GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

29/10/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Basın Harmanı

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Yaşam

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

 


HABERLER 


Yeni okullar açın

Romanya'daki Türk okulları yöneticilerini makamında kabul eden Romanya Cumhurbaşkanı Emil Constantinescu "Bu okulların ülkemizde çoğaltılmasını istiyorum." dedi.

Yurtdışında Türk müteşebbisler tarafından açılan okullar aleyhine yapılan haberler yetkili ağızlar tarafından yalanlanırken Romanya Cumhurbaşkanı Emil Constantinescu, ülkesinde bu başarılı okulların yeni şubelerinin açılmasını istedi

Romanya’da açılan Türk okullarının öğrenci ve öğretmenlerini, ülkesine kazandırdıkları uluslararası başarılardan dolayı makamında kabul ederek takdir eden Romanya Cumhurbaşkanı Emil Constantinescu “Son zamanlarda kazandığınız uluslararası başarılarınızı duydum ve çok gururlandım. Bu okulların ülkemizde çoğaltılmasını istiyorum.” dedi. Cumhurbaşkanı Constantinescu, “Sizler, bu eğitim yuvaları ile Romanya-Türkiye arasında eğitim ve kültür köprüsü oluşturuyorsunuz. Ticari ve ekonomik ilişkilerimiz var. Siyasi ilişkilerimiz de iyi; ama sizin bu okulların hizmeti en kalıcı olanıdır.” şeklinde konuştu.

Eğitimde başarıların kolay gelmediğini, bunu kendisinin de bir eğitimci olarak çok iyi bildiğini söyleyen Constantinescu, sözlerini şöyle sürdürdü: “İngilizce ve bilgisayarlı eğitim verdiğiniz için, bu uluslararası eğitimi alan öğrenciler dünyanın herhangi bir ülkesinde rahatça okuyabiliyorlar. Çocuklar, okuduğunuz bu okulun kıymetini iyi bilin. Bu sizin için büyük bir fırsattır. Romanya’da faaliyet gösteren 3 okulunuza başarılı çalışmalarından dolayı onur diploması vereceğim.”

Kabulde Cumhurbaşkanı Constantinescu’ya Lumina Eğitim Kurumları Genel Müdürü Gürbüz Baykara, okullar hakkında kısa bir brifing verdi. Baykara, 5 yıldan beri Romanya’da eğitim hizmetleri verdiklerini, 93 öğretmen ve 132 yardımcı personel ile 617 öğrencinin okullarında eğitim aldıklarını, eğitim dilinin İngilizce olduğunu belirterek, bilgisayar okulundan 2 yıldır mezun verdiklerini ve bu öğrencilerin tamamının üniversiteye girdiğini söyledi.

Uluslararası birçok alanda öğrencilerinin altın madalya aldıklarını, Kazakistan ve İsviçre’de dünya matematik birincilikleri elde ettiklerini ve en son olarak Çin’de bilgisayar dalında dünya şampiyonluğuna ulaştıklarını ifade eden Baykara, “Eğitimde başarıyı ilke edindik.” diyerek Cumhurbaşkanı Emil Constantinescu’ya bugüne kadar okullarına verdikleri destekten dolayı teşekkür etti. (Bekir YILDIRIM / Bükreş CHA)




Tekneye de likit petrol gazı

Çanakkaleli balıkçı kardeşler Mustafa Umut (73) ve Cemali Umut (68), balıkçı teknelerinin masrafını azaltmak için benzinle çalışan tekne motorunu LPG’ye dönüştürdüler.

Kardeşi ile 50 yıldır balıkçılık yaptığını söyleyen Mustafa Umut, “Umut” adlı 9 metrelik teknesinin benzin masraflarının ağır gelmeye başladığını belirtti. Umut, “Teknemizin motoru benzinli olduğu için, otolarda olduğu gibi gazla çalıştırabileceğimizi düşündük. Küçük bir değişiklikle piknik tüpü ile çalışabilecek duruma getirdik. Bu sayede yakıt masrafımız üçte bir oranında azaldı. Şimdi daha uzak yerlere giderek av yapabiliyoruz.” dedi.

