Berlin’de din dersi gerçeği
Almanya, ülkesindeki din derslerini Türkiye'nin resmî ideolojisi içinde verilmesini istemiyor ve kendi kontrolünde olacak bir din eğitimi yapmayı planlıyor.
Türkiye, kendi kontrolü dışındaki bir din eğitiminin radikal eğilimler doğuracağına inanıyor. İşin ucundaki yüklü para da kavganın diğer bir sebebi.
İşte din dersinin altında yatan şeyler neler? Protestan ve Katoliklerde 'ruhban sınıfı' yapılanması olduğu için, din derslerinde bir problem yaşanmıyor. Almanya'da 2. din olan İslamiyet'te, bir 'din adamları' yapılanması olmadığı için Müslüman öğrencilerin din dersleri boş geçiyordu. Bugün Berlin Eyaleti'nde 40 bin Müslüman öğrenci din dersinin gönüllü olarak alınabileceği 1 ile 13'üncü sınıflar arasında okuyor. Berlin İslam Federasyonu, ilk olarak bu öğretim yılı içerisinde 5 pilot okulda ders vermeye başlayacak. Berlin İslam Federasyonu, din derslerinin Türkçe bilmeyen diğer Müslüman öğrencileri de kapsayacak şekilde Almanca verilmesini tercih etmiş. Türkiye'de bazı çevreler, din derslerinin Berlin İslam Federasyonu yerine DİTİB yani Diyanet İşleri Türk İslam Birliği tarafından verilmesini istiyor. DİTİB'in başkanı Türkiye'nin Berlin Din Ataşe'si olduğundan, DİTİB 'Türkiye'nin Almanya'nın içine uzanan resmi bir kuruluşu' hüviyeti kazanıyor. Almanlar da bu resmi bağlantıdan rahatsız. Yani din dersi verme yetkisinin DİTİB'e bırakılması hem siyasi hem de hukuki olarak mümkün değil.
Almanya Türk Müslümanlığına karşı çıkıyor: Almanya'da görev yapan Türk öğretmenlerin Almanca bilmemesi ve formasyonlarının din eğitimi üzerine olmaması önemli bir handikap. Türkiye, Almanya'daki Müslümanlara 'Türkiye Müslümanlığı'nın öğretilmesi"ni istiyor. Çünkü Türkiye, Almanya'daki radikal eğilimlerden endişe duyuyor. Almanlar bu eğilime karşı. Berlin Senatosu Yabancılar Sorumlusu Barbara John, 'Nasıl İran İslamı, Türk İslamı varsa, biz de Alman İslamı'nın oluşmasını istiyoruz.' diyor. Ancak, Türkiye'nin konuya bakışı, daha çok 'devletin dinin üzerindeki kontrolünün devamı' şeklinde olduğu için, federasyonun bu başarısına gölge düşürülmek isteniyor. Türkiye, kendi içerisinde din-devlet ilişkilerine sağlıklı bir yapı kazandıramadığı için, şimdi bir bakıma bunu yurt dışına ithal etmeye çalışıyor. Almanya'da dinî cemaat olma vasfı cemaatlere; Tv'ler, bankalar, KİT gibi kuruluşların yönetim ve denetim kurumlarında temsilci bulundurma hakkı veriyor. Mesela Müslümanlar Lufthansa'nın yönetim kurulunda yer alabilirler. Kiliselerin yıllık geliri 40 milyar markı buluyor. Hıristiyanlar ödedikleri verginin yüzde 8'i kadarını kiliseye ödüyor. Müslümanlar için bu rakam 1 milyar markı bulacak.
|