GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

18/11/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür 

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Basın Harmanı

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Hayat

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye



DIŞ HABERLER 


'Yüzü Batı'ya dönük Türk'

The Economist, son sayısında Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in portresine yer veren The Economist dergisi, 10. Cumhurbaşkanını Türkiye'yi değişime zorlayacak kişi olarak tanımladı.

İngiltere'de yayınlanan haftalık siyaset ve ekonomi dergisi The Economist, son sayısında Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in portresine yer verdi. Dergi, 10. Cumhurbaşkanı Sezer'i 'Yüzü Batı'ya dönük Türk' olarak tanımladı. Sezer'in kararlı bir tevazu ve dürüstlük içinde olduğunu belirten dergi, seçildiği dönemde birçok Türk vatandaşının hakkında pek az şey bildiği Sezer'in bugünkü konumunun, ülkenin yarını ve gelecekteki kaderi üzerinde yapılan tartışmalarda hayati bir rol oynayacağını ortaya koyduğunu belirtti.

Avrupa Komisyonu'nun geçen hafta aday ülkelerle ilgili olarak yayınladığı rapora da dikkat çeken The Economist, başta Başbakan Bülent Ecevit ve Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli olmak üzere, birçok politikacının rapora tepki gösterdiğine işaret etti. Bahçeli'nin, raporun bütün Türk vatandaşlarının ana dillerinde Tv yayını yapabilmelerine imkan sağlanması gerektiği yolundaki talebini kabul edilemez olarak gördüğünü yazdı.

Değişime zorlayacak kişi

'Generallerin' de, raporun yayınlanmasından sonra, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin AB üyeliğini herkes kadar istediğini vurguladıklarını bildiren dergi, 'ancak Türkiye'nin kabul edebileceği şartlar söz konusu olursa' şeklinde çekincelerini koyduklarını belirtti. Dergi, 'ılımlı, Avrupa yanlısı' olarak tanımladığı Sezer'in ise bu konuda şu ana kadar bir görüş bildirmediğini ifade etti

The Economist, 'laikçi, Kemalist, generalleri, işadamları, Kürt milliyetçileri ve İslamcılarıyla bütün Türkleri gerekli değişimi yapacak çizgiye çekebilecek biri varsa, O da Cumhurbaşkanı Necdet Sezer'in ta kendisidir.' ifadesini kullandı. Kamuoyu yoklamalarının da, Cumhurbaşkanı Sezer'in Türkiye Cumhuriyeti'nin 77 yıllık tarihi boyunca ilk kez 'ordudan fazla güven duyulan' bir konumda olduğunu ortaya koyduğunu belirten dergi, şu ana kadar Sezer'in ülkenin geleceği konusunda bir görüş bildirmediğini kaydetti. Dergi, 'Kimse onun askerin politikada oynadığı rol hakkında ne düşündüğünü bilmiyor.' ifadesini kullanırken, Sezer'in hiçbir gazeteciye özel röportaj vermediğine işaret etti.

10. Cumhurbaşkanı'nın geçen ay TBMM'nin açılışı sırasında yaptığı konuşmaya da değinen The Economist, Sezer'in anayasal ve demokratik reformlar üzerinde durduğu bu konuşmada hukukun üstünlüğüne özel bir önem atfettiğini belirtti. Dergi, Sezer'in, 'bu değişiklikleri AB istiyor diye değil, Türk halkı bunu hakettiği için istediğini' söylediğine işaret etti ve halkın da, Cumhurbaşkanı'nın görüşlerinden ve açıkça anlaşılan dürüstlüğünden memnunluk duyduğunu yazdı.

Cumhurbaşkanı Sezer'in önümüzdeki günlerde tıpkı Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı olan Mustafa Kemal Atatürk'ün yaptığı gibi Anadolu'yu trenle gezmeyi düşündüğünü belirten dergi, 'Sezer gücünü kendisini seçen politikacılardan değil Türk milletinden almak istediğini açıkça ortaya koyuyor.' ifadesini kullandı.

