GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

29/10/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Basın Harmanı

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Yaşam

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

 


TOPLUM 


80 çeşit uyku hastalığı var

Gündüz aşırı uyumak mı istiyorsunuz? Uykuya güç dalıp, sık mı uyanıyorsunuz? Uyku problemi yaşıyorsanız bir an önce uykunuzu kontrol ettirmelisiniz.

Uykusuzluk ve uyku hastalığı insanlığın büyük problemleri arasında. Günümüzde 80’den fazla uyku hastalığı bulunuyor. Gündüz aşırı uyku eğilimi, uykuya güç dalma, uykudan sık uyanma, uyku zamanının kısalması gibi belirtiler yaşayan hastaların fazla zaman kaybetmeden herhangi bir uyku laboratuvarında tedavi olması gerektiği bildirildi. Göğüs Hastalıkları ve SSK Ankara Eğitim Hastanesi Tüberküloz Kliniği Uyku Laboratuvarı Sorumlusu Doç. Dr. Sadık Ardıç, uyku hastalıklarının, hastanın uykusu sırasında veya uyumak istediğinde ortaya çıkan klinik durumlar olduğunu belirterek, günümüzde 80’den fazla uyku hastalığı bulunduğunu söyledi. Doç. Dr. Ardıç, “Uyku hastalıkları uyku sırasında görülen uyku kalitesini bozarak, bireyin dinlenememesi, bilincinin tazelenememesi, gündüz aktivitelerinin bozulması ve bireyin sağlıklı olduğu dönemdeki kapasite ve becerilerinin azalması ile seyreden hastalıklardır.” diye konuştu. Doç. Dr. Ardıç, hastalıkların her yaşta görülebildiğini; ancak bazılarında yaşın ilerlemesine bağlı olarak arttığını kaydetti.

Gündüz aşırı uyuma isteği

‘İnsomnia’nın, uykuya güç dalma, uykudan sık uyanma, uyku zamanının kısalması ve dinlendirici olmayan uykuya verilen isim olduğunu anlatan Doç. Dr. Ardıç, insomniaya bağlı olarak hastanın uykudan dinlenmemiş ve yorgun kalktığını, böylelikle çalışma kapasitesi azalmış, mutsuz, depresif bir kişilik geliştireceğini söyledi. Doç. Dr. Ardıç, bu hastalıkta en çok yakınılan konunun gündüz aşırı uyku eğilimi olduğunu kaydetti. Doç. Dr. Ardıç, insomnianın tedavisinin zor olduğunu, uyku hijyenini sağlayarak, davranışsal ve ilaç tedavisi yapılarak kişinin yakınmalarının üstesinden gelinmeye çalışıldığını bildirdi. Gündüz aşırı uyku eğilimi, uykuda halüsinasyon görme gibi belirtiler gösteren narkolepsinin ise nedeni belli olmayan bir sendrom olduğunu belirten Doç. Dr. Ardıç, hastalığın, gündüz aşırı uyku eğilimi nedeniyle günlük yaşamsal aktiviteyi bozduğunu kaydetti. Doç. Dr. Ardıç, hastalığın erkeklerde daha fazla görüldüğünü, çocukluk yaşından başlayarak, 50’li yaşlara kadar ortaya çıkabileceğine işaret etti. Doç. Dr. Ardıç, “Narkolepsi yaşam boyu süren bir hastalık olup, devamlı tedavi gerektirir.” dedi. Doç. Dr. Ardıç, huzursuz bacak sendromunda ise “uyanıkken, özellikle uzanmış durumdayken, baldırların içinde ve ara sıra ayaklarda, kalçada veya kollarda duyulan ürperme hissi, dayanılmaz biçimde bacakları hareket ettirme, stres anında belirtilerin kötüleşmesi” gibi belirtiler görüldüğünü bildirdi. Doç. Dr. Ardıç, uyku apne sendromunda ise, uyku sırasında üst solunum yollarında gelişen tıkanmaya bağlı olarak solunum durmaları olduğunu kaydetti. Doç. Dr. Sadık Ardıç, “Bu hastalıkların önemi, gündüz aşırı uyku eğilimini artırıyor olmalarıdır ve başka klinik durumların gelişmesinde tetikleyici rollerinin varlığıdır.” diye konuştu.

Hastalık nasıl teşhis edilir?

