GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

03/11/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor     yeni

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Basın Harmanı

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Yaşam

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

 


Hekimoğlu İSMAİL

Tefekkür

Osmanlılardan bugüne eğitim ve din

1773'te kurulan Mühendishane-i Bahr-i Hümayun ile Osmanlı Devleti medrese eğitiminin dışında bir eğitim başlattı, mühendis yetiştirip Batılı olmaya çalışacaktı. Halbuki Fatih Sultan Mehmet'ten Kanuni Sultan Süleyman'a kadar en başarılı mühendisler Müslümanlardandı.

1789'da da Mühendishane-i Berri Hümayun kuruldu. Biri kara diğeri de deniz ordusuna mühendis yetiştirdi.

1838'de Tıbhane, 1847'de Mekteb-i Ulûm-u Harbiye ve 1848'de de Dar-ül Funun açıldı.

Üniversite seviyesindeki okullara medreseden öğrenci alınmayacağına göre 1839'da rüştiye daha sonra da idadiye açıldı, bunlar ortaokul ve lisedir. Böylece medreseyle mektep arasındaki açı her geçen gün büyüdü.

Avrupa'daki Hıristiyanlık karşıtı eğilimler Osmanlılar'da dine karşı çıkmak şeklinde anlaşılınca, İslam'a karşı çıkanların da sayısı arttı. Osmanlı'nın gerilemesi, Avrupa'nın ilerlemesi de bu ceryana güç veriyordu. Böylece 1865'te Yeni Osmanlılar faaliyete geçti. Daha sonra bunlar Jön Türkler; İttihad ve Terakki Cemiyeti olarak ikiye ayrıldı. Paris'teki bu fikirler Makedonya'daki Üçüncü Ordu'da Genç Subaylar hareketi şeklinde görüldü. Bunlar, 1908 İkinci Meşrutiyet'in ilanında ve 31 Mart isyanında, mühim rol oynadılar, Sultan Reşad'ı kuklaya çevirdiler, binlerce subayı ordudan atıp, kendilerine yer ettiler. Böylece Libya ve Rumeli elimizden çıktı. 1913'te Bab-ı Aliyi basıp hükümeti devirdiler, kendileri hükümet olunca 1914'te Birinci Dünya Savaşı'na girip, 1918'de Osmanlı Devleti'ni bitirdiler. Müslüman ve İslamiyet kelimelerini bırakıp Türkçü, Turancı, Türk milliyetçisi sıfatlarını kabullendiler. Bunların reisi Enver Paşa Türkistan'da Rus kurşunlarıyla, Talat da İtalya'da Ermeni kurşunlarıyla can verdiler.

1839 Batılılaşma cereyanında bizimkiler taklitçiydi. Bu sıralarda hakiki Batılılar öne çıktı. 1863'te Robert Koleji, 1864'te Darüşşafaka gibi okullar açıldı. 1914'te yabancıların açtığı okulların sayısı dört bine ulaşmıştı. Eğer Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı'na girmeseydi, yönetimdeki Batılılar, devleti Batı esaslarına uyduracaktı.

Osmanlı Devleti yıkılıp Türkiye kurulurken elbetteki medreseliler bu hususta hiçbir şey yapamazdı. Onların ümidi ahiretteki cennet olduğundan dünyayı ihmal etmişlerdi. Mektepliler olaya el attı, onlar da bir zamanların İttihad ve Terakkicileriydi. Bu sebeple Türkçülük birinci plandaydı. 1773'ten beri devam eden mektepli ve medreseli münakaşalarını unutmamışlardı.

3 Mart 1924'te çıkarılan Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile medreseler kapatıldı, onların yerine 29 tane imam hatip okulları açıldı. Bunlar da 1925'te kapatılmaya başladı, 1932'de tamamı kapatıldı. İlahiyat Fakültesi de kapatılınca, 1932'den 1948'e kadar devlet eliyle din görevlisi yetiştirilmedi. (1)

Gelelim günümüze; imam hatip liselerinin orta kısmı kapatıldı, lise kısmı öğrencisiz kalarak kapanıyor. İlahiyat fakültesi mezunları memur olamayınca o da kapanacak. İmam hatip çıkışlı memurlar işten atılıyor. Kur'an kursları kapandı, başı örtülü kız üniversiteye ve imam hatibe giremiyor. Nasıl ki 18. yüzyılda mektepliler medreselilere 'gerici, yobaz' dediyse yine aynı üslup devam ediyor.

Şimdi en çok korktukları şey mekteplilerin "Ben Müslümanım" demesi. Yani kıravatlılardan çok korkuyorlar. Çünkü Cumhuriyet tarihi boyunca ne medrese vardı, ne de medreseli. Geriye kaldı mektepliler. Onlar da ikiye ayrıldı, Türkiye'yi geri bırakanlar, Türkiye'yi kalkındırmak isteyenler... Türkiye'yi geri bırakanların, Türkiye'yi kalkındırmak isteyenlere gerici demesi en büyük talihsizlik.

Amerika, Rusya ve Avrupa da Türkiye'nin kalkınmasını istemiyor. Onlara göre Türkiye ne ölsün, ne de dirilsin. Onlar, mal yapsın, Türkiye alsın...

(1) Cumhuriyet Döneminde Eğitim, MEB 1983, İstanbul, sh. 416.


h.ismail@zaman.com.tr



Yazarımızın en son yazıları

29/ 09/ 2000... Zıtların üçgeninde
05/ 10/ 2000... Keşfedilmemiş kıt'alar
06/ 10/ 2000... Kara haber
12/ 10/ 2000... Camiler haftası
13/ 10/ 2000... İnsanlar bozuldukça
19/ 10/ 2000... Cihazlar ve insanlar
20/ 10/ 2000... Bir hadise var...
26/ 10/ 2000... Almanya
27/ 10/ 2000... Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın kitabı
02/ 11/ 2000... Bir oyun


| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.