Anadolu futbolu öldü
Atatürk Kupası resmi olarak ilk defa oynandı. F.Bahçe ile Beşiktaş arasında iki yıl önce oynananın bir resmiyeti yoktu. Federasyonun bu işi resmiyete bağladığı, kurtarıcımız adına bir kupa düzenlediği için kutluyoruz. Fakat obelirlenen maç tarihi çok yanlış. Statüsünü ise anlayan beri gelsin.
Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık kupaları kaldırıldı. Atatürk Kupası kondu. Cumhurbaşkanlığı'nı lig şampiyonu ile Türkiye Kupası şampiyonu oynardı. Başbakanlığı ise küskünler. Yani lig ile kupa ikincileri. Peki Atatürk Kupası'nı kim oynuyor. Dünkü gibi lig şampiyonu ve ikincisi oynuyorsa Türkiye Kupası'nın esprisi nedir? Avrupa'da Kupa Galipleri kaldırıldı. Türkiye Kupası'nı alan Atatürk Kupası'nda da oynamayacaksa o zaman bu kadar masrafa ve Türkiye Kupası maçlarına ne gerek var? Hiçbir Anadolu Kulübü'nün günümüz mantığıyla ligi birinci ya da ikinci bitirmesi mümkün değil. Yani G.Saray, F.Bahçe ve Beşiktaş ile biraz da Trabzon dışında bu onurlu ve büyük kupada oynama imkânı onlar için çölde serap görmekten başka bir şey değil. Kupanın adı güzel, oynandığı tarih yanlış. Statüsü de yanlış. Bunlar düzeltilmeli.
Maça gelince; karşılaşmadan 1.5 saat önce stada geldim. Maçın başlamasına yakın spor yazarları tribündeki yerlerini aldılar. İlginçtir, kime sorsam 'Maç uzamasın da kim alırsa alsın' cevabını duydum. Futbolcular da bizim gibi düşünüyor olmalılar ki onlar da futbolu vasatın üzerine çıkarmadılar. Saman alevi gibi bir iki hareket gerisi fiyasko. Çünkü G.Saray'ın kafasında S.Graz maçı, Beşiktaş'ın da ise dev Barcelona maçı vardı. Yedeklerden kurulu iki takım da vaziyeti kurtarmak, yasak savmak için mücadele ettiler. Oynanan futbol ve maçın hakemi, ne büyük kupanın adına, ne de derbinin şanına yakıştı.
Dünkü maçta kimin yedek kulübesi daha güçlü testi yapıldı adeta. Sınavı ise Beşiktaş'ın yedekleri kazandı. Haftalar sonra kaleye geçen Fevzi hatasız oynadı. Belki inanmazsınız Rahim, Erman ve Bayram'ın yanında Khlestov kötü futboluyla sırıttı. Mehmet tamam; ama Ayhan da kendini bulmuş. Sellami, İlhan ve Murat, G.Saray orta sahasına top göstermedi, adeta ezdi. Nouma, Türkiye'ye ısındı. Oyuna ağırlığını koyuyor. Dün gecenin en iyi ayaklarından biriydi. Pas dağıtışı, arkadaşlarını pozisyona sokuşu bir yana, attığı güzel golle de futbolunu süsledi. O tamam, ona sözümüz yok. Fakat Tunç dünkü maçın kazanılmasından daha büyük bir kazançtı Beşiktaş için.
Peki G.Saray ne yaptı? Ben anlayamadım. Kocaman bir hiç desek yeridir. Ne oynanan futbol, ne de ortaya konulan mücadele bizim bildiğimiz G.Saray'a yakışmadı. Sturm Graz maçı için bu ölçü olamaz. Bunu kabul ediyoruz, ama o maçta oynayacak olan Okan, Ergün, Popescu, Suat ve kaleci Kerem'de bir şey yoktu. Bir şey olmayan iki isim daha vardı. Onlar da Serkan ile Marcio. G.Saray yönetiminin Arif'i almaktaki ısrarını şimdi daha iyi anlıyorum.
i.ekiz@zaman.com.tr
Yazarımızın en son yazıları
28/
09/
2000...
İki farklı maç...
29/
09/
2000...
Üzülme Antep'im
01/
10/
2000...
Hagi&Jardel...
10/
10/
2000...
Biz iyi bir aileyiz...
15/
10/
2000...
Avrasya'nın üç yüzü
17/
10/
2000...
Çeşitleme
19/
10/
2000...
Sinir harbi...
22/
10/
2000...
Bu zeminde bu kadar
25/
10/
2000...
Elin kırılsın Nouma...
27/
10/
2000...
Beynimi kemiren soru
|