini söyledi.
Pişkinsüt'e açıklamanın farklı anlamlar çağrıştırdığını ince bir üslupla aktaran Bahçeli, "Bizim bir talebimiz olmadı. Ortaklar arasında yapılan değerlendirme sonucunda kararlaştırıldı. Bunu bilmenizi istedim." dedi.
Bahçeli, başka partilerin iç işlerine karışma anlamına gelecek bir tavırlarının olamayacağını vurguladığı Pişkinsüt'e, değişikliğin sebebini partisinden öğrenebileceğini hissettirdi. Açıklama çağrısını bazı iddiaların aydınlanması için yaptığını, MHP'yi suçlama kaygısının olmadığını belirten Pişkinsüt ise, Bahçeli'ye açıklamaları sebebiyle teşekkür etti.
Pişkinsüt, Bahçeli'nin araması konusunda, "Nezaket gösterdi, bilgilendirdi. Sitem yoktu. Ortaklar arası uzlaşma olduğunu söyledi." şeklinde konuştu.
Parti tabanını anlatacaklar
MHP'nin 5 Kasım'da yapılacak olan genel kongresine bir hafta kala bütün il başkanları bugün Ankara'da toplanıyorlar.
Devlet Bahçeli başkanlığında yapılacak toplantıda kongreyle ilgili değerlendirmelerin yanı sıra, tüzük değişikliği ve merkez karar yürütme kurulunun sayısı ele alınacak. Değiştirilen parti tüzüğünde, grup başkan vekiliği sayısının 3'e çıkarılması gibi yenilikler bulunuyor. MHP lideri Bahçeli'nin il başkanlarından tabanın sıkıntılarını ve kongreden beklentilerini dinleyecek olması toplantının diğer önemli kısmını oluşturacak. Teşkilatlar, Bahçeli'ye partinin seçmen gözündeki durumunu anlatacak.
Kongre hazırlıkları sürüyor
Bu arada, Ankara Atatürk Spor Salonu'nda 5 Kasım Pazar günü saat 09.00'da başlayacak olan kongre için 100 bin afiş bastırıldığı bildirildi. Ayrıca, birçok ilde meydanlara asılacak binlerce pankart ve kongreye katılacaklara dağıtılacak 10 bin adet Türk bayrağı hazırlandı. İl kongreleri yapılmayan Adıyaman, Tunceli ve Diyarbakır haricinde bütün illerin temsilci göndereceği kongrede, 1383 delege oy kullanacak. (Habib GÜLER)
Sezer'den 'cuk' cevap
Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer, önceki gün Meclis Başkanlık Divanı üyelerini kabulünde, esprili bir üslup kullandı.
Ziyaret sırasında, DSP'li Ali Ilıksoy, KHK'ların zaruretini savununca, Cumhurbaşkanı Sezer, "Sadece deprem ve terörle ilgili ikisi cuk diye yerine oturmuştur. Diğerlerinin aciliyeti yoktu." karşılığını verdi. Sezer'in bu sözü milletvekillerini güldürdü.
Ziyarette DYP'li Hüseyin Çelik, Sezer'in KHK'lar konusundaki tavrını, "Meclis'in yetkisinin hiçbir kurum tarafından kullanılamayacağına dair iradenizi kutluyor, bütün ilklerinizi destekliyorum." sözüyle övdü. Sezer, bunun üzerine, "Ben dahil, Meclis'in üzerinde güç yok. Bu iradeyi üstün kılmak istedim." dedi.
Sözün doğrusu
Sezer, görüşme sırasında milletvekillerine Siyasi Partiler Kanunu'nda değişiklik önerdi. DYP'li Salih Sümer'in "Hangimiz liderlere karşı gelebiliriz? Bizi mahvederler." müdahalesine üyeler gülünce, Sezer, "Sözün en komiği, en doğru olanıdır." esprisini yaptı.
Sezer, Başkanlık Divanı oluşmadan Meclis'in çalışamamasını da eleştirdi. "Bir parti Meclis'i tıkamak için, divana üye vermezse ne yapacaksınız? İçtüzük'le buna tedbir alınmalı" uyarısında bulunan Sezer, başkan seçimi sürecinin kısaltılmasını istedi. Meclis Başkanı Ömer İzgi, "5 gün olabilir." dedi.
