Sevgi'den sevgilerle
Sevgi İnce, Haziran 1996'da, daha 14 yaşında cezaeviyle tanıştı. 5 yıl yedi kurşunla yaşadı. Tedavi için tahliye oldu. 24 Temmuz'da ilk kurşun çıkarıldı. Şimdi özgür ve hayatının şiirini yazıyor.
Sevgi İnce, Haziran 1996'da, daha 14 yaşında cezaeviyle tanıştı. Tam 5 yıl biri kalbine yakın noktada, tam yedi kurşunla yaşadı. Ölümle kucak kucağa... Yaşadıkları medyaya yansıdı. Ve Sevgi tedavi olabilmesi için tahliye edildi. Şimdi 19 yaşında. Onca acıya rağmen metanetli davranıyor. "Devletime asla kırgınlığım yok. Sorun, yanlış yerlerde, yanlış kişilerin, yanlış uygulamalarından kaynaklanıyor." diyor.
Ablasını aramak için gitmişti
Sevgi, ablasını aramak için İstanbul'dan Bingöl'e gittiğinde kendisini bir çatışmanın ortasında buldu ve kurşunlara hedef oldu. 14 yaşında örgüt üyesi sanılan küçük kız, kendi ifadesine göre 33 gün JİTEM tarafından sorgulandı. Daha sonra 9 gün Bingöl Cezaevi'nde kaldı. Dörder ay Batman ve Diyarbakır cezaevlerinde yattı.Tedavisi yapılmamıştı, vücudunda yedi kurşun taşıyordu. Sağlığı gittikçe kötüleşiyor, günden güne eriyordu. Mahkumların da desteğiyle hastaneye kaldırıldı. Burada kurşunlardan birinin kalbe yakın bir noktada olduğu anlaşıldı. Bunun üzerine İstanbul'a sevk edildi. Özel bir hastaneden alınan sevkle Bayrampaşa Devlet Hastanesi'ne getirildi. Burada 9 gün kaldı. Hastaneden çıkınca Bayrampaşa Cezaevi'ne konuldu. Ödenek olmadığı ve riskli bir ameliyat olduğu gerekçesiyle tedavisi yapılmadı.
Medyaya müteşekkir
Olayın üzerinden koskoca 5 yıl geçti. Vücudu adeta çürüyordu. Umuduyla ayaktaydı.Genç kızın durumuna çok üzülen mahkumlar, gazete ve televizyonlara mektup yağdırarak Sevgi'nin acısını dile getirdiler. Bir gazeteci köşesinde mektuplara yer verdi. Bu şoke haberi öğrenen kamuoyu ve medya dünyası hareketlendi. Ve medyanın etkisiyle Sevgi cezaevinden çıktı. Şimdi medyaya şükran hissiyle dolu. "Artık hayatımın duvarları yok." diyen genç kız, şimdi özgürlüğünü yaşıyor.
"Hayatımın duvarları yok"
"Cezaevleri, yaşamımın bir parçası oldu." diyen Sevgi, duygularını şöyle anlatıyor: "Özgürlük çok güzel bir şey. Ama cezaevinde yaşadıklarım, gördüklerim benden pek çok şey kopardı. Eğer cezaevine girmeseydim, bugün sık sık yaşanan cezaevi olayları beni bu kadar etkilemezdi. Artık cezaevleri yaşamımın bir parçası oldu. Orada olan her olay beni etkiliyor. Açıkçası hayat okulunu orada bitirdim. Çocukluktan gençlik çağına orada adım attım. Artık hayatımın duvarları yok. İstediğim şekilde geziyor ve okuyorum. Şiir yazıyorum. Özgür olmak yaşamın ta kendisi. Şu an çok mutluyum, özgürüm."
Devlete asla küsmedim
Yaşadıklarının etkisini üzerinden hâlâ atamadığını ifade eden Sevgi, asla devlete küsmemiş. "Küsmedim, küsmem de..." diyor. Bütün bu olaylardan sonra Sevgi'nin bakış açısı şöyle: "Yaşadığım olaylar yüreğimden hiç silinmeyecek. Ama beni biraz da olgunlaştırdı. Devlete asla kırgınlığım yok. Aslında sorun devletten kaynaklanmıyor. Yanlış yerlerde, yanlış kişilerin, yanlış uygulamaları sorunları doğuruyor. Bundan devleti hiçbir zaman sorumlu tutamam, tutmadım da. İşkenceyi yapan da devlet değildir. Devletin oluşturduğu hukuk sitemini kötü uygulayanlardır. Yetkilerini kötü yerlerde kullananlardır. Bana işkence yapıldı. Ama bunun için devlete kırgın olamam. Düzeltilmesi için elimden geleni yaparım. Çünkü işkenceyi devlet değil, görevini kötüye kullananlar yaptı. Dolayısıyla başkalarının işkence görmesini engellemek için, varsa bana düşen yaparım."
