GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

29/10/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Basın Harmanı

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Yaşam

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

 


POLİTİKA 


Vatandaşlık kağıt üstünde

Siyasî yapı başarısız: Türkiye, cumhuriyetin özünü ve temelini oluşturan siyasî yapıda başarısız olmuştur. Vatandaşlığın kağıt üzerinde olduğu bir ülke konumundayız. Devlet–millet uzlaşması, gerektiği şekilde sağlanamamıştır.

Çarpık anlayış: Vatandaşlarla bağların kopuk olması, millet birliği ile üniter yapıyı da sıkıntıya sokmuştur. Cumhuriyet kurulduğundan bu yana yaşanan sorunların bir önemli sebebi de devletimize hakim olan çarpık anlayıştır.

Devlet-millet uzlaşması: Devletin değiştirilemez nitelikleri ile milletin vazgeçilemez değerleri mutlaka uzlaştırılmalıdır. Bunun yolu da demokrasiden geçer. Monarşiden kurtulan Türkiye, ne otokrasi, ne de oligarşiye teslim edilemez.

ANAP lideri ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, ‘Türkiye’nin, yasal ve kurumsal alanda sağlanan açılımlara rağmen, vatandaşlığın halen kağıt üzerinde olduğu bir ülke konumunda bulunduğunu’ söyledi. Cumhuriyet’in 77. kuruluş yıldönümü dolayısıyla bir mesaj yayınlayan Yılmaz, Atatürk’ün, Cumhuriyet’i kurarak, Türk toplumunu, vatandaşlardan oluşan siyasi bir varlığa kavuşturduğunu bildirdi. ANAP lideri Yılmaz, bulunduğu bölgenin ve dünyanın dikkate değer ekonomik güçlerinden biri haline gelen Türkiye’nin, cumhuriyetin özünü ve temelini oluşturan siyasi yapıda ise birtakım iyi niyetli çabalara rağmen, başarısız olunduğunu ifade etti.

'Halk geçti, devlet geçemedi'

Yılmaz, mesajında şunları kaydetti: “Cumhuriyet esasen, siyasi bir projedir. Hak ve hürriyetlerin karakterize ettiği birey, vatandaşı temel alır. Türkiye Cumhuriyeti’nin siyasi başarısızlığı, işte bu temelin zayıf kalmış olmasındandır. Yasal ve kurumsal alanda sağlanan açılımlara rağmen, vatandaşlığın halen kağıt üzerinde olduğu bir ülke konumundayız. Devlet–millet uzlaşması, olması gerektiği şekilde sağlanamamıştır. Millet, Cumhuriyet'i idrak edip benimsediğini her vesileyle ortaya koymuştur. Halbuki, devlet teşkilatına hakim olan zümrelerin, Osmanlı devri itiyatlarını sürdürdükleri ve maalesef Cumhuriyet’e geçemedikleri, geçmek istemedikleri görülmektedir. Çağdaşlık, modernlik, Atatürkçülük, esastan yoksun şeklî unsurlara indirgenmiş durumdadır. Bu nedenledir ki; devlet rejimi sahiplenmiş ve fakat rejimin gerçek sahibi olan milletin önüne, onun hak ve hürriyetlerini kısıtlamak, suretiyle çeşitli engeller koymuştur.”

'Vatandaştan uzak devlet'

77 yıllık siyasi tarihte, büyük acı ve üzüntülere sebep olan pek çok olayın temelinde, vatandaşlık kurumundan duyulan korkunun yattığını anlatan Yılmaz, vatandaşlarla bağların kopuk olmasının, millet birliği ile üniter yapıyı da sıkıntıya soktuğunu dile getirdi. Yılmaz, şöyle devam etti: "Cumhuriyet kurulduğundan bu yana yaşanan sorunları, sadece dış mihraklar veyahut işbirlikçi şer odakları ile izah edemeyiz. Bu tepkisel hadiselerin bir önemli sebebinin de devletimize hakim olan çarpık anlayış olduğunu kabul etmek zorundayız. Hak ve hürriyeti verilmeyen insanların, sadece hamaset edebiyatıyla milli birliği yaşamaları mümkün değildir. Önümüzdeki dönem, Atatürk'ün çağdaş uygarlık hedefi doğrultusunda, sorunlarımızı çözerek ilerlemeler kaydedebilmemiz açısından büyük öneme sahiptir. Türkiye, AB ile bütünleşme sürecindedir. Bu süreçte, birliğin siyasi ölçülerine uyum, büyük önem taşımaktadır. Türkiye’nin ihtiyaçlarıyla, birliğin şartlarının çakışması, bizim açımızdan bir fırsattır. Bu fırsatı değerlendirerek, Cumhuriyetimizi gerçek temeline kavuşturmalıyız.”

