GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

31/10/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Basın Harmanı

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Yaşam

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

 


BASIN HARMANI 


İftiracı paşaları biliyorum

Cengiz Çandar'ın "Yayınlanmazsa medyadan iyice umudumu keseceğim." dediği röportaj dün Radikal'de yayınlandı. Çandar çarpıcı açıklamalar yaptı.

Şemdin Sakık'ın ifadelerinde PKK'ya yardım ettiği ileri sürülerek, Sabah'taki köşesi sallantıya giren ve direkten dönen Cengiz Çandar, Sakık'ın ifadelerine iftira eklemesini yapan paşaları bildiğini açıkladı. Neşe Düzel'in yaptığı çarpıcı röportajda Çandar, bu isimlerin Çevik Bir ve Erol Özkasnak olduğunu, bunu Erkaya'nın da bir büyükelçiye ifade ettiğini kaydetti. Çandar'ın röportajından çarpıcı bölümler şöyle:

lBen bu vahim olayı, Türkiye'nin bir 'Dreyfus olayı' olarak değerlendiriyorum. Ama ne yazık ki Türkiye'nin Fransa gibi bir Emile Zola'sı yoktu. Olsaydı belki Türkiye'de bazı şeyler o gün de, bugün de farklı olurdu.

lİsim olarak bana hiçbir zaman söylenmedi; ama iki ismi ben de kesinliğe yakın derecede biliyordum. Bunlar Çevik Bir ve Erol Özkasnak.

lBizimle ilgili Şemdin Sakık'ın ifadesi diye yayımlanan bu iftira haberi gazetelerin manşetlerinde çıkmadan üç–dört gün önce 'Bugünlerde askeri rahatsız edecek yazı yazma. Topun ağzındasın.' diye uyarıldım ben.

lHaziran başıydı, ben savcının yanına gittiğimde 'Oooo, iki gündür yıldız yağıyor buraya.' diye espriler yaptı. Meğer bir gün önce rahmetli Yavuz Gökmen ve Fatih Altaylı da aynı konuda ifade vermeye çağırılmış.

lBu haber Hürriyet ve Sabah'ta yayımlandı. İki Sabah mensubu olarak Birand ile benim adım çıktı. İki Hürriyet mensubunun adı çıkmadı. Demek ki Hürriyet grubu bu isimleri yayımlamamak konusunda bu haberin kaynağıyla daha başarılı bir temasta bulunmuş.

lBir şey daha biliyorum ben. Bunu 98 Temmuz'unda bir büyükelçiden öğrendim. Güven Erkaya henüz Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'ndan emekli olmamıştı. Tedavi için Amerika'ya gelmiş. Bu konu açıldığında büyükelçi dostuma 'Ben Çevik Bir'e söyledim. Yanlış yapıyorsunuz. Bu iş döner bumerang gibi gelir Genelkurmay'a çarpar. Genelkurmay'ın onuruyla oynamaya hakkınız var mı? Bu yaptığınızı, nerelere varacağını, nasıl geri dönebileceğini hesaplayarak mı yapıyorsunuz, dedim' demiş.

lBu olaydan sonra mesleğe karşı müthiş bir inançsızlık hissettim. Çünkü biliyorum ki, bu mesleğin içinde yer alan insanların önemli bir bölümü en azından ismi olanlar, köşeleri tutmuş olanlar, her türlü entrika ve kumpasa gönüllü olarak hizmet etmeye son derece teşne insanlar.




Dram Emre'nin mi, Sabah'ın mı?

Galatasaray'ın milli futbolcusu Emre'nin önceki gün arabasıyla çarptığı Kadir Çetin'in ölümüne geniş yer veren gazetelerimiz, olayın insani boyutunu gözardı ettiler. Türkiye'de her gün meydana gelen onlarca olayda, yayaya veya araca çarpıp, birilerinin ölümüne veya yaralanmasına yol açan araçlar sırra kadem basıyorlar. Nitekim Emre'nin karıştığı olayda da aynı durum söz konusu. Emre'nin aracının çaptığı Kadir Çetin'e arkadan gelen yerli bir araba daha çarpıyor ve hızla uzaklaşıyor. Çetin'in kendi kusuruyla birlikte asıl kusurlu olan ikinci araç. Emre ise aracından inip, Çetin'i en yakın hastaneye kaldırıyor ve bir insanlık dersi veriyor. Gazetelerimizde olayın bu yönü birkaç cümlecikle geçiştirilirken, Emre'nin "bir kişiyi ezip öldürdüğü" ifadeleri geniş bir yer buluyor.



| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.