Cumhurbaşkanı bir şans
Sevgi'nin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'le ilgili düşünceleri ise şöyle: "Mükemmel bir insan. Türkiye için şans. Son birkaç kararında da hukuku dayatması çok güzel bir şey. Türkiye'de ilk defa bir cumhurbaşkanı hiçbir şeyin baskısı olmadan, kendi iradesini uygulayabiliyor. Bu, Türkiye'nin hukuk anlayışı açısından büyük bir adım. Kendisi zaten bir hukuk adamı. Makam korkusu olmadan çalışıyor. Bu da çok umut verici."
DURUŞMASI 10 ARALIKTA
SEVGİ, vücudunda 7 kurşunla yaşadı bugüne kadar. Kurşun kalbinde, omuzunda ve ayaklarındaydı. 24 Temmuz'da kalbine yakın kurşun çıkarıldı. Ayaklarındaki 4 kurşunun ne zaman çıkarılacağı bu hafta içerisinde belli olacak. Hakkında açılan dava devam ediyor. 10 Aralık'ta duruşması var. Avukatları tahliye bekliyor.
DENİZİ ÖZLEMİŞ
Sevgi içerdeyken en çok denizi özlemiş. Cezaevindeki arkadaşlarını unutamıyor. Arkadaşları 'Bizim için de denizi gör.' diyorlarmış. Sevgi "Onlar için bir gün deniz kenarına gelip sabahtan akşama kadar kalacağım." diyor.
(Birol AYDIN / İbrahim Usta)
İşkence aletleri sergilendi
Moskova'da işkence aletleri sergisi açıldı. Sergiyle, SSCB döneminden kalma uygulamaların son bulması için kamuoyu desteği amaçlanıyor.
Rusya'daki hapishanelerin durumu ve adalet alanında yapılan reformlara hız kazandırılması amacıyla Moskova'da "İnsan ve Hapishane" adlı bir sergi açıldı. Adli Reformlara Destek Merkezi tarafından organize edilen sergide, işkence aletleri de kamuoyunun gözleri önüne seriliyor. Adli Reformlara Destek Merkezi Danışmanı Elena Gordeyeva, "Devlet, işkence aleti kullandığını saklamıyor. Bunları teşhir etmenin amacı; insanların, kendileri için, ülkeleri için ve seçimlerde verdikleri oylar için sorumluluklarını hissetmeleridir." şeklinde konuştu. Gordeyeva, Rusya hapishanelerinde her yıl 10 binden fazla tutuklunun hastalık ve kötü şartlardan dolayı öldüğü bilgisini verdi.
Sergide, hapishanelerde 3 mahkumun kalması için tasarlanan odalarda, genelde 12 ila 20 arasında mahkumun kaldığı belirtildi. SSCB döneminden kalma uygulamaların son bulması için kamuoyu desteği sağlamanın da amaçlandığı belirtilen sergide, mahkumların içinde bulunduğu zor şartlar da resmediliyor. (Mirza ÇETİNKAYA)
Vekilden BARIŞ KİTABI
ANAP Diyarbakır Milletvekili Abdulbaki Erdoğmuş, demokratikleşme ve Güneydoğu meselesine ilişkin önerilerini Elips Yayınlarında çıkan "Demokrasi ve Toplumsal Barış" isimli kitapta topladı.
Erdoğmuş, çalışmasının ilk bölümünde, demokrasi, vatandaşlık anlayışı, insan hakları ve hukuk devletine ilişkin konulara yer verirken, ikinci bölümde ise Güneydoğu sorununu işledi. Çalışmada, siyasi partiler ve temsil krizi, 1982 Anayasası ve sınırlama sorunu, Anayasa ve yasalarda sınırlanan hak ve özgürlükler, Türkiye'de hukuk devletinin taşıdığı sorunlar, OHAL yönetimi, koruculuk sistemi, bölgenin sosyo-ekonomik kalkınması, işsizlik ve yoksulluk, eğitim ve sağlık konularına yer verildi. Erdoğmuş, birçok sorunun kaynağında Güneydoğu sorununun bulunduğu tespitini yapıyor.
Emine DOLMACI / ANKARA (Zaman)
Babalık çubuğun ucunda
Merkezi Amerika'da bulunan Identigene Inc firması bin 200 dolara babalık testi yapıyor.
Özel bir çubukla damak diplerinden alınan sıvıdan kişinin DNA yapısındaki aralığa bakarak akrabalık durumu tespit ediliyor. Bu yöntemle yüzde 99,9 oranında, bir çocuğun babasının kim olduğu belirleniyor.
