GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

18/11/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür 

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Basın Harmanı

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Hayat

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye



POLİTİKA 


Avukat bile olamayacaklar

'Memura yargısız ihraç tasarısı' yasalaşırsa, devletten atılan hakim, savcı ve kaymakamlar avukatlık, mali müşavirlik gibi serbest mesleklerde bile çalışamayacaklar.

Kamuoyunda "yargısız ihraç tasarısı" olarak adlandırılan, memurların meslekten ihracını kolaylaştıran düzenlemenin yasalaşması halinde, görevden atılacak olan hakim, savcı ve kaymakamlar avukatlık bile yapamayacaklar.

Hakim ve savcıların bağımsız ve tarafsız çalışmalarını olumsuz etkileyeceğini belirten düzenleme yasalaştığı takdirde, ihraç edilen hakim, savcı veya kaymakamlar sadece kamuda değil, meslek odalarına bağlı olan avukatlık, yeminli müşavirlik ve mali müşavirlik gibi "serbest meslek grubu" olarak adlandırılan mesleklerde de çalışamayacaklar.

YAŞ'tan da beter

Yüksek Askeri Şûra kararlarıyla ordudan atılanların bile serbest olarak mesleklerini icra edebildiklerini, tasarının bu denli ağır hükümler içermesinin gerekçesini anlayamadıklarını belirten yüksek yargı üyeleri, "YAŞ kararıyla ordudan atılan bir doktor serbest olarak doktorluk, bir hakim serbest avukatlık yapabiliyor. Fakat bu tasarı yetişmiş personelin bütün haklarını elinden alıyor, adeta diri diri toprağa gömüyor. Memurluktan atılanlar ülkeyi terk etsin daha iyi." değerlendirmesinde bulunuyorlar.

Sonradan ekleme yapıldı

Yıkıcı veya bölücü eylem ve faaliyet ile Cumhuriyet'in temel niteliklerine aykırı faaliyette bulunan memur ve sözleşmeli personelin görevine son verilmesine ilişkin kanun tasarısına görüşmeler sırasında verilen bir önergeyle Dahiliye Memurları ile Hakimler ve Savcılar Kanunu'nda benzeri değişiklik yapan düzenleme de eklendi. Plan ve Bütçe Komisyonun'da benimsenen teklif Devlet Memurları Kanunu ile sözleşmeli personelle ilgili düzenleme yapan KHK'ya birer bent eklenmesini öngörüyor.

Tasarı ne içeriyor?

Yeni düzenlemeye göre, "yıkıcı veya bölücü eylem ve faaliyetlerde bulunduğu; Cumhuriyet'in niteliklerinden herhangi birini değiştirmeye veya ortadan kaldırmaya yönelik eylem ve faaliyetlerde bulunduğu; Cumhuriyet'in niteliklerine aykırı eylem ve faaliyetlerde bulunduğu" belirlenen memur görevden alınacak, sözleşmeli personelin sözleşmesi feshedilecek. Bu kişiler bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşları ile yerel yönetimler ve bunların sermayesinin yüzde 50'sinden fazlasına sahip olduğu kurum ve kuruluşlarda herhangi bir statüde istihdam edilemeyecek. (İrfan KILIÇ)




Yargısız ihraç tasarısını Akbulut sevk etti

TBMM Basın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanı Şahap Alp, memurların devletten ihracını kolaylaştıran iki yasa tasarısının, Plan ve Bütçe Komisyonu'na, şimdiki Meclis Başkanı Ömer İzgi değil, eski Başkan Yıldırım Akbulut tarafından sevk edildiğini bildirdi.

TBMM Başkanı adına dün bir basın toplantısı düzenleyen Alp, FP ve DYP'li yöneticilerin tasarıların Anayasa Komisyonu yerine, iktidarın daha çok üyeyle temsil edildiği Plan ve Bütçe Komisyonu'na havale edilmesini eleştirdiklerini hatırlattı. Alp, söz konusu tasarıların, Ömer İzgi Meclis başkanlığına seçilmeden önce komisyona havale edildiğini söyledi. Alp, "İlgili yasa tasarısı, 29 Haziran 1999 tarihinde, TBMM Başkanı Sayın Yıldırım Akbulut tarafından esas komisyon olarak Plan ve Bütçe Komisyonu belirlenerek gönderilmiştir." dedi. Ankara




Savcılar ne diyor?

