FP'de yenilikçiler ne istiyor?
FP, Türkiye'nin ana muhalefet partisi. Kapatılma durumunda da olsa, kapatılacak da olsa temsil ettiği siyasi çizgisi devam edecek ve bugünkü siyasi yelpazede boşluğunu doldurmaya herhangi bir adayın olmadığı bir parti.
Bu kadar önemli bir partinin içi kazan gibi kaynıyor. Adına "gelenekçiler" ile "yenilikçiler" denen kanatlar arasındaki çekişme ve anlaşmazlık bir türlü son bulmuyor. Medya belli ki "yenilikçiler"in arkasında duruyor. Ama medya ve uzantısı olduğu birtakım çevrelerin bu kanadın sahiden siyasi görüşlerinin destekçisi olduğunu düşünmemek lazım. Mevcut konjonktürde "yenilikçiler" bu partinin öteden beri temsil edip bugüne getirdiği "siyasi çizgi"de önemli bir kırılmayı sağlayacak güçte oldukları gözüktüğü, hatta onlara böyle bir misyon yüklenmek istendiği için destek buluyorlar. Belki de onlardan istenen, partiyi tam ortasından çatlatıp ikiye bölmektir.
Bu basit gerçeği görmemek için bayağı safdil olmak lazım.
"Yenilikçi kanat"ın tabii ki büsbütün haksız olduğu söylenemez. Dile getirdikleri şikâyet ve eleştirilerin büyük bir bölümü doğru. Ama haklı gerekçelerle eleştiri yapmak başka, siyasi çizginin kendisini kırmaya çalışmak başka.
Türkiye'de iktidar olmanın bazı maliyetleri var. Bunların başında siyasi ve idari sistemi derinden denetlemekte olan "merkezdeki çekirdek"le uyum içinde olmak ve siyaseti bu çekirdeğin istek ve taleplerine göre yapmayı kabullenmektir.
Bunun adına "uzlaşma" denemez. Çünkü uzlaşma, herkesin gözü önünde olan siyasi hareketler, partilerle olur. Bir koalisyon uzlaşma sonucu ortaya çıkar ve tabii ki eğer bir parti tek başına iktidar olacak çoğunluğa sahip değilse, "belli bir uzlaşma zemini" üzerinde başka partilerle bir araya gelir, iktidar olur. "Merkezdeki çekirdek" ise, görünür zeminde siyaset yapmıyor. Derin bir misyon yüklenmiş, mevcut durumun olduğu gibi devamını istiyor. İktidar olan parti ve partilere işin hamallık, sevimsiz ve riskli tarafı kalıyor!..
Yenilikçiler'in hepsi değilse de, bir kısmı bu "siyaset dışı güçler"le uyum içine girilmedikçe iktidar şansının olmadığını öne sürüp, bugüne kadar bu çizgiyi kendisi yapan her şeyin rafa kaldırılmasını, gündemden ve hafızalardan silinmesini istiyor. Yenilikçiler'in bir kısmının bu niyet ve düşüncede oldukları yönünde kuvvetli belirtiler var. Bunların "yenilikçi hareket" üzerinde ne kadar etkili olduğunu şahsen bilmiyorum.
Siyasi sistemi sorunlu hale getiren ana noktaların ne olduğu bellidir. Birincisi, sivil siyaseti güçleştiren, siyaset ve karar alma mekanizmaları üzerinde etkisi olan "siyaset dışı güçler"in kendi tabii sınırlarına çekilmesi lazım. Devletin, temel hak ve özgürlükleri koruyan, demokratik usullerle çalışan, hukukun üstünlüğüne riayet eden ve yurttaşları arasında taraf tutmayan bir niteliğe bürünmesi için, bugünkü ideolojik yapısından kurtulması, herkese aynı mesafeden bakması, çeşitli toplumsal kesimler arasında ayırım yapmaması gerekir.
İkincisi, artık tahammül sınırlarını aşma noktasına gelmiş bulunan gelir bölüşümündeki adaletsizliğe bir çare bulmalı. 14 milyon insan yoksulluk sınırında yaşıyor. Aydan aya evine bir kilo et götüremiyen insanlar var. Bir yandan devlet vergi üstüne vergi koyuyor, öte yandan hem kamu harcamalarını kısmıyor, hem de batık bankalara milyarlarca doları aktarıyor.
Bütün bunların gerisinde, ancak kendileriyle uyum sağlandığı sürece siyasi partilere iktidar şansını veren belli bir azınlığın sistem üzerindeki etkisi ve rolü yatmaktadır. Eğer "yenilikçiler", haklı birtakım gerekçeleri, şikâyetleri öne sürerek, son tahlilde siyasi, iktisadi ve sosyal sistemi içten içe kemiren bu sorunlara herhangi bir itiraz yöneltmeyeceklerse; devletin bugünkü işleyişinden ve yapısal durumundan beslenen, rant sağlayan, özel statüler elde eden güçlerle uzlaşma içine girip iktidar olacaklarsa, bu iktidarın kendilerinden başka hiç kimseye bir faydası olmaz.
Bu yönde niyet ve düşünceleri olduğuna dair emareler, kuşkular var.
a.bulac@zaman.com.tr
Yazarımızın en son yazıları
07/
10/
2000...
Avrupa'nın son diktatörü
10/
10/
2000...
Bez parçası
12/
10/
2000...
İsrail, Şaron'un ruhuna teslim
14/
10/
2000...
Ucuz taktikler
17/
10/
2000...
Kudüs'e bir statü
19/
10/
2000...
Terörist, radikal ve tanımları
21/
10/
2000...
Tutum değişikliği
24/
10/
2000...
BM'de dinlerin temsili
26/
10/
2000...
AB'yi ne kadar tanıyoruz?
28/
10/
2000...
Geleneksel şehir-modern kent
|