Doç. Dr. Ardıç, uyku hastalıkları tanısının, bu iş için özel donatılmış uyku laboratuvarlarında konulabileceğini, hastaların normal uykusu sırasında kayıtlarının yapıldığını ve tetkik edildiğini söyledi. Doç. Dr. Sadık Ardıç, gündüz aşırı uyku eğilimi, uykuya güç dalma, uykudan sık uyanma, uyku zamanının kısalması gibi belirtileri olan hastaların fazla zaman kaybetmeden herhangi bir uyku laboratuvarında tedavi olması gerektiğini vurguladı. Uyku laboratuvarı bulunan hastaneler ise şunlar: “İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı, Ankara Gülhane Askeri Tıp Akademisi Psikiyatri Anabilim Dalı, SSK Ankara Eğitim Hastanesi Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz Kliniği, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz Anabilim Dalı, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz Anabilim Dalı, İstanbul Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi, Dokuz Eylül Tıp Fakültesi Nöroloji ve Göğüs Hastalıkları Anabilim dalları ve Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji ve Göğüs Hastalıkları klinikleri.” ANKARA




Arılar antibiyotik üretiyor

Arıların kovanlar içinde enfeksiyonlara karşı kullandığı “propolis” birçok hastalığa iyi geliyor. ABD ve Japonya, propolisi kullanarak sprey ve tabletler üretiyor.

Arılar, antibiyotiği insanlardan milyonlarca yıl önce keşfettiler. Bu minik canlıların var oluşlarıyla birlikte üretmeye başladıkları antiviral, antifungal ve antibakteriyel madde olan propolis, birçok ülkede sprey, sıvı ve tablet olarak piyasaya sunuluyor. Arıların bitki tomurcuk ve filizlerinden topladıkları propolisin, milyonlarca yıldır kovanları mantar hastalıkları ve enfeksiyonlardan koruması, bu maddenin insan sağlığı için de yararlı olduğu düşüncesini doğurdu.
Yapılan çalışmaların, propolisin sindirim, dolaşım ve solunum sistemindeki hastalık etmenlerini yok ettiğini göstermesi, maddenin Japonya, Çin, ABD ve AB ülkelerinde sprey, sıvı ve tablet olarak üretime girmesini sağladı. Japonya’da yapılan klinik deneylere göre, propolisin, 3 ay ile 1 yıl süreyle sürekli alınmasının çeşitli kanser türlerini önlediği öne sürülüyor.

Geniş etkili

Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Kaftanoğlu, propolisin, ender bulunan geniş spektrumlu antibiyotik olarak kabul edildiğini söyledi. Propolis hakkında yazılmış sayısız kitap bulunduğunu ve kullanım alanının çok geniş olduğunu anlatan Kaftanoğlu, ABD, Japonya, Çin ve AB ülkelerinde, sıvı, sprey ve tablet halinde saf propolis üretiminin yanı sıra sivilcelere karşı propolisli sabun, propolisli bal üretimi gibi çeşitlemelerin de piyasaya sunulduğunu belirtti.

“Türkiye, arıların topladığı propolisi değerlendiremiyor.” diyen Kaftanoğlu, Çin Tarım Bilimleri Akademisi ile propolisli bal üretimi konusunda görüşmeler yaptıklarını kaydetti.

Arılar nasıl kullanıyor?

Kaftanoğlu, propolisin arı kovanlarını her türlü enfeksiyon ve mantar hastalıklarından koruduğunu bildirerek, şöyle devam etti: “Her kovanda 50 ya da 80 bin ergin arı, bir o kadar da yavru (yumurta, larva, pupa) bulunur. Kovan içi sıcaklığı 34 derece, rutubet oranı ise yüzde 4065 civarındadır. Virüsler, bakteriler ve funguslar için ideal bir ortam olmasına karşın, kovanlarda hastalık oluşmaz. Arılar kovanı propolisle dezenfekte ederler. Kovandaki kırık ve çatlakları da bu yapışkan madde ile sıvarlar. Kovan içine girerek ölen büyük böcekler de enfeksiyon kaynağı olmamaları için arılar tarafından propolisle kaplanır. Propolis, birçok ilacın aktif maddesi olan flavonoidler, antioksidanlar, biyolojik aktif maddeler ve terpenlerden oluşmaktadır.”




Sevginin ayarı iyi olmalı

Çocuk gelişim uzmanı psikolog Yasemin Uçal, çocuğa karşı gösterilecek olan sevginin çok iyi ayarlanması gerektiğini belirterek, sevginin çocuğu iyiye ve güzele sevk edeceğini söyledi. Uçal, aynı zamanda anne ve babanın da birer psikolog görevi görmesi gerektiği ifade etti. “Başarı isteği, hedefe ulaşma arzusu bütün bu ihtiyaçların temelinde beğeni ve takdir görme ihtiyacı yatmaktadır.” diyen Uçal, bu istek ve arzulara ulaşmada çocuğa en büyük desteğin kendisine gösterilecek olan sevgiden geçtiğini vurguladı.

Sevgiyi bir aşıya benzeten Uçal şunları söylüyor: “Sevgi bir aşı gibidir. Nasıl ki insan vaktinde almadığı aşıya ileriki yıllarda ihtiyaç hissediyorsa sevgi de bunun gibidir. Çocuğa sevginin yeterince verilmediği ailelerde çocuğun güven duygusu sağlanmış olamaz. İleriki yıllarda çocuk bunu kendinde bir eksiklik olarak hisseder ve bu da çocuğu kendisine ve çevresine karşı yabancılaşmaya doğru itebilir.” (Mithat ÖNAL / İstanbul CHA)



| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.