'Devletle millet uzlaşmalı'

Devletin değiştirilemez nitelikleri ile milletin vazgeçilemez değerlerinin mutlaka uzlaştırılması gerektiğini, bunun yolunun da demokrasiden geçtiğini vurgulayan Yılmaz, mesajını şu sözlerle tamamladı: "Türkiye monarşiden kurtulmuştur, ne otokrasi, ne de oligarşiye teslim edilemez. " Ankara




Halktan kaçmayın

MHP lideri Devlet Bahçeli, Ankara’da topladığı il başkanlarına, vatandaşlardan kaçmamaları tavsiyesinde bulundu.

Parti politikalarına tabandan gelen tepkiler karşısında, bazı milletvekilleri ve yöneticilerin, “Biz de sizin gibi düşünüyoruz, ama ne yapalım. Parti politikası.” diyerek suçu genel merkeze attığına işaret eden Devlet Bahçeli, icraatların seçmene anlatılmasını istedi. Bahçeli, şöyle konuştu: “Vatandaşla yüz yüze geldiğinizde onlardan kaçmayın. Bu davranıştan vazgeçin. Partimizin politikalarını, neden, niçin yaptığınızı iyi anlatın. Milletimiz hiçbir şeyi unutmuyor.”

Bu arada, kongrede kullanılacak yeni sloganlar da belirlendi. Kurultayda, '5 Kasım 2000–Yüzyıl ile Sözleşme', 'Sen Doğmana Bak Güzel Gün', 'Biz Türkiye'yi Karşılıksız Sevdik' sloganları kullanılacak. Ankara ZAMAN




MHP'de kılık kıyafet uyarısı

5 Kasım'da yapılacak kurultay öncesinde il başkanlarını Ankara'da toplayan MHP lideri Bahçeli, ruhsatlı da olsa silah taşımamaları ve kılık kıyafetlerine dikkat etmeleri uyarısında bulundu.

MHP lideri Devlet Bahçeli, kongrede bütün gözlerin kendilerinin üzerinde olacağını belirterek, partisinin il başkanlarına kılık kıyafet uyarısında bulundu. MHP il başkanları, 5 Kasım’da yapılacak 6. Olağan Büyük Kongre öncesi, Bahçeli başkanlığında parti okulunda bir araya geldiler.

Alınan bilgiye göre, toplantının ilk bölümünde Bahçeli, il başkanlarına, kongrede bütün gözlerin MHP’nin üzerinde olacağını söyledi. Bahçeli, bu nedenle il başkanlarından, dikkatli olmalarını, seviyeli ve demokratik bir kongrenin geçmesi için gerekenlerin yapılmasını istedi.

Bahçeli, ayrıca il başkanlarına, kongreye gelişlerinde, ruhsatlı da olsa silah getirmemeleri ve kılık kıyafetlerine dikkat etmeleri gerektiğini bildirdi.

Ülkücü edep ve terbiyesi

Başkanlara tatlı sert uyarılarda bulunan Bahçeli, “Ülkücü edep ve terbiyesi dışında hareket edenler, MHP ile yollarını ayırmak zorunda kalırlar.” dedi. Bazı illerin feshedileceği yönündeki iddialara da açıklık getiren Bahçeli’nin, “Hiçbir ilimizi feshetme gibi düşüncemiz yok. Ancak, ülkücü edep ve terbiye dışında hareket edenler, değişik olaylar içine girenler, MHP ile yollarını ayırmak zorunda kalırlar. MHP çatısı altında barınamazlar. Herkesin bunu iyi anlaması gerekir.” dediği öğrenildi.

"Sıkıntı olacaktır"

MYK ve MKK’daki üye sayısının azaltılmasının parti içinde bazı sıkıntıları beraberinde getireceğini de anlatan Bahçeli, bu uygulamanın iyi anlatılmasını istedi. MHP’nin tüzük değişikliğinde MYK–MKK’nın birleştirilerek MKYK olarak değiştirileceği kaydedildi. MKYK’nın sayısının 70’ e Başkanlık Divanı sayısının da 15’e indirileceği ifade ediliyor.

Kongrede, listenin tek mi, yoksa çarşaf liste mi olacağı sorusuna MHP’den henüz net bir cevap çıkmıyor. Listenin tek olması halinde Bahçeli’nin tepkiler nedeniyle sıkıntı yaşayabileceği, çarşaf listenin ise tabanı rahatlatacağı ifade ediliyor.