Bilindiği gibi her insanda 6 milyar DNA bulunuyor. Bunun 3 milyarı anneden, 3 milyarı da babadan. İki insanın arasında akrabalık bağını anlamak için DNA kümesi arasındaki boşluklara bakılıyor. Identigene Inc'in Türkiye İrtibat Bürosu Müdürü Orhan Arkan, aradaki boşluğa bakmanın, DNA'-nın kendisine bakmaktan daha kolay ve avantajlı olduğunu belirtiyor. Testler ya yüzde 0 çıkıyor ya da yüzde 99,9'un üstünde çıkıyor. Arada bir başka rakamın çıkması söz konusu değil. Yani çocuk ya A kişinin babasıdır, ya değildir. Örneğin yüzde 80 babasıdır gibi komik bir rakam asla çıkmıyor. Bugüne kadar 43 bin test yapan firmanın başarısı yüzde 100. Baba ölmüş ise baba adayının yakın akrabalarından alınan örneklerle DNA testi yapılıyor. Bu durumda fiyat bin 600 dolara kadar çıkıyor.
Birol AYDIN / İstanbul ZAMAN
Haydi yine askere
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'nde çaycılık yapan Muhsin Turan, 10 yıl sonra tekrar askere çağrıldı.
1991'de askerliğe gidip, 1992'de askerliğini tamamlayan Turan, 10 yıl sonra tekrar askere çağrılınca büyük bir şaşkınlık geçirdi.
Turan, "Acemiliği Tokat'ta yapıp, hava değişimine gittim. Döndüğümde birliğimin Tekirdağ'ın Çorlu ilçesine çıktığını öğrendim. Ulaş'ta askerliğimi yaptım. Askerliğimi bitirdiğim zaman terhis belgemi istedim. Ancak terhis belgemin şubeye gönderileceğini söylediler. O günden bu yana askerlik subesine gidip geliyordum. Onlar da bana bugün git yarın gel diyorlardı. " dedi. Rapor ve arkadaşlarıyla çektirdiği fotoğraflarla askerlik yaptığını ispatlamaya çalışan Turan, Milli Savunma Bakanlığı'nın yüksek idari mahkemeye başvurmasını istediğini, ancak maddi durumunun iyi olmadığını kaydetti. Mithat ŞENGÖZ / Diyarbakır CHA
ÖSS başvuruları başladı
20 Kasım'da sona erecek kayıtlar için her aday toplam 13 milyon 750 bin lira ödeyecek. Başörtülü fotoğraflı başvurular ise kabul edilmeyecek.
Öğrenci Seçme Sınavı'na (ÖSS) başvurular bugün başlıyor. ÖSS'ye başvuracak adaylardan, ortaöğretim kurumlarının son sınıflarında okuyanlar, ÖSS kılavuzu ve başvuru belgesini kayıtlı oldukları okul müdürlüklerinden, diğer adaylar da herhangi bir liseden veya ÖSYM sınav merkezi yöneticiliklerinden 1 milyon 750 bin lira karşılığında alacaklar. Başvuru belgesi, kılavuzda belirtilen kurallara uygun doldurulacak. Kayıt kartına, son altı ay içinde başı açık ve adayı kolaylıkla tanıtabilecek net bir fotoğraf yapıştırılacak. Kayıt kartına başı örtülü ve belirlenen kurallara uymayan fotoğraf yapıştıran adayların başvuruları kabul edilmeyecek.
Adaylar, Yapı ve Kredi Bankası, Vakıflar Bankası, Türkiye İş Bankası ve Akbank şubelerinden birine 12 milyon lira sınav ücreti yatıracaklar. Adayların, ücreti yatırmak için başvurma belgesinde yer alan ÖSYM numarasını banka görevlisine söylemeleri yeterli olacak. Adaylar, başvuru belgesini sınav ücretinin yatırıldığını gösterir dekont ile aldıkları yere teslim edecekler. 2001ÖSS başvuruları, 20 Kasım 2000 Pazartesi günü saat 17.30'da sona erecek. Postayla gönderilen başvuru belgeleri işleme konulmayacak.