Mustafa Umut, 73 yaşında hâlâ balıkçılık yapabiliyor olmasını denize borçlu olduğunu söyledi. Umut, denizlerde balıkların giderek azaldığını, her geçen gün daha az balık yakaladıklarını ve daha az para kazandıklarını bildirerek, balıkçılıkla ev geçindiren kişiler olarak, ekonomik düşünmek zorunda olduklarını kaydetti.




Öğretmene yeni tanım

Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmeni yeniden tanımlayarak, görev, nitelik ve yeterliliklerini belirledi.

MEB Öğretmen Yetiştirme ve Eğitimi Genel Müdürlüğü, “Öğretmen Yeterlilikleri” konulu taslak bir rapor hazırladı. Öğretmene tanım getirme ve yeterliliklerini belirleme amacındaki çalışma, bundan sonra öğretmen seçimi, teftişi, eğitimi ve değerlendirilmesinde dikkate alınacak.

Yeni niteliklerde neler var?

Öğretmenler için; “öğrenciyi tanıma, öğretimi planlama, materyal geliştirme, öğretim yapma, öğretimi yönetme, başarıyı ölçme ve değerlendirme, rehberlik yapma, temel becerileri geliştirme, özel eğitime gereksinim duyan öğrencilere hizmet etme, yetişkinleri eğitme, ders dışı etkinliklerde bulunma, kendini geliştirme, okulu geliştirme, okul–çevre ilişkilerini geliştirme” şeklinde 14 yeterlilik belirlendi. Her yeterlilik de kendi içinde ayrı kriterlere bölünerek, öğretmenin sahip olması gereken nitelik ayrıntılı olarak belirtildi. Örneğin “öğretim yapma” niteliği; “öğrencinin ilgi ve dikkatini çekme, öğrenciye dersin amacını bildirme, dersi değerlendirme, beyin fırtınası yoluyla öğretim yapma, basılı materyal ile öğretim yapma” gibi 35 ayrı kritere ayrıldı. (İbrahim ASALIOĞLU / Ankara ZAMAN)




Eminönü Belediyesi katliama ortak olmadı

İÜ'de kedi ve köpek katliamı için önce Eminönü Belediyesi'nden yardım istendiği, belediyenin böyle bir katliama alet olmayı reddettiği ortaya çıktı.

Eminönü Belediyesi Veteriner Müdürü Emin Çiğdemtepe, İstanbul Üniversitesi kampusundaki kedi ve köpeklerin zehirlenmesiyle ilgili olarak belediyeyi suçlayan İÜ rektör danışmanına sert tepki gösterdi. Çiğdemtepe, rektör danışmanının bir süre önce kendilerinden öldürülmesi konusunda yardım istediğini, ancak bu istediği geri çevirdiklerini söyledi. Eminönü Belediyesi'nin 8 senedir zehir kullanmadığına dikkat çeken Çiğdemtepe, üniversitedeki hayvanların ancak üniversite tarafından zehirlenmiş olabileceği görüşünü dile getirdi.

Suç belediyeye atılıyor

İÜ Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Hatemi'nin gazetemize yaptığı açıklamalarıyla ilk kez kamuoyuna duyurulan kampustaki hayvan katliamı konusunda telefonlarımıza çıkmayan İstanbul Üniversitesi'nin bir rektör danışmanı, başka gazeteye açıklama yaparak, zehirlenmeler konusunda Eminönü Belediyesi'ni suçlamıştı. Belediyenin veterineri Çiğdemtepe'ye göre, Eminönü Belediyesi'nden beklediği yardımı göremeyen üniversite meseleyi kendi yöntemleriyle halletti ve şimdi de suçu belediyeye atıyor. Çiğdemtepe, Eminönü Belediyesi'nin üniversite bahçesine girmesine imkan olmadığını vurguladı.