Hükümetle KHK soğukluğu

Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) konusunda Sezer ile hükümet arasında soğukluk yaşandığını kaydeden dergi, Cumhurbaşkanı'nın, devlet memurlarının görevlerinden alınmalarını kolaylaştıran KHK'yı geri çevirerek, 'askeri kesimi kızdırdığını' iddia etti. Sezer'in bazı karşı çıkışlarıyla İslamcı kesim ve bu kesimin sözcüsü durumundaki basının desteğini topladığını da öne süren dergi, bu duruma kızan Başbakan Ecevit'in Cumhurbaşkanı'nı 'hükümetin aşırı dinci kesimle mücadelesine engel olmakla suçladığını' ileri sürdü.

Dergi Cumhurbaşkanı Sezer ile ilgili olarak yayınladığı portreyi şöyle tamamladı: Sezer, belki yerine geldiği iki eski cumhurbaşkanından biri olan Demirel'in maddeciliği ve manevra gücüyle, Özal'ın karizmasından yoksun ama, kendisini hissettirmek için daha 6 yılı var. Ve şu ana kadar kendisi generaller hoşlansa da hoşlanmasa da demokratik değerler ve hukukun üstünlüğü için var olacağını açıkça göstermiş durumda.' Londra




Arafat'tan kesin ateşkes kararı

Yaser Arafat, Filistin yönetiminin denetimi altındaki topraklardan İsrail hedeflerine ateş açılmasını yasakladı.

Gazze'de yayın yapan Filistin Radyosu'na konuşan Filistin lideri Yaser Arafat, Filistin yönetiminin kendi kontrolündeki (A bölgeleri) alanlardan İsraillilere yönelik saldırıların olmaması için ellerinden geleni yaptıklarını ve yapacaklarını söyledi. Arafat'ın geçtiğimiz gün yaptığı 'Clinton'ın başkanlık süresi içinde barış görüşmelerinin yeniden başlayabileceği' yönündeki ifadesini müteakiben bu açıklamayı yapması, siyasi yorumcular tarafından yeni ümitler uyandıran bir açıklama olarak yorumlandı. Ancak Arafat'ın açıklamasında özellikle sadece Filistin kontrolündeki A bölgelerinden bahsetmiş olması İsrailli askeri yetkililer tarafından şüpheyle karşılandı.

Arafat'ın A bölgelerinden yapılan saldırılardan dolayı dünya tepkisinden çekindiğini bildiren İsrailli yetkililer, 'Açıklama B ve C bölgelerinden saldırıların devam edeceğini mesajını veriyor' şeklinde konuştular. Oslo Anlaşmaları çerçevesinde Batı Şeria toprakları sivil ve askeri yönetimin tamamının Filistin'e ait olduğu A bölgeleri, sivil yönetimin Filistin'e ve askeri yönetimin İsrail'e ait olduğu B bölgeleri ve sivil ve askeri yönetimin İsrail'e ait olduğu C bölgeleri olmak üzere üçe ayrılmışlardı.

İsrail'in 'ekonomi' planı

İsrail hükümeti Arafat'ın yaptığı çağrıya herhangi bir tepkide bulunmazken, Başbakan Ehud Barak, Filistin Otoritesi'ni şiddet olaylarına son vermek ve 'tanımını kendi yaptığı bir barışa' zorlamak için bir müddettir uyguladığı 'kontrollü gerilim' stratejisinin yeni bir safhasını; Filistin ekonomisini felç edecek bir dizi uygulamayı sürdürme kararı aldı. Bu çerçevede İsrail önümüzdeki günlerde Filistin'e petrol aktarımını durduracak. İsrail bir süredir, İsrail'de çalışan Filistinli işçilerin gelir vergilerinin Filistin'e aktarılmasından kaynaklanan milyonlarca dolarlık borcunu ödemiyordu.




İntihar saldırısı

Arafat ateşkes kararını açıklarken, HAMAS'ın üst düzey yetkilisi Halid Meşal, İsrail karşıtı intihar saldırılarını başlatma tehdidinde bulundu.

