Mahşerin üç atlısı
Duruşlarıyla fincancı katırlarını ürküttüler. Haklarında düğmeye basılmasından korkuluyor. Kader üç 'cesur yürek'i 'üç kilit nokta'da buluşturdu ve Türkiye tarihine altın harflerle yazılacak bir operasyon start aldı. Türkiye şimdi geleceğe daha bir umutla bakıyor.
AHMET NECDET SEZER:
Mütevazı kişiliği, tavizsiz hukuk anlayışı, halktan biri gibi yaşaması gibi sebeplerle gönüllerde taht kurdu. Halkın, Cumhurbaşkanına olan güveni ilk defa Sezer'le birlikte yüzde 90'lara çıktı. Tantan ve Temizel'e destek veriyor, önlerini açıyor.
SADETTİN TANTAN:
Emniyet müdürlüğü, belediye başkanlığı ve bakanlık dönemlerinde dürüstlüğü ve temizliği konusunda tek şüpheli bir durum dahi olmadı. Bakanlığı döneminde önemli operasyonların mimarı oldu. Temizel'le birlikte hareket ediyor.
ZEKERİYA TEMİZEL
Mütevazı yaşantısının Cumhurbaşkanı Sezer'den bir farkı yok. Kararlı, ilkeli ve dürüstlüğü ile adından söz ettirdi. Son operasyonların kilit ismi. Tantan'la aynı paydada buluşmaları tehlikeli ilişkilerin deşifre edilmesini kolaylıkla sağlıyor.
Cumhurbaşkanı Sezer, İçişleri Bakanı Tantan ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu Başkanı Temizel'in kimlikleri, bulundukları konum itibariyle Türkiye için tarihî bir fırsatın doğmasına yol açtı. Kilit noktalarda bulunan ve dürüst kişilikleri ile tanınan üç isim gündemdeki banka operasyonları kadar gelecek için de Türkiye'ye umut ışığı oldular. Bu umudun ne kadar yerinde olduğu Tantan'ın şu müthiş ifadeleri ile yerine oturuyor: "Ne yazık ki, bu soygun ve talan düzeninin baş aktörleri gerçekten de toplum ve kamu hayatımızda güçlü ve etkili olmaya muvaffak oldular. Güçlü ve etkili oldukları için gündemimizi de onlar tayin etti. Halkımız çoğunlukla onların tayin ettiği gündem çerçevesinde düşünmek, değerlendirmeler yapmak zorunda bırakıldı. Önemliyi önemsiz, önemsizi önemli olarak göstermeye muvaffak oldular. Çünkü önemli ile önemsizi tayin etme tekeli onların ellerindeydi. Böyle bir ortamda onların tayin ettiği sahte gündemin peşine takılanlar övgüler kazandı, aksine davrananlar kınandı, tecrit edildi."
Devrim: Onları koruyalım
Bu arada dünkü gazetelerdeki birçok yazar da "kirli ilişkilerin ortaya çıkmasını sağlayan Susurluk'taki kazayla" özdeştirilerek tesadüfen oluştuğu kaydedilen bu ilginç üçlü sacayağı üzerinde durdu. Radikal yazarı İsmet Berkan bu 'üç kahramanın' başarılarını 'politika yapmamak' olarak tanımlarken aynı gazeteden Hakkı Devrim, bir dönem İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na aday 'tayin ederek' Temizel'i Ankara'dan uzaklaştırmak isteyenler olduğunu belirterek ciddi bir tehlikeye dikkat çekti: "Sezer, Tantan ve Temizel, siyaset dünyasının üst kademelerinde huzursuzluğa yol açmaya başladılar. Eskilerin ne idüğünü daha belirgin hale getirdikleri içindir siyaset ve maslahat tornasından geçmiş işbu eskiler, giderek birbirine öylesine benzediler ki, onları ayırt etmek, birbiriyle karşılaştırmak bile imkânsız olmuştu." Devrim yazısını hepimizin katıldığı şu talep ile noktaladı: "Onları kurtlardan koruyalım. Sayılarının artmasına çok ihtiyacımız var." Sabah yazarı Cengiz Çandar, Cumhurbaşkanı Sezer ve Tantan üzerinde dururken "Kim ne derse desin, Türkiye, '21. yüzyıl yürüyüşü'ne çıkıyor...' yorumunda bulundu. Hürriyet yazarı Kurthan Fişek "Zekeriya Temizel'i Mülkiye'de, Tantan'ı Fatih Güreş Kulübü'nde tanıdım. İkisini de 'sapına kadar dürüst insanlar' olarak tanıdım." ifadelerini kullanırken aynı gazeteden Cüneyt Ülsever, Tantan'ın 'yolsuzlukları sistem haline getirmiş bir ülkenin irticayı da, bölücülüğü de kışkırtacağını' savunduğu tezine vurgu yaptı.
Fiorentina stadında bir minare
Fiorentina Kulubünün iki ayda bir çıkardığı 'Mor Menekşe' adlı derginin son sayısının kapağı Fatih Terim oldu. Dergide, Fiorentina'nın maçlarını oynadığı A. Franch Stadı'ndaki açık türbün üzerine yerleştirilen cami minaresi resminde "Herkes Terim'le ama abartmaksızın" cümlesi kullanıldı. Derginin Terim haberi için kullandığı başlık ise "Sinirlerin savaşı" oldu.
