GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

04/11/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor    yeni  

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Hayat

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

 


 


Eğirdir'de hangi kanun geçiyor? Bıçaklayan dışarı, yaralı içeri

30 Ekim Pazartesi günü Isparta'nın Eğirdir ilçesinde inanılmaz bir olay yaşandı. Mustafa Türkoğlu isimli gazeteci arkadaşımız, hiç tanımadığı bir cani tarafından bıçaklı saldırıya uğradı. Olaydan sonra gözaltına alınan saldırgan 2 saat sonra serbest bırakılırken mağdur gazeteci ailesiyle hafakanlar geçiriyor. Bu mu adalet?..

Eğirdir Zaman Temsilcisi Mustafa Türkoğlu, Eğirdir'de, yani Isparta'da, yani Türkiye'nin göbeğinde güpe gündüz bıçaklanıyor. Yanlış duymadınız gazetesini temsil etmekten başka çevresiyle hiçbir siyasi, sosyal veya ekonomik problemi olmayan bir medya mensubu, göz göre göre bıçaklanıyor. Fail, ortalıkta cirit atarken temsilcimiz evde yatağa mahkum ediliyor.

İki gün önce saat 06.30'da evden çıkan Türkoğlu, evlerinin karşısında olan gazete başbayiine Zaman Gazetesi'ni almak için uğrar. Paketleri alıp mobiletine koyduktan sonra daha önce vermiş olduğu reklamın çıkıp çıkmadığını öğrenmek için gazeteyi açıp reklama baktığı sırada arkasından bir bıçak darbesiyle adeta şoke olur. Arkasına dönüp de baktığında, hiç tanımadığı bir gencin elinde büyük kurban bıçağı ile kaçtığını görür. O da duyduğu acı ve can havliyle caninin arkasından yetişip yakalamaya çalışır. Acak buna muvaffak olamaz. Kan kaybede kaybede yakın olan evine kendisini zor atar.

Durumu gören ve tarifsiz bir üzüntü duyan hanımı Zühra Türkoğlu, oldukça zor şartlar altında sağlık işlemleri için eşini tedaviye götürür.

Bıçaklayan şahıs, bu arada elinde ufak bir çakı ile karakola gidip annesine küfredildiği için bir şahsı bıçakladığını söyleyip iftira gibi bir itirafta bulunur.

Bunun üzerine yaralı temsilcimiz hastanede gerekli bilgi alınmak yerine karakola götürülüp ifadesi alınır. Daha önceden 2 kişiyi bıçaklamaktan sabıkalı olan ve cezaevinden yeni çıkan ve bu olayda da yalan söylediği daha sonra bulunan kasap bıçağından da anlaşılan bu psikopat ise karakolda salıverilir. Yine kahramanca (!) sokaklarda dolaşarak insanlara gözdağı veriyor. Yine bıçaklayacak adam arıyor. Cani sokakta elini kolunu sallaya sallaya dolaşırken adli ve güvenlik makamları ne düşünüyor bilmiyorum; ama halk hiç iyi düşünmüyor.

Temsilcimizin, eşi Zühra Türkoğlu haklı olarak şu soruları soruyor: "Bu insanlar, kahramanlığını ispat etmesi için teşvik mi ediliyor?!, 'Bu işe devam et.' diye, fırsat mı verilmek isteniyor?

Polis karakolunun tanıdığı bir kişi olması, savcılığın tanıyor olması, bu kişinin serbest kalmasını gerektirir mi?.. Beyim evde hasta olarak yatsın, tarifi imkansız acılarla kıvransın o kişi de sokaklarda özgürce dolaşsın? Biz işlerimizi yapamaz hale gelirken, işlerimiz aksarken, o kişi her şeyini serbestçe yapabilecek. O serbest bırakılarak, işledikleri, yaptıkları teşvik mi ediliyor?..''

Daha önce hiç tanımadıkları, varlığından bile haberdar olmadıkları bir kişi tarafından öldürülmeye çalışmak gerçekten kötü bir durum.

Caninin annesi anlatıyor: "Murat akşam evden bıçağı alıp 'Bugün bir kişiyi öldüreceğim.' diyerek evden çıktı." Ve ekliyor: ''Oğlumdan korkuyorum.''

Olay üzerine Eğirdir Emniyet Müdürlüğü'nde üst düzey bir yetkili ile görüştük. Yetkili bu tür olaylardan üzüntü duyduklarını, bu olaylarda suçluları, ifadeleri alındıktan sonra mahkemeye sevk ettiklerini, ancak mahkemenin olaya karışanları serbest bıraktığını belirtiyor. Sebebini sorduğumuzda ise yaralanan kişinin en az on günlük rapor alması gerektiğini, aksi takdirde tutuklanamayacağını, Mustafa Türkoğlu'nun üç gün rapor aldığını, dolayısıyla Bıçakçı Murat'ın bu sebeple serbest bırakıldığını söylüyor.

Bağımsız yargıya bir şey diyeceğimiz yok, saygımız sonsuz; ancak dünyanın hiçbir yerinde rastlanmayacak bir kanuna sahip olduğumuzu da hayretler içinde bir kere daha anlamış bulunuyoruz.

Neden mi?

Bıçağı saplayan her halde cerrah anlayışıyla fazlalıkları almak niyetiyle sallamıyordur. Saplarken karşı tarafın ölmeyeceğini de düşünmüyordur. Yani öldürmeye tam teşebbüs ediyor. Yani bu bir şahsiyet ve can güvenliği ihlalidir. Hayata kasıttır. Suçlunun cezalandırılması için mağdurun mutlaka hayati tehlikesinin olması gerekçesi hangi mantığın ürünüdür?

On günden az raporla sonuçlanan bıçakla yaralamalar suç kategorisine girmiyor mu?

'Giriyor.' diyorsanız, cani dışarda gezerken yaralı içerde ailecek hafakanlar geçiriyor. Bu mu adalet?



n.bayhan@zaman.com.tr
 

| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.