GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

09/11/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Basın Harmanı

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Hayat

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

 


KÜLTÜR-SANAT 


Oyunu dostluk bozdu

Yönetmen Nesli Çölgeçen, Oyun Bozan'da 'malum üçgen'in hışmına uğrayan şair ve köşe yazarı Kemal Yılmaz (Zeki Alasya) ile taksi şöförü Metin Kahraman'ın (Okan Bayülgen) hikayesini anlatıyor.
Altın Portakal Film Festivali'ne katılan filmlerin çoğunluğunun, yakın dönem (halen) Türkiye gerçeğini beyaz perdeye aktarıyor olmasıydı, bizi sevindiren. Oyun Bozan da, bu kategoride yer alan filmlerin iyilerinden bir tanesi olarak, bu sıralar vizyonda. Yönetmen Nesli Çölgeçen, Oyun Bozan'da 'malum üçgen'in hışmına uğrayan şair ve köşe yazarı Kemal Yılmaz (Zeki Alasya) ile taksi şöförü Metin Kahraman'ın (Okan Bayülgen) hikayesini anlatıyor.

Metin Kahraman ile Kemal Yılmaz arasında, ilkin sıradan olan ilişki zamanla bir dostluğa dönüşür. Aradan geçen uzun yıllar, toplumun iki ayrı katmanındaki bu iki insanı, birbirlerine daha da yakınlaştırır. Bu yakınlık, sistemin olanca kirliliği içerisinde bulanmadan, kısa süreli bir tereddütten sonra kendi rengini bulur. Mevcut durumdan rahatsız olan bu iki insanın, sistem bazında giriştikleri düzenlilik arayışları, her taksi yolculuğunda, oynadıkları 'kafiye bulmaca' oyunuyla kendini açığa vurur. Bu dostluğa ve aynı kaygıyı paylaşmayı, Çölgeçen'in bir gelecek düşü ya da yaşananlara iyimser bakışı olarak görmek mümkün. Ben, bir gelecek düşü olarak gördüm. Çünkü, Türkiye'de henüz aydınla halkın aynı dili konuşmaması, yaşananların en büyük sebebi. Zaten, oyunun bozulmasını da, Çölgeçen, bu tek ve en önemli şarta bağlıyor: 'Aynı Dili Konuşmamak'

'Kurgu'nun kurbanları...

Entelektüel kesimi ve halkı temsilen karşımıza çıkan iki figürün dostluğunun bozulması için, birinin 'üçgen'in içine girmesi gerekiyor. Yani kötü olması. Oyun Bozan'da, gördüğü bir cinayetin ardından, mafya tarafından ele geçirilen, 'öldü' süsü verilerek yeni bir kimliğe kavuşan (dış değişim) ve ardından da iç değişimin bütün evrelerini yaşayan şoför Metin Kahraman oluyor. Yani halktan biri. Biraz da zorlama bir mizansenle, yazar Kemal'i öldürme görevi, şoföre veriliyor. Artık bir ölüm makinesi olan şoförü, kimi öldüreceğini bilmeden gittiği hastane odasında durduran tek şey, yine dostluk oluyor. Çölgeçen de her ne kadar, karanlık ilişkilere işaret etse de, filminde bir açık uç bırakıyor ve seyirciye bir çıkış yolunu işaret ediyor. Bu yol da dostluktan geçiyor.

Sosyolojik bir bakış...

Oyun Bozan'da yönetmen Nesli Çölgeçen günümüz Türkiye'sine daha çok sosyolojik bir gözle bakmış. Bu gözün bir gereği olarak da, aydın ve halk kesiminden öne çıkardığı 'net' iki karakter üzerine filmini kurmuş. Yalnızca olanı aktarmak yerine, çözümler üretmesi de filmin bir artısı olarak görülebilir. Filmde, Zeki Alasya, hastalığı dolayısıyla hayatının sonlarını yaşarken, 'biri'leri tarafından hakkında ölüm fermanı yazılmış şair Kemal Yılmaz olmuş, âdeta. Bu rolü çok güzel giymiş. Okan Bayülgen'in oldukça kilit bir rolü var. Bazıları başarısız bulsa da, şöför Metih Kahraman rolündeki Bayülgen'i ben sevdim. Nedeni ise şu: Bir kere bu karakter, zehiri bünyeye almış ve onunla mücadele eden bir insana karşılık geliyor. Bayülgen'in bu karakteri canlandırırken, dramatik bir tonlamadan kaçınması ve epik bir oyunculuk denemesine girişmesi (ya da yer yer kendisi (?) olması) son derece önemliydi. Çünkü, bu karakterden alacağımız çok dersler var. Her ne kadar, halktan biri de olsa!