'Gerekenler söylendi'

Toplantı çıkışında gazetecilerin sorularını cevaplayan Devlet Bahçeli, kurultay öncesinde il başkanları ile sohbet ettiklerini söyledi. “İl başkanlarına, uyarı ve talimatlarının olup olmadığına” ilişkin olarak Bahçeli, “gerekli şeylerin söylendiğini” kaydetti. Devlet Bahçeli, Avrupa’nın kongreye ilgisini neye bağladığına yönelik bir soru üzerine, ilginin yüksek gözüktüğünü söyledi.

Bahçeli, af yasasında bir uzlaşmaya varılıp varılmadığı yönündeki soruya ise “Bu konuda çalışmayı Sayın Adalet Bakanı yürütüyor. Bizim arzumuz, Ramazan Bayramı öncesinde af yasasının çıkması ve daha sonra da 2001 yılı bütçesinin Meclis’te görüşülmesidir.” karşılığını verdi.

Yeni sloganlar

Toplantının ikinci bölümü ise MHP Genel Başkan Yardımcısı Murat Şefkatli başkanlığında yapıldı. Şefkatli, il başkanlarına, kongre salonunun düzenine ilişkin bilgi verdi. İl başkanlarına, illerindeki billboardlarda kullanılmak üzere, “5 Kasım 2000–Yüzyıl ile sözleşme”, “Sen doğmana bak güzel gün”, “Biz Türkiye’yi karşılıksız sevdik” sloganları yazılı afişler dağıtıldı. (Selim KUVEL / Ankara ZAMAN)




Kesintisiz 12 yıl eğitime karşıyız

FP Genel Başkanı Recai Kutan, zorunlu eğitimin kesintisiz 12 yıl olmasını ve imam hatiplere kız öğrencilerin alınmamasını uygun görmelerinin mümkün olmadığını söyledi. Kutan, Ankara’nın Çubuk ilçesine bağlı Sirkeli beldesinde belediye hizmet binasının açılış törenine katıldı.

Törende, mehter takımının gösteri sunması ve İstiklal Marşı’nın okunmasından sonra Belediye Başkanı Necmi Karhan, yaptıkları hizmetlerden söz etti. FP Genel Başkanı Kutan törende yaptığı konuşmada, belediyelerin baskı altında olduğunu ve tamamına haciz geldiğini savunarak, belediyelerin hizmet veremeyecek duruma getirildiğini söyledi. Kutan, buna karşın FP’li belediyelerin başarılı hizmetler verdiklerini kaydetti. Kutan, konuşmasının ardından kurdelayı keserek belediye binasının açılışını yaptı ve incelemelerde bulundu.

Yeteneğe göre eğitim

Bu arada gazetecilerin sorularını da cevaplayan Kutan, MGK'nın önceki günkü toplantısında gündeme geldiği savunulan, zorunlu kesintisiz eğitimin 12 yıla çıkarılmasıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Kutan, FP olarak eğitim süresinin mümkün mertebe artırılmasını savunduklarını kaydetti. Ancak bunun geri kalmış, 3’üncü dünya ülkelerinde uygulanan metot ile değil, gelişmiş, demokratik ülkelerde olduğu gibi uygulanması gerektiğini ifade eden Kutan, gelişmiş ülkelerde 4–5 yıllık eğitim sonrası çocukların yeteneklerine göre değişik eğitim kurumlarına yönlendirildiklerini anlattı. Kutan, “8 yıllık kesintisiz eğitim ancak 3’üncü dünya ülkelerinde var. Gelişmiş ülkelerde böyle bir metot yok. Bu dediğimiz anlayış içinde eğitimin 12 yıla çıkarılmasında sakınca görmüyoruz.” diye konuştu.

Recai Kutan, bir gazetecinin imam hatip okullarına kız öğrenci alınmaması konusunun MGK toplantısında gündeme geldiğini belirtmesi üzerine de MGK’nın karar almasının söz konusu olmadığını, hükümete tavsiyede bulunabileceğini söyledi. Kutan, “Böyle bir kararı uygun görmemiz mümkün değil. Kız erkek ayrımı yapmadan herkesin ilim öğrenmesi şarttır. Niçin kız erkek ayrımı yapılıyor? Böyle bir mantığı anlamamız mümkün değil. FP’nin böyle bir düşünceye karşı çıkacağını peşinen ifade etmek isterim?” dedi.