Filistinli HAMAS örgütü, İsrail karşıtı intihar saldırılarını yeniden başlatma tehdidinde bulundu. Örgütün üst düzey yetkililerinden Halid Meşal, Fransa'da yayımlanan Liberation gazetesine verdiği demeçte, tamamına yakını Filistinli, yaklaşık 241 kişinin öldüğü bölgede, İntifada'nın devam edeceğini ve biçim değiştireceğini, bu arada, intihar saldırılarının da olacağını ifade etti.

Arafat ile hafta başında Katar'da görüşmesinin, HAMAS'ın barış sürecine karşı olan tutumunun değiştiği anlamına gelmediğini, ancak şiddetin Filistin toplumunu birleştirdiğini belirten Meşal, İsrail işgali sona erinceye kadar Filistin'de şiddetin devam edeceğini kaydetti. Meşal, Filistin topraklarındaki günlük gösterilere katılanların ve İsrail güçlerine taş atanların yüzde 70'inin HAMAS'a yakın olduğunu savunarak, El Fetih'in, 'HAMAS'ın artık İntifada'da etkin olmadığı' yorumlarına tepki gösterdi. Meşal, geçen yıl Ürdün'den diğer 3 HAMAS üyesiyle birlikte sınırdışı edildikten sonra Katar'a geçmişti. Paris




Her gün ölüm

Dün çıkan çatışmalarda 4 Filistinli daha İsrail askerleri tarafından öldürüldü.

Filistinlilerden biri Karni'de, biri de El Halil kentinin kuzeyindeki Halhul köyünde öldürüldü. Diğer Filistinliler ise Batı Şeria ve Gazze'de hayatlarını kaybettiler. Bu ölümlerle birlikte bölgede 28 Eylül'den bu yana hayatını kaybedenlerin sayısı 242'e yükseldi. Gazze




Gizli plan açıklaması

Dışişleri Bakanlığı, Ortadoğu sorununda bir çözüme varılmasından umutlu olduğunu belirterek, barış sürecinin alternatifi bulunmadığını bildirdi.

Sözcü Yardımcısı Hüseyin Diriöz, haftalık basın toplantısında, Türkiye'nin Ortadoğu soruruna ilişkin 'gizli bir planı' olup olmadığının sorulması üzerine, Türkiye'nin taraflara ilettiği bazı 'görüş ve düşüncelerinin' olduğunu kaydetti.

Diriöz, bu görüşlere ise 'ilk aşamada güvenlik artırıcı, bu biterse rayına oturtucu ve sonuca yöneltici' olarak tanımladı. Ankara'nın sorunun tüm taraflarıyla temasları bulunduğunu belirten Diriöz, bunların barışa yönelik temaslar olduğunu kaydetti.

Diriöz, bir başka soru üzerine, Dışişleri Bakanı Cem'in gelecek hafta ortasında İsrail'e gideceğini belirterek, Cem'in İsrail Başbakanı Ehud Barak'ı da kapsayan görüşmeler yapacağını kaydetti. Ankara




Sonuç var, galip meçhul

ABD başkanını belirleyecek Florida'da seçim sonucunun bugün açıklanması beklenirken, kesin sonuç yine sürüncemede kalabilir.

ABD başkanlık seçiminin düğümlendiği Florida eyaletinde karmaşık yargı süreci, tartışmalı ilçelerde elle sayıma onay verirken, eyalet seçim yetkilileri, elle sayım sonuçlarını dahil etmeden, seçimin galibini bugün açıklamaya hazırlanıyor.

Florida Yüksek Mahkemesi'nin, önceki gün elle sayım yapmak isteyen ilçelere onay vermesinin ardından, Palm Beach ve Broward ilçelerinde elle sayıma başlanırken, Miami–Dade ilçesi seçim kurulunun da aynı yönde karar alması bekleniyor.

Ancak Cumhuriyetçi Parti, seçimin sonucunu bugün açıklayacağını bildiren Florida'nın seçim sorumlusu Katherine Harris'in, bir hafta sonra tamamlanması beklenen elle sayım sonuçlarını da, eyaletin galibini belirleyecek sonuca eklemesi için ayrı bir mahkeme kararı gerektiğinde ısrar ediyor.