<ı> Diyarbakır DGM emekli Savcısı Hüseyin Altın:

Türkiye'de şu anda Parlamento vesayet altında. Yapılan bu girişimler tamamen despotça, hukuka ve insan haklarına aykırı bir tutum ve davranış. Böyle bir uygulamayı kabul etmek mümkün değil. Tasarıda özel hayata da müdahale var. Bu yolla mağdur edilenlere bütün kapıları kapatacaklar. Mebusların buna engel olması lazım.

Sivas Ağır Ceza Mahkemesi eski Savcısı Nurullah Aydın:

Yasa tasarısı Anayasa'ya ve hukuka aykırı. Kamu düzeninde büyük bir kaosa yol açacaktır. İspiyonlama mekanizması oluşacak. Stalin dönemi KGB benzeri bir korku psikozu artacaktır. AB Kopenhag Kriterleri'ne tamamen aykırı bir yaklaşım tarzıdır. Kişinin sahip olduğu inançları, değer yargılarını kamu sahası dışında da engelleyici anlayış mevcut hiçbir yasada yeri olmayan bir yaklaşım tarzıdır. Kişinin inancından dolayı özel çalışma hayatından da mahrum kılınması meslek sahibi olanların meslekten meni anlamına gelir. Kişinin mesleğini yapamaz hale getirilmesi suçtur ve yasalara aykırıdır.

Avukat Hacı Ali Özhan:

Bu tasarı hakim ve savcı bağımsızlığını otomatik bir şekilde ortadan kaldırıyor. Bir hakim ve savcının disiplin soruşturmasına nasıl uğrayacağı kanunda bellidir. Bir kişiye disiplin usul hükümleri uygulanmadan iddia ve savunma alınmadan tahminlerle, mesleğin icrası dışındaki özel yaşantısıyla ilgili tercihlerinden dolayı bir hakim ve savcının görevinden alınması hiçbir şekilde savunulamaz. Bu düzenleme yargı bağımsızlığına darbedir. Kişinin özel hayatına karışmak geleceğine darbe vurmak insani duyguların ötesinde evrensel hukuk ilkelerinin bile ihlalidir. Bu yolla meslekten atılanlar konuyu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne taşıdıklarında Türkiye çok zor durumda kalır ve ağır tazminatlar ödemeye mahkum edilir.

Erzincan emekli Cumhuriyet Savcısı Ali Karcı:

Bu düzenleme antidemokratiktir. insan haklarına ve Anayasa'nın eşitlik ruhuna aykırıdır. Bu kararname ile ihraç edilen hakimler ve savcılar adeta ölüme terk edilmektedir. Hiçbir demokratik ülkede böyle bir kararname olmaz. Böyle bir tasarı ancak diktatörlüklerde olur. Bu, hakim ve savcıların elini kolunu bağlar, bağımsızlığını kaybettirir. Hakim ve savcıların bağımsızlığına vurulan bir darbedir.




Kopenhag'ın neresinde?

FP Genel Sekreteri Suat Pamukçu, 'memurların yargısız ihracı'nı öngören yasa tasarısının Avrupa Birliği kriterlerinin tersine hükümler içerdiğini söyledi.

Pamukçu, düzenlediği basın toplantısında Kopenhag Kriterleri'nin din ve vicdan özgürlüğünün en geniş şekilde sağlanmasını öngördüğünü, ancak hükümetin gündeme getirdiği 'memur kıyım yasası' ile bu kriterlerin tam aksi bir düzenlemeye gidildiğini vurguladı. Bu yasa ile dürüst inançlı memurun işten atılacağını dile getiren Pamukçu, "Bu kanunun Meclis'ten geçmemesi için elimizden geleni yapacağız geçerse iptali için Anayasa Mahkemesi'ne gideceğiz." dedi.