Oyun Bozan, objektifini Türkiye'nin bir yanına tutup, mafyöz ilişkileri sosyolojik bir gözle irdelerken, film tadını da ihmal etmeyen bir film. (Hüseyin SORGUN)




Bol efektli evrim hikayesi

Amerika'nın ve dünyanın en çok okunan çizgi romanlarından biri olan X Men, Bryan Singer'ın senaryosu ve yönetiminde, resimli romanları sinemaya uyarlama furyasında yerini aldı. Olağan Şüpheliler'in yönetmeni Bryan Singer'in ismini duyunca hissedebildiğimiz ve bulabildiğimiz ne kadar pozitif enerji ve olumlu düşünce varsa zihnimize yükleyerek gittik X Men'i izlemeye.

Çünkü Olağan Şüpheliler'den dolayı Singer adına hafızamıza yüklediğimiz altyapı bunu gerektiriyordu. Ancak sinema koltuğuna kurulmamızdan bir süre sonra X Men'in beklentilerimizin altında olduğunu gördük. Kim bilir belki de Singer'in yapabileceklerini düşünerek çıtayı yüksek tutmamızdan da kaynaklanıyor olabilirdi dudak büküşümüz!

Batman, Judge Dred, Örümcek Adam, Spawn, Süper Man'in ardından Amerika'nın ve dünyanın en çok okunan çizgi romanlarından biri olan X Men, Bryan Singer'in senaryosu ve yönetiminde, resimli romanları sinemaya uyarlama furyasında yerini aldı. X Men, aslında toptan reddedilecek veya yok sayılacak bir film değil. Birçok başarılı tarafının yanı sıra, zayıf noktalarının fazlalığı belki de X Men hakkında bütünüyle olumlu bir tavır sergilememize engel olan.

X Men, insanın evrim geçirmesini merkez alarak hareket eden bir öyküye sahip. Ancak işin ilginç yanı, çok da uzak bir zaman diliminde geçmiyor olması. Öyküye göre insanların bir kısmı fiziksel ve zihinsel değişimlere uğramaya başlar. Özellikle bu farklılıklar ergenlikte ortaya çıkmaktadır. Telekinetik güç, düşünce okuma, duvarlardan geçebilme, katı nesnelerin arkasını görebilme gibi özelliklere sahiptir. Bazıları ise hayvani meziyetler almaktadır. Mutantların sayısının artması ve iyi kötü mutantların yavaş yavaş toplumda kendini hissettirir olması, ABD senatörü Kelly'i harekete geçirir. Tehlikeli olduklarını varsaydığı mutantların fişlenmesini talep eder. Bu arada çok gelişmiş güce sahip Charles Xavier iyi mutant ile kötü mutant Manyeto arasında bir güç savaşı başlar. Xavier Manyeto'nun normal insanlara karşı düşmanca eylemlerini önlemeye çalışır. Görüntü ve aksiyon olarak oldukça etkileyici bir film diyebiliriz X Men için. Hatta yapım tasarımı ve efektler gerçekten başarılı. Ancak bilimkurgu felsefesinin es geçilmesi, karakterlerin alabildiğine yüzeysel kalması ve filmin başlarından itibaren öykünün iyi–kötü formatına kendisini çabuk kaptırması seyircinin bir süre sonra sıradanlık duygusunu yaşamasına sebep oluyor.