Geçersiz başvurular
Başvurular, şu durumda geçersiz sayılarak, işleme konulmayacak: Aday bilgi formu kısmında istenen bilgiler tam olarak kurşunkalem ile yazılıp kodlanmamışsa, başvurma belgesinin çeşitli kısımlarına yazılan kimlikle ilgili bilgilerde eksiklik ya da tutarsızlık varsa, kayıt kartının arka yüzünde ayrılan yere açık adres yazılmamışsa, başvurma belgesi aday tarafından imzalanmamışsa, kayıt kartına son altı ay içinde başı açık, adayı kolaylıkla tanıtabilecek şekilde çekilmiş bir fotoğraf yapıştırılmamışsa, sınav ücretinin yatırıldığına dair banka dekontu eksikse, kayıt kartı üzerinde belirtilen onay yaptırılmamışsa, kılavuzda belirtilmiş özel durumlar dışında başvurma belgesi bir lise veya dengi okul müdürlüğüne ya da ÖSYM sınav merkezi yöneticiliğine teslim edilmeyip, yurtiçinden ÖSYM'ye postayla gönderilmişse, başvurma belgesi, başvurma süresi içinde teslim edilmemişse, birden fazla başvuru belgesi teslim edilmişse, 1983 veya daha sonraki sınav dönemlerinde ÖSYM numarası alındığı halde bu numara kullanılmayıp yeni bir ÖSYM numarası ile başvurulmuşsa, Aday bilgi formunun "uyruğunuz" alanında TC veya KKTC için ayrılan kutucuk işaretlenmemişse.
Yabancı dil
Bu arada üniversitelerin yabancı dil ile ilgili bölümlerinde okumak isteyen adaylar, ÖSS'nin yanı sıra Yabancı Dil Sınavı'na (YDS) da girecekler. YDS'ye girmek isteyen adaylar, 15 milyon lira sınav ücretini 9-20 Nisan 2001 günleri arasında bankaya yatıracaklar. YDS'ye başvurmak için sadece ücreti yatırmak yeterli olacak. ÖSS 17 Haziran 2001'de, YDS 24 Haziran 2001'de gerçekleştirilecek.
Faciaya kıl payı
Boğazı kılavuzsuz geçmeye kalkan bir tanker, Bebek sahilindeki kafe vapura çarptı. Tankerin 50 metre ilerideki petrol istasyonuna çarpmaması büyük bir faciayı önledi.
Bebek Çamlıçeşme'de Tempo Grup'a ait Boğaziçi 81 adlı kafeye önceki gece saat 22.20 sıralarında Anna Lk isimli yük tankeri çarptı. Görgü tanıkları tankerin, petrol istasyonuna doğru tam yol geldiğini son anda dümen kırarak çarpmaktan kurtardığını; ancak kuyruk kısmının Boğaziçi 81'e çarptığını belirttiler. Boğaziçi 81'de çarpmanın etkisiyle büyük maddi hasar meydana gelirken; çalışanlar vapurun batma ihtimaline karşı vapurda bulunan eşyaları boşalttılar. Deniz polisi, Marmara Denizi açıklarına kaçan tankeri çevirerek Ahırkapı'ya demirletti.
İbrahim YEKEBAŞ Murat IŞIK / İSTANBUL (CHA)
Tek kollu canavar
İzmir'de ters yöne giren bir aracı durduran polis, 21 yıldır tek kolla araba süren Mustafa Yaneli'yi suçüstü yakaladı.
İzmir'de yıllardır tek kolu ile araç kullanan bir sürücü trafik ekiplerine takıldı. Yeşilyurt kavşağında ters yöne girince trafik ekiplerine yakalanan Mustafa Yaneli (45), 1979 yılında geçirdiği trafik kazası sonucunda kolunu kaybettiğini belirterek, trafik polisleri izin verdiği sürece araç kullanmaya devam edeceğini söyledi. 35 CKC 78 plakalı aracında özürlüler için özel tertibat bulunmadığı için ehliyetine el konulan ve aracı bağlanan Yaneli, 21 yıldır kaza yapmadığını ileri sürerek, hiçbir suçu olmadığını söyledi. Yaneli, yapılan işlemlerinin ardından serbest bırakıldı. Uğur ESKİER / İzmir (CHA)
Bu fatura çıldırtır
Boğaziçi Elektrik, İkitelli'de bir ev abonesine, 10 bin 322 kilovat tüketim yaptığı gerekçesiyle, 857 milyon liralık fatura gönderdi.
Boğaziçi Elektrik Dağıtım AŞ'nin(BEDAŞ) fatura yanlışlıkları bitmek bilmiyor. Geçen hafta ödenmiş faturaların ilk okuma tarihlerini yeni faturalara yansıtarak abonelerinin aynı faturaları tekrar ödemesi riskiyle karşı karşıya bırakan BEDAŞ, bu kez de İkitelli Evren Mahallesi'ndeki Niyazi Atay adlı bir vatandaşın ev faturasını 857 milyon 840 bin lira düzenleyerek abonesini şoke etti.