Af yasasının da bir an önce çıkarılmasını isteyen Pamukçu, "Ya affı çıkarın, ya da af yok deyin umutlarla oynamayın." uyarısında bulundu. Af yasasının düşünce suçlarını da kapsaması gerektiğinin altını çizen Pamukçu, gerekirse Anayasa'nın 14. maddesinin değiştirilmesini istedi. Pamukçu, af yasasının mutlaka TCK'nın 312. ve 169. maddesini kapsaması gerektiğini vurgulayarak şöyle konuştu: "Canileri, hırsızları, ırz düşmanlarını affederken düşüncesini açıklayanı affetmemeyi halkımıza anlatamayız. Düşünce suçlarını kapsamayan bir af yasa tasarısına bizim destek vermemiz mümkün değil." Ankara




Kutan: Esnafın sıkıntısını görmüyorlar

FP Genel Başkanı Recai Kutan, hükümetin esnafın sıkıntılarının farkında olmadığını söyledi.

Marangoz ve Mobilyacılar Vakfı Camii'nde cuma namazını kıldıktan sonra Esnaf ve Sanatkarlar Odası'nı ziyaret eden Kutan, "Hükümet, çalışana yük üstüne yük yüklemektedir. Artık fedakarlık yapma imkanı kalmadı." diye konuştu. FP'li Mustafa Kamalak'ın parti kapatmalarla ilgili yasa değişikliği teklifi hazırladığının hatırlatılması ve hükümetle anlaşma olup olmadığının sorulması üzerine Kutan şöyle konuştu: "Hükümetin genel

anlamda iç bünyesinde çalışmaları var. Ama ne af, ne de partilerin kapatılmasına ilişkin bir çalışma, önümüze getirilmemiştir." Kutan, bankaların kurtarılmasıyla ilgili olarak Hüsamettin Özkan başkanlığında 6 bakandan oluşan komisyon kurulmasını ise, "Bunu Temizel'e alternatif olarak düşünmüyorum. Ama, ekonomimizi de haleldar edecek bazı gelişmelerin önlenmesi istikametinde bir çalışma yapılacaksa bunu da tasvip ediyoruz." sözleriyle değerlendirdi. Ankara




FP davası 15 gün sonra

Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin, FP hakkındaki kapatma davasının görüşülmesine 15 gün sonra başlanabileceğini bildirdi.

Bumin, TİSK'in 38. kuruluş yıldönümü nedeniyle verilen kokteylde yaptığı açıklamada, önümüzdeki hafta Anayasa Mahkemesi'nde bir yemin töreni bulunduğunu hatırlattı. Bumin, "FP'nin kapatılmasına ilişkin davaya sanırım 15 gün sonra başlayabiliriz. Bunun görüşmeleri de 15 gün veya daha fazla sürebilir. Tahminim yılbaşına kadar dava sonuçlanabilir." dedi. Mustafa Bumin, Sosyal Güvenlik Yasası'nın iptali istemiyle açılan davanın ise yılbaşından sonra görüşülmeye başlanabileceğini kaydetti. Ankara




ANAP'tan MHP'ye gönderme

Katılım Ortaklığı Belgesi'ne yönelik sert eleştirilerde bulunan MHP'ye ANAP'lı Dedelek, 'popülist yaklaşıyorlar.'' diyerek tepki gösterdi.

ANAP Grup Başkan Vekili İbrahim Yaşar Dedelek, aralarında iktidar ortaklarının da bulunduğu bazı siyasilerin, siyasi popülizm yaparak AB Katılım Ortaklığı Belgesi konusunda sert beyanlarda bulunmalarını eleştirdi. İsim vermeden, 'Kürtçe yayın istemek ihanettir' diyen MHP'li Devlet Bakanı Abdulhaluk Çay'ı eleştiren Dedelek, "Halka şirin gözükmek için veyahut seçimlerde verdiği vaatleri yerine getirmemenin sancısı ve sıkıntısı içinde ANAP'ı ve onun liderini ve siyasi temsilcilerini bir hain gibi gösterme temayüllerini kınıyorum." dedi.