Kanunlara rağmen

Hatemi'nin beslediği 4 anne ve 6 yavru kedi ile biri anne 4 köpek zehirlenerek feci şekilde öldürülmüştü. Üniversite bahçesindeki otlar arasında birçok hayvanın ölüsü bulunmuştu. Prof. Dr. Hatemi bütün bu olaylar üzerine katliamın önlenmemesi halinde görevinden ayrılabileceğini söyledi. Sokak hayvanlarının zehirlenmesi 3285 sayılı Hıfzıssıhha Kanunu ve yönetmelikleriyle yasaklanmış durumda. Konunun geçtiğimiz yıl gündeme gelmesi üzerine 18 Ocak 2000'de Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bir genelge yayınlayarak, sokak köpeklerinin toplanması, aşılanması, hayvan barınaklarında barındırılmasını istemişti. Bu genelgeden 9 ay sonra da İstanbul Valisi Erol Çakır da yayınladığı yazıyla sokak hayvanları konusunda çağdaş bir çerçeve çizmişti. (Gürhan SAVGI / İstanbul ZAMAN)




Silah imalathanesi ortaya çıkarıldı

Sivas ve Tokat'ta 10 kişi 8 tabanca ve 4 bin mermi ile yakalandı. Operasyonda sanıklarca kullanılan silah imalathanesi bulundu.

Sivas Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık Şubesi ekiplerinin, Sivas ve Tokat'ta yaptığı operasyonda, 1 polis memurunun da aralarında bulunduğu 10 kişi, 8 adet tabanca ve 4 bin 300 mermi ile yakalandı. Polis, Sivas'ta Ali Osman E.'nin evine operasyon düzenledi. Operasyonda, 4 tabanca ile 4 bin 300 mermi ele geçiren timler, A. Osman E.'nin ifadesi doğrultusunda çalışmalarını Tokat'a yöneltti. Tokat'ta da silah ve mermi imalathanesi ile 4 tabanca ve 1 ruhsatsız av tüfeği ele geçirilirken, Gürbüz Y., Niyazi Ş., Erol Ç., Niyazi K., Hasan E., Yusuf I., Recep S., Ali Osman E. ile Mustafa A. gözaltına alındı. Zanlılar dün çıkarıldıkları Sivas 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nce tutuklandılar. Mehmet KURU / Sivas CHA




İl başkanında PKK muskası

İnsan Hakları Koordinatör Üst Kurulu'nca Diyarbakır'da yapılan İnsan Hakları Toplantısı'nda, geçtiğimiz ay Şırnak'ta 11 HADEP yöneticisinin tutuklanması olayını dile getiren HADEP Batman İl Başkanı Murat Ceylan'ın iddialarına karşılık söz alan Şırnak Valisi Hüseyin Başkaya, söz konusu şahısların üst aramasında üzerlerinden PKK muskası çıktığını idda etti.

Başkaya, Şırnak İl Başkanı'nın üzerinde bulunan Arapça yazılı, PKK sözde Bakanlık Konseyi Üyesi Cemil Bayık imzalı muskada şu sözlerin yer aldığını aktardı: "Yurtsever kardeşler. Eskiden önderimiz vardı. Bize yol gösterir, her türlü eksiğimizi söylerdi. Bundan sonrası için öğretimizi ortaya koydu. Bu öğretiden kendi devrimci kişiliğimizi yaratmamız gerekir. Bu şekilde ancak başkan Apo'ya dahil olabiliriz. Bize layık olan onurluca direnmektir. PKK, HADEP'le özgürleşen, özgürleşme partisidir."

Diyarbakır toplantısında önceki yapılan bölge toplantılarının aksine devlet erkanı söz almazken, sivil toplum örgütleri, meslek kuruluşları ve siyasi partiler fikirlerini ortaya koydular. Toplantıda kamu görevlilerinin diğer konuşmacılara cevap niteliği taşıyacak konuşmalar yapabileceği düşünülerek ve bunun diyalog ortamına zarar vereceği düşünülerek konuşturulmadığı öğrenildi. Toplantıda FP Bitlis Belediye Başkanı ayrılmak istiğini belirterek, gereçesini şöyle açıkladı: "Geç kalırsam belli bir saatten sonra Bitlis'e gitmem çok zor olacak. Yolda kontrol noktalarında arama için sürekli durdurulacak ve saatlerce bekletileceğiz."

Emine DOLMACI / Diyarbakır




Devleti yolsuzluktan kurtarın

Sezer, bayram mesajında, demokrasiden gelir dengesizliğine kadar uzanan bir dizi talepte bulanarak devletin yolsuzluk batağından kurtarılmasını istedi.