Cumhuriyetçi Parti'nin Florida gözlemcisi James Baker, Florida Yüksek Mahkemesi'nin elle sayımın devam etmesine ilişkin verdiği kararın ardından yaptığı açıklamada, karara karşı bir girişimde bulunmayacaklarını, çünkü elle sayımların da sonuca eklenmesi gerektiğine ilişkin mahkeme kararı çıkmadıkça, kimsenin Harris'i sonucu açıklamaktan alıkoyamayacağını belirtti.

Son olmayacak

Cumhuriyetçi Partili olduğu bilinen Harris'in, seçimin galibini açıklamasının, Demokrat Parti tarafından kabul edilmemesi ve yeni yargı yollarının açılması bekleniyor. Dolayısıyla gözlemciler, Harris'in açıklamasının seçimin sonu olmasını beklemediklerini ifade ediyor.

Bu arada, elle sayımda ısrar eden ilçeler adına Demokrat Parti, mahkemeye başvurmuştu. Bunun dışında Florida bölge mahkemesinde de, Palm Beach ve Broward ilçelerinde elle sayımın devam edip etmemesiyle ilgili üç dava bulunuyor. Yargıç Terry Lewis, Harris'in, elle sayıma imkan tanımayan tutumunun haklı olup olmadığına dair kararını açıklayacak. Lewis, daha önce Harris'in, belli koşullar altında ilçelerin geciktirdiği sonuçları reddetme yetkisine sahip olduğuna karar vermişti. Demokratlar, Florida'da bütün elle sayımlar tamamlanıncaya kadar, eyalette kazananın kim olduğuna ilişkin sonucun açıklanma tarihinin geciktirilmesini istiyor.

Bir ihtimaldaha var...

ABD başkanlık seçiminin sonucu, Florida eyaletinin sonucuna kilitlenmiş gibi görünse de ''en kötü olasılık'' senaryolarına göre, bu eyalette kazanan aday için seçimi kazanma garantisi bulunmuyor.

Yale Üniversitesi anayasa hukuku profesörü Akhil Amar, ABD'nin 26 eyaletindeki seçici delegelerin, istedikleri yönde oy kullanma şansı bulunduğunu belirtti. Cumhuriyetçi Parti adayı George W. Bush, Florida'da kazansa bile, 18 Aralık'ta toplanacak Seçici Kurul'da, Bush'a oy vermesi gerektiği halde sadece üç seçici delegenin, Demokrat Parti başkan adayı Al Gore'a oy vermesi durumunda seçimi kaybedebilir. Başkanlık seçiminde, halk siyasi partiler tarafından başkanı seçmek üzere atanan seçici delegeleri seçiyor. Bu delegeler, 18 Aralık'ta her eyalette, hangi adayı desteklediğini açıklayacak.

538 seçici oyun 270'ini kazanan ABD başkanı olacak. Son durumda Cumhuriyetçi Parti adayı George W. Bush'un 246, Demokrat Parti başkan adayı Al Gore'un 255 seçici oyu bulunuyor. Ancak bu oylar, 18 Aralık'ta delegelerin oylarını açıklamasından sonra kesinleşecek. Bush Florida'da kazanırsa, 271 seçici oyu almış olacak. Ancak 18 Aralık'ta üç delege fikrini değiştirip Gore'a oy verirse, Gore 270, Bush 268 oy alabilir ve Gore başkan seçilir.

Eğer sadece iki seçici Bush yerine Gore'a oy verirse, bu takdirde 269–269 denklik gerçekleşir. Bu durumda, 6 Ocak'ta toplanacak Temsilciler Meclisi, her bir eyaletin tek oyu olacak şekilde oy kullanır ve çoğunluk oylarını alan ABD başkanı seçilir. Seçici delegelerin oylarının bu derece önem kazandığı bir sırada, çeşitli söylentiler de basında yer buldu. İki seçici delegenin, oylarını Gore lehine değiştirmeleri için Demokratlardan telefon aldıkları iddia ediliyor. Washington




Clinton, bir özrü çok gördü

Vietnam Savaşı'nın bitiminden 25 yıl sonra Vietnam'a gelen ilk ABD başkanı olan Bill Clinton'ın üç günlük tarihi ziyareti dün başladı. Clinton'ın tarihi ziyareti dolayısıyla iki ülke arasında bilim, teknoloji ve çevre konularını içeren bir anlaşma imzalandı. Vietnam Devlet Başkanı Tran Duc Luong ile görüşmesinin ardından Clinton, başkent Hanoi'deki Devlet Başkanlığı Sarayı'nda düzenlenen imza töreninde hazır bulundu.

