Devlet ya da kurtların şahı!
Etibank'ın devlete taktığı para, kaba hesapla 415 trilyonmuş. Tabii bu ilk ve kaba hesap, en az yarısı kadar göz ardı edilen kalemler vardır eminim. 'Trilyon'da kaç sıfır vardı hatırlayamadım birden.
Sanırım 12 adet. 415'in yanına 12 tane sıfır koyun ve bakın bu milletin yediği kazığın boyutuna. Devlet baba, devlet adil, devlet sahip. Nedense zalimlere, yutuculara, hoppacılara, cukkacılara müşfik ve rahim. Bilgin'cilerin kalemlerinden 'tın' yok. 415 trilyonu okur okumaz aklıma Selahattin Duman'ın yazdığı 'içerden' yazılar geldi. Sabah plazasını, atv 2000 binasını düşündüm. Havuzlar, saunalar, spor salonları, 5 yıldızlı otelcilik hizmetleri. Halı kaplı zeminler, meşin kaplı koltuklar. Papyonlu garsonlar, kalite şaraplar, şampanyalar, viskiler. Şık hanımlar, iyi giyimli beyler. Sonra memur maaşlarına yapılan zammı hatırlıyorum. İstanbul'dan Ankara'ya yürüyüş yapan sendika liderini. Şiir gelip takılıyor aklıma; 'Allah'ın on pulunu bekleye dursun on kul/Bir kişiye tam dokuz/Dokuz kişiye bir pul.' Bilgincilere 415 trilyonu yutturan 'kuzuların şahı', memurlara karşı cimri ve acımasız. Kartel yazarları sus-pus. Bunların hepsi vatan kurtaran aslandı hani? 415 trilyona kaç memur ailesinin karnı, kaç yıllığına doyar.
12 tane sıfır. Başında da 415 var. Ve daha buzdağının görünen kısmı. Toplam 10 bankadan 'cukka' edilen paraların 10 milyar doları bulduğu tahmin ediliyor. İşte bu tablo, inançlı insanlara, birkaç solcu çocuğa gösterdikleri öfkeyi anlamlandırıyor kartelin. Vatan, millet, Sakarya edebiyatlarını neyi örtmek için yaptıklarını ele veriyor. Bir tarafta yüzde 10 alan memur kesimi. Diğer yanda bir çırpıda cukka edilen 415 trilyon! 'Bu taksimi kurt yapmaz, kuzulara şah olsa!' Her fırsatta kendilerini devletin, milletin, vatanın sahibi gibi gösterenlerin gerçek yüzleri bu işte. Maske indirme meraklısı düğmeci modele gururla takdim ediyor Zekeriya Temizel. Ve bir de yalanlamada bulunuyor. Önceki gün Sabah'ın ilk sayfasından duyurduğu, 'Ödeme modeli sunduk, kabul edildi' iddiasının bir palavradan ibaret olduğunu söylüyor.
Sabancı geliyor aklıma birdenbire. 'Aynı durumda en az 20 banka daha var' demişti Egebank olayından sonra. 2'si daha çıktı.. kaldı 18 adet. Bunlar halkın hakkını emen sülüklerin banka kolları. Enerji kolları var, iletişim kolları var, KİT kolları var. Ahtapot gibi sarmışlar her yanımızı. Emdikçe şişiyor, şiştikçe böbürleniyor ve büyüklük taslıyorlar. Bakan Tantan, bir önceki yolsuzlukta, 'Bu daha binde biri.' demişti. Kalan doksan dokuzunu düşünmek ödümüzü patlatıyor. Böylesine lüks bir yaşamı, bu kadar konforu da bizim sırtımızdan yaşıyorlarmış.
Dün Cumhuriyetin 77. yıl dönümünü törenlerle kutladık. 'Cumhuriyet fazilettir' sözünü dillendirdik. Peki gerçekten erdemli, faziletli (ki bu isimli partiyi kapatmak için bile elimizden geleni yapıyoruz), demokratik, adil bir ülkede mi yaşıyoruz? Sadece reklamlarda hazır kart kullananlara mı sağlanıyor özgürlük? Ya da bu hoppacıların sunduğu yaşam tarzını tükettikçe mi özgürüz? Nereden nereye geldi Cumhuriyet? İleri mi gidiyoruz geri mi? Kimler çekiyor bu ülkeyi paçasından aşağıya? Suçsuz kızların başlarına taktığı örtü mü, yoksa bu heriflerin kasaların üzerine örttükleri siyah sis tabakası mı köreltiyor bu ülkenin ufkunu?