Cumhuriyetin ilan edilişinin 77. yıldönümü bütün yurtta çeşitli törenlerle kutlanıyor. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda çok önemli mesajlar verdi. Sezer'in istek ve mesajları özetle şöyle:

Devletimiz yolsuzluk hastalığından kurtarılmalıdır. Bunun için saydam bir devlet yapısı oluşturulması zorunludur. Toplumsal düzeni ve kamu kaynaklarını aşırı derecede yıpratan yolsuzluk, toplumsal bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Yolsuzluğun olumsuz etkileri önce demokrasinin temellerini oluşturan hukuk devleti ilkesi alanında görülmekte, yolsuzluk, giderek toplumda güvensizlik ortamının doğmasına neden olmaktadır.

Çağdaş demokrasilerde devlet insan için vardır. Devlet, tüm kurum ve kuruluşları ile birlikte daha sosyal, daha demokratik yapılanmalı, sosyal adalete ve demokrasiye evrensel düzeyde geçerlilik kazandırılmalıdır.

Her düzeyde katılıma olanak sağlanıp, sivil toplum güçlendirilmeli.

Türkiye önümüzdeki dönemde bir hukuk devleti olmayı mutlaka başarmalıdır.

Çağdaş demokratik uluslar topluluğuna katılabilmemiz için anayasanın gözden geçirilip, özgürlükçü, çoğulcu, katılımcı, devlet organları arasında görev ve yetkileri dengeleyen bir anayasa oluşturulması kaçınılmazdır.

Kanunlar sadece yönetilenler için değil, aynı zamanda yönetenler içindir. Yönetenlerin kurallara uymama özgürlüğü yoktur.

Gelir dağılımındaki adaletsizlik giderilmeli.

Kim ne dedi?

Başbakan Bülent Ecevit: Cumhuriyet, ulusa çağdaşlığın ve kalkınmanın yolunu açtı.

MHP Lideri Devlet Bahçeli: Siyaset yaşamında görülen yolsuzluk ve kirlenmenin üzerine daha kararlı bir şekilde gidilecek. Her türlü yozlaşma ortadan kaldırılacak.

Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz: "Türkiye, vatandaşlığın halen kağıt üzerinde olduğu bir ülke konumunda.

TBMM Başkanı Ömer İzgi: Her Cumhuriyet'in demokrasiyi kaçınılmaz kıldığı tartışmasızdır.

Ankara ZAMAN




Sezer, iki gün sürecek büyük bir resepsiyon verecek

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları çerçevesinde bugün ve yarın vereceği iki resepsiyonla binlerce kişiyi Çankaya Köşkü’nde ağırlayacak.

Ortalama 2 bin kişinin davetli olduğu resepsiyona milletvekillerinin tamamı, kuvvet komutanları, yabancı misyon şefleri, bürokratlar, basın mensupları, sanaçılar ve işadamları eşleriyle birlikte katılacak.

İki gün sürecek olan resepsiyona 9'uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in de davet edildiği öğrenildi.

Edip Ali YAVUZ / Ankara (ZAMAN)




'Kızlara İHL yasağı hazırlığımız yok'

Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu, 'imam hatip liselerine kız öğrenci alınmaması' konusunda herhangi bir çalışmaları bulunmadığını söyledi.

Bostancıoğlu, gazetecilerin, MGK'nın son toplantısında alınan kararlar arasında eğitim konularının öne çıktığını ifade ederek, bakanlığın, zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılması ve imam hatip liselerine kız öğrenci alınmaması konusunda hazırlığının olup olmadığına ilişkin sorusunu şöyle cevaplandırdı: "Zorunlu eğitimi 12 yıla çıkarma çalışmalarımız devam ediyor. Bu konuda yasa değişikliği gerekiyor. İmam hatiplere kız öğrenci alınıp alınmaması konusu daha önce tartışılmıştır. Danıştay'ın 'eşitlik ilkesine aykırıdır' diye kararı vardır. Bir de Temel Eğitim Kanunu'nu değiştirmemiz gerekiyor. Bu konuda hazırlığımız yok ama 12 yılla ilgili hazırlığımız var. Kararı bir görelim, hukuk kurullarını bir daha gözden geçirelim, nasıl bir değişiklik yapılması gerekecek veya gerekmeyecek ona bakarız." Bostancıoğlu, bir gazetecinin imam hatip liselerine kız öğrencilerin girebildiğini ancak kadın imame olmadığını ifade etmesi üzerine, " Vaiz ve kuran kursu öğretmeni olacağım dediğinde girebiliyorlar buna bir engel yok. " dedi.




