GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

31/10/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Basın Harmanı

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Yaşam

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

 


Rehber ABİ

ÖSS; Yeniden...

Eskisi bir sürü tartışma ile geride kalırken yenisi gündemimize tekrar oturmaya başladı. Tabii ki üniversite sınav sisteminden ve dolayısı ile de ÖSS'den bahsediyorum. Kılavuzlar basıldı. Dağıtıma verilecek ve 6 Kasım'dan itibaren de adaylar başvurularını yapmaya başlayacaklar.

Kılavuzlar dağıtıma henüz verilmediği ve internet ortamına da aktarılmadığı halde kendilerine önceden bilgi uçurulan haysiyetli basınımız sayesinde bu sene ÖSYM'nin iki büyük ve önemli kararını öğrenmiş bulunmaktayız. "Nasıl olsa meslek liselilerden mağdur olan oldu, pek sesleri de çıkmıyor. Alan uygulaması dolayısı ile son iki senedir mağdur olanlar da bir şey yapamadı, bu sene sınava girecek olanlar da bu durumu bilerek geliyorlar" diyerek en önemli badireleri atlattığını düşünenler ortalığın süt liman olmuşluğunu fırsat bilip eskiden beri yapmak istedikleri; ama fırsatını bulamadıkları bir uygulamayı bu sene hayata geçiriyorlar. Artık ÖSS'ye de başörtüsü ile girilemeyecek. Yine sınav salonlarının kapılarında göz yaşı dökülecek. Binlerce genç kızımızın okuma aşkları bu yolla engellenmeye çalışılacak. Ve millete bu konunun çözüleceğine dair söz verip oy isteyen siyasetçilerimiz de sadece seyirci kalacak.

Diğer önemli nokta da ÖSYM'nin sınav ücreti olarak belirlediği miktarlar. Bu konuda eğitim sayfamızda bugün yeterince malumat olduğu için geçiyorum. Ve her şeye rağmen sınava girecek adaylara (epeydir de ihmal ettiğim) tavsiyelerime başlıyorum.

Malum âliniz üniversite sınav sistemi (habire değişen kurallarına ve sınav isimlerine rağmen) ülke tarihi boyunca insanların hakkında en çok konuştuğu, kimi zaman hayırla kimi zaman daha farklı tanımlamalarla andığı bir garip sınav. Zaman içinde bazı sınavlar kendisine rakip olarak çıkmaya çalıştı ise de (fen liselerine giriş, kolej sınavları, TUS, LES, KPDS CIS!!) başarılı olamadılar. ÖSS standartlarına en fazla yaklaşan sınavlar belediyenin çay ocağında veya başka bir yerinde çalışacak memurları seçmek için açılan ve adına stadyum denilen yerlerde minimum soru ile (8 -10 tane) yapılan sınavlar oldu. 10.000 kişinin girdiği bir sınavda alınacak 3-5 kişi nasıl olur da 10 küsur soru ile seçilir diye kimse düşünmedi bile. Zaten kimin kazanacağı da noter kanalı ile önceden belirlenen sınavlardı bunlar. Allah'tan ÖSS'nin böyle saçmalıkları yok. Topu topu bir milyon insan giriyor! Ama bu yarışa giren adayları hazırlanma telaşesi çok önceden sarıyor. Ve özellikle de son sene tam manası ile hummalı bir ders çalışma dönemi başlıyor.

Vakit su gibi akarken...

Üniversite adaylarına bugünlerde sorulması gereken en önemli soru şu olmalı: Vakit almış başını giderken, sizler de o sürate uygun hareket edebiliyor musunuz, vakti en iyi şekilde değerlendirebiliyor musunuz? Bunlar sizin de sıklıkla kendi kendinize sormanız gereken ve buna göre de çalışmalarınıza çeki düzen vermenizi sağlamanıza yardımcı olacak sorulardır. Bu arada çok önemli bir ikilem içinde olduğunuzun da farkındayım. Hem abinizin yazılarına bir an evvel kavuşup moral ve bilgi alabilmek için salı günlerini iple çekmektesiniz, hem de vakit geçmese de daha fazla ders çalışabilsek demektesiniz. (Zaten abiniz de artık sizinle daha az oranda ilgilenmeye başladığından ne yapacağınıza karar verememiş olabilirsiniz.) Neylersiniz ki hayatta böyle enteresan ve çelişkili durumlara sıkça rastlanabilmektedir. Ancak "vakit"in aslında hep aynı olduğunu, hızlı ya da yavaş kavramının duygularımızın bizi yanıltmasından kaynaklandığını sizler de bilmektesiniz.

Bu işin şakaya gelir tarafı yok. Daha vakit var, sonra çalışırım, önce şu okul derslerini bir halledeyim, şu maçı bir izleyeyim, akşam sinemada randevumuz var, gece yarısından sonra da halı sahadayız.... gibisinden takılmalara kapılmayalım. Yanlış anlaşılmasın. Klasik türden tavsiyelerden hoşlanmadığımı bu köşenin takipçileri bilirler. . Film seyretmekten, maçları takip etmekten ben de hoşlanırım. Gezme konusunda da ne kadar uzman olduğumu yakından tanıyanlar bilirler. Ama her iş dengeli olmalı. Yardımcı kitaplara, dergilere bir sürü para veriyorsunuzdur. ÖSYM'ye vereceğiniz miktar zaten korkunç! Allah bilir dershaneye falan da gidiyorsunuzdur. Kazanamamak için bunlara gerek yok. Yatın aşağı gitsin , yeter. Kazanmak için ise sayılanların çoğu gerekli ama yeterli değil. Çalışma, plan, zekâ, fedakârlık, iyi tercih, araştırma, tevekkül ve Rehber Abi okurluğu gibi çok önemli vasıflar ister. Bunların bir kısmı Allah vergisi olarak baştan hazır olabilir. Ama diğerleri yine Allah vergisi olan zekâ, hırs, azim gibi özellikler işlettirilerek sonradan kazanılır. Ben sizde bunların hepsinin olduğuna inanıyorum. Yeter ki işletmeyi bilelim.



Yazarımızın en son yazıları

11/ 07/ 2000... En çok sorulan sorular
08/ 08/ 2000... Tercih tercih diye diye...
10/ 08/ 2000... Son kontroller
15/ 08/ 2000... Bu yazının yazarı sizsiniz!
22/ 08/ 2000... KPDS ve İngilizce mezunları
29/ 08/ 2000... Yerleştirme sonuçları üzerine
05/ 09/ 2000... Yerleştirme sonuçları
12/ 09/ 2000... Yurtdışında kurs görmek
17/ 10/ 2000... Postada biriken konular
24/ 10/ 2000... Her duyduğuna inanmak


| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.