Burada kumar yasak
Konya Ovası’nda bu yıl ilk kez ekimi yapılan mısırın hasat töreni için bir grup gazeteciyle birlikte Konya muhabirimiz Musa Taşpınar da Karkın kasabasına gitmişti. Programın geç başlayacak olmasını fırsat bilen bazı muhabirler, kasaba merkezine giderek okey oynamaya karar verdiler. Teklifi, büyük oy oranıyla kabul edildi. Arabalara binilerek kasaba merkezine varıldığında ise bir sürprizle karşılaşıldı. Bir kahveye okey oynama isteğiyle giren gazeteciler, kasabada 30 yıldır şans oyunlarının oynanmadığını öğrendiler.
Konya’nın sulu tarım yapan nadir yerlerinden birisi olan Karkın kasabasında kumar oyunlarının yasaklanma gerekçesi ise ilginç. Kasabada 1970’li yıllarda vatandaşlar arasında oldukça yaygın olan kumar oyununda traktörünü ve arazisini kaybedenlerin olması sonucu, kasabanın ileri gelenleri tarafından kumar yasağı uygulanmaya başlanmış. 6 bin 300 nüfusu bulunan kasabada bulunan kahvehanelerde sadece çay ve soğuk içecekler satılıyor.
Kasaba muhtarı Abdi Keleş, yasağın devam etmesinin kasaba halkının huzuru açısından önemli olduğunu vurguluyor. Keleş’e göre, kasabadaki kumar yasağından en çok memnun olanlar ise kadınlarmış.
POLİ DİA
Buralarda bir dere gören oldu mu? Şimdi boşu boşuna paçaları sıvamış olmayalım...
İzaha gerek yok
Türkiye Sanayici ve İşadamları Vakfı, Süleyman Demirel’e “Üstün hizmet ve başarı ödülü” verdi. Demirel de devri zamanında çok ödül dağıtmıştı. Bu ödül onların karşılığı demiyorum elbette; ama aynı törende çeşitli dernek, cemiyet, vakıf ve platform tarafından düzineyi aşkın plaket sunulması da kafamı karıştırmadı değil.
Toplantıda bir de konuşma yapan Demirel, “Benim sesime kulak verin!” çağrısında bulundu. Demirel, “3–4 senedir söylüyoruz. Karanlık geliyor, bu darboğazları açın. Türkiye inşaallah bu kışı karanlıkta geçirmez.” dedi.
Toplantının en ilginç yanlarından bir tanesi ise TÜSİAV Vakfı Başkanı Veli Sarıtoprak’ın, gazetecilerden ya da misafirlerden Demirel’e soru sormak isteyen olup olmadığını sormasıydı. Tek bir el kalkmayıp, tek bir soru gelmeyince Sarıtoprak, toparlamaya çalıştı. Demirel’e döndü ve şunları söyledi:
“Ne kadar iyi anlatmışsınız ki, soruya bile gerek olmadı!”
POLİ GAF: Herkese demokrasi
Türkiye’nin demokrasi konusunda büyük sıkıntıları olduğu bir gerçek. Ülkemizdeki ideal demokrasi anlayışını, “Sadece bana özel demokrasi!” diye özetlemek mümkün. Demokrasinin yaygınlaşabilmesi, yerleşik hale gelmesi için de siyasi partilere büyük görev düşüyor. Önce partiler kendi içlerinde demokrasiyi yerleştirebilmeli ki, sonra bunu ülke sathına yayabilsinler. Maalesef bu pek mümkün olmuyor ve bu hafta da bunun güzel bir örneğini yaşadık.
FP’nin son grup toplantısında Meclis İdare Amirliği ve katip üyelikleri seçimi vardı. Her fırsatta ön plana çıkan, ‘gelenekçi’ ‘yenilikçi’ çatışması burada da yaşandı. Daha önceki uygulamaların aksine ‘yönetim listesi’ adı altında bir liste ortaya kondu. İtirazlar sonuç vermedi, neticede liste oylandı ve kabul edildi. Başka ırk, başka fikir; hatta başka dine sahip insanlarla bir arada yaşamayı savunanların ‘partinin bir yerlere götürülmesini engelleme adına’ da olsa kendi iç muhaliflerini hazmedememesini doğrusu yadırgadım.