Yatını ve uçağını satacakmış
Sabah Grubu'nun patronu Dinç Bilgin, dün yayın organlarında 'özellikle Sabah, özellikle Takvim, özellikle Yeni Binyıl okurlarının çok önem verdiğim okurlarının'... şeklinde ayrı ayrı hitap ettiği ancak 'özellikle internette yayımlanmayan' (Sabah'ın Etibank'la ilgili açıklaması gibi) bir açıklama yaptı.
Tedbir kararı bulunan mal varlıklarından yatını ve uçağını iyi niyet göstergesi olarak satacağını belirten Bilgin'in ifadeleri özetle şöyle:
Yazar benzetince: Bilgin'in 'örnek adımı'
Geçen cumadan beri bekledim.. Bakalım olaylar nasıl gelişecek diye..
Zira, Dinç Bilgin'i tanıyanlar hep onun kedi gibi yedi canlı olduğunu ve ne zaman başı belaya girse, dört ayak üzerine düştüğünü söylerler.. Benim de bildiğim kadarıyla; Dinç Bilgin, Çar döneminin meşhur din adamı Rasputin gibidir.. Ne yaparsanız yapın, etkilenmez.. Bilindiği gibi Rasputin'e zehir zerkedilmiş çikolata verildi, ölmedi.. Arkadan sayısız mermi sıkıldı, yine ölmedi.. Ancak kalbura döndükten sonra öbür dünyaya göç edebildi.. İşte ben de bekledim, bu defa Rasputin Dinç, işi nasıl yırtacak diye.. Ama gördüm ki, henüz yırtamadı.. Yırtmaya çalışıyor.. Dinç Bilgin usulü! Yerler mi? Görünen o ki, baştakilerin yemek ister gibi bir halleri var ama iş ayyuka çıktı.. Beceremiyorlar.. Formül arıyorlar.. Vatandaşa bu mamayı nasıl yediririz de, Dinç'i ve Sabah'ı kurtarırız, formülünü..
Cevher Kantarcı, Star
Yazar bunalınca: Geven içinde değiliz
Sabah yazarı Çetin Altan, Nazlı Ilıcak'ın açıkladığı ve Cengiz Çandar ile M. Ali Birand'ın 'PKK yanlısı' gösterilmelerine ilişkin Genelkurmay belgesi hakkında ağır bir yazı kaleme aldı.
Altan'ın can alıcı satırları şunlar: Bizim bugünkü militerler de dahil, canım ciğerim dostlarım; böylesi resmi komploların düzenlenebildiği bir ülkede; vazgeçtik yıllar ve yıllar boyu mahkemelerden mahkemelere süründürülmüş bir yazı adamı olarak yaşamayı; sıradan sade bir vatandaş olarak dahi, güvence içinde yaşama olanağınız var mıdır? Ve bu tür ortaçağ yöntemleriyle, fiyaskolardan fiyaskolara savrulmadan noktalayabilmeniz mümkün müydü 20. yüzyılı?
Yazar beynini yiyince: Hatim indirmek, nutuk indirmek
Zaten küçük tansiyonum sınırlarda geziniyor, bu haberi duyunca sınır da kalmadı.
Zonklamalar dindi, çünkü yeni neslin o çokça kullandığı deyimle beynimi yedim.
Okulun bir salonunda toplanmışlar. Atatürk'ün Nutuk adlı eserini aralarında bölüşmüşler. Herkes kendine düşen bölümü yüksek sesle okumuş.
Yani, deyim yerinde ise (Nutuk indirmiş)ler!
İnanmıyorum... İnanamıyorum... İnanmak istemiyorum.
Nasıl hafızlar bir araya toplanıp Kur'an okuyarak hatim indirirlerse, bizim Kemalistler de aynı yöntemle Nutuk hatmetmişler.
Artık, kenarından köşesinden dolaşmayı bırakalım. Açık konuşalım. Nereden kaynaklanırsa kaynaklansın, saçmalıkları önce itiraf, sonra da teşhir edelim.
Bu yapılan, tam anlamıyla 'Gardrop Atatürkçülüğü'dür. Atatürk'ü anlamamanın tezahürü... Atatürk'e yapılabilecek en büyük kötülük... Çağdaş düşünceye ihanettir.
Halit Kakınç, Star
Tamer, haftalar sonra araziyi sordu
Batık Egebank'ın sahibi Murat Demirel'den 1 milyon dolar rüşvet aldığı iddia edildiği için Sabah'taki köşesine veda eden Rauf Tamer, dün sürpriz bir çıkış yaparak meslektaşlarına çattı ve "bir anlaşmazlığı çözüp, karşılığında para aldığım söylenen bir arazinin olup olmadığı"nı niye yazmadınız?
Ucuz bir dedikoduyu kolayca haber yapanlar, Marmara Bölgesi'nde olduğu söylenen bu arazinin peşini nasıl bu kadar çabuk bırakabildiler?" açıklamasını yaptı. Tamer, ardından şu soruları sıraladı:
Hangi araziymiş bu?
Neredeymiş? Kime aitmiş?
Anlaşmazlık kimle kimin arasındaymış?
Ben neyi çözmüşüm de para almışım?
İstanbul DGM Savcılığı'nda tanık olarak ifade verirken, bu konunun Murat Demirel'e sorulmasını talep ettiğini vurgulayan Tamer, Demirel'in ifadesinin gerçeği ortaya çıkaracağını sözlerine ekledi.
|