GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

16/11/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Basın Harmanı

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Hayat

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

 


BASIN HARMANI 


5 milyon tirajlı gazete

Türkiye gibi 20'nci yüzyılı da rezalet bir fiyaskoyla köküne kadar ıskalamış bir ülkede, acaba şimdiye dek hiç yapılmamış 5 milyon tirajlı bir gazete çıkarılabilir mi?

İnanın çıkarılmasına çıkarılabilir bence...

Ne var ki, böyle bir gazete ancak 21'inci yüzyılla bütünleşmiş; Hazine'den geçinmeli yönetim kadrolarının, "saydamlık"la boğaz boğaza gelmediği bir ülkede çıkarılabileceğinden, Türkiye'de kıyametler de kopar..

O zaman soruyu şöyle koymak gerekiyor:

– Şimdiye dek hiç yapılmamış 5 milyon tirajlı bir gazeteye karşı Hazine'den geçinmeli yönetim kadroları neden kıyamet koparır?

Yanıt:

– Çünkü o kadrolar, hukuk dışı rezalet bir yönetimle halk yığınlarını narkozlaya narkozlaya alabildiğine kazıklamış olduklarından; "yönetilenler"in yüz yıl boyunca sürdürülmüş bir narkoz komasından çıkıp, "gerçekler"i; yani "nasıl kazıklandıklarını" öğrenmelerini istemezler...

5 milyon tirajlı bir gazete; narkoz komasını sürdürmek yerine, halk yığınlarının narkoz komasından çıkmasını hedeflediğinde, acaba öncelikle hangi "gerçekler"in üstüne gitmeye başlar?

Sanırım öncelikle 70 yıl boyunca toplatılmış kitap ve dergilerin hem listelerini; hem de içeri tıkılmış yazar, çizer, sanatçı ve bilimcilerin adlarını ön plana çıkarır...

Bir yanda içeri tıkılmış "kalite" kadrolarının adlarıyla, toplatılmış kitap ve dergilerin listesi; bir yanda aynı dönemde söylenmiş siyasetçi yalanlarının hevengi...

Sonra sıra gelir o dönem gazetelerinin hangi manşet ve haberlerle çıkmış olduğunun dökümüne...

Ve tabii Adalet Bakanlığı'nın bütçelerden aldığı pay oranının ne kadar olduğuna...

5 milyon tirajlı bir gazetenin rotası, "hangi tür gerçeklerin saklanmış"; "hangi tür yalanların söylenmiş" olduğunu projektörlemekten geçeceği için; elbet aynı dönemlerde kimlerin devlet bankalarından ne kadar kredi aldıkları ve bu kredilerden ne kadarının geri dönmediği de su üstüne çıkarılacaktır...

Bir de ne çıkarılacaktır su yüzüne?

Hazine'den geçinmeli yönetici kadrolarının, Hazine arazilerinden ne oranda yararlandıkları...

Türkiye, tıpkı gizli bir sömürge gibi, halk yığınları iyice narkozlandığı ve yöneticileri tarafından iyice hapazlandığı için, ıskaladı 20'nci yüzyılı da... Hem de rezalet bir fiyaskoyla...

Şimdi çağdaş dünya, Türkiye'yi gizli bir sömürge olmaktan kurtarmaya uğraşıyor. Onun için "insan hakları"yla, "hukuk devleti" kavramları üstünde duruyor alabildiğine...

Buna da en çok kimler öfkeleniyor acaba?

5 milyon tirajlı bir gazetenin çıkmasına kıyamet koparacak olanlar mı?

Çetin Altan / Sabah




Sezer'i aforoz

Hükümet, kendi seçtirdiği Cumhurbaşkanı'nı Çankaya'dan indirmeye çalışıyor!

Aforoz yasasının mantığına bakın:

Erbakan'a karşı "Sezer'in kellesi" isteniyor.

Pazarlığın arkasında FP – DSP var; Hüsamettin Özkan'ı Kutan'a gönderen Başbakan Ecevit, Erbakan'ı hapisten kurtarmaya çalışan Fazilet'e "kadük" olmuş bir teklifi sunuyor. Demirel için bulunan "5 artı 5" formülü, Sezer'den kurtulmanın yöntemi olarak yeniden ısıtılıyor.

Koalisyonun DSP kanadı niye böyle bir ihtiyaç içinde? 2000 yılının yarısını götüren Çankaya'yı sorun haline getirmenin, "devlet krizi" çıkarmanın sırası mı? Türkiye 1990'ları da "Özal'ı indirme" uğraşıyla tüketmişti. Sıra, yedi aylık Cumhurbaşkanı Sezer'e geldi.

10'uncu Cumhurbaşkanı, Ecevit'in önerisiyle 5 lider tarafından aday gösterilip Meclis'in ayakta alkışlarıyla Çankaya'ya uğurlanırken görev süresinin 7 yıl olduğu bilinmiyor muydu?

5 yılın gerekçesi ne olabilir? Cumhurbaşkanı'na ikinci kez seçilme yolunu açmak. Hükümet bunu Demirel'de denedi, Meclis karşı çıktı. Üstelik o zaman Egebank rezaleti ayyuka çıkmamıştı. Zaten niyet, ilkesel anlamda cumhurbaşkanlarını iki dönem Köşk'te tutmak değil, Baba'nın görev süresini uzatmaktı. Şimdi duyulan pişmanlık, Sezer'in Demirel'in tam tersi çıkmasıdır.

Sezer'in hakkı Sezer'e...

Derya Sazak / Milliyet



| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.