
Asker için strateji
Ulusal Strateji dergisi, profesyonel ordudan askeri harcamalara kadar pek çok konuyu tartışıyor. "Bu karmaşa ortamında Türkiye Hüseyin Kıvrıkoğlu gibi bir Genelkurmay Başkanı'na sahip olduğu için şanslıdır." diyen Emekli Tuğgeneral Metin Okçu, Harb Okulu'nda Kıvrıkoğlu ile aynı dönemde okudu. Kıvrıkoğlu Harp Okulu'ndan 1955'te mezun olurken, Ulusal Strateji Genel Yayın Yönetmeni Metin Okçu bir yıl sonra 1956'da mezun
oldu.
Alman Mönch yayın grubunun çıkardığı "Military Technology"nin 1986'da yayınladığı Yunanistan özel ekindeki bazı yanlış bilgiler Genelkurmay'ın tepkisini çekmekte gecikmedi. Hemen dergiyle temasa geçildi. Yayın grubu bu sefer Türkiye'nin savunma ve ekonomisiyle ilgili 200 sayfalık bir eki hem de parasız çıkardı.
O tarihte Almanya ile bu ilişkiyi, Milli Savunma Bakanlığı Koordinasyon ve Planlama Dairesi Başkanı Tuğgeneral Metin Okçu sağladı. Mönch Yayın Grubu başkanı Türkiye'ye geldi. Türkiye Özel ekinde Genelkurmay 2. Başkanı Necip Torumtay ve Milli Savunma Bakanı Zeki Yavuztürk ile yapılan birer mülakata yer verildi.
İlişkinin ikinci adımı, Türkiye ile ilgili askeri konuları işleyen bir savunma dergisinin Türkçe yayınlanması projesiydi. Projenin başına, aynı yıl Silahlı Kuvvetler'den emekli olan Tuğgeneral Metin Okçu geçti. Böylece, "Savunma ve Havacılık" dergisi doğmuş oldu.
Metin Okçu, 10 yıl boyunca Savunma ve Havacılık'ta yazdı. Ta ki, 1997'de Genelkurmay 2. Başkanı Çevik Bir'den bir telefon alana kadar. Orgeneral Bir, İstanbul'da yeni bir savunma dergisi çıkarmak isteyen ekibin kendisiyle görüşmek istediğini iletti. Metin Okçu İstanbul'a geldiğinde, karşısında Ceyda Erem ve Deniz Kuvvetleri eski Komutanı Vural Bayazıt'ı buldu. Ceyda Erem, gazetecilikle başladığı işini halkla ilişkiler ve fuarcılık (CNR Fuarcılık) alanına taşıyıp iyi düzeyde kazanç sağlamış başarılı bir iş kadınıydı. Vural Bayazıt da Silahlı Kuvvetler'in zirvesinden emekli olmuş önemli bir isimdi. Okçu projesini hemen sundu. Böylece, dördüncü sayısından itibaren "Ulusal Strateji" adını alacak olan "Savunma&Defence" dergisi yayın hayatına başlamış oldu.
Ulusal Strateji dergisinin ilk göze batan özelliği, Silahlı Kuvvetler zirvesinden emekli olmuş çok sayıda komutanın yazar kadrosu içinde yer alması: Vural Bayazıt, Ahmet Çörekçi, Kemal Yavuz, Çevik Bir. Vefat eden Doğan Bayazıt ve Güven Erkaya da derginin yazarları arasındaydı. Genel Yayın Yönetmeni Metin Okçu, Genelkurmay ile organik bir ilişkileri bulunmadığının altını çizdikten sonra, "Genelkurmay'ın ağzı" olarak görülmemeleri gerektiğini vurguluyor.
Ama, Genelkurmay başkanları ve kuvvet komutanlarıyla yapılan geniş mülakatlara sıkça yer verilmesi, derginin Genelkurmay nezdindeki yerini yansıtıyor. Nitekim bu yılın son sayısında da, Genelkurmay başkanı ve kuvvet komutanları ile yapılan yeni mülakatlar yer alacak.
Ulusal Strateji'nin en belirgin özelliklerinden biri de, Aytekin Ziylan, Şadi Ergüvenç ve Metin Okçu gibi askeri konularda ortaya attıkları yeni düşüncelerle tanınan askeri stratejistlerin (bu isimler de emekli general) Türkiye'nin askeri yapısı için yaptıkları eleştiri ve önerilere yer vermesi.
18 ayda 1,1 katrilyon
Örneğin Genel Yayın Yönetmeni Metin Okçu, Ulusal Strateji'nin 9. sayısında (Kasım/Aralık 1999) "Profesyonel askerliğe doğru" başlığını kullandığı yazısında şu çarpıcı rakamlara yer verdi:
"Çavuş, onbaşı ve erlerin harçlık, yiyecek, giyim-kuşam, atış, aydınlatma, su, temizlik, kırtasiye, sağlık, taşıma ve diğer giderleri yılda kişi başına 947 milyonla 1,3 milyar lira arasında değişiyor. Bir erin aylık maliyeti ortalama 90 milyon lira civarında. Jandarma dahil, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde yer alan 700 bin erbaş ve erin aylık maliyetinin 60 trilyon lira olduğu göz önüne alınırsa asker toplamının 18 aylık maliyeti 1,1 katrilyon dolaylarında... Bugün için bir yedek subayın maliyeti dört aylık hazırlık veya temel eğitim safhasında 1,2 milyar liradır. Bu rakam subaylık safhasında ise ayda brüt 280 milyondur. Sonuç olarak bir yedek subayın 16 aylık masrafı 4,5 milyara ulaşmaktadır. Yedek subayların TSK'ya maliyeti 100 trilyona varmaktadır... Yedek subay ve er, erbaşların bir ay erken terhisiyle 75 trilyon TL civarında tasarruf sağlanabilir. 2000 yılından itibaren 5-10 yıllık bir plan dahilinde ve her celp için askere alınacaklardan kaynak kaybına neden olmaksızın, bedelli olarak askerlik yapmak isteyenler arasında kura çekilerek bedelli askerlik uygulaması devam ettirilebilir. Her celpte beş bin yükümlünün bedel ödediği düşünülürse, yılda 300 milyon mark elde edilebilir."