Erdoğan'ın açıklamaları

Siyasi yasaklı İstanbul Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a atfen bazı gazetelerde yer alan “yeni oluşum” açıklamasının anımsatılması üzerine de Kutan, “Erdoğan siyasi yasaklıdır. Değil yeni bir oluşumun içinde olması, mevcut herhangi bir partiye üye, yönetici olamaz. Böyle bir beyanda bulunduğuna inanmıyorum.” karşılığını verdi. Kutan, Abdullah Gül'ün açıklamalarına ilişkin soruyu da “Aile içi problemleri basının önünde hiç müzakere etmiyorum ve herkese de bunu tavsiye ediyorum." diye cevapladı.

İki bankaya el konulmasıyla ilgili soruları da cevaplayan Kutan, "Türkiye'de mali meselelerde devlet ciddiyeti kalmadı." dedi. Banka sahiplerinin sorumluluğunun, “bankanın sermayesini tesis ederek ihtiyaç sahiplerine tahsiste bulunmak” olmasına karşın Türkiye’deki tatbikatın farklı olduğunu kaydeden Kutan, şunları söyledi: "Türkiye’deki tatbikat, banka kuruluyor, banka patronları mevzuatı kendi işlerinde kullanıyor, bir müddet sonra bakıyorsunuz ki bankaların içi boşaltılıyor. FP olarak meseleye sadece bankaların içinin boşaltılması meselesi olarak bakmıyoruz. Mesele çok daha yaygın ve çok daha vahimdir. Türkiye’de geçmişte böyle bir yolsuzluk, talan, soygun dönemi görmedim. Devlet eliyle ihaleler yapılıyor. Ardından bir sürü dedikodu çıkıyor, pis kokular geliyor. Çubuk




Kutan, tartışmaya el koydu

FP Genel Başkanı Recai Kutan, Abdullah Gül ve arkadaşlarıyla sert bir tartışmaya giren Malatya Milletvekili Oğuzhan Asiltürk’ü uyardı. Parti içindeki tartışmaların, hafta başında yapılacak Başkanlık Divanı’nda ele alınacağı bildiriliyor.

FP’nin geçtiğimiz salı günü yapılan grup yönetimi seçimlerinde yeniden alevlenen yenilikçi– gelenekçi tartışmaları Genel Başkan Recai Kutan’ı zor duruma soktu. Bu süreçte sert açıklamalarda bulunan Oğuzhan Asiltürk’ün, Kutan tarafından uyarıldığı ifade ediliyor. Kutan’ın, Asiltürk ile yaptığı görüşmede, “Bu meseleyi neden basının, kamuoyunun önünde tartışıyorsunuz? Ben bu konularda basının sorularını cevaplıyor muyum? Aile içi meseleyi basına taşımayın.” dediği kaydedildi. Konunun genel merkezdeki toplantılarda da gündeme geldiği dile getiriliyor.

Tartışma Başkanlık Divanı'nda

Genel başkan yardımcılarının, tartışmaları pazartesi günü toplanacak olan Başkanlık Divanı toplantısında gündeme getirecekleri belirtiliyor.

Bu arada, FP'deki son olayların bitirilmesi için Genel Başkan Kutan'ın tavır koymaması, milletvekillerinin yanı sıra GİK üyelerinin de tepkisini çekiyor. Bazı GİK üyelerinin Kutan'a, "Artık otoriteni ortaya koy. Bu böyle gitmiyor. Partinin gücü kayboluyor. Genel başkanlığını göster.” uyarısında bulundukları öğrenildi. (Sadullah ÖZCAN/ Ankara ZAMAN)




Yetki Yasası bitti

Anayasa Mahkemesi’nin, KHK'lara dayanak teşkil eden Yetki Yasası'nın iptaline ilişkin gerekçeli kararı dün Resmi Gazete'de yayınlandı.

Kararda, Yetki Yasası'nın Anayasa'ya aykırı unsurlar içerdiği bildirildi. Gerekçeli kararda, yasama yetkisinin genel ve asli bir yetki olması, TBMM'ye ait bulunması ve devredilememesi karşısında KHK çıkarma yetkisinin kendisine özgü ve ayrık bir yetki olduğu vurgulandı. Kararda, "Bu nedenle bu yetki, yasama yetkisinin devri anlamına gelecek ya da bu izlenimi verecek biçimde yaygınlaştırılıp genelleştirilmemelidir." denildi. KHK'ların ivedilik gerektiren belli konularda, kısa süreli yetki yasaları temel alınarak yürürlüğe konulabileceği belirtilen kararda, Anayasa'da kimi konuların KHK'larla düzenlenmesinin yasaklandığına dikkat çekildi. Anayasa Mahkemesi'nin kararında, "Yetki yasalarına kullanma süreleri uzatılarak süreklilik kazandırılması ve her konuda KHK'larla düzenlemelere gidilmesi, yasama yetkisinin devri anlamına gelir. Böylece erkler arasındaki denge bozularak yürütme, yasamaya karşı üstün duruma gelir." görüşü yer aldı. Ankara ZAMAN




Taranoğlu: Kurtarıcı aramayın

ANAP Genel Başkan Yardımcısı Ersin Taranoğlu, demokrasinin sade ve sıradan insanların rejimi olduğunu belirterek, “Demokrasilerde kurtarıcılar olmayacaktır.

