GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

02/11/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor      yeni

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Basın Harmanı

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Yaşam

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

 


BASIN HARMANI 


Bur da hangi gazeteci oturuyor?

Batık bankacılarımızın, ünlü gazete patronlarının, ve medyanın ünlü genel yayın yöneticileri ile sair meşhurların New York'taki mekanları ünlü Trump Tower. Amerika'nın en zenginlerinin oturduğu, çok lüks, çok iddialı bir yerleşim. En ucuz dairesi 1,365,000 dolardan başlıyor, 14 milyon dolara kadar yükseliyor. Bizim paramızla 930 milyar ile 10 trilyon lira arasında değişen fiyatlar. Gerçi bizimkilerin genelde 4 küsur milyonluk 3 odalı daireler ile 8 küsur milyon dolarlık biraz daha genişlerinden aldıkları söyleniyor. (atin.org'dan)




Plaza usulü savaş

Etibank'a el konulmasından sonra Doğan Grubu'na ait gazeteler Bilgin Grubu'na giderek sertleşen bir yoğunlukla yüklenirken, Sabah gazetesi daha çok savunmayı tercih ediyor. Hürriyet, Milliyet ve Radikal gibi gazeteler, Etibank olayını günlerce manşetten vererek Sabah'a yüklenirken, Sabah ise önceki gün başlattığı topyekün savunma stratejisini dün de devam ettirdi. Uzanlar'a ait Star gazetesi ve Karamehmet Grubuna ait Akşam ve Güneş gazeteleri ise sessizliğini korumaya devam ediyor.

Doğan Grubu'na ait gazeteler Hürriyet ve Milliyet, Etibank ve Dinç Bilgin'e sayfalarında geniş yer verirken, aynı gruba ait olan Radikal gazetesi ise daha sert haberlere yer veriyor. Doğan Grubu adı konmamış bir şekilde Sabah Grubu'na yükleniyor. Sabah Grubu ve yazarları ise ilk günlerde tepkisiz kaldılar. Ancak önceki gün başlayan karşı savunma dün de devam etti. Sabah gazetesi dün manşetine Dinç Bilgin'in Etibank'ın yeni yönetimine başvurarak murakıpların iddia ettiği tüm kredileri tasfiye etmek istediği haberini taşıdı.

Sabah'ın spor yazarı Hüsnü Çil, dün spor yazmayı bir kenara bırakarak, "Evimde büyük bir yangın var. 1979 yılında Yeni Asır'daki ilk yazımdan beri yazmaktan onur duyduğum, patrondan çok bir ağabey gördüğüm Dinç Bilgin'in Sabah'ındaki yangın, Nişantaşı'ndan taaa Caddebostan'daki evimin içine sıçradı." diye yazdı. Çil, "Etibank ellerinden gitti. Oraya çok da büyük para koymuşlardır. Dün bankaları yoktu, bugün de yok. Ama SABAH sonuna kadar yaşayacaktır." dedi.

Güldemir: SABAH'ı istiyorum

Sabah'ın bir dönem genel yayın yönetmenliğini yapan ve şu anda Habertürk'ün editörlüğünü yürüten Ufuk Güldemir, kendi sitesinde yaptığı analizde "Gazetemi istiyorum" dedi. Güldemir şunları yazdı: "Etibank, eğer el konulmayı hak etmişse el konularak iyi yapıldığını düşünüyorum. Ama bunun Sabah Gazetesi'ni etkiliyor olmasını bir türlü içime sindiremiyorum. Çünkü en parlak günlerinde Özal'ı bile karşısına alacak kadar cesur, Kenan Evren'le dalga geçecek kadar cüretkâr, Mesut Yılmaz'a karşı onur kavgası verecek kadar tavizsiz Sabah'ın okuruyum. Son 15 senemi onunla geçirdim. Tavizsiz gazeteciliği, haberi bile yoktur belki ama, ondan öğrendim. Asıl Güngör Mengi tarifsiz acılar içinde kıvranıyor, hissediyorum. Hıncal Uluç şaşkın, Necati Doğru sessiz, anlıyorum. Etibank'ın canı cehenneme, Sabah'ı kurtarın.. Sabah'sız bir Türkiye düşünemiyorum.. Çünkü ben bir Sabah okuruyum.