POLİ FIKRA: Neden geçtiniz?
Bu haftaki fıkramız gerçek fıkra değil; ama gerçekten fıkra gibi. Taksim Meydanı’nda polisin yayalara yönelik bir saatlik ‘kırmızı ışık’ uygulamasında 48 yayaya 408 milyon liralık ceza kesildi. Uygulamada, birçok trajikomik olay da yaşandı, enteresan diyaloglar oldu. İşte bazıları:
– Neden kırmızı ışıkta geçtiniz?
– Bilmiyordum. Hem bayanlara karşı medeni olun. Ceza kesecek başka birini bulamadınız mı?
– Beyefendi size ceza kesmem gerekiyor!
– Ben araba mıyım? Ceza araçlara kesilir. Benim plakam bile yok.
– Niye kırmızı ışık yanarken koşarak karşıya geçiyorsunuz?
– Memur bey, çok acelem var. Sonra görüşürüz.
– Neden kırmızı ışıkta geçiyorsunuz, fark etmediniz mi?
– Zamansız yakalandım. Bu kez affedin!
– Amca kimliğiniz lütfen!
– Evde kalmış, hanımın kimliğini versem olur mu?
– Hanımefendi nereye gidiyorsunuz?
– Annemle birlikte Gebze’ye gidiyoruz!
– Yeşil ışığı neden beklemiyorsunuz? Size ceza keseceğiz.
– Gebze’den geldim. Param yok, ceza kesmeyin. Keserseniz bile ödemem.
– Kırmızı ışıkta geçtiniz! Ceza kesmem gerekiyor!
– Aslında ben normal yürüyordum. Önümdeki yaya yavaş gidince, ışığa takıldım. Cezayı ona kesin!
– Kırmızı ışık! Ceza sekiz buçuk money...
– Ohh, I’m sorry!
– Hanımefendi kırmızı ışıkta geçtiniz.
– Yaya uygulamasını ilk kez duyuyorum. Keşke cezalandırılmasaydım. Utanıyorum.
POLİ ALKIŞ: Herkese tasarruf
2000 yılı bütçesindeki yakıt parası temmuz ayında tüketildi. Emniyet Genel Müdürlüğü’nden söz ediyorum. Hal böyle olunca benzin parası bulamayan polis araçları göreve çıkamaz hale geldi. Emniyet şimdi 19 trilyon liralık ek ödenek arıyor. Bu madalyonun bir yüzü. Diğer yüzünde ise Emniyet’in sadece korunan kişilere tahsis ettiği 140 polis aracının geçen yıl içinde 406 bin litre yakıt tüketmesi ve araçların tamir masrafının 50 milyar lira tutmuş olması var.
Ankara Valiliği yaklaşık 3 ay önce 75 ayrı kişide bulunan 140 aracını geri istemiş; ama bunlardan çok azı araçları iade etmişti. Valilik şimdi ikinci bir tebligat yapıp araçları yeniden istedi. Bazı özel durumları sebebiyle özel insanlara elbette koruma verilecek. Buna kimsenin hiçbir itirazı yok. Ama iş araç vermeye gelince orada duralım ve daha önce kararın neden uygulamaya konmadığını es geçip Emniyet Genel Müdürü Turan Genç’in sözlerini alkışlayalım:
“Biz korunması gereken herkesi koruruz. Ama araç vermek bizim işimiz değil.”
Biliyor Muydunuz?
Apo'nun yattığı İmralı'da kalorifer tesisatının yenilendiğini ve bunun 50 milyar liraya mal olacağını...
MERNİS Projesi'yle 923 nüfus müdürlüğünde herkese bir kimlik numarası dağıtılmasına başladığını...
FP'li Musa Uzunkaya'nın başbakan tarafından cevaplandırılması isteğiyle verdiği bir önergesinde, "Başörtüsü sokakta da yasak mı?" diye sorduğunu...
TBMM Kültür Sanat ve Yayın Kurulu’nun, 185 milyar lira harcayarak Edirne, Mardin–Midyat, Şanlıurfa, Safranbolu ve Kastamonu’da tarihi ve mimari değeri bulunan binaları kamulaştırdığını...
|