Bundan önce hep kurtarıcı aradık. Kurtarıcı ararken, birileri hep kendini kurtardı; ama halk bir türlü kurtulamadı.” dedi. Taranoğlu, partisine mensup 10 milletvekiliyle Samsun feribotu ile İzmir’e geldi. Siyasetin halka hizmet olduğunu ifade eden Taranoğlu, şöyle konuştu: “Siyaset yapan insanın unvanı ne olursa olsun, sizin hizmetkârınızdır. Siyasetçinin görevi hizmet üretmektir. İktidarda da muhalefette de hizmet üreten siyasetçi ayakta kalır. Halkına her pozisyonda hizmeti beceremeyen yok olur.” ANAP Genel Başkan Yardımcısı Işın Çelebi de, hükümetin uyguladığı ekonomik istikrar paketinin esnafa büyük zarar verdiğini belirtti. İzmir




AB yeni engel çıkarmasın

Zürih'teki AB panelinde konuşan Hacaloğlu, etnik, inanca dayalı, kültürel ve coğrafi farklılıklara dayalı ayrımlara sebep olmaması için AB'nin dikkatli adımlar atması gerektiğini vurguladı.

CHP Genel Sekreter Yardımcısı ve insan haklarından sorumlu Devlet eski Bakanı Algan Hacaloğlu, Avrupa Birliği’nin sınırlarını yeniden yapılandırırken, yeni engel ve ayrımlara sebep olmaması gerektiğini söyledi. İsviçre’nin Zürih kentinde yapılan ve iki gün süren “Avrupa Değerleri ve Reel Politika” panelinde konuşan Algan Hacaloğlu, AB’nin etnik, inanca dayalı, kültürel ve coğrafi farklılıklara dayalı, yeni engeller ve ayrımlara sebep olmaması için dikkatli ve özenli adımlar atması gerektiğini vurguladı.

Tam üyelik yolunda Türkiye’nin atması gereken adımlar üzerinde de duran Hacaloğlu, Milli Güvenlik Kurulu’nun Bakanlar Kurulu’na danışmanlık yapmasını sağlayacak bir düzenlemenin hayata geçirilmesini önerdi. Hacaloğlu, Türkiye’nin demokrasisindeki eksiklikleri gidermek ve insan haklarını yeterli seviyeye yükseltmek için bir dizi reformu acil olarak yürürlüğe koyması gerektiğini anlattı.

Osmanlı'yı hatırlatma

Avrupa Birliği ülkeleri gibi Türkiye’nin de çok kültürlü ve çok dilli bir toplum olduğuna dikkat çeken Hacaloğlu, “Osmanlılar döneminde bile, Türk toplumunun bu özelliği, engin bir hoşgörü anlayışına kaynak olmuştur.” dedi. (Süleyman KURT / Ankara ZAMAN)




Yolsuzluk yapan affedilmesin

DYP Genel Başkan Yardımcısı Hayri Kozakçıoğlu, partisinin, “hangi görüşte olursa olsun devletin temeline dinamit koyanlarla, yolsuzluk yapanların affedilmesine karşı olduğunu” bildirdi.

İstanbul’daki yerel medya mensuplarının temsilcileri ile yaptığı toplantının ardından bir basın toplantısı düzenleyen Kozakçıoğlu, 2 yıldır Türkiye’nin gündeminde bulunan af konusunun artık neticelendirilmesi gerektiğini vurguladı. Affa karşı olmadıklarını anlatan Kozakçıoğlu, “Devletin dibine dinamit koyanlarla, yolsuzluk yapanların affedilmesine karşıyız. ‘Kader mahkumu’ denilen insanların affedilmesinden yanayız.” diye konuştu.

El konulan bankalarla ilgili madalyonun öbür yüzüne bakılmasını isteyen Kozakçıoğlu, bu bankalarda yasalara uymayan davranışların daha önceden tespit edildiğini savundu. Kozakçıoğlu, bankalardaki durumla ilgili raporların gereği yapılmayarak yolsuzluklara çanak tutulduğunu ileri sürdü. İstanbul ZAMAN



| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.