Satranç olimpiyatı İstanbul'da başladı

Uluslararası Santranç Federasyonu FIDE'nin düzenlediği 34. santranç olimpiyatı İstanbul'da başladı. 128 ülkeden bin 278 oyuncunun katılacağı olimpiyatlar, 15 gün boyunca İstanbul'u ve Türkiye'yi dünya gündemine taşıyacak.

2000 yılının ilk zeka zirvesi olarak da nitelenen olimpiyatların açılışında konuşan Kalmikya Cumhuriyeti Devlet Başkanı ve FIDE Başkanı Kırsan İlyumzhinov, İstanbul santranç olimpiyatlarının ilk kez digital ortamda oynanması ve internet aracılığıyla yayınlanması sayesinde 1 milyara yakın satrançseverin aynı platformda buluşacağını söyledi. Spordan sorumlu Devlet Bakanı Fikret Ünlü, 34. İstanbul Satranç Olimpiyatı'nı; 2008 İstanbul Olimpiyat Oyunları için referans gördüklerini vurguladı. Digital satranç tahtaları üzerinde oynanacak oyunlar, www.istanbulChessOlympiad.com adresinden anında yayınlanacak. Fatih UĞUR / İSTANBUL (ZAMAN)




Bağırsaklar yıkanıyor

Ahlak erozyonu ve yolsuzluklara karşı başlatılan mücadeleye Etik Değerler Merkezi, Yolsuzluklarla Mücadele Derneği ve Arı Hareketi de destek verdi.

TEDMER Başkanı Bülent Şenver: Türkiye Etik Merkezi etik atağına geçecek

Bülent Şenver'in öncülüğünde kurulan ve işadamları, meslek kuruluşları ile büyük şirketlerin desteğini alan Türkiye Etik Değerler Merkezi Vakfı (TEDMER) yılbaşından itibaren iş dünyasını mercek altına alacak.

TEDMER Başkanı Bülent Şenver, "Meslek ahlakı konusunda dünya klasmanında altlardayız. Ülkemizdeki sektörlerin bile kendi aralarındaki alışverişlerinde yozlaşmalar var. Etik dışı davranışlar artıyor. Yurtışından iş yapmak için Türkiye'ye gelen yabancı şirketler Türkiye'de iş yapmakta zorulanıyor; çünkü alışık olmadıkları bir düzenle karşılaşıyorlar. Bunlar Türkiye'ye zarar veriyor. Türkiye'nin büyümesi için etik değerlere sahip çıkmak gerekiyor. Herkes bu işe omuz vermeli." dedi.

TEDMER Vakfı için iş dünyası ve meslek örgütlerinden büyük destek aldıklarını kaydeden Şenver, herkesin böyle bir çalışmaya ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Şenver, "ABD'deki etik merkezinin kuruluş tarihi 1922. Yani bu işe 78 yıl önce başlamışlar. Ancak bir yerden başlamamız gerekiyordu. Etik anlayışının kurumlaşması özellikle uzun dönemde ülkemizdeki yolsuzluk ekonomisinin çökertilmesi açısından önemli bir taban bulacaktır. Devlet eğer bağırsaklarını temizlemeye niyetliyse bu çalışmalara sahip çıkmalı." diye konuştu.

Arı Hareketi lideri Murat Köprülü: Tantan'a bütün herkes destek versin

Arı Hareketi lideri Kemal Köprülü, yolsuzluklarla mücadele konusunda Cumhurbaşkanı ve Başbakan'dan tam destek istedi. Etik ve ahlaki değerler yozlaşmasının irtica, terör ve işsizlik gibi sorunlardan önce geldiğini ifade eden Köprülü, toplam ahlak sorunu çözülmeden, diğer sorunların çözülemeyeceğini kaydetti.