Evren Mahallesi 2. Sokak, No: 29 adresindeki Niyazi Atay'a 25/08/2000 ve 26/10/2000 tarihleri arasında 10 bin 322 kilovat elektrik tükettiği bunun karşılığında ise 857 milyon 840 bin lira ödeyeceği fatura edildi. Yanlışlık ise BEDAŞ'ın bir ay önceki faturada 10 bin kilovatı aşan abonesinin faturalarda bunu sıfırlaması; ama saatte hiçbir değişiklik yapmamasından kaynaklandı. Atay'ın 27/07/2000 25/08/2000 tarihleri arasında ilk okuma 154, son okuma 314 kilovat olarak faturaya yansımasına rağmen, son faturada ilk okuma 314 kilovat iken son okuma tekrar 10 bin 636 kilovata çıktı. Atay, böylece Guiness rekorlar kitabına geçecek rakamlarda elektrik harcaması yapmış oldu.
Öte yandan son aylarda Fatura Bildirimi uygulamaları için yeni yöntemler uygulayan BEDAŞ'ın yaptığı fatura yanlışlıklarından aşırı bir artış gözleniyor. Faturalardaki yanlışlıklara itiraz edenlerin ellerinde önceki dönemlere ait fatura bilgilerinin olmaması, bu tür yanlışlıkların düzeltilmesini çıkmaza sokuyor. Abonelerin bu tür yanlışlıklara kurban gitmemeleri için faturalarını saklamaları ve elektrik sayaçları ile faturaları karşılaştırmaları gerekiyor. Fatih UĞUR / İstanbul(ZAMAN)
YÖK'e sendika tepkisi
Öğretim Elemanları Sendikası (ÖES) ve Eğitim, Bilim ve Kültür Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen), Yüksek Öğretim Kurulu'nun (YÖK) "19 yıldır anti demokratik niteliği, özgür, özerk, demokratik üniversite kavramıyla taban tabana zıt anlayışı" nedeniyle kaldırılması gerektiğini savundu.
ÖES ve Eğitim-Sen, yaptıkları ortak yazılı açıklamada, YÖK'ün varlık sebebi olarak belirtilen yüksek öğretimin planlama, koordinasyon ve denetleme işlevlerini, kamu üniversitelerinin demokratik yöntemlerle seçilen temsilcilerinden oluşan bir "Üniversiteler Kurulu"nun karşılayabileceği kaydedildi. YÖK'ün, hiyerarşik, belirleyici, gözetleyici, cezalandırıcı zihniyetle baskıyı, tahakkümü, ilerici öğretim elemanlarına yönelik sürek avlarını, siyasi kadrolaşmayı çağrıştırdığı savunulan açıklamada, YÖK'ün artık üniversite yaşamında yeri olmadığı ileri sürüldü.
Bu arada YÖK'ün kuruluş yıldönümünü protesto için İstanbul AKM önünden Ankara'ya gitmek isteyen gruba polis izin vermedi. Yaşanan arbedenin ardından, tutanak tutularak otobüslerin gitmesine izin verildi. İstanbul(CHA)
İnananları küstürmeyin
Din ve Vicdan Hürriyeti Sempozyumu'nun sonuç bildirgesinde, inançlı insanları devlete küstüren uygulamalara son verilmesi istendi.
Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı'nın organize ettiği, Cemal Reşit Rey Kongre Salonu'nda iki gündür devam eden "Demokratik Hukuk Devletinde Din ve Vicdan Hürriyeti" konulu sempozyum sona erdi.
Sempozyumun ardından hazırlanan sonuç bildirgesinde son zamanlarda yoğunluk kazanan birtakım uygulamaların din ve vicdan hürriyetini zedeleyip laiklik ilkesini tahrip ettiği vurgulandı. Din ve vicdan hürriyetinin, doğuştan var olan temel bir insan hakkı olduğunun kaydedildiği bildiride, din ve vicdan özgürlüğünü zedeleyen icraatlardan bazıları şöyle sıralandı:
-İslam dininin kutsal kitabı olan Kur'an–ı Kerim'in öğretilmesinde yaş sınırlaması getirilmesi.
- Liselerde ve üniversitelerde başörtülü öğrencilerin, derslere sokulmaması, girenlere kanun ve yönetmeliklerde olmayan cezalar verilmesi, kurulan "ikna odaları"nda telkinlerle bulunulması.
- Başörtülü memurları görevlerinden uzaklaştırmak veya istifaya zorlamak için kanunlarla belirlenen disiplin cezalarının keyfi olarak artırılması yoluna gidilmesi, kanunlarda olmayan suçlar ihdas edilmesi.
- Başlarının örtülü olması sebebiyle eşlerinin görevlerinden alınması.
- İmam hatip liselerine ve genel olarak mesleki eğitime getirilen
kısıtlamalar.