Okçu sonuç olarak, "Amaç sayı olarak az ve fakat teknoloji olarak yüksek yetenekte modern bir profesyonel orduya kavuşmaktır." diyor.
Önce güçlü ekonomi
20 Eylül 1999 günü vefat eden Milli Güvenlik Kurulu eski Genel Sekreteri Doğan Bayazıt, dünyada artık "güçlülüğün" silahla değil, ekonomilerle ölçüldüğünü belirtip şunları yazmıştı:
"Bir ülke ne kadar zengin olursa olsun silahlı kuvvetleri'nin tüm ihtiyaçlarını karşılayacak sınırsız bütçeye sahip olamamaktadır. Özellikle ekonomik gelişim, sağlık, eğitim ve ulaşım gibi toplumsal ihtiyaçların arttığı bir dönemde hiçbir devlet adamı çıkıp, 'Bu ülke isterse donanmasının yelkenlerini atlastan, zincirlerini gümüşten yapar' gibi sözler edemez. Böyle söylenemeyeceği gibi silahlı kuvvetlerinin ihtiyaçlarını da gözardı yapamaz... Büyük şehirlerde meskun mahaller arasında sıkışmış kalmış askeri tesisler yeterli gelişimi yapamayacak duruma gelmiştir. Genellikle büyük şehirlerin çok değer kazanan yöreleri içerisinde sıkışan bu tür birlik ve tesisler elden çıkarıldığında çok büyük rakamlara ulaşan mali kaynak elde edilebilir... Silahlı kuvvetler'in elden çıkaracağı bina ve tesisler istenilen yerde istenilen özelliklerle inşa edilebilir. Aradaki mali değer farkı silahlı kuvvetlere kaynak olarak aktarılabilir... Silahlı kuvvetlere dolaylı mali kaynak sağlayacak alanların başında kapasite fazlası taşınmaz mallar gelmektedir. Zamanında şu veya bu şekilde el atılmış araziler, halen eğitim, atış veya tatbikat alanı olarak kullanılmaktadır. Bazıları ise hiç kullanılmamaktadır."(Savunma için mali kaynak yaratmak, Ocak/Şubat 1999, sayı 4).
Doğan Bayazıt, aynı yazısında Silahlı Kuvvetler'e kaynak temini için çarpıcı bir örnek daha veriyor:
"Ülkemizde Türk Hava Yolları'nın yanı sıra hava taşımacılığı yapan birçok hava yolu şirketi hizmet vermektedir. Bunların hemen hepsi Hava Kuvvetleri'nin yetiştirdiği pilot subaylar peşindedir. Türk Hava Yolları Amerika Birleşik Devletleri'ne yılda pilot başına bir hayli yüksek para ödeyip eğitim almaktadır. Bu imkan Türkiye'de (Silahlı Kuvvetler tarafından) sağlanırsa tüm hava yolu şirketlerinin bu imkandan yararlanma yarışına gireceği sanılmaktadır."
Askeri güç aslî boyut değil
Hava Kuvvetleri'nden korgeneral rütbesiyle emekli olan Şadi Ergüvenç, "Milli güvenliğin yeni öncelikleri"ni tartıştığı yazısında şu önemli vurguyu yapıyor: "Askeri güç, stratejinin asli boyutu olmaktan çıkmıştır. Bilgi, teknoloji, ekonomi, kültür gibi öğeler stratejinin daha gözde boyutları konumuna gelmiştir... Savunmaya ayrılan kaynak ve gayret, ulusun beklentilerinin karşılanmasında bir engel oluşturmamalıdır... Türkiye bir yanda, devletlerarası harp ihtimalinin azalmasından yararlanarak, güncel milli güvenlik kavramı çerçevesinde kaynaklarını, kullanma alanı ve önceliği daralan askerî boyuttan eğitime, ekonominin ve teknolojik üretimin gelişmesine, böylece rekabet gücünün artırılmasına, sosyal ve idari reformlara kaydırarak gelişmiş müttefikleri ile arasını kapatmak zorunda bulunmaktadır..."
Ergüvenç, Türkiye'nin güvenliğine yönelik olumsuzlukları sayarken de en önce, "gelişmişlik çizgisinde arka sıralarda bulunmayı" belirtiyor. Ardından, idari sistemin yetersizliği, komşu ülkelerle aramızda çözümlenmemiş sorunlar ve yakın bölgesel istikrarsızlıkları sayıyor.
YARIN: GAZETECİLER VE YAZARLAR VAKFI
|