Dedelek TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, Katılım Ortaklığı Belgesi'nin açıklanmasından sonra siyasi arenada ortalığın karıştığını belirtti. Bu konuda isim vermeden MHP'yi siyasi popülizm yapmakla suçlayan Dedelek, "Bir siyasi partinin bir temsilcisi çıkar da 'bu olaylar siyasileri idama götürür, Yüce Divan'a götürür' gibi söylemlerde bulunursa, bunların siyasetten anlamadığını söylemek bir yana, büyük bir yanlış içinde olduklarını ifade etmek isteriz." şeklinde konuştu.

AB ile ilgili bakanlığın başında başbakanlık ve dışişleri bakanlığı deneyimi olan Mesut Yılmaz'ın bulunduğunu hatırlatan Dedelek şöyle devam etti: "Bu bakanlığın ve Dışişleri Bakanlığı'nın üzerinden aşarak birtakım halka şirin gözükmek için veyahut da seçimlerde verdiği vaatleri yerine getirmemenin sancısı ve sıkıntısı içinde ANAP'ı ve onun liderini ve siyasi temsilcilerini bir hain gibi gösterme temayüllerini de kınıyorum. Bu Türkiye'nin geleceğe güvenle bakma meselesidir. Önümüze gelen koşullar listesinin bir maddesini ele alıp boyutlarını büyüterek, taşıdığı sorumluluğu bilmeden, hazmedemeden kalkıp da bir partinin mensupları, hatta bakanları konuyu ikinci Sevr gibi düşünürlerse, burada bir yanlışlık başlar."

Dedelek, bir soru üzerine de, müzakerelerin ileride tıkanması durumunda referandum yolunun denenebileceğini söyledi.

Dedelek bankaların içlerini boşaltanlar ile çetelerin af kapsamı dışında bırakılması gerektiğini de sözlerine ekledi. Ankara




İşte MHP'nin yeni programı

MHP'nin yeni parti programı, Türk-İslam sentezi söyleminden sıyrılan, 'küresel ve evrensel' değerler giydirilen ve 'merkeze açılan' bir milliyetçilik anlayışı içeriyor.

Din ve vicdan, genel özgürlüklerle birlikte ele alınırken, "inançlara saygılı laiklik" yaklaşımıyla "inandığı gibi yaşama" ilkesi sıkça işleniyor. MHP'nin 63 sayfalık yeni parti programı, 11 ana başlıktan oluşuyor. 1993 programı ve 1996 taslağındaki İslami vurgu ve söylem rötuşlanırken, çağa, evrensel değerlere, demokrasiye uyumlu milliyetçilik ideolojisi ön plana çıkarıldı.

Programda, 'Milliyetçilik-Milli devlet' olgusunun güçlendiği, milli devlet, hakimiyet ve dayanışma vurgusu yapıldı. Vazgeçilmeyen Dokuz Işık'taki kesin belirleyicilik, yerini "bu ilkeler yol göstericidir." görüşüne bıraktı. Alparslan Türkeş'e minnet duygusu eklendi.

İnançlara saygılı laiklik

Genişletilen 'temel değer ve ilkeler' başlığında, "milliyetçilik, insan hak ve hürriyetleri, demokrasi, hukukun üstünlüğü ile laiklik" yer aldı. Programda laiklik, şöyle tanımlandı: "Bir devlet, din ve vicdan özgürlüğünü de içerdiği ölçüde laik ve demokrattır. Özgürlüklerin engellenmesi, inanç ve ibadetlerinden dolayı kınanması, tehdit edilip hor görülmesi, hangi gerekçeyle olursa olsun, din ve vicdan özgürlüğünün baskı altına alınması ve hukuk dışı yollarla sınırlandırılması kabul edilmez."

Eski program, reddedilen feminizme ağır eleştiriler getirirken, yenisinde bu ibareler yer almadı ve kadın haklarının korunacağı vurgulandı. MHP'nin programında özetle şu görüşler yer aldı: Toplumsal renkler milli bütünlüğün taminatıdır. Cumhuriyet ve demokrasi, birbirini tamamlayan ayrılmaz değerlerdir. Sosyal Türk toplumculuğunun, hiçbir yabancı ideoloji ile benzerliği yoktur.

