GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

16/11/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Basın Harmanı

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Hayat

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

 


Halil İbrahim EKİZ

Tarifname

Yine de teşekkürler...

Biz bu işten zevk almasını bilmiyoruz. Gerek kasıttan, gerekse kendi dümen suyumuzdan çıkamadığımız için çevremizde olup bitenlerden haberimiz olmuyor. Dünya devi Fransa, Türkiye ile özel maç oynama inceliğini göstermiş, biz ise manşetlerimize taşımaya cesaret edemiyoruz.

Tribüne gelmeye eriniyoruz. Kimse bana farklı yenilir, üzülürüz teranesi okumasın. Bu bir özel maç, skoru hiç önemli değil. Kimi misafir etmişim, kimle oynuyorum ben ona bakarım. Bu sonuçlardan ders çıkarmaya çalışırım.

İnanın maçın skorunu hiç önemsemiyorum. Şenol Güneş'e, futbolcularımıza hiçbir şey söylemiyorum. Bu maçı ne Fransa, ne Türkiye ciddiye aldı. Rüştü neler yaptı, Ogün neden hep şişirme toplar çıkardı, Bülent neden yine hep kaleyle oynadı, Fatih adamını niye kaçırdı, orta sahada Emre, Mustafa İzzet, Suat ve Okan daha sonra da Tayfur, neden bu kadar gayretsizdi demiyorum. Hakan Şükür oynatılmayacaktı da neden getirildi. Fatih gibi bir oyuncu neden ilk onbirde sahada, gibi saçma sapan şeyleri sıralayacak da değilim. Hatta ileri uçta bir kulemiz yok, havadan Fransa kalesine gitmenin esprisini anlayamadım soğukluğunu aklıma bile getirmedim. Beyler bu maç sonucuyla değil, 90 dakikasıyla tartışılacak. Avrupa'nın birçok ülkesinden naklen yayınlanan bu maçta ülkemizin adını yine gündeme getirecek. Bu reklamı ne kadar paraya yaptırılır.

Fransa 98 Dünya, 2000 Avrupa şampiyonu. Adı Fransa ama dünya karması gibi. Her renk, cins ve dinden adam var. Futbol olarak iyi bir çizgi yakalamışlar. İlk onbirde sahaya çıkanlardan beşi İngiltere'de, beşi İtalya'da, biri de İspanya'da top koşturuyor. Sonradan oyuna giren Makalele'yi de sayarsak takımda 7 tane siyah inci var, bir de Cezayirli Zidane. Eee artık bırakın da geriye kalanlar Fransız olsun. Bizim bu maça Fransız kaldığımız gibi.

Dedim ya, bu takımla dostluk maçı oynamak bile büyük bir zevk. Futbolcuların heyecanını anlayışla karşılamak lazım. Biz bile dünya ve Avrupa şampiyonu Fransa'ya izleyeceğiz diye heyecanlandık. Maçın düdüğü kadim dostum Yunanistan diye gururlandık. Euro 2000'den sonra bu maçı ayarlayan Haluk Ulusoy'a da, Şenes Erzik'e de yoğun maç tempoları arasında bir araya gelip bize zevkli olmasa da 90 dakika futbol izleten futbolculara da teşekkürler.


i.ekiz@zaman.com.tr


@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @



Yazarımızın en son yazıları

17/ 10/ 2000... Çeşitleme
19/ 10/ 2000... Sinir harbi...
22/ 10/ 2000... Bu zeminde bu kadar
25/ 10/ 2000... Elin kırılsın Nouma...
27/ 10/ 2000... Beynimi kemiren soru
02/ 11/ 2000... Anadolu futbolu öldü
05/ 11/ 2000... İte kaka...
08/ 11/ 2000... Monaco'nun kıyağı...
11/ 11/ 2000... Daha iyisi olamazdı...
12/ 11/ 2000... Bu nasıl maç?


| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.