İzaha gerek yok
Siyasetin içinde olan herkes günün birinde milletvekili olmak ister. milletvekillerinin gönlünde yatan aslan ise bakan olmaktır. Bir bakan dostum göreve başladığının ikinci ayında bana şöyle demişti:
– Selahattin, inan bakan olmadıktan sonra normal milletvekili olmanın normal vatandaş olmaktan farkı yokmuş.
Peki ya milletvekillerinin bakanlara bakış açısı?.. Hepsi kendileri olamasa bile partilerinden birilerinin bakan olmasını isterler. Çünkü neticede bakanların yetkileri çok geniştir ve milletvekilleri seçmenlerinden gelen birtakım talepleri bakanlara ileterek sonuç alabilirler. Ama gelin görün ki, bakanlar sürekli meşguldürler.
MHP’li Nesrin Ünal, Meclis kulisinde Isparta Milletvekili Osman Gazi Aksoy’u görünce hemen serzenişte bulundu:
– Osman Bey nerelerdesiniz, sizi hiçbir yerde bulamıyoruz?
– Buralardayım efendim.
– Yok yok buralarda filan değilsiniz. Hem uzun süredir ortalıkta görünmüyorsunuz, hem de size telefon ile ulaşamıyoruz. İnanın haberimiz olmadan bakan olduğunuzu falan düşünmeye başlamıştık.
Hazırcevap
Hazırcevaplık deyince akla gelen isimlerden Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel hiç kuşkusuz oldukça önlerde bir yere sahip.
Demirel, Türk Böbrek Vakfı’nın yaptırdığı bir hastaneyi açarken, organ naklinin ne kadar önemli olduğunu anlattı ve herkesin organ naklinde bulunması için bir çağrıda bulundu.
Çıkışta, hani derler ya birçok meraklı gazeteci sordu:
– Efendim siz de organ bağışında bulunacak mısınız?
Demirel yine hazırcevaplığını konuşturdu:
– Ben burada bir çağrıda bulunuyorum. Sen benim çağrıma katıl, benimki kolay. Ben daha ortalıktayım.
POLİ ALKIŞ - Önce kaynakta demokrasi
Bu haftaki alkışım Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’e. Sezer, Cumhuriyet’in kuruluşu sebebiyle verdiği resepsiyonda, siyasi partilerde demokrasinin olmadığından bahsetti ve “Ülkede milletvekillerini halk değil, liderler seçiyor.” dedi. Sezer, sadece teşhis koymakla kalmadı tedavi yolunu da gösterdi. Ülkeye demokrasi gelmesi için önce partilerin demokrat olması gerektiğini bu yüzden de Siyasi Partiler Yasası’nın değişmesi gerektiğini söyledi.
Sürekli bizim de üzerinde durduğumuz bu konunun Cumhurbaşkanı tarafından dillendirilmesini alkışlıyorum. Hem onu, hem de, “Kendisini de liderler seçti. O zaman niye bu üslubu kabul etti?” diyenleri. Çünkü bu da hiç de haksız bir eleştiri sayılmaz.
POLİ DİA
– Ayakta sadece demeç vermiyoruz, aynı zamanda karşılıyoruz da!
Poli Fıkra - Kim daha hızlı?
Birkaç çocuk bir kenarda oturmuş her zamanki tartışmalarını yaşıyorlar. Bu seferki muhabbetin konusu, “Benim babam senin babanı döver.” değil: “Benim babam senin babandan daha hızlıdır.” meselesi.
Birinci çocuk demiş ki:
– Benim babam o kadar hızlıdır ki, tutup bir ok atar, sonra koşup hedefe oktan önce varır.
Sıra ikinci çocuktadır:
– O da bir şey mi? Benim babam bu söylediğin şeyi tabanca kurşunuyla yapar. Silahını ateşler ve sonra koşmaya başlar. Hedefe mermiden önce varır.
Üçüncü çocuğun sözleri tartışmaya yeni bir boyut kazandırmış:
– Hadi canım siz bunlara hız mı diyorsunuz? Benim babam devlet memurudur. Mesaisi 4’ü çeyrek geçe biter, benim babam saat daha 3 olmadan evdedir.
Ama son noktayı koyan 4. çocukmuş:
– Benim babam geçenlerde bir banka aldı. Siz gelin bir de ondaki hızı görün.
Poli Gaf - Yağma Hasan'ın böreği
Arka arkaya patlak veriyor skandallar. Daha batık bir bankanın kirli çamaşırları tam ortaya dökülmemişken, başka biri hemen sıraya giriveriyor. İşin acı tarafı bu işlere sebep olanların pek bir aşina olması.
Bu haftaki gafım Egebank skandalının ardından Etibank ve Bank Kapital’in sahiplerine kamu bankalarından yüklü krediler verilmiş ve bunların geri ödenmemiş olması.
Sırf enflasyon düşsün, memleket düze çıksın düşüncesiyle yüzde 10’luk zamma bile razı olan vatandaşın tabiri caizse dişinden tırnağından artırdığı paralarının birileri tarafından hortumlanması işin en acı yanı olsa gerek.
Baskın basanındır
Spordan sorumlu Devlet Bakanı Fikret Ünlü Büyük Kolejli sporcuları kabul ediyordu. Büyük Kolejliler Ankara’nın bütün hentbol maçlarının yükünü çeken Selim Sırrı Tarcan Spor Salonu’nun uzun süredir tamiratta olmasından şikâyet ettiler:
– Bu tamir işi çok uzun sürdü, Sayın Bakanım, dediler.
Zaman gazetesinin spor muhabiri Bülent Karadaş teklif etti:
– Sayın Bakanım, sabahleyin salona bir baskın yapalım. Bakalım çalışmalar nasıl gidiyor.
Bakan da bu fikre iştirak edince, ertesi sabah gazeteciler ve bakan bakanlıkta bir araya geldi ve sonra hep beraber salona gittiler.
Kapıda kendilerini il müdürü karşıladı. Çalışmalar da harıl harıl sürüyordu. Bakan habersiz baskında, kapıda karşılanmasına bozulmuştu:
– Benim geleceğimi kim haber verdi size?
Lafa Ünlü’nün koruması karıştı:
– Ben verdim Sayın Bakanım.
– Niye haber verdin peki? Bu habersiz bir baskın olacaktı.
– Ama Sayın Bakanım, güvenlik açısından ben her sabah gideceğimiz güzergâhı bildirir, dikkatli olmalarını söylerim.
Biliyor Muydunuz?
Bakan Yüksel Yalova’nın dünyayı büyük bir okyanusa, AB’yi de bu okyanustaki adalardan birine benzettiğini...
Mahkeme çıkışında “Devlet ayıp ediyor!” diyen Murat Demirel’e kinayeli cevap veren Bakan Okuyan’ın, “Gerçekten ayıp oldu. Bir de şilt hazırlayıp vermeliydik.” dediğini...
TBMM Genel Kurulu’nda salı günü bankalar ve bankacılık sektörüne ilişkin genel görüşme yapılacağını...
Meclis Başkanı Ömer İzgi’nin kabul ettiği DİSK Başkanı Süleyman Çelebi’ye, “Fikirlerimiz örtüşüyor.” dediğini...
ANAP lideri Mesut Yılmaz’ın Kars ziyareti sırasında, “Babacan Ecevit, yardımlarını unutmayacağız” pankartıyla karşılandığını...
|