Necati Doğru patladı!

Dinç Bilgin'in banka sahibi olmasına bir zamanlar şiddetle karşı çıkan Sabah yazarı Necati Doğru dün patladı! "Okur benden yazmamı istiyor! Sırtımızda kambur olsa da elimiz mahkûm yazacağız.... İşte yazıyorum" diye yazısına başlayan Doğru, şunları kaydetti: "Herkes ağız birliği etmiş, "Güçlü bir bankan olursa daha güçlü gazeten olur..." deyip duruyordu. Ne oldu? Banka battı.... Kamburu gazeteye kaldı!

Gazeteci Dinç Bilgin, gazetecilikten elde ettiği başarının karşılığı olan parasal ve portföysel birikimini şimdi başkalarına satıp, faturayı ödüyor.

Ödemeli... Eli mahkûm ödeyecek... Ayrıca Zekeriya Temizel ve kadrosu, bizim patronun bankasına el koydular, içini incelemekteler. Varsa bir ihmal, kusur, kasıt yargıya da götürecekler. Götürmeliler...

Doğru, banka sahibi olmanın gazeteciyi güçlü kılmadığı sonucunun bir kez daha ortaya çıktığını belirterek, "Aksine bankanın kamburu da gelip, gazeteye yükleniyor. Dolayısıyla... Bankacı bankacılığını yapmalı... Gazeteci gazeteciliğini yapmalı. Basın bankacılığı! Ateşle barut gibi... Basın gücü ile banka gücü... Bu iki güç birbirinin zıttıdır... Varoluş sebepleri yüzünden.... Aynı elde toplanamazlar... Eğer toplanırlarsa ikisinin de ahengi bozulur. Çünkü basın; "sır açıklama" mesleğidir, bankacılık ise "sır saklama" mesleği..."

Kendi patronunu eleştirenlere de hodri meydan diyen Doğru, şunları yazdı: "Bizim patrona saldırırken... Bu gerçeği de görelim... Yüreğiniz yiyorsa... Basının bağımsızlığını savunalım... Parlamentodan; "gazetecilerin sadece gazetecilik... bankacıların sadece bankacılık yapabileceği bir yasayı..." ivedilikle çıkartmasını isteyelim."




Avşar'dan yaylım ateşi

Magazin basınının flaş ismi Hülya Avşar, Pakize Suda'nın kendisi ile yaptığı röportajda savaş cephesini genişletti. Bugüne kadar akademisyenlerle ve öğrencilerle medyatik çatışmaya giren Avşar, son olarak gazeteci-yazarlara da ateş püskürdü. Avşar, röpartajında kendisini eleştiren Perihan Mağden ve Ali Bayramoğlu'na cevap verirken, "Bütün aydınlarla çok seviyeli bir ortamda karşı karşıya gelmeye hazırım." dedi. Hülya Avşar'ın aydınlara, Bayramoğlu'na ve Mağden'e cevapları şöyle:

AYDINLARA:

Televoleleri aşağılayarak yalnız bana değil, Türk halkına da hakaret ediyorlar. Çünkü bu programlara herkes bayılıyor. Bunlar da saatini kaçırmadan seyrediyorlar; ama dile getiremiyorlar. İnsanlar her üniversite okuyan insanın kültürlü olabileceğine endekslenmiş. Yok böyle bir kanun. aydınlar beni ilgilendirmiyor. Ben de kendimi onlara göre çok daha aydın görüyorum.

ALİ BAYRAMOĞLU'NA

Oturduğu yerde ahkâm keseceğine, önce kendi yaptığı hatalara baksın. O zaman ben de bir okuyucu olarak Bayramoğlu'nun eskiden Fazilet Partisi'ne vermiş olduğu desteği, hayatında belki hiç camiye gitmemiş olduğunu, FP'nin birtakım şeylerini içki masalarında konuştuğunu, sokağa çıkarken belki de aptes bile almadığını eleştireyim. FP'ye verdiği destek de sonradan fos çıktı. Şimdi de kimin arabasına binerse onun türküsünü çağırıyor.