Clinton daha sonra, 1975'te sona eren Vietnam Savaşı'nda hayatını kaybedenleri andı. Başkent Washington'daki, Vietnam Savaşı'nda yaşamlarını yitiren 58 bin Amerikan askerinin adlarının yazılı olduğu anıttan söz eden Clinton, bazı eski komutanların, ''Bu anıt, savaşta ölen 3 milyon cesur asker ve sivil Vietnamlıyı da temsil ediyor'' dediklerini hatırlattı.

İnsan hakları vurgusu

Clinton, Hanoy Üniversitesi öğrencilerine yaptığı konuşmasında, insan hakları ve dini özgürlükler konusunun önemine değindi. Clinton, ''Tecrübelerimiz bize, dinî vecibeleri özgürce yerine getirme ve siyasî muhalefet haklarının, toplumun istikrarını tehdit etmediğini öğretti'' diye konuştu. ABD Başkanı, bu hakların, halkın güvenini artırdığına dikkati çekerek, ''ABD'nin bu konudaki geçmişi mükemmel olmayabilir, köleliği kaldırmak için yaklaşık bir asır, kadınlara haklarını vermek için de bir asırdan fazla zaman gerekti'' dedi. İnsan hakları savunucuları, Clinton'dan Vietnam ziyareti sırasında, insan hakları konusunu gündeme getirmesini istemişlerdi.

Hem ziyaret hem ticaret

Bu arada, Amerikan havacılık devi Boeing firması, Vietnam Hava Yolları ile, 3 adet Boeing 777 satışına ilişkin bir anlaşma imzaladı. Anlaşma, 480 milyon dolar tutarındaki uçakların tesliminin 2002 ve 2003 yıllarında olmasını öngörüyor. Boeing firmasının havacılık bölümü başkan yardımcısı Ray Bracey, imza töreninden sonra yaptığı açıklamada, Boeing firmasının Avrupalı Airbus şirketiyle girdiği çetin rekabetten sonra ihaleyi kazandığını belirtti. Bracey, Vietnam Hava Yolları'nın 3 Boeing 777 siparişiyle ABD ile Vietnam arasında uçak seferlerinin başlamasının mümkün olabileceğini kaydetti. Hanoi




AB'de KOB tartışması

AB Komisyonu'nun Türkiye için hazırladığı ve 8 Kasım'da açıkladığı Katılım Ortaklığı Belgesi'nin (KOB), 20 Kasım pazartesi günü Brüksel'de yapılacak aylık olağan Avrupa Birliği Konseyi toplantısında, dışişleri bakanları tarafından onaylanması öngörülüyor.

AB Dönem Başkanı Fransa, Kıbrıs konusunda KOB'a giren ifadelerin çok sayıda AB başkentini rahatsız ettiğini belirterek, bu konuda, Türkiye'nin fazla tepkisini çekmeyecek bir değişiklik üzerinde uzlaşma önerisi getireceğini açıkladı. Yunanistan ise, ''taleplerinin bilindiğini'' ve ''belgede yanlış anlaşılma ve değerlendirmelere neden olmayacak ifadeler istediğini'' belirterek, Konsey'de, Kıbrıs ve Ege konularında daha sert cümlelerin KOB'a sokulmasını önereceğini duyurdu.

AB Konseyi'nin, KOB'u onaylamadan önce belge üzerinde ger türlü değişikliği yapma yetkisi bulunuyor. Yürütme organı olan AB Komisyonu da, belgenin önkoşullar bölümüne alınan Kıbrıs konulu ifadelerin yer değiştirmesinden yana tavır koyuyor. KOB, AB Konseyi'nin onayından sonra resmiyet kazanacak. Brüksel




Verheugen: Türkiye'nin üyeliği zaman alacak

Avrupa Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu komiseri Günter Verheugen, Türkiye'nin AB'ye ne zaman üye olacağını söylemenin zor olduğunu belirtti.

