GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

03/11/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor     yeni

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Basın Harmanı

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Yaşam

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

 


Hasan ÜNAL

Analiz

Yunan milliyetçiliğinin sorunları

Geçen hafta Arnavutluk'ta artan bir dozda gözlenen Yunanistan aleyhtarlığından bahsetmiş ve Yunanistan'la fevkalade iyi ilişkiler kurmuş bir Sosyalist hükümet zamanında hem de ülkenin güneyinde artan Yunan aleyhtarlığının temel sebebinin Yunan milliyetçiliğinin mitolojisiyle doğrudan bağlantılı olduğunu yazmıştık.

Kendi içine kapanık karakterli ve bünyesine başkalarını katmak istemeyen özelliklere sahip bulunan Yunan milliyetçiliğinin yarattığı benzeri sorunlar bugünlerde artmaya başladı. Sorunlar büyük ölçüde Arnavutlarla yaşanıyor. Şimdilerde Yunanistan'da illegal statüde çalışan Arnavut işçilerin sayısı yüz binlerle ifade ediliyor. Yunanlılar bunların dinlerinin ne olduğuna bakmaksızın, ya işçilerin kendilerini ya da çocuklarını vaftiz etmek istiyorlar. Vaftiz olup isim değiştirmek hem işçiye hem de ailesine belli kolaylıklar sağlıyor. Mesela çocuklar okula gidebiliyor. İşçi, bankaya hesap açtırabiliyor. Ancak bunları kabul etmeyenler veya kendilerine bu tür şeyler teklif edilmeyenler, Yunan milliyetçiliğinin ilginç yüzüyle sık sık karşılaşıyorlar.

Yunan basınında nakledilen hikâyeye göre, Selanik'te okula giden bir Arnavut çocuğu okul birincisi olur. Adı Odisseas Çeni'dir; yani önadı Yunancaya da uygun. Çocuk öyle başarılıdır ki not ortalaması yirmi üzerinden yirmidir. Yunanistan'daki teamüle göre 'hayır günü' olarak bilinen milli günde (28 Ekim) yapılacak yürüyüşte bu çocuğun Yunan bayrağını taşıması gerekecektir. Ancak bu noktada kavga başlar; çünkü çocuk Arnavut'tur ve Yunan değildir. Dolayısıyla Yunan bayrağını taşımasına geniş bir kamuoyu ve milletvekili grubu karşı çıkar.

Hükümetten bazı bakanlar ve en son olarak da Yunanistan Cumhurbaşkanı, karşı çıkanları 'gülünç' bulduklarını belirten açıklamalar yaparlar. Hatta eski dışişleri bakanı olup, Türkiye'ye karşı ağzı bozuk üslubuyla tanıdığımız Pangalos dahi bu muhalifleri eleştirir. Ancak aynı PASOK'un önde gelen milletvekilleri de uygulamayı eleştirirler ve Arnavut çocuğun Yunan bayrağını taşıyamayacağını söylerler. Kilise de muhalifler arasında yer alır. Eski politikacılardan Rallis karşı çıkanları eleştirirken, milletvekilleri arasında ciddi bölünmeler oluştuğu gözlenir.

Bu arada Arnavut çocuğun devam ettiği okuldaki veliler de, söz konusu çocuğun Yunan bayrağını taşımasına izin verilmemesini isterler ve bu tür konularda geleneksel hale gelmiş bulunan gösterilerini yaparlar. Hem çocuk hem de ailesi çok sıkıntılı günler yaşar. Sonunda çocuk, bayrağı kendisinden sonra gelen Yunan kız çocuğa devreder ve törene katılmak istemediğini açıklar. Çünkü kendi tabiriyle çocuk 'çok bunalmış, çok yıpranmış ve de olup bitenlere çok üzülmüştür'. Dolayısıyla sorun çözülür ve Yunanistan Milli Eğitim Bakanlığı'nın Yunan olmayan başarılı öğrencilerin de bayrağı taşıyabilmelerine imkân tanıyan bir değişiklik yapmasına gerek kalmaz.

İşin garibi, Yunan siyasetçilerinin ve Yunan entelektüel kamuoyunun bir bölümünün bu olup bitenleri hayretle karşıladığını açıklaması ve muhalifleri eleştirmesi. Oysa aynı siyasetçiler ve aynı entelektüeller (büyük çoğunluğu PASOK yanlısı) bu tür bir milliyetçi anlayışın da normalde şampiyonluğunu yaparlar. Yunanlılığı oluşturduğu iddia edilen mitolojinin en önemli yanlarından birisi, başkalarını dışlamasıdır. Bunun sebebi ise Yunanlılığa yüklenen üstünlük özellikleri.

Yani Yunanlının kendi Ortodoksluğu başkalarından daha üstün, yani gerçek Ortodoksluk oluyor. Buna bir de eski Yunan medeniyetine, Hellenistik döneme ve bilhassa Bizans'ın bütün mirasına otomatikman sahip çıkma mantığı eklenince karşımıza başkalarını kendisinden küçük gören bir mantık silsilesi çıkıyor. Sorunların ve Yunan dış politikasındaki hırçınlığın en büyük sebebi işte bu. Bu mantık Türkiye ile ilişkileri de zehirliyor. PASOK'la her şeyi tereyağından kıl çeker gibi çözeceklerini zannedenlere duyurulur.


h.unal@zaman.com.tr



Yazarımızın en son yazıları

12/ 10/ 2000... Almanya ambargosu
13/ 10/ 2000... Yumuşak geçişin sonu mu?
16/ 10/ 2000... Asıl cımbızcıya dikkat (1)
17/ 10/ 2000... Asıl cımbızcıya dikkat (2)
19/ 10/ 2000... Asıl cımbızcıya dikkat (III)
20/ 10/ 2000... Arnavutluk'ta Yunan aleyhtarlığı (I)
23/ 10/ 2000... Arnavutluk'ta Yunanistan aleyhtarlığı (II)
28/ 10/ 2000... Yunanistan ne istiyor?
31/ 10/ 2000... Fransa'da Ermeni tasarısı ve Baykal'ın çıkışı
02/ 11/ 2000... Kosova seçimleri


| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.