"9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in, Clinton'ın yanında, "Evet Türkiye'de işkence vardır." dediğini hatırlatan Köprülü, "Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer de çıksın, 'Evet Türkiye'nin çok ciddi bir yolsuzluk sorunu vardır, yolsuzluk ekonomisi mevcutur ve üzerine gideceğiz.' desin. Başbakan da bunu söylesin. Sadece Tantan'ın söylemesi yetmez. MGK da söylesin. MGK'nın asıl gündem maddesi yolsuzluklar olsun. İktidarlar artık iktidarlarını sivil toplum ile paylaşmayı öğrenmelidir.

AB için dürüstlük şart

Kopenhag Kriterleri'nde toplam ahlak yok ama Avrupa'da kiminle konuşsanız bu meseleden bahsediyor. Rüşvetle iş bitirmeye ve yolsuzluklara Avrupa kapalı. İşinizi orada bu yöntemlerle halledemezsiniz. Türkiye bunu görmeli." diye konuştu.

İşte temiz toplum icraatlarından bazıları

17 Ekim 2000: İstanbul'da Merck Sharp Dohme İlaçları tarafından düzenlenen 'Etik Zirvesi 2000'de çeşitli mesleklerdeki etik anlayış ve etik yaşantı masaya yatırıldı.

Bülent Şenver'in öncülüğünde kurulan Türkiye Etik Değerler Merkezi Vakfı, yılbaşından itibaren iş dünyasını mercek altına alacak.

24 Ekim 2000: Yolsuzluklarla Mücadele Derneği Başkanı Dr. Mahmut Koçak, 0 800 314 79 09 numaralı ücretsiz faks hattına yolsuzluklarla ilgili ihbarları beklediklerini bildirdi.

4 Ekim 2000: İçişleri Bakanı Sadettin Tantan, yolsuzluğun birinci tehdit olduğunu söyledi.

19 Ekim 2000: Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi, kamusal alanda görev ve rol üstlenen herkesin mal beyanında bulunmasının gerekli olduğunu söyledi.

Yolsuzluk yapılan bankalara bir bir el kondu.

Yolsuzluk yapan kişiler ve onların kamudaki uzantıları tek tek deşifre ediliyor.




Pembe kartı da kararttık

Hantal bürokrasi, pembe kartı da suya düşürdü. Alman vatandaşlığına geçen Türklere verilecek olan kart için bin bir zorluk çıkarılıyor.

Alman vatandaşlığını seçen Türkler, Türkiye'de maddi manevi bağları olduğundan tapu idaresi gibi müesseselerde işlem yaptıramıyorlardı. Bu çıkmazı açmak için 1991'de Almanya'daki Türk Göçmenler Birliği'nin talebi üzerine, pembe kart uygulaması gündeme geldi. Konuyla ilgili hazırlanan tasarı, 7 Haziran 1995'te yasalaştı. Yasaya göre Bakanlar Kurulu'nun kararıyla Türk vatandaşlığından çıkıp Alman vatandaşı olan eski vatandaşlar, 'Ayrıcalıklı yabancı' satatüsünde olacaktı. Özellikle mülkiyet, ikamet, miras, seyahat, çalışma, taşınır ve taşınmaz mal iktisabı gibi konularda Türk vatandaşlarına tanınan haklardan eşit şekilde yararlanacaklardı. Sistemin en iyi şekilde işlemesi için de Bakanlar Kurulu kararıyla Türk vatandaşlığından çıkıp Alman vatandaşlığına geçen kişilere pembe kart verildi. Bu kişiler Türkiye'de pembe kartlarıyla birlikte örneğin nüfus idaresine gittiklerinde her türlü kolaylık sağlanacak, Türk vatandaşıyla eşit muamele görecekti. Ancak, beklenen olmadı.

"Bildiklerini okudular"

Pembe kartın fikir babası ve konunun yasalaşmasında büyük emeği olan Uluslararası Özel Hukukçu, Aybay Hukuk Araştırmaları Vakfı Başkanı Prof. Dr. Rona Aybay, şu an uygulamanın tamamen baltalandığını söyledi. Aybay, Türkiye'deki sistemin pembe kartı hazmedemediğini kaydederek, şöyle dedi: "Bizim bürokrasi yasayı değil de kendini ön plana çıkardı. Şu an pek çok insanımız mağdur durumda. Yani bürokrasi, kanundan çok bildiğini okudu. Hangi dönem hangi kişi genel müdür ya da bakansa onların istediği şekilde uygulama yapıldı."