Verheugen, Türkiye'nin, her şeyden önce AB'nin istediği şartları yerine getirmesi için zamana ihtiyacı olduğunu kaydederek, ''Türkiye'nin AB'ye girmesi zaman alabilir.'' dedi. Türkiye'nin demokratik ve hukuk devleti anlayışıyla köklü değişiklikleri hayata geçireceğini ümit ettiğini söyleyen Verheugen, Türkiye'nin AB üyeliğinin, ancak değişim sonuçlarını gördükten sonra gerçekleşebileceğini ifade etti.

Almanya tartışması

AB'nin doğuya doğru genişleme konusunda da karamsarlık gösterilmemesini isteyen Verheugen, göç nedeniyle bölgesel sorunların ortaya çıkabileceğini; ancak bu konuda geçici bir düzenleme yapılabileceğini belirtti. Verheugen, Avrupa Komisyonu açısından asıl büyük sorunun gelecek yıllarda AB ülkeleri içindeki işçi sayısının azalması olduğunu kaydetti.

Her şeyi Almanya'nın ödediği şeklindeki düşüncelerin de yanlış olduğunu ifade eden Verheugen, Almanya'nın AB'nin genişlemesi için her yıl ödediği miktarın yaklaşık 2 milyar mark olduğunu, ancak AB'nin Doğu Avrupa ülkeleri ile yapılan ticaretten elde ettiği yaklaşık 56 milyar marklık fazla gelirin hemen hemen yarısını Almanya'nın aldığını söyledi. Verheugen, 2003 ve 2005 yılları arasında 10 ülkenin daha AB'ye tam üyelik statüsü alabileceklerini belirterek, ''Belki 2004 yılında yapılacak Avrupa Birliği seçimlerine yeni üyeler ile girebiliriz'' dedi. Berlin




Türkiye'den misilleme

Türkiye'nin tüm iyi niyetine rağmen uslanmayan Rum–Yunan ikilisine en anlamlı cevap 21–23 Kasım tarihleri arasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde yapılacak ''Toros–2000'' tatbikatı ile verilecek.

Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı'nın sorumluluğunda kara, deniz ve hava kuvvetlerinin katılımıyla yapılacak tatbikatta, Hava Kuvvetleri'ne ait savaşan şahin F–16'lar 2 yıl aradan sonra Geçitkale Havaalanı'na inerek gövde gösterisi yapacak.

''Toros-2000''e katılacaklar

Türk Silahlı Kuvetleri'nin planlı tatbikatlarından ''Toros–2000'' tatbikatı, Ada'da barışı sağlayan Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı'nın sorumluluğunda kara, deniz ve hava kuvvetleri unsurlarının da iştirakiyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti topraklarında yapılacak. Savaşan Şahinler Geçitkale Havaalanı'na inerken, Deniz Kuvvetleri'ne ait savaş gemileri de Girne ve Gazimağusa Limanı'na demirleyecek.

Türkiye, Kıbrıs'ta çözüm çabalarına destek olmak amacıyla Kasım 1998'den bu yana adaya savaş uçağı göndermezken, Yunan uçakları geçtiğimiz ekim ayında Baf'taki Andreas Papandreu Hava Üssü'ne inmişti. Türkiye ''barış görüşmelerini'' olumsuz etkilemesin diye, ''Toros Tatbikatı''nı ertelemişti.

Teoman Turan / Lefkoşa




Sözde soykırım Roma'yı fethetti

İtalyan Parlamentosu, Avrupa Parlamentosu'nun 3 gün önce sözde Ermeni soykırımına ilişkin olarak aldığı kararı destekleyen bir karar tasarısını kabul etti.