Meclis konuşması
DYP'li Salih Sümer, Sezer'in Meclis konuşmasını beğenmekle birlikte uzun bulduğunu söyleyince Sezer, "Biliyorum. Ben de zorlandım. Ama söylemem gerekenler vardı. Sayın Demirel'inki daha uzundu" cevabını verdi.
MHP'li Murat Sökmenoğlu, yabancı devlet başkanlarının Meclis'i ziyaretlerinde başkan vekillerinin de bulunmasını istedi. Sezer, "Protokolde hassas davranılıyor. Gerekenler çağrılıyor. Üzerinde duralım" dedi. (Zekai ÖZÇINAR)
Komisyon rahatsızlığı
DSP, Meclis ihtisas komisyonları için üyelerini bildirmeyen başta hükümet ortakları olmak üzere bütün partilere ateş püskürüyor.
Komisyonların oluşturulmadan Meclis'in çalışamayacağına işaret eden DSP'li milletvekilleri, önceki gün Genel Kurul çalışmalarının bitiminde kuliste yakaladıkları Meclis Başkan Vekili Murat Sökmenoğlu'na şikâyetlerini aktardılar. DSP'li vekiller, "Sayın Başkan, siz kürsüden hangi partilerin komisyonlar için aday bildirmediklerini açıklamadınız. Kamuoyu bunları bilsin. Sadece biz üye bildirdik." sözleriyle Meclis'in çalışmalarını engelleyenlerin deşifre edilmesini istediler.
ANAP'ın Meclis çalışmalarına katılmamasından da şikayet eden DSP'liler MHP'nin tavrını ise şöyle değerlendiriyor: "Onların parti yapısı da bizimkine benziyor. Meclis çalışmalarına bizim kadar olmasa da katılıyorlar." (Süleyman KURT)
Yaşlılık ayrı, emeklilik ayrı
Süleyman Demirel: Emeklilik, muayyen süre çalıştıktan sonra, maaşı hak edip bir kenara oturmak ve takdiri İlahi beklemektir. Yaşlılıkta ise olay farklı. Bugünleri yaşamak lazım.
9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, ortalama yaşam süresinin 40'lı yaşlardan 75–80'li yaşlara çıktığını belirterek, "Yaşlılıkla emeklilik ayrı ayrı şeylerdir." dedi.
Memory Center of İstanbul tarafından Süleyman Demirel'e 'Hafıza Gücü' plaketi verildi. Törende konuşan Demirel, insan ömrünün uzamasıyla, yaşlılık konusuna uluslararası bildirgelerde yer verilmeye başlandığına dikkati çekti.
Demirel, "Yaşlılıkla emeklilik ayrı ayrı şeylerdir. Emeklilik, anlaşıldığı kadarıyla muayyen süre çalıştıktan sonra, emekli maaşı hak edip bir kenara oturmak ve takdiri İlahi beklemektir. Yaşlılık denen olaysa, bu değil. Ama madem ki uzunca seneler insanların yaşaması imkanı doğmuştur, sağlıklı ve ruh huzuruyla bugünleri yaşamak lazımdır." diye konuştu.
Demirel'in, "(Allah herkese yetecek kadar akıl vermiştir) diye bir söz var. Ama öyle şikayetler olmaktadır ki, (Cenab–ı Allah akıl dağıtırken, bazılarına kepçeyle vermiş, buna kaşıkla bile vermemiş). Bunlar halkın deyimleri" sözleri salondakilerin kahkahaya boğulmasına sebep oldu.
Demirel'den fıkra
Demirel, konuşmasını, şu fıkrayı anlatarak bitirdi: "Padişah, İncili Çavuş'u çağırmış: (Al bu atı iyi besle. İyi beslersen sana lazım geldiği kadar ikramda bulunacağım. Ama öldü diye gelirsen kellen gider) demiş. Çavuş atı götürürken mahalleli demiş ki: (Çavuş, biz seni akıllı adam bilirdik. Hiç paraya insan kellesini değişir mi, niye aldın bu atı?) Çavuş seslenmiyor.
Bir gün at ölüyor. Padişah çağırıyor İncili Çavuş'u. Padişah soruyor, (At nasıl?) diye. Çavuş, (Padişahım at yatıyor. Kuyruğunu oynatmıyor. Karnı da oynamıyor. Başını da yere koydu yatıyor) diyor. Padişah araya giriyor. (Desene çavuş, at öldü diye). Çavuş diyor ki, (Ben demedim, sen dedin)." Ankara
Kimler korunuyor?
