Korku ve hislerinizle değil...
Türk sporuna yön veren federasyonlar başkanlarını bugün seçiyor. Popüler sporların federasyon başkanlıklarında kıyasıya bir yarış var. Basketbolda Turgay Demirel, Boks'ta Caner Doğaneli önde görünüyor. Voleybol'da Gülüm gitti öksüz kaldı.
Halter bilinen yerinde; ama Judo'da Hüseyin Öztek'i tek geçmek gerek. Ya peki güreşte yarış nasıl bitecek? Bunun cevabını Bakan Ünlü'nün tarafsızlığı! ile GSGM Mutlu'nun il müdürleriyle dirsek teması belirleyecek galiba.
Çamur atan, iki büyük pehlivana ağır cezalar aldıran Ahmet Ayık, Harun Doğan'a verilen cezanın çok insafsızca olduğunu, seçilirse cezayı düşüreceğini söylemiş. Ayık-Şansal arasında geçeceği daha önceden belli olan seçimde arada kaynamak istemeyen Mahmut Demir'in çekilmesi akıllıca bir davranış. Ahmet Ayık'ı herkes tanıyor. Son 4 yılın federasyon başkanı. İcraatlarını anlatmaya gerek yok; çünkü yaşadık. Mindere çıkaramadığı güreşçiler, kendini kurtarmak için hain ilan ettiği Türk yiğitleri, irtica safsatalarıyla kefeni yırtma, ekibini yarı yolda bırakma, antrenör kıyımı gibi hünerleriyle ünlü. Röportaj yaptığı gazeteciye söylediklerini, kıvrak bir figürle inkarına da şahit olduk. Sabah'tan Tayfun Bayındır Ayık için, "O iyi bir dansözdür" diyor. Söz onun yorum sizin. Bizi ilgilendiren dansözlüğü değil de başkanlıkta neler yaptığıdır. Bakan Fikret Ünlü'ye yakınlığıyla birçok engeli aşmasına rağmen güreşte sırtımız minderden kalkmadı. Dünya şampiyonu olarak devraldığı serbest güreşimizi yedi bitirdi. Seçim öncesi broşüre yazdığı vaatleri orada kaldı bir daha gündeme bile gelmedi. Tesisleşmede hakkını verelim; ama 3.5 yıl önceki yerine getiremediği vaadleriyle yeniden oy peşinde. Yeni sloganı ise, "Biz dün vardık, bugün varız, yarın da olacağız." hayırlı olsun.
Ayık böyle, Demir çekildi, ya peki bu Osman Şansal kim? Öyle dünya, olimpiyat, Avrupa şampiyonu biri değil; ama minderin tozunu yutmuş, İGİK'in tezgahından geçmiş bir isim. 40 yaşında sosyal siyaset uzmanı. Başarıda boy gösterip şampiyonların ensesinde görüntüye girmek, bir fotoğraf karesine sıvışmak, başarısızlıkta ise çamur atarak üste çıkacak biri gibi görünmüyor. Çağdaş düşüncesi, yetenekli bir iş adamı olmasının yanında iyi derecedeki Fransızca ve İngilizcesiyle bu işi koparacak cinsten. İkinci yuvam olacak dediği minderde 4 çocuğuna gösterdiği şefkati tüm güreşçileri kucaklayarak yapabilecek duyarlılıkta. Sosyal siyaset konusunda master yapmış, siyaseti bırakıp sosyal yönüyle kendini bu işe adamış biri. Programını inceledim en önemli nokta ise güreşin artniyetli insanlar yüzünden toplum nezdinde yitirdiği imajını yeniden kazandırma işi yattı aklıma. Güreş okulları, hizipçilik, kulüp takımları, yağlı ve karakucak güreşlerine gereken ilginin gösterilmesi, başıboşluğun sona erdirilmesi ve Sadettin Tantan'la bir serap gibi gördüğümüz; ama Tantan'dan sonra talan olan değerlerimizin yeniden hatırlanması iyi bir yaklaşım.
Şansal'ın neden aday olduğu projeleriyle cevap buluyor. Kamplarda silahların patladığı, küstürülen yiğitlerin minderden uzaklaştığı dönem düşünülenler gerçekleşirse bitecek. Şansal'ın "Almaya değil vermeye geliyoruz." sloganı gerçekleşirse minderdeki fırtınalı günler gider, bol madalyalı şampiyonalar ufukta diyebiliriz.
Sonuçta iki kişinin yarıştığı bu kulvarda tek hedef güreşe hizmet. Oy verecek isimlerin bunu göz önünde bulundurması yeterli sanırım. Malum yerlerden gelen telefonlar, görevden alma tehditleri ağır suçlamalar diz boyu. Ama siz bir kerecik yürekli olun korku ve hislerinizle değil mantığınızla oy verin.
i.ekiz@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
19/
10/
2000...
Sinir harbi...
22/
10/
2000...
Bu zeminde bu kadar
25/
10/
2000...
Elin kırılsın Nouma...
27/
10/
2000...
Beynimi kemiren soru
02/
11/
2000...
Anadolu futbolu öldü
05/
11/
2000...
İte kaka...
08/
11/
2000...
Monaco'nun kıyağı...
11/
11/
2000...
Daha iyisi olamazdı...
12/
11/
2000...
Bu nasıl maç?
16/
11/
2000...
Yine de teşekkürler...
|