Bir de marşımız var, her yerde göğsümüzü gere gere okuduğumuz. İşçimiz, memurumuz her Allahın günü sokakta! Alnımız mı açık, başka yerimiz mi Cumhuriyet'in 77. yılında? 77 yılda kaç trilyon cukka ettik yurttaştan? Kaç kan emici yarattık her yaştan? Biri bilmem kaç sene başımızda kalan babamızın yeğeni, diğeri kaç senedir bizi yönlendiren, bi şekilde yönetmeye kalkan medyanın patronu. Üstelik bunlar, bizzat bakanın ifadesiyle 'pisliğin binde biri.'
Sabah gazetesi bir tuhaf. Sanki böyle bir haber yok. Sanki böyle bir banka yok. Üç gün öncesine kadar 'acayip iyi bir banka' diye sundukları batıkı görmüyor Sabah'ın gözleri, yazarları, habercileri. 'Bir elde cımbız, diğerinde hortum' geyiğine devam. Oysa bunlar çok hassas değil miydiler? Hani ki, Rauf Tamer'in ismi karışınca 1 milyon dolarlık 'kredi' olayına hemen yazılarını durdurmadılar mı? 1 milyon dolar mı büyük, yoksa 415 trilyon mu? Kredi almak mı daha ayıp, yoksa 415 trilyonu hortumlamak mı? Peki neden Sabah aynı hassasiyeti kendisi için göstermiyor? atv'nin yayınları neden durdurulmuyor, Sabah yayına neden ara vermiyor?
AHA: Sevgili dostlarım uzunca bir süreden beri sizinle beraberiz. Öfkeniz öfkem, hüznünüz hüznüm, acınız acım, kahkahanız kahkaham oldu. Belki tarihte hiçbir yazara nasip olmayacak bir 'paylaşım'ı yaşadık sizinle. Böylesi bir ülkede adam gibi olmaya çalışanların, adam gibi adamların sesi olmayı denedik. Bedeli ne olursa olsun susmamayı, doğruları haykırmayı kendimize şiar edindik. Kızanlar, köpürenler, nefret edenler, amirlerimize şikâyet edenler, tehdit edenler oldu. Ama gönlü, kalbi, duası bizimle beraber olanların sayısı ve ihlası her zaman çok çok daha büyüktü...
Neyse lafı daha fazla dolandırmayı beceremeyeceğim.
Zaten anlamışsınızdır. Ayrılık vakti. Biraz zorunluluk, biraz zihinsel bakım ve onarım için müsaade istiyorum. Ama sakın ha sakın! Dostlarımız üzülmesin, düşmanlarımız tamtam çalmasın! Gidişimiz 'kesin' olmadığı gibi, biraz düzensiz de olsa sizinle olan birlikteliğimiz devam edecek. Ve icabettiğinde burada, yerimizde gece gündüz duracağız. Ancak eskisi kadar sık ve mutat beraber olamayacağız. Benim gibi lafı cebinde dolanan insanların kaderidir çok sık çam devirmek, pot kırmak, kalp incitmek. Yaptıysak emin olunuz ki farkında olmadan, günlük yayın hızının heyecanından yaptık. Bundan dolayı da muhataplarımız ve siz okurlarımızdan helallik diliyoruz. Dualarınızı esirgemeyin.
f.baris@zaman.com.tr
Yazarımızın en son yazıları
13/
10/
2000...
Kezzap, kazzip, Bergen ve irtica!
15/
10/
2000...
Dönmek; köşeyi ya da namusu teslim!
16/
10/
2000...
Gılgamış düşün sistemine göre hayvancılık ve süne zararlısının parapsikolojik edinimleri
18/
10/
2000...
Gerici bir ülkeden manzaralar
20/
10/
2000...
Meslek ve ayna!
22/
10/
2000...
Sayım memuru neler soracak?
23/
10/
2000...
İnsansız sokaklar, mekânsız insanlar...
25/
10/
2000...
Efsunlu ülkem benim
27/
10/
2000...
Hacivat, Hacı İvat, karagöz, Kara göz!
29/
10/
2000...
Devlet ya da kurtların şahı!
|