GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

05/11/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Hayat

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

 


Nuh GÖNÜLTAŞ

Anlamadığım şey kırmızı, yani düşman mıdır?

28 Şubatçıların hedefledikleri bir kısım aydınları sanki PKK’lıymış gibi göstererek yıpratma planları yapması ve bunu da yazılı bir belgeye dökmesi ancak anlaşılması zor bir mantık çerçevesinde açıklanabilir faaliyetlerden olmalı. Çünkü insanların içinde yer almadıkları bir terör örgütünün yardımcısı ya da yatakçısıymış gibi sunulması hiçbir ideolojide, düşünce sisteminde ahlaki kabul edilmez. Dünyevisinde, uhrevisinde...

Asker savaş şartları içinde gayrı nizami birçok şeyi mubah görebilir. Buraya kadar olanı anlaşılır. Ama kendi düşünce yapısı açısından açıklayamadığı bir şeyi tehlikeli ilan etmek, hatta bunu ispatlamak için de bir tür karalama belgesi hazırlamak askerlerin en fazla önem verdiği “ilkeli olmakla” ne kadar bağdaşabilir?

Askeri yapılar içinde bu türden ilkesizlikler ancak ordu içindeki cuntalar tarafından uygulamaya konulabilir. Genelkurmay’ın “Andıç olayı” ile ilgili açıklamasının belgeyi hazırladığı iddia edilen emekli general Çevik Bir tarafından “Açıklama, yapılanın normal ve uygun olduğunu söylüyor” şeklinde yorumlanması basit bir kaçışı ifade ediyor. Elbette Genelkurmay’dan “Askeri yapılar içinde cuntaların oluştuğu dönemlerde de böyle şeyler maalesef oluyor” açıklamasını kimse beklemiyordu!

Askerin doğrusu tektir. Onlardan “doğruların ve yanlışların ötesinde bir yer var orda buluşalım” anlayışını beklemek doğru değil. Fakat onların da anlamakta güçlük çektikleri bir kısım olayları hiç anlamaya çalışmadan “tehdit” ilan etmeleri bunun için de “bir an önce bir şekilde yok edilmeli” mantığı ile harekete geçmeleri yanlış. Askerin iki rengi var, kırmızı ve mavi... Dost ve düşman kuvvetler...

Simyacı’nın yazarı Paulo Coelho gençlik yıllarında hippi hareketi içindeydi. 1970’li yıllarda Brezilya’daki cunta hareketi onu deliğe tıktı. Çünkü cunta onun şarkılarında bir tür tehlike vehmediyordu. Coelho’nun “Şarkılarınızda iktidar sahiplerini kışkırtan ne vardı?” sorusuna verdiği cevap “Andıç olayı”nı da açıklıyor olmalı:

“Bu konuyla ilgili birçok şarkı var. Eylemleri teşvik ettik ve hayatımızı böyle yaşamak istiyoruz. Sağda veya solda hiç fark etmez, biz bunların anlamlarını düşünmedik. Sağ veya sol hepimiz samimi konuştuk, başka bir şey düşünmedik. Biz evrensel dil olan müzik ve yeni elbiselerimizle alternatif bir toplum meydana getirmek istiyorduk... Birinin uzun saçları var idiyse, bu bir topluluğa aitti, anlaşılıyordu. Bir hippi çok kolaylıkla tanınabiliyordu. Beni hapishaneye götüren şarkılarım geleneksel toplum normlarını yıkıyordu. Cunta her şeyden önce bunu anlamıyordu. Bununla birlikte benim o zamanlarki vizyonum, askeri rejimlere kayıtsız şartsız karşı çıkmak değildi. Ama askerler şöyle düşünüyordu: Biz bunu anlamıyorsak mutlaka tehlikelidir.”

Bendeniz, ilkeli komutanlarımıza, özellikle 28 Şubatçı olup da bugün emeklilik günlerini yaşayanlara ki onların bol bol vakti var, Türkiye’de yüze yakın baskı yapan, Bill Clinton, Yeltsin, Perez, Chirac, Madonna, Shirley Mc Laine.. tarafından da okunan, adına Paulo Coelho denilen uzun saçlı hippinin birkaç saat içinde okunabilecek “Simyacı” kitabını okumalarını öneriyorum.


n.gonultas@zaman.com.tr



Yazarımızın en son yazıları

13/ 10/ 2000... Amerika kapitalist, biz güya Sosyal Devletiz!
15/ 10/ 2000... Okuma özürlü toplumda farklı olma mecburiyeti...
17/ 10/ 2000... Döner Avrupa'da McDonald's'ı solladı
18/ 10/ 2000... Başörtüsü mağdurlarına international imkanlar!
20/ 10/ 2000... Duvardan önce, duvardan sonra...
22/ 10/ 2000... Eğer Almanların yerinde olsaydık...
24/ 10/ 2000... Frankfurt Kitap Fuarı'nda Türkiye manzaraları!
27/ 10/ 2000... Almanya'dan iyi haberler...
31/ 10/ 2000... Beyaz Türklerin en büyük keşfi; medya, banka, holding üçgeni...
03/ 11/ 2000... Bankalar batıyor, TOBB'un, TÜSİAD'ın sesi çıkmıyor, bunlar nasıl STK?


| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.