Lobi faaliyetleri de tepildi

Yasanın uygulanmamasıyla Türkiye'nin bir lobi hareketini de tepmiş olduğunu hatırlatan Aybay, şöyle devam etti: "Kanun uygulansaydı, yurtdışındaki Türkiye için büyük rahatlık olacaktı. Alman vatandaşlığını seçip orada yıllarca oluşturdukları birikimlere sahip çıkacaklardı. Böylece orada yaşamayı seçmiş ve oranın vatandaşı olan bizim insanımız, gerektiğinde Türkiye'nin çıkarları için mücadele edecekti. Biz bunları hep ihmal ettik. Son olarak Ermeni Tasarısı'nda da bu yaşandı." (Birol AYDIN / İstanbul ZAMAN)




Yazarlarımız okurla buluştu

Eyüp Feshane Kültür ve Kongre Merkezi'nde süren 'Boğaziçi Kitap Günleri'nde gazetemizin yazarları okuyucularıyla buluştu.

İlk olarak yazarlarımız Bülent Korucu, İbrahim Karayeğen ve Mustafa Ünal, ZAMAN standında okuyucularıyla kucaklaşarak çeşitli soruları cevapladılar. Yazarlarımızı daha yakından tanıma fırsatı bulan ziyaretçiler, gündemdeki konular ve olayların perde arkası konusunda bilgi aldılar.

Günün ilerleyen saatlerinde yazarlarımız, Hilmi Yavuz, Beşir Ayvazoğlu, Mehmet Gündem, M. Nedim Hazar, Edibe Sözen, Sadık Yalsızuçanlar, Hekimoğlu İsmail ve Ahmet Şahin de okuyucularıyla sohbet etti. Kitap günlerinde bugün İdris Gürsoy, Nevzat Bayhan, Ahmet Ünal, Selahattin Karakış, Hasan Sutay ile Durmuş Hocaoğlu, Zaman standında okuyucularla buluşacak.

Gürhan SAVGI / İstanbul




Mercedes'ten itiraf!

24 Ekim 1997'de Konya Karapınar'da 49 kişiye mezar olan Mercedes marka yolcu otobüsünün benzin deposunun, Avrupa'daki modellerinin aksine korunaklı yapılmadığı ortaya çıktı.

Şok gelişme, Mercedes Benz TAŞ'e görevli bir uzmanın, kaza ile ilgili oluşturulan bilirkişi heyetine gönderdiği 9 sayfalık bilgi notuyla su yüzüne çıktı. Bilirkişi heyetine gönderdiği yazıya; 'motorların konumu ve korumalı olarak nasıl olması gerektiği; hangi Avrupa ülkelerine koruma motorlu araç gönderildiğini de belgeleriyle ekleyen' ve 'Yalnızca Adalet' rumuzunu kullanan Mercedes Benz TAŞ çalışanı, Mercedes'in Avrupa'ya gönderdiği araçlarda motoru izole ettiğini; ama Türkiye'de ise bunun yapılmadığını itiraf ederek, şirketini suçladı. 49 kişinin hayatını kaybettiği kazada şirketin 8/8 kusurlu olduğunu öne süren ve Mercedes'i bu tip olaylar için elinde bulundurduğu çözümü kullanmamakla itham eden şirket çalışanı, "Ne acıdır ki; Mercedes bu çözümü sadece yurt dışına satılan araçlarda uygulamaktadır." dedi.

Mercedes: Konu yargıda

Mercedes Benz Türk Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü Tülin Steinhaeuser, söz konusu iddiayı inceleyeceklerini; ancak konunun yargıda olduğu için avukatlarıyla görüşme yapmadan açıklamada bulunamayacaklarını söyledi. Steinhaeuser, "Firma yetkilileri ve avukatlarımızla bir araya gelip konuyu tartıştıktan sonra, bir basın açıklaması yapabiliriz." diye konuştu. Ramazan SOLAK / İstanbul




FP denklik önergesi verdi

FP, Milli Eğitim Bakanlığı ve YÖK'ün uygulamaları neticesinde "Yurtdışında Eğitim Görme ve Diplomaların Denkliği" konusunda ortaya çıkan mağduriyetler konusunda, Meclis araştırması yapılmasını istedi.

