Akıl unutur, defter unutmaz!
Güreşimizin Sydney sonrası yaşadığı tarihî hezimet sonrasında irtica yaygaraları ile tarih boyu ata sporumuz olan güreşi tanınmaz hale getiren Ayık yönetimi misyonunu tamamlamış gibi.
1978 yılında 8 ay, 2000 döneminde ise 2 kez Türk güreş federasyonu başkanlığı koltuğunda oturan Sn. Ayık federasyonunun 1978 yılı icraatlarına şimdi yakın dostu olan ve hararetli Ayık federasyonu savunucusu Sn. İsmet Atlı'nın ifadeleri ile bakalım 19.1.1979 tarihli Tercüman gazetesinde 'Söz Hakkı' adlı köşesinde şöyle yazıyordu: (Güreş federasyonumuzun güreşimizi sürdüren müesseselerine bakacağız. İktidar değişmiş. Niyazi Civelek federasyonu affedilmiş. Başka bir başkan olabilirdi. Esecek rüzgarı hissediyorum. Ahmet Ayık'a rica ettim. Bu işe talip oldu. Ayık genç, enerjik, malî durumu iyi, içimizden gelmiş bir arkadaşımızdır. Bizler de yardımcı olacaktık ama... Ahmet daha federasyon koltuğuna oturduğu ilk günlerde YSE ve TARİŞ'teki güreş takımlarını dağıtıyordu. Sağa sola çırpındık isek de karşımızda bürokrasiden daha büyük manialar vardır. Başkan Ayık'a talimatlar yukarılardan, federasyonda vazife alacak kişiler kendi paralelimizde olacak deniyordu. Yani, teknik adamların antrenörlerin kendi paralellerinde olmasının aslı ne idi? Bu işler teknik iştir. Burada politikanın işi ne idi? Tercüman 19.1.1979) Sn. Atlı'nın Söz Hakkı köşesinde yazmış olduğu yorumun bir bölümü bu idi. Evet o dönemde olan sıkıntıların bir bölümü bir şampiyonun kaleminden böyle yansıyordu. Bu hatayı bile bile ona yakın destek sağlayan şampiyon o günleri unutmuşa benziyor. Hani yukarıda demiştim akıl unutur; ama defter unutmaz. 'Peki şimdi durum nedir?' derseniz. Tarihî bir töhmetin altına sokulmuş güzelim güreşim yetim konumunda kolu kanadı kırılmış bir sürü insan millete canları pahasına şampiyonluklar kazandırmış kişiler irtica söylemi ile sorgu altında. Türk güreş tarihinin genel bir arşivine şöyle bir baktığımda böyle bir şeye rastlamak mümkün olmadı. Yaşları 60'ları geçmiş bazı büyüklerime de sordum. Onlar da böyle bir sıkıntı olmadığını söylediler. Şimdi ise Türk güreşi cumartesi günü tarihî bir seçimle 4 yıllık başkanını seçecek. Seçimlere 2 gün kala genel vaziyete baktığımızda;
Basında ve medyaya tarafgir il müdürlerinin ismi dolaşmakta. Kamu görevlisi olmalarına rağmen bir yerden işaret beklendiği duyumları medyaya da yansımış durumda. Hani sporda siyaset olmazdı, hani demokratik ortamda olacaktı? Sporumuz ne çekmişse kısır çekişme ve tarafgir tutumlardan çekmiştir. 'Peki tüm bunlara rağmen başkanlık yarışı ne olur?' derseniz. Dün akşamki Sn Şansal'ın toplantısındaki genel portreye baktığımda tüm güreş camiasının ve TBMM'de iktidar partilerinin hemen hemen hepsinin önemli isimleri yemekte idi. Bu görüntüyü Şansal faktörünün gerek güreş camiasında, gerekse kamu nezdinde büyük bir ilgi gördüğünün işareti olarak algıladım. Şansal, jenerasyonu, yenilikleri ve teknik ekibi ile güreşimize bana göre en iyi reçete olacak olduğuna şahit oldum. Tüm Türkiye genelindeki genel analizlere baktığımızda da Şansal'ın seçimleri kazanacağına şahsen ben inanıyorum.
a.tarhan@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
07/
10/
2000...
İnce ayar
14/
10/
2000...
Güreşimize yazık..
20/
10/
2000...
Son söz ceza kurulunda
31/
10/
2000...
Güreşte Şansal atağı
03/
11/
2000...
Yanlı-(ş) seçim sistemi
08/
11/
2000...
Şansal'a büyük teveccüh
12/
11/
2000...
Antrenör kıyımı dosyası
14/
11/
2000...
Yaklaşım tarzı ve güreşimiz...
16/
11/
2000...
Güreşte tarihi seçim
17/
11/
2000...
Şansal'a büyük destek
|