Temel hedefler

Vatandaşın hizmetinde demokratik devlet, mutlu toplum, geleceğin teminatı gençlik (inançlı-yüksek ahlaklı-sağlam karakterli), güçlü ekonomi, yaşanabilir sağlıklı ve temiz çevre, küreselleşmeye milli ve insani katkı, milli kimlik ve bütünlük içinde küresel politikalara katkı, uzlaşmacı kültürle evrensel dayanışma, vatandaşa yakın ve sıcak kamu yönetimi, kamu hizmetlerinin sivil oluşumlarca denetlenmesi, yargı bağımsızlığı, halkı koruyan devlet, adli polis teşkilatı.

Devleti ve milletiyle bölünmez bütünlük ilkesinden uzaklaşmadan evrensel hukuk birliği sağlanacak. Mevzuat, idari ve adli sistemi, uluslararası sözleşmeler ve yükümlülüklere uygun kılmak üzere yapılması öngörülen değişiklikler gerektiğinde referandum yoluyla sonuçlandırılacak. (Eski programda, referandum zorunluydu.)

Yolsuzluk ve ombudsman

Yolsuzlukla mücadele, milli siyaset konumuz. Yolsuzlukla Mücadele Kurulu'nun yanında kamu denetçiliği yani ombudsman sistemi gelecek. Başbakanlık Denetleme Kurulu, Sayıştay bünyesine alınacak. Bağımsız denetim sistemi yanında ödüllendirme olacak. Yolsuzluklara meydan vermemek vazifemizdir. Kamu yönetiminde, nüfuz ve güç kullanımı önlenecek. Adalet, güvenlik ve savunma dışındaki hizmetler yerel yönetimlere devredilecek.

İşkence insanlık ayıbı

Sosyal ahlak yasası çıkarılacak, çocuklar eğitilecek, cezai müeyyideler dışında buna aykırı davrananlar kamuoyuna afişe edilecek, mal bildirimi zorunluluğu getirilecek, siyasilerin gelir kaynakları ve harcamaları denetlenecek. Yolsuzluk iddiaları, aklama-karalama şeklinde siyasi pazarlık konusu yapılamayacak.

Bankacılık istikrarlı, güvenli ve şeffaf sisteme oturtulacak. Yeterli ve kesintisiz enerji politikası geliştirilecek. Demiryollarına önem verilecek.

Her türlü işkence ile, insanlık dışı ve aşağılayıcı davranış ve uygulamalara şiddetle karşıyız.

Temel eğitim 12 yıla çıkarılacak ve yabancı dille eğitime son verilecek. YÖK'ün yapısı demokratikleştirilecek. (Zekai ÖZÇINAR)




55 trilyon örtülü

Başbakanlık örtülü ödeneğinden geçtiğimiz yıl 55 trilyon 575 milyar lira harcandı. Başbakan ve devlet bakanlarının yurtdışı gezileri için, 221 milyar, resim, tablo ve antika eserlerin alımı için de 200 milyar lira kullanıldı.

Başbakanlık örtülü ödeneğinden 1999 yılında 55 trilyon 575 milyar lira harcandı. TBMM'de, bir sonraki yılın bütçesi görüşülürken bir önceki yılın da kesin hesapları onaylanıyor. Bu kapsamda TBMM Plan-Bütçe Komisyonu'nda Başbakanlık 1999 Mali Yılı Kesin Hesap Cetveli kabul edildi. Cetvelde ilginç rakamlara yer verildi.

İlk 10 gününde ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz'ın, geri kalan kısmında da DSP lideri Bülent Ecevit'in başbakan olarak görev yaptığı 1999 yılında, örtülü ödenek için 60 milyar lira talep edilmişti. Yıl içindeki aktarmalarla örtülü ödenekten toplam 55 trilyon 575 milyar lira harcama yapıldı. Örtülü ödenekle ilgili düzenleme bu paraların hangi kalemlerde kullanıldığının açıklanmasına engel oluyor.