FP İstanbul Milletvekili Nazlı Ilıcak, İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'a, kimlerin korunduğunu ve kaç polis memurunun koruma olarak çalıştığını sordu.
Ilıcak, İçişleri Bakanı Tantan'ın cevaplandırması istemiyle TBMM Başkanlığı'na sunduğu önergede, şu sorulara yer verdi: "Kaç polis memuru koruma olarak çalışıyor? Kimleri koruyorlar? Bu korunanlar arasında, işadamları, gazete patronları ve yazarları var mı? Varsa, isimlerini ve herbirine isabet eden koruma sayısını verebilir misiniz? Bir polisin devlete maliyeti nedir?"
FP'li Ilıcak, memur maaşlarında yapılacak her bir puanlık artışın bütçeye kaç liralık yük getirdiğini sordu. Ilıcak, Maliye Bakanı Sümer Oral'a yönelttiği sorularda, 6 aylık dönem için verilen yüzde 10'luk zammın bütçeye getirdiği yük ile batık bankaların Hazine'ye getirdiği yükün açıklanmasını istedi. Ilıcak, bankaların batmaması durumunda memurlara yüzde kaç zam verileceğini ve "Havuz Sistemi"nden neden vazgeçildiği sorularını da yöneltti. Ankara
Bakan Tantan'a yasak sorusu
ANAP İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı, İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'a, bazı toplantıların polis tarafından niye yasaklandığını sordu.
Akarcalı, Tantan'ın yazılı olarak cevaplaması istemiyle TBMM Başkanlığı'na verdiği soru önergesinde, Dünya Tıp Birliği'nin İzmir'de düzenlediği "Sağlık ve İnsan Hakları" toplantısının polis tarafından niçin yasaklandığına açıklık getirilmesini istedi. Söz konusu yasağın "polisin toplantıya alınmadığı, toplantının videosunun polis tarafından alınamadığından" kaynaklandığı iddiasının doğru olup olmadığını da soran Akarcalı'nın diğer soruları şöyle: "Mesut Yılmaz'ın Brüksel'de AB için ciddi görüşmeler yaptığı esnada İzmir gibi bir şehirde dahi (Polis devleti var.) diye konunun dünya basınına intikal ettiğini ve bu uygulamayla Türkiye'nin küçük düşürüldüğünü biliyor musunuz? Hükümetin demokratikleşme politikalarına karşın bu tip yasaklamalar (Hakkari'de konser yasaklama, İstanbul'da Helsinki İzleme Komite toplantılarını yasaklama) nereden kaynaklanmaktadır? Bu keyfi yasaklamaları yapanlara karşı ne gibi ciddi yaptırımlar düşünmektesiniz? " Ankara
FP'den yasa teklifi
Fazilet Partisi, iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurduğu, şehitlerin dul ve yetimleri ile malul olanlara ek imkanlar sağlayan kanun hükmünde kararnameyi aynen yasa önerisi olarak TBMM Başkanlığı'na sundu.
FP Grup Başkan Vekili Avni Doğan ve 7 arkadaşının verdiği öneride, iptali istenen KHK maddelerinin değiştirilmeden yer aldığı dikkati çekerken, genel gerekçeye de kararnamenin gerekçesi değiştirilmeden monte edildi. Genel gerekçenin ilk paragrafı dışındaki bölümlerinde,"Kanun hükmünde kararname ile..." ibaresi yer aldı. Öneri, terörle mücadelede şehit düşenlerin dul ve yetimlerinin yanı sıra malullere ve bunların ölümü halinde de dul ve yetimlerine bağlanan aylıkların, görevde bulunan emsalleri gibi her yıl kademe ilerlemesi, her üç yılda bir derece yükselmesi yapılacak şekilde artırılmasını öngörüyor. Öneriyle ayrıca, uçuş, dalış ve atlayış hizmetlerinde şehit olanların kanuni mirasçıları ile malul olanlara da Terörle Mücadele Kanunu kapsamına girenlere uygulanan esaslar dahilinde emekli ikramiyesi verilmesi hükme bağlanıyor. Ankara
|