-Mısır, Pakistan, Malezya ve Hollanda gibi yabancı ülkelerde denkliği dünyaca kabul edilmiş üniversitelerde eğitim gören binlerce öğrencinin mağdur edilmesi. (lFatih YILMAZ)
Sempozyumun son gününde oturum başkanlığı yapan Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayrettin Karaman, sert bir konuşma yaptı. Anayasa, iç hukuk, uluslararası sözleşmelere rağmen, baskıcı ve dayatmacı bir zihniyetle din eğitim ve öğretiminin sınırlandırıldığını söyleyen Karaman, "Hukuka karşı bir direnişle karşı karşıyayız. Bir avuç baskıcı, seçkinci zümre halkı terbiye etme misyonunu üstlendi." diye konuştu. Karaman, kızını trafik canavarına kurban veren Boray Uras ve Kamu–Sen Genel Başkanı Resul Akay'ın yürüyüşlerini hatırlatarak, "Bu davamızda sesimizi duyurabilmek için gerekirse Ankara'ya kadar yürüyelim derseniz yürürüm." dedi.
Memurun gözyaşları
Sempozyumun son gününde, 17 yıl öğretmenlik yapan; ancak başörtülü olduğu için 15 Eylül 2000 tarihi itibariyle memurluktan ihraç edilen Hatice Buladı'nın "Bize onurlu mücadelemizde destek verin." sözleri salondakilerce dakikalarca alkışlandı.
Resul Akay Bolu-Çaydurt etabında
Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Resul Akay, Yalova'dan Ankara'ya başlattığı ve 29 günde tamamlamayı planladığı 450 kilometrelik "Sendikal Haklar ve Düşük Ücret Zammını Protesto" yürüyüşünü sürdürüyor.
Akay, "Emeğe ve Ekmeğe Saygı" adını taşıyan Bolu–Çaydurt etabına başladı. Akay, hükümetlerin emeğe ve ekmeğe saygı göstermelerini isteyerek, taleplerinin kamu görevlilerinin emeğini ve hizmetini pazarlık masasına taşımak olduğunu belirtti. "Anayasa'dan ve uluslararası sözleşmelerden doğan haklarımız 5 yıla yakın bir süredir yerine getirilmiyor." diyen Akay, mücadelenin her koşulda yükselerek devam edeceğini kaydetti. Akay'ın yürüyüşüne Samsun'dan gelen bir grup Kamu-Sen üyesi memurun eşlik etmesi de dikkat çekti.
Pek yakında ölüm haberleri gelir
Erginlerin kardeşi Nejat Ergin: Kardeşlerimin İzmir'de de hasımları var. Yakında ölüm haberleri gelir. Devlet isterse bunları bitirir. Keşke o beş insan ölmeseydi. Akan kanlara çok yazık. Bu alemdeki insanlara sesleniyorum: Bu kavgaları bırakın.
Kamuoyunda 'Karagümrük' olarak bilinen çetenin elebaşısı Nuri Ergin'in kardeşi Nejat Ergin, kardeşlerinin İzmir'de de savaştığı, hasım olduğu adamlar bulunduğunu belirterek, "Yakında ölüm haberini duyarız. Huzurlu yaşamak varken bunlar niye? Niçin kan dökülüyor? Bir ülkeyle mi savaşıyoruz? Artık bunlara (dur) denilsin." dedi.
40 yaşında olduğunu ve kendisinin de çocukları bulunduğunu ifade eden Ergin, şöyle konuştu: "Nuri Ergin gibilere sahip çıkalım. Onları düzeltelim. Ergin'in bir oğlu var. O da ileride babası gibi mi olsun? Başkaların da oğulları var. Bunlar da birbirini vursun mu? Bu böyle sürsün gitsin mi? Bu alemde bulunan insanlara sesleniyorum: Artık bu kavgaları bıraksınlar."
Akan kanlara çok yazık
Nejat Ergin, devlet ile pazarlık olmayacağını belirterek, "Devlet isterse bunları bitirir. Keşke o beş insan ölmeseydi. Akan kanlara çok yazık. Artık bunlara (dur) denilsin." diye konuştu.
Siyasetle uğraştığını, ayrıca spor camiası içinde bulunduğu belirten Nejat Ergin, beş parmağın beşinin bir olmayacağını söyledi. Uşak Cezaevi'nde meydana gelen olaylar nedeniyle moralinin çok bozuk olduğunu, 5 kişinin ölümüne çok üzüldüğünü belirten Ergin, şöyle konuştu: "Cezaevindeydim. Yetkililer ile görüştüm. Keşke bu kanlar akmasaydı. Akan kanlara çok yazık. Uşak Valisi Ayhan Çevik olayın kansız bitirilmesi için elinden geleni yaptı. Ben olaylara şahidim. Sayın vali çok babacan bir insan. Bitmesi için Nuriş'e bile yalan söyledim. Hasımlarından dolayı Bilecik Cezaevi sözü verildi. Devlet ile pazarlık olmaz. Rica ettik. Devlet isterse bunlar biter."