Tasarının giriş cümlesinde, İtalyan hükümetinin, AP'nin 3 gün önce kabul etmiş olduğu Türkiye hakkındaki kararlara değinilerek, İtalyan hükümetine hitaben, "AP'nin aldığı kararların desteklenmesi ve Türkiye ile Ermenistan arasındaki anlaşmazlıkların giderilmesi için çalışmalar yapılması" çağrısında bulunuldu. Tasarıya, Komünist Yeniden Oluşum Partisi dışındaki tüm partilerin kabul oyu verdiği belirtildi.

Solun Demokratları Partisi Meclis Grup Başkanı Fabio Mussi'nin, AP kararlarına atfen sunduğu söz konusu tasarı kabul edilirken; Giancarlo Pagliarini'nin "Sözde soykırımın İtalyan Meclisi'nde tanınması ve meclisin bunun kabulü için çalışması" yönündeki tasarısıyla birlikte, Ulusal İttifak (AN) Partisi Milletvekili Sandra Fei ve Halkçı Parti (PPI) Milletvekili Giovanni Bianchi'nin bir süre önce hazırladıkları çok daha sert tasarılar geri çekildi.

3 gün önce AP kararına giren söz konusu paragrafta şu ifadeler yer almıştı: ''AP, Türk hükümetini ve TBMM'yi, Türk toplumunun önemli bir kesimini oluşturan Ermeni azınlığa desteği artırmaya, bu çerçevede, modern Türk devletinin kurulmasından önce Ermeni azınlığın maruz kaldığı soykırımını resmen tanımaya davet eder.' Roma




Atina Ege golü peşinde

AB Komisyonu'nun Türkiye için hazırladığı ve 8 Kasım'da açıkladığı Katılım Ortaklığı Belgesi'nin (KOB), pazartesi günü Brüksel'de yapılacak aylık olağan AB Konseyi toplantısında, dışişleri bakanları tarafından onaylanması öngörülüyor.

AB Dönem Başkanı Fransa, Kıbrıs konusunda KOB'a giren ifadelerin çok sayıda AB başkentini rahatsız ettiğini; bunun için Türkiye'nin fazla tepkisini çekmeyecek bir değişiklik üzerinde uzlaşma önerisi getireceğini açıkladı. Yunanistan ise, taleplerinin bilindiğini ve ''belgede yanlış anlaşılma ve değerlendirmelere sebep olmayacak ifadeler istediğini'' belirterek; Konsey'de, Kıbrıs ve Ege konularında daha sert cümlelerin KOB'a sokulmasını önereceğini duyurdu. Belgede Ege sorununun orta vadeli çözüm önerilerine alınması beklenirken, Türk-Yunan ilişkilerinin iyileştirilmesi için de Ankara'ya baskı yapılacağı belirtiliyor.

AB Konseyi'nin, onaydan önce belge üzerinde her türlü değişiklik yetkisi bulunuyor. AB Komisyonu ise, ön şartlardaki Kıbrıs konulu ifadelerin yer değiştirmesinden yana tavır koyuyor. Belge, Konsey onayından sonra resmiyet kazanıyor. Brüksel




KPK'da AB atağı

Türkiye, 21-22 kasım tarihleri arasında Antalya'da yapılacak Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu toplantısında karşı atağa geçecek.

AB'ye Türkiye'ye karşı yükümlülükleri hatırlatılacak ve Ermeni gerçeği belgeleriyle anlatılacak. Antalya'da izlenecek strateji, AB Genel Sekreteri Volkan Vural'ın önceki gün Meclis AB Komisyonu ile yaptığı toplantıda belirlendi. Komisyon üyelerine brifing veren Vural, KOB ile Ulusal Program'ın örtüşmesi gerektiğini anlattı. Kıbrıs'ta taviz verilmeyeceğini aktaran Vural, ilişkileri zorlayacak diğer hükümlerin sürpriz olmadığını aktardı. Vural; idam, ana dille televizyon ve eğitim, düşünce özgürlüğü, askeri otoritenin Avrupa normlarına uyumu ve mali işbirliği başta ekonomik kriterler olarak sıraladığı sıkıntılı konuların hükümetin çizeceği yol haritasıyla çözülmesinin mümkün olabileceğini anlattı.