FP Sivas Milletvekili Musa Demirci ve arkadaşları tarafından imzalanarak TBMM Başkanlığı'na sunulan önergenin gerekçesinde, YÖK'ün, uluslararası anlaşmaları, yasa ve yönetmelikleri hiçe sayarak, yurtdışında öğrenim gören bazı kişilerin denklik belgesini iptal ettiği ifade edildi. Yurtdışında yükseköğretim gören vatandaşların yedek subaylık imkanından da yararlanamadığı bildirilen gerekçede, şöyle denildi: "YÖK'ün kazanılmış hakkı geriye alma anlamına gelen kararı, ülkemizin imza koyduğu uluslararası anlaşmalara, yasalara, yönetmeliklere aykırıdır. Devletin sürekliliği, kanun önünde eşitlik ilkelerine aykırıdır. YÖK'ün ilgili kararının, özellikle (ilahiyat) eğitimi alanlarını kapsaması da, ayrıca kayda değer bir eşitsizlik olarak gözükmektedir."




Elazığ'daki isyan dün de devam etti

Elazığ E Tipi Cezaevi'nde önceki akşam başlayan isyan dün de sürdü.

Cezaevinde 384'ü adli, 258'i terör suçlusu olmak üzere toplam 642 tutuklu ve hükümlünün bulunduğu ve bu 258 tutuklu ve hükümlüden 160'a yakınını Hizbullah terör örgütü mensuplarının oluşturduğunu belirten yetkililer, olayları 40'a yakın terör örgütü Hizbullah mensubunun çıkardığını bildirdiler. 16 infaz koruma memurunu rehin alan tutuklu ve hükümlülerin avukatlarla görüşme talebi kabul edildi. Avukat Ali Ekrem Atalay, içeri girerek mahkumlarla görüştü. Mahkumların cezaevinde idareyi ele geçirdikleri ve telefonların bile tutukluların kontrolünde olduğu öğrenildi. Zeki AKBIYIK / Elazığ CHA




Bayan Demirel'in avukatı çekildi

Egebank'ın eski sahibi Yahya Murat Demirel ve eşi Ayşenur Demirel'in avukatı Deniz Ketenci, Egebank ile ilgili tüm davalardan çekildiğini açıkladı.

Avukat Deniz Ketenci, yazılı olarak yaptığı açıklamada, "Basında son günlerde benimle ilgili olarak çıkan haberlerin giderek yoğunlaşmasının üzerimde yarattığı olumsuz baskılar nedeniyle, Egebank'la ilgili tüm davalardan çekilmeye karar verdim." ifadesini kullandı. Ketenci, Egebank davası ile ilgili elinde bulunan tüm dosyaları diğer meslektaşlarına devrettiğini bildirdi.




Şikâyete soruşturma

Milli Eğitim Bakanlığı, geçtiğimiz temmuz ayında yapılan müfettiş yardımcılığı sınavına alınmadıkları için ilgili müsteşarlığa şikâyette bulunan öğretmenler hakkında soruşturma başlattı.

Müfettiş yardımcılığı sınavına başvuruları kabul edilen; ancak sınava giremeyeceklerini son anda öğrenen öğretmenler, şimdi de soruşturma şokuyla karşı karşıya geldi. Müfettiş yardımcılığı sınavına alınmamalarından sorumlu tuttukları Personel Genel Müdürlüğü hakkında müsteşarlık makamına şikâyet dilekçesi veren yaklaşık 20 öğretmen hakkında, "makam atladıkları" gerekçesiyle soruşturma açıldı. Soruşturmayı haksızlık olarak değerlendiren öğretmenler, "Personel Genel Müdürlüğü'nün bir üst makamı müsteşarlıktır. Biz de şikâyetimizi müsteşarlığa yaptık. Soruşturmanın gerekçesi hukuka aykırı. Yetkililer, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 21. maddesini okusalardı yaptığımız şikâyette herhangi bir makam atlamanın söz konusu olmadığını görürlerdi. İdare hem takdirini kötüye kullanıyor, hem de kendileri hakkında suç duyurusunda bulunanları cezalandırmaya çalışıyor." dediler. İbrahim ASALIOĞLU / ANKARA



| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.