POLİS müdürünün böylesi
Mesleğini yaparken 1 akademi, 3 fakülte bitirip master yapan Elazığ Emniyet Müdürü Arslan, şimdi de kitap yazdı. Arslan'ın avukatlık ve noterlik ruhsatları da var.
Elazığ Emniyet Müdürü Feyzullah Arslan, 27 yıllık meslek hayatına akıllara hayret veren icraatlar sığdırdı. Meslek hayatı boyunca 1 akademi, 3 fakülte bitiren Feyzullah Arslan, son olarak Hollywood filmlerinin senaryolarına taş çıkartan bir polisiye kitap yazdı. Arslan, kitabında içinden çıkılmaz "incelikte" işlenen, cinayet, gasp, hırsızlık ve diğer karmaşık olayların, Türk polisince nasıl çözüldüğünü anlattı.
"Polisin Hatıra Defterinden" adlı kitabında, başından geçen ya da meslektaşlarınca kendisine iletilen onlarca olayda suçun ve suçlunun nasıl ortaya çıkarıldığının yanı sıra olayın analizlerine de yer veren 27 yıllık emniyetçi Arslan, sadece teknolojik gelişmelerle suç ve suçluyla mücadelenin yeterli olamayacağını belirtiyor. Arslan, "teknolojik gelişmelerin yanı sıra polisin iyi eğitilmiş, bilgili ve tecrübeli de olması" gereğinin altını çiziyor.
Ankara Polis Okulu'ndan sonra başladığı Polis Akademisi'ni 1976'da bitiren Feyzullah Arslan, çeşitli il ve ilçelerde emniyet amiri ve müdürü olarak görev yaptı. Arslan, 1998'de il emniyet müdürü olarak Elazığ'a atandı. Meslek yaşamına devam ederken, Gazi Eğitim Fakültesi İngilizce Bölümü'nü, İşletme Fakültesi'ni ve Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitiren Arslan, Gazi Üniversitesi İdari Bilimler ve Türkiye Ortadoğu Anme İdaresi Enstitüsü'nde (TODAİE) master yaptı. Arslan'ın avukatlık ve noterlik ruhsatları da bulunuyor.
500 milyarlık HASAR VAR
Uşak Cezaevi, Nuriş çetesinin çıkardığı isyanda harabeye döndü. Uşak Cumhuriyet Başsavcısı Kürşat Kayral, cezaevinde 500 milyar lira civarında hasar bulunduğunu söyledi.
Nuriş kardeşlere destek veren 100'e yakın mahkumun yakın illere sevk edildiğini ve sevk işlemlerinin sürdüğünü kaydeden Kayral, Nuriş kardeşlerin adamlarının Uşak'ta 500 milyar lira haraç topladığı ve 450 milyar lira cezaevine verdikleri iddialarını yalanladı. Kayral isyanla ilgili olarak şu bilgileri verdi, "İsyandan sonra 5 ceset var. Faili belli olmayan ceset yok. Son olarak 17 yaralı bulunuyor. Terör koğuşları kesinlikle olaya karışmadılar. Onlarla hiçbir problem yok ve sayımları alındı. Mahkum yakınlarının endişelenmelerine gerek yok.
İdari binada kullanılacak bir şey kalmamasına rağmen, sevinçli bir haberimiz var. Büyük bir ihtimalle, evraklarımızın yüzde 99'unu topladık ve kurtardık. Bunlar infaz evraklarıdır. Mahkumların tahliye olacağı veya yakında çıkacak bir aftan hemen yararlanmaları gereken evraklardır. Mustafa KUŞEN / İzmir CHA
Kadro var memur yok
Cezaevlerine ayrılan kadronun yüzde 16'sı ödeneksizlik ve vatandaşların çalışmaktan kaçınması nedeniyle boş.
Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, kendisine verilen 31 bin 194 kanuni kadroyu doldurmakta zorlanıyor. Söz konusu müdürlüğün mevcut personel kadrosunun yüzde 16'sı boş. Gerek ödenek eksikliği gerekse bazı kadrolara müracaat yapılmaması nedeniyle oluşan 5 bin 221 personel açığı, infaz sisteminde aksamalara yol açıyor.
Özellikle sosyal çalışmacı ve psikologların çalışmaktan kaçındığı ceza infaz kurumları, sık sık gündeme gelen isyan ve ayaklanmalar nedeniyle memurlara korku salıyor. Ceza infaz kurumları için öngörülen 150 kişilik sosyal çalışmacı kadrosunda ancak 36 kişi, yine 150 kişilik psikolog kadrosunda ise 32 memur çalışıyor.
Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü için öngörülen 6 santral memuru, 26 satın alma memuru, 2 gemi adamı, 7 mimar, 3 eczacı, 14 hayvan sağlığı memuru kadrosu ise tamamen boş bulunuyor. Erkan ACAR / İstabul-ZAMAN
Nail Keçili tutuklandı
Cenajans Grey Reklamcılık Şirketi'nin sahibi Nail Keçili, Ankara DGM Yedek Hakimliği'nce tutuklandı.
Savcı Nuh Mete Yüksel tarafından sorgulanarak, 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleri ile Mücadele Kanunu'na muhalefet etmek suçlaması ve tutuklanmaları talebiyle 1 Numaralı DGM Yedek Hakimliği'ne sevk edilen Keçili ve şirket yöneticileri ile çalışanları Hasip Ahmet, Muzaffer Çam, Yılmaz Özdemir ve Hüsiyen Murat Akan, Hakim Rüstem Çiloğlu tarafından sorgulandı. Çiloğlu, sorgulama sonucunda, Keçili'nin tutuklanmasını kararlaştırırken, Ahmet, Çam, Özdemir ve Akan serbest bırakıldı. Şirketin Genel Sekreteri Vildan Karayol ve şirketin yöneticisi Mehmet Dursun Altınten ise savcılık sorgularının ardından serbest bırakılmışlardı. Keçili, Ankara Merkez Kapalı Cezaevi'ne götürüldü.
Batman'da 30. intihar
18 yaşındaki Zübeyde Şolmaz, girdiği bunalım sonucu yaşamına son verdi. Batman Barosu, ölenlerin otopsi raporlarını incelemeye aldı.
Batman'da son 9 ay içerisinde 29 kişinin ölümüyle sonuçlanan intihar olaylarına bir yenisi daha eklendi. Kozluk ilçesine bağlı Bekirhan beldesinde 18 yaşındaki Zübeyde Şolmaz adlı genç kız, girdiği bunalım sonucu kendini evin tavanına asarak yaşamına son verdi. Bu olayla birlikte Batman'da intihar edenlerin sayısı 30' a yükseldi. İntihar olayları birçok kamu kurum ve kuruluşu tarafından mercek altına alınırken, New York Times da konuya geniş yer verdi. Başbakanlık tarafından hazırlanan raporda iddia edilen birtakım konuları açıklığa kavuşturmak ve kamuoyunu sağlıklı bilgilendirmek amacıyla Batman Barosu da intihar olaylarını ve ölenlerin otopsi raporlarını mercek altına aldı. Otopsi raporlarını incelemek üzere 2'si bayan 4 kişilik avukat ekibi, ölenlerin otopsi raporlarını incelemeye başladılar.
Bu arada Batman'da yaklaşık 12 yıldır uygulanan askerin çarşıya çıkma yasağı kaldırıldı. Şehirde, bölücü terör örgütü PKK'nın olay çıkarma ihtimali dolayısıyla askerlerin çarşı izni kullanmasına izin verilmiyordu. Batman ve çevresinde sağlanan huzur ve güven ortamı sayesinde askerler artık çarşı izni yapmaya başladı. Askerlerin bundan böyle çarşı iznine çıkacak olması Batmanlı esnaflar tarafından sevinçle karşılandı. Batman CHA
Sayman yine başkan
İstanbul Barosu Başkanlığı'na Yücel Sayman yeniden seçildi. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde yapılan ve 6 adayın başkanlık için yarıştığı seçimlerde, İstanbul Barosu'na kayıtlı 14 bin 826 üyeden 8 bin 262'si oy kullandı.
Oyların 3 bin 303'ünü alan Yücel Sayman, İstanbul Barosu Başkanlığı'na yeniden seçildi. Baro Yönetim Kurulu üyeliklerine de Özgül Beyazıt Kıvanç, Nilgün Yücel, Osman Ergin, Ali Saydı, Mehmet Ali Kırdök, Mustafa Kemal Güngör, Kemal Aytaç, Hasan Alıcı, Murat Çelik ve Emine Barış Aybay getirildi.
Baronun Disiplin Kurulu Fuat Topdemir, Sebu Aslangil, Haluk İnanıcı, Elife Cemri ve Atilla Bahçıvan'dan, Denetleme Kurulu ise Yüksel Hoş, Nazile Aydoğdu ve Yasemin Ulusan'dan oluştu. Seçimde ayrıca, Türkiye Barolar Birliği'nde İstanbul Barosu'nu temsil edecek 51 delege de belirlendi. Baro başkanlığına yeniden seçilen Sayman, "Demokrasi, hukuk devleti adına müdahalelerimiz devam edecek." dedi. Seçimlerde, diğer adaylardan Kazım Kolcuoğlu 2 bin 212, Necati Ceylan 1028, Berra Besler 998, Belkıs Baysal 599 ve Yaşar Metehanoğlu 17 oy alırken, 105 oy da geçersiz sayıldı.
|