Piyer Loti ve kaset

Ayrıca, 12 Türk parlamenterin Antalya'da ne yapacakları da kararlaştırıldı. Meclis kütüphanesini de kullanan komisyon üyeleri, titiz bir çalışma yaptılar. Ermeni iddialarını çürütmek için Piyer Loti'nin yazdıklarını AB temsilcilerinin önüne koyacak olan Türk üyeler, gerektiğinde göstermek için bir de kaset hazırladılar.

Yine AB'nin Türkiye'ye dönük yükümlülüklerini yerine getirmesi için de bastırılacak. Özellikle mali işler ve yardımlar konusunda diğer üyeliğe aday ülkeler karşısında Türkiye'ye haksızlık yapıldığı hatırlatılacak. MHP'li Sabahattin Çakmakoğlu, bu konuda, "Teslimiyetçi bir zihniyette olamayız" dedi. Zekai Özçınar / Ankara




Lindh yoklaması

AB Dönem Başkanlığı'nı 1 Ocak'tan itibaren devralacak olan İsveç Dışişleri Bakanı Anna Lindh, KKTC ve Kıbrıs Rum Kesimi'nin ardından geldiği Ankara'da Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve Dışişleri Bakanı İsmail Cem'le görüştü.

Görüşmelerde ağırlıklı olarak KOB ve Kıbrıs konuları ile AP kararı ele alınarak Ankara'nın tezleri konuk bakana iletildi. Görüşmelerinin yapıcı geçtiğini ifade eden Lindh, akşam saatlerinde Türkiye'den ayrıldı.




Bush'un hevesi kursağında kaldı

ABD başkanlık yarışında, denizaşırı oyların sayım süresinin sona erdiği Florida'da, seçimden sorumlu bakan Katherine Harris'in bugün öğle vakti eyaletteki seçimleri, dolayısıyla başkanlığı kazanan adayı açıklaması bekleniyordu.

O da büyük ihtimalle denizaşırı oylarda Al Gore'a karşı üstünlüğünü koruması beklenen Bush olacaktı. Ancak Florida Yüksek Mahkemesi dün cumhuriyetçi bakan Harris'i bundan men etti. Yüksek Mahkeme, bir başka alt mahkemenin elle sayımın işlemini durdurma kararını da iptal etti. Gore, kararları memnuniyetle karşıladı.

Florida'daki büyük hukuk mücadelenin dünkü etabında önce gezici mahkeme hakimi Terry Lewis, bakan Harris'in geçen Salı gününden itibaren yapılan elle sayımları resmi sonuçlara dahil etmeme kararını haklı buldu. Bunun üzerine demokratların temyize başvurduğu Yüksek Mahkeme, davayı ele alacağını ancak karara bağlanmadan seçim sonucunun resmen tescil edilemeyeceğini açıkladı. Mahkemenin davayı pazartesi görüşmesi bekleniyor. Bazı bölgelerde elle sayımın devam etmesi ve resmi sonuçlara dahil edilmesi için hukuki mücadele veren Demokratlar, Florida bakanı Harris'in bugün seçim sonucunu açıklaması halinde kararını tanımayacaklarını ve dava edeceklerini bildirmişti. Demokratlar, cumhuriyetçi parti üyesi ve Texas Valisi Jeb Bush'un dostu Katherine Harris'e tarafgirlik suçlamalarında bulunuyor.

Florida eyalet Yüksek Mahkemesi'nin yedi üyesinin tamamı demokratlar tarafından atanmış. Bu nedenle cumhuriyetçiler Harris'in sonucu bir an evvel açıklamasını tercih ediyordu. Böylelikle psikolojik üstünlük kazanmayı umuyorlardı. Denizaşırı oyların Gore'un ortalama 300 oyla önünde giden Bush'a yaraması bekleniyor. Daha çok demokrat bölgelerde yapılan elle sayım ise Gore'un işine geliyor.

Taraflardan biri iddiadan vazgeçmezse, belirsizlikler mahkeme süreciyle sona ereceğe benzemiyor. Bir taraf, 'seçici delege' oyunu 270'e çıkarsa dahi, seçici delegelerden birkaçının bile oyunu değiştirmesi dengeleri altüst edebilir. Ali Aslan / Washington



| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.