GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

05/11/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Hayat

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

 


RÖPORTAJ                                                                                   Zafer ÖZCAN


İletişim kazalarına dikkat!

Ali Saydam ismi iletişim ve halkla ilişkiler dünyası için çok şey ifade ediyor. Yıllardır iletişim sektörünün içinde olan ve mesleğini uluslararası standartlarda yapma çabası veren Saydam, halen Bersay Stratejik İletişim Danışmanlığı şirketinin yönetim kurulu başkanı. Ali Bey'in (pek çok halkla ilişkilercinin olduğu gibi) önemli bir medya geçmişi de var. Uzun zaman TRT'de çalışan Saydam, halen NPQ dergisinin Türkiye yayıncısı. Son olarak Kanal 7'de 'İletişimde ne var, ne yok?' adlı bir programla izleyicinin karşısına çıkan Ali Saydam, gazetecilik tutkusunu, 'Horoz ölür; ama gözü çöplükte kalır' sözüyle açıklıyor.

Profesyonel bir iletişimci olarak, birikimlerinizi artık ekrandan aktarıyorsunuz. İletişimde ne var ne yok?

Önce 'ne yok?' onu anlatayım. İletişimde eğitim yok, standartlar yok, ölçümleme yok. İnsan kaynakları yok. Tamamen yok demiyorum; ama bu saydığım konular sorunlu. İletişim sektöründe çalışanların ancak yüzde 10'u iletişim mezunu ise, zaten sorun var demektir. Amerika'da bu oran yüzde 80 – 90. Halkla ilişkiler çok disiplinli bir bilim dalıdır. Sosyolojiyi, psikolojiyi, siyasî tarihi, coğrafyayı kapsayan bir bilim dalıdır. Türkiye'deki eğitim sistemi bu iletişim bilimini müşteriyi tatmin edecek düzeyde anlatabilmek için son derece yetersiz. Tıp dünyası düşünün, sadece yüzde 10'u tıp fakültesi mezunu olursa ne olur? İletişim sektöründeki durum bu örneğe çok benziyor.

Hedefsiz iletişim olmaz

'Ne var?'a gelince. Hizmet alanının, yani müşterinin çok ciddi gelişmesi ve bilinçlenmesi var. Özel sektör artık yurtdışında eğitim görmüş, iletişimi ve dünyayı bilen insanları istihdam ediyor. İnternet ortamı var. İnternette bilginin çok hızlı dolaşımı var. İletişimde eğitim sektörü gelişiyor. PRCI şimdiye kadar toplam 300 kişiye ileri iletişim eğitimi verdi.

Halkla ilişkiler deyimi bizde metamorfoza uğradı. Bu kavram bizde uzun yıllar sadece küçük ve elit bir azınlığa hizmet eden bir sektör olarak algılanmış. Aslında işin özü kamuoyu ile ilişkilerdir. Operasyonel halkla ilişkiler öne çıkmış. Yani toplantı, tanıtım, basındaki tanıdıklarla iş kotarma gibi olaylar. Bu anlayış halkla ilişkilere büyük zarar verdi. Modern halkla ilişkiler yaratıcılık ve bilimsel çalışma ile ortaya çıkıyor. İnsan iletişimin ne için yapılacağını düşünürse, o zaman bilimselliği tercih ediyor. Çünkü hedefsiz iletişim olamaz. İletişimde verilen mesajın bir hedefi olmalı.

Televizyon programında günlük hayatta yaşadığımız iletişim kazalarına sık sık değiniyorsunuz. İletişim kazaları, iletişimdeki yokların çok olmasından mı kaynaklanıyor?

İletişim kazalarının trafik kazalarından hiç farkı yok. Trafik kazaları cahillikten oluyor. Kurallara uymamaktan oluyor. Cahil cesareti denilebilecek kendine aşırı güvenden, alkollü araç kullanmaktan oluyor. İletişim kazaları da buna benziyor. Son örnek Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in konuşması. Sezer, liderler demokrasisinden bahsediyor. Arkasından Hüsamettin Özkan 'onu liderler seçti' diyor. M. Ali İrtemçelik ise 'densizlik etmeyin' diyor. Bu bir iletişim kazası. Cumhurbaşkanı genel geçerliliği olan bir doğrudan bahsediyor. Genel doğrulardan bahsediyor. Kalkıp bunun karşısında söylenecek bir laf kazaya sebep olur, nitekim kazalar oluyor. Bu yüzden iletişim kazası en çok karşılaştığımız olay.

tİletişim kazaları aile içinde de oluyor mu?

Aile içinde de iletişim kazaları ile çok karşılaşıyoruz Kadın kocasına 'sen beni sevmiyorsun' diyor. Daha fecisi, o hissediyor ki artık o, onu sevmiyor. Gidiyor başka bir erkekle oluyor. Erkek bunu duyup gidip kadına saldırıyor. Aile içindeki bu iletişim kazalarının farklı sonuçları olabiliyor. Kazayı engellemenin yolu iletişimde düşünerek hareket etmek, duygularla hareket etmemek ve bir adım sonrasını hesaplamak. Özellikle iletişim kazasını engellemenin en tipik yolu ağızdan çıkanı kulağın duymasıdır. Yani önce beyin harekete geçsin, sonra ağız harekete geçsin.

Emir tekrarı

Askerlikte 'emir tekrarı' diye birşey var. 'Tüfek çatılacak' der komutan, asker, 'tüfek çatılacak komutanım' diye tekrarlar. Bunun amacı mesajın veya emrin doğru anlaşılması ve bir kazaya sebep olunmamasıdır.

Aile içi sorunlarda iletişim kazalarının rolü nedir?

Aile içi sorunların yüzde 99,9'u iletişim kazası. İletişim kazası, sorunu çözme şansını engelliyor. İşyerlerinde de aynı sorun var. Kazaları engellemek için seçilmiş davranış sergilemek gerekiyor, herhangi bir şey söylemeden önce, yerini, zamanını ve ne söyleyeceğini seçmek gerekiyor. Bununla beraber iletişim kazalarının hoşlukları da vardır. Bütün fıkralar iletişim kazaları üzerine kuruludur. Laz fıkraları, Nasrettin Hoca fıkraları buna örnektir. En basiti; Temel, yerde senet bulmuş, gitmiş ödemiş!

Sizin TRT geçmişiniz var. Halen NPQ dergisini yayınlıyorsunuz. Şimdi de bir televizyon programına başladınız. Gazetecilik içinizde ukde olarak kaldı galiba

Horoz ölse de gözü çöplükte kalırmış. Gazetecilik tutkum elbette ki sürüyor.

'İletişimde ne var ne yok?' beni son derece tatmin eden bir program. Bu alanda bir boşluk varmış. Eğlenmekle bilgi edinmek bizde ayrı ayrı düşünülüyor. Ben programda bunları birleştiriyorum. Aslında bir magazin programı. Dünyanın her yerinde televoleler var; ama kaliteli magazin de var. Bizdeki sorun kaliteli magazin programlarının olmaması. Hem bilgilendiren hem eğlendiren; ancak ders verir gibi değil de rahat bir ortamda bilgilendiren bir program yapmaya çalışıyorum.

Şuana kadar gördüğüm ilgiden de memnunum. Biz bu programda gözden kaçan ilginç ayrıntıları ortaya koyuyoruz. Örneğin İstanbul'daki adam, Türkiye'deki insanların yüzde 40'nın yer sofrasında yemek yediğini bilmiyor.



| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.