PERİHAN MAĞDEN'E

Bugüne kadar hep benim için kötü yazdı. Kendisi madem çok kültürlü, niçin Sabah Gazetesi'ne benim için iki sayfa röportaj yapacak kadar vakit ayırıyorlar Ali Bayramoğlu'yla beraber? Çok kültürlüyse kültürel yazılar yazsın. Niye onla bunla uğraşıyor? Ben onun kitaplarını da okudum. İnce ince kitaplar, sadece kendiyle ilgili. Kendiyle barışık olmayan bir insan. Belki de bu kitaplardan tecrübe edindim, edinmedim değil. Çok kültürlüyse, kültürünü aktarsın.

PROF. DR. ADNAN ÇOKER'E

Sergide yaptığımdan pişman değilim; ama ertesi gün söylediğim "Kaya olsaydı döverdi" sözünden çok pişmanım. Zaten Kaya da çok kızdı. Çoker'in bana "Ah kızım ne iyi yaptınız da geldiniz, zaten siz de sanatın bir dalıyla uğraşıyorsunuz. '' deseydi. O zaman ona olan saygım da, resme olan ilgim de çoğalacaktı. Neden defansa geçiyorlar?




Nutuk da Kur'an değildir

Atatürkçü Düşünce Derneği bu yıl 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda akıl almaz bir "etkinlik" yaptı. Atatürk'ün genç Cumhuriyet'i anlatmak için 1927'de Meclis kürsüsünden okuduğu Nutuk 24 saat aralıksız okundu.

Nutuk'un aralıksız okunmasına bazı gazeteciler, sanatçılar da katıldılar ve belli sürelerde Nutuk'tan paragraflar okudular. Bu çok absürd, çok akıl dışı, mantık dışı bir etkinlik. Türkiye'de Atatürkçülüğe, laikliğe en büyük darbe, bu kendini en çok Atatürkçü ve laik sananlardan geliyor. Çünkü bunlar Atatürk'ü bir peygamber, Atatürkçülüğü de bir din gibi görüyorlar. Bir tek kutsal kitap bulamıyorlardı, şimdi belli ki onu da bulmuşlar. Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı mücadelesini anlattığı o büyük eseri alıp baştan sona okuyarak, Kur'an'ı Kerim'le yarışmak istiyorlar.

Şunu unutmamak gerek, Atatürkçülük bir din değildir. Atatürkçülüğü din, Atatürk'ü de peygamber gibi göstermek bölücülüktür. Laikliği korumak öncelikle eğitimle olur. Demokrasiyle olur. Hukukla olur. Ekonomi ile olur. İnsan haklarına saygı ile olur. Can Ataklı / Sabah




Medya-banka ilişkileri

Necati Doğru'nun dün köşesine aldığı medya ve banka ilişkisi şöyle:

Aydın Doğan:

Bankası: Dışbank...

Tv'leri: Kanal D-CNN Türk...

Gazeteleri: Hürriyet, Milliyet, Radikal, Posta...

Cem Uzan:

Bankaları: İmar Bankası, Adabank

Tv'si: Star.

Gazetesi: Star

Mehmet Emin Karamehmet:

Bankaları: Yapı Kredi, Pamukbank...

Tv'si: Show.

Gazetesi: Akşam.

Ayhan Şahenk:

Bankaları: Garanti Bankası, Osmanlı Bankası, Körfezbank.

Tv'si: NTV, Kanal E.

Erol Aksoy:

Bankası: İktisat.

TV'si: CINE 5

Enver Ören:

Bankası: İhlas Finans.

Tv'si: TGRT.

Gazetesi: Türkiye.

Kamuran Çörtük:

Bankası: Bayındırbank.

Tv'si: BRT.

Yavuz Zeytinoğlu:

Bankası: Esbank.

Tv'si: Es Tv.

Cavit Çağlar:

Bankası: İnterbank.

Tv'si: Olay Tv.



| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.