Bana 13x30 Ağaya 30x30
11 Eylül 1991 günü İspanya'nın başkenti Madrid'deki Barajas havaalanına inen üç yolcu, İspanyol narkotik polisinin sıkı takibindeydi.
Üç yolcunun her hareketi video kamerayla kaydedildi, kalacakları Novotel oteline kadar izlendiler ve oda telefonları teknik takibe alınıp dinlenmeye başlandı. Ayrıca kaldıkları odalar 24 saat gözetlenmeye başlandı. Üç yolcudan Urfi Çetinkaya ve eşi Hediye Sekman 315 numaralı odaya, Çetinkaya'nın yakın adamı Necati Koşar ise 309 numaralı odaya yerleşmişti.
İspanyol polisi, telefonları dinleyerek kısa sürede Çetinkaya'nın Madrid'e neden karargah kurduğunu anladı. İspanya'nın Malaga kentine 300 kilo eroin sevk edilmişti. Çetinkaya'nın İspanya'ya tespit edilebilen ilk eroin sevkıyatı, 14 Eylül 1991 günü el konulan bir minibüsün zulalı bölümüne gizlenmiş işte bu 300 kilo eroindi. Tutuklanan Çetinkaya, bir hata sonucunda salıverildiği 1994 yılına kadar cezaevinde kaldı.
Bu hikayeyi, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Savcısı Talat Şalk'ın hazırladığı 35 sayfalık Urfi Çetinkaya iddianamesinden aldım. Şalk, Çetinkaya grubunun İspanya, Hollanda ve Portekiz'e yaptığı 13 ayrı uyuşturucu sevkıyatını tek tek anlatıyor. Olaylar, İspanyol polisinin mahkeme kararıyla yaptığı takiplerde elde ettiği somut delillere dayanıyor. Şalk, iddianameyi yazdığı tarihte henüz Portekiz polisinin elindeki belgeler Türkiye'ye ulaşmamıştı. Birkaç gün önce, bir valiz dolusu belge de Portekiz'den geldi. Bu belgelerin çoğunluğunu da yine Urfi grubunun telefon konuşma metinleri oluşturuyor. Ankara'dan aldığım bilgiye göre, bu davayla ilgili başka belgeler de gelecekmiş. Onlar da muhtemelen Hollanda'dan gelecektir.
1988'de polisin 'dur' ihtarına uymadığı için belinden yaralanan ve tekerlekli sandalyeye mahkum olan Çetinkaya'nın, Türkiye'de en çok ses getiren olayı, geçtiğimiz mart ayında Mersin'de 22 ton esrar ve 630 kilo eroin yakalanmasıydı. İstanbul polisinin yakalayıp olay yeri olan Mersin Adliyesi'ne sevk ettiği Çetinkaya, sürpriz bir biçimde serbest bırakılmıştı. Ancak serbest bırakılmasından hemen sonra gıyabi tutuklama kararıyla aranmaya başlandı ve ağustos ayında yine İstanbul'da yakalandı.
Çetinkaya dosyası; İspanyol, Türk, Portekiz ve Hollanda polisinin 10 yıllık yoğun delil toplama faaliyetini yansıtıyor. Öyle ki, grup içinde Çetinkaya'dan sonra en önemli isim olarak gösterilen Cemal Nayır, polis sorgusunda İspanyol polisinin kaydettiği telefon konuşmaları kendisine okununca çok şaşırıyor ve aynen şöyle diyor: "Benim alacağım ceza 13x30, herhalde abinin cezası da 30x30 olur." Çetinkaya'ya, grup içinde "Abi" veya "Ağâ" deniliyor.
Çünkü Türkiye'de toplu uyuşturucu kaçakçılığının cezası 30 yıl. 13 ayrı olay söz konusu olduğu için Cemal Nayır böyle bir benzetme yapıyor. Nitekim Savcı Talat Şalk, iddianamede Türk Ceza Kanunu'nun "uyuşturucu ticareti"ni düzenleyen 403. maddesinin Urfi Çetinkaya için on defa, Cemal Nayır için ise dokuz defa uygulanmasını istedi. Böylece savcı, Çetinkaya için 210 yıldan 420 yıla, Nayır için ise 162 yıldan 384 yıla kadar ağır hapis cezası istemiş oldu.
Çağdaş polislikte delilin, özellikle de kara para ve uyuşturucu dosyalarında ne kadar önemli olduğu bu dosyayla çarpıcı biçimde ortaya çıktı. Delil olmadan, İberik Yarımadası'nda (İspanya-Portekiz) 2 milyar dolarlık eroin pazarını yönettiği, beş yıl içinde İspanya ve Portekiz'e 12 ton eroin pazarladığı ileri sürülen bu grubun önüne geçilemezdi.
Gerçi, bu delillere rağmen Çetinkaya, polis ve savcılık ifadelerinde, "Mersin'deki esrarla, İspanya ve Portekiz'deki bu eroinle ilgim yok." dedi. Tıpkı kendisinden öncekiler gibi. 1980'li yılların önemli isimlerinden olan ve bir süre önce yeniden yakalanan Hikmet Sevcan mahkemede, "Uyuşturucuya karşıyım. Burada bulunmaktan hicap duyuyorum." demişti. Abuzer Uğurlu, ''Uyuşturucunun ne olduğunu bilmem.'' (3 Aralık 1999, İstanbul 1 No'lu DGM) derken, Sarı Avni olarak ünlenen Avni Musullulu, "Bu yaşımda, esrar kaçakçılığından yargılanmaktan utanç duyuyorum.'' sözlerini kullanmıştı. (30 Aralık 1998, İstanbul 2 No'lu DGM).
İyi bir polisiye çalışmayla olaylar ortaya konulunca, "13x30" sonucuna ulaşılmış oluyor. Hemen belirtelim, Ankara DGM, dosyayı İstanbul'a gönderdi. Bu dava İstanbul DGM'de görülecek.
f.mercan@zaman.com.tr
Yazarımızın en son yazıları
26/
08/
2000...
Karargâhın adı: Konur sokak, numara 40
02/
09/
2000...
Keyfî telefon dinlemenin sonu
09/
09/
2000...
Bir liste, bir gazeteci...
16/
09/
2000...
Bütün mesele o iki cümlede
23/
09/
2000...
7 milyar dolar öder miyiz?
30/
09/
2000...
Sadece bir başlangıç
07/
10/
2000...
Tantan'ın MİT'e bakışı
14/
10/
2000...
Tutanaktaki 150 milyon dolar
20/
10/
2000...
Bir operasyonun tam hikâyesi
21/
10/
2000...
Deşifre olan bir sistemdir
|