Oyunculuk ise karakterlerin zayıflığından dolayı efektlerin gölgesinde kalıyor. Zengin mutant koleksiyonu sunmayı ise aksiyonu arttırması ve çeşitliliğin renk katacağı düşüncesinden Bryan Singer'ın tercih ettiğini düşünüyoruz. Ara ara insan hakları, sosyal eşitlik gibi siyasi ve evrensel mesajlarla yüklenmiş sos mahiyetindeki diyaloglarla seyirciye 'aslında eğlencelik çizgi roman kahramanları değiller' izlenimi verilse de maalesef X Men, bir türlü renkli kuşekağıdı sayfalardan kurtulamıyor. Ama her şeye rağmen yönetmeni ve efektlerinden dolayı bu filmi görebilirsiniz. (Rasih YILMAZ)




Tiyatro Festivali

5. Ankara Uluslararası Tiyatro Festivali 16–26 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirilecek.

Çankaya Belediyesi, Yenimahalle Belediyesi ve Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf (TAKSAV) Ankara Şubesi'nin katkılarıyla düzenlenen festivalde özel ve amatör tiyatro toplulukları sahne alacak. Festivalde Ankara, İstanbul, Diyarbakır, Bartın, Antalya, İzmir, Kırıkkale'den toplulukların yanı sıra yurtdışından da İtalya, Hollanda, Fransa, Yunanistan, Azerbaycan ve Bulgaristan'dan davet edilen tiyatro toplulukları sahne alacak.

Gençlere fırsat

Toplam 38 topluluğun oyun sergileyeceği festivalde, salon oyunlarıyla birlikte, çocuk oyunlarına, sokak tiyatrosuna, söyleşi, panel, sinevizyon ve atölye çalışmalarına yer verilecek. Genç yönetmenlere, yeni oyun yazarlarına ve genç oyunculara ağırlık verecek 5. Ankara Uluslararası Tiyatro Festivali'nde, bilet ücretlerinin düşük tutularak tiyatro sanatı ile daha çok seyircinin buluşturulması amaçlanıyor.




Kültür Sanat Günlüğü

CRR'deki Mistik Müzik Festivali'nin bugünkü konuğu Clyde Wright&The Gospol Caravan. Konserin başlama saati 19.30.
TÜYAP Kitap Fuarı Timaş standında bugün 15.00–18.00 saatleri arasında Cüneyt Ülsever ve Prof. Dr. Mahir Kaynak kitaplarını imzalayacak.

Körfezbank Sanatevi, ilk etkinliğini 'Maçka Palas'ta Bir Şair' isimli sergi ile açıyor. Sergi, Abdülhak Hamid Tarhan'ın hayatına ışık tutacak.

Bizans İmparatorlarının Büyük Sarayı konulu sergi bugünden itibaren Sultanahmet'teki Türk ve İslâm Eserleri Müzesi'nde sergilenmeye başlayacak.




'Zelzele'yi okuyacak

Orhan Gencebay önümüzdeki ay çıkaracağı 'Klasikler 2' albümünde Zelzele şarkısını okuyacağını açıkladı. Sözleri rahmetli Bekir Sıtkı Sezgin'e, bestesi ise Orhan Gencebay'a ait olan şarkı, bugüne kadar sadece Sezen Aksu tarafından yorumlanmıştı.

19 Ağustos depreminden sonra, deprem görüntüleriyle birlikte televizyon ekranlarında dinlediğimiz Zelzele şarkısı "Bu gece şehirde bir tevekkül var / Can alışverişte / Her taraf pazar / Ayaklar altında sabaha kadar/ Kubbeler Hu çeker" sözleriyle başlıyor.




Karikatüre İsrail ödülü

İsrail'in Tel Aviv'den sonraki en büyük kenti Hayfa'da İsrail Karikatürcüler Derneği tarafından düzenlenen 6. Hayfa Uluslararası Karikatür Yarışması'nda Türk karikatürist Erdoğan Başol'a üçüncülük ödülü verildi.

Çeşitli basın organlarında karikatür çizen Başol'un ödülü Tel Aviv Büyükelçiliğimiz'e teslim edildi. Başol'un ayrıca Karmakarışık isimli bir albümü de bulunuyor.



| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.