Gezilere 221 milyar

Cetvelde yer alan bilgilere göre, Başbakan ve devlet bakanlarının yurtdışı gezileri için de geçtiğimiz yıl 221 milyar 157 milyon lira harcandı. Başbakanlık, resim, tablo, antika eserler için ise 200 milyar lira kullandı.

Töre cinayetleri ve aile içi şiddetin engellenmesi, medeni nikah ve kadın hakları konusundaki çalışmalar için ayrılan 8 milyar lira, ilköğretim eğitim materyallerindeki cinsiyetçi kalıp yapılarının saptanması için ayrılan 7,5 milyar lira ile 'sağlıklı toplum, mutlu aile' kampanyası için ayrılan 1 milyar 400 milyon lira da deprem ve geçici bütçe sebebiyle kullandırılmadı. (Süleyman KURT)




İnsan haklarına 152 milyon lira

Türkiye'nin AB'ye üyelikte şart koştuğu "insan hakları"na 1999 yılı bütçesinden sadece 152 milyon lira ayrıldığı ortaya çıktı.

1999 Yılı Mali Harcama Kesin Raporu'na göre, geçtiğimiz yıl insan haklarına 9,5 milyar lira ödenek ayrıldı fakat tasarruf tedbirleri sebebiyle sadece 152 milyon liranın kullanılmasına izin verildi. Plan ve Bütçe Komisyonu'na sunulan rapora göre, insan hakları alanında faaliyet gösteren tek kamu kurumu olan Başbakanlık'a bağlı olarak İnsan Hakları Koordinatör Üst Kurulu'nun 1999 yılı bütçesinden kullandığı meblağ sadece 152 milyon lira. Türkiye çapında 81 ilde insan hakları seferberliği başlatan ve bölgesel seminerler düzenleyen İnsan Hakları Koordinatör Üst Kurulu'nun 1999 yılı bütçesinden alacağı pay olan 9,5 milyarın büyük bir kısmının tasarruf tedbirleri nedeniyle Hazine'ye devredildiği belirtildi. (Emine DOLMACI)




Hükümet halktan kopuk

BBP Genel Başkanı Muhsin Yazcıoğlu, masa başında siyaset yapmadıklarını belirtti. Yazıcıoğlu, Kırıkkale'de düzenlediği basın toplantısında, 57. hükümetin ekonomik kriterlerde halktan kopuk olduğunu iddia etti.

Milletin sorunlarını bire bir görüşerek değerlendirdiklerini anlatan Yazıcıoğlu, "Biz masa başında siyaset yapmıyoruz. Halkın sorunlarını da Cottarelli'den öğrenmiyoruz. Sırça köşklerde Türkiye değerlendirmesi yapmıyoruz." dedi. Yazıcıoğlu, hükümetin çalışan kesime verdiği maaş artışını eleştirerek, özellikle memur ve emeklilerin zor duruma düşürüldüğünü söyledi. Yazıcıoğlu, "hortumlanan bankalar" konusuna da değinerek, "Soyguncular, çocukları ile birlikte ülkede cennet hayatı yaşarken, memurlar ve emekliler fitrelik hale getirildiler. Ülkenin büyük çoğunluğu, çalışan kesimler de dahil, açlık sınırına dayanmıştır. Ülkede nimetler adaletli bir şekilde dağıtılmamaktadır." şeklinde konuştu. Yazıcıoğlu, ülkede belirli bir azınlığın hak ve özgürlükleri sonuna kadar kullanırken, külfet sahiplerinin bu haklardan mahrum edildiğini öne sürdü. Kırıkkale




Afta, uygun formül arayışı

Hükümet ortakları af için ilk ciddi çalışmayı dün yaptı.

Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk'ün hazırladığı alternatif taslaklar üzerinde çalışan ortak komisyon, Erbakan, görevi kötüye kullanma, idam, teröre yardım ve yataklık konularında uzlaşma yolu aradı.

ANAP, MHP ve DSP'li bakan ve huhukçulardan oluşan komisyon, Anayasa Mahkemesi'nden dönmeyecek bir formül üzerinde çalışıyor. Kanun tasarısının önümüzdeki hafta içerisinde Meclis'e gönderilmesi hedefleniyor. Ankara ZAMAN



| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.