GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

18/11/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür 

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Basın Harmanı

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Hayat

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye



Nuh GÖNÜLTAŞ

"Serserimin ser çavımın..."

DİYARBAKIR- Diyarbakır'a huzur geleli çok olmuş. Olaylar Abdullah Öcalan'ın yakalanmasından sonra kademe kademe gerilemiş ve bugünkü huzurlu ortama gelinmiş.

Diyarbakır cıvıl cıvıl. Görünürde hareket var şehirde. Çin Seddi'nden sonra Dünya'nın en uzun surları unvanına sahip Diyarbakır Surları'nın içi de dışı da rengarenk insanlarla dolu. Ticari hayat eskiye oranla oldukça canlanmış. Diyarbakır'da şehir merkezinde 37 adet banka şubesi faaliyet gösteriyor. Artık geceleri de sokağa çıkılabiliyor.

Diyarbakır'a huzur ve sükunetin gelmesinin en önemli işaretlerinden birisi bölgede arazi fiyatlarının son iki yıldan beri 10 kattan daha fazla artması olmuş. Diyarbakır'daki en büyük tekstil işletmesi olan Akyıl Tekstil'in sahibi olan Mustafa Akyıl'ın söylediğine göre Diyarbakır'da iki yıl önce 300 milyon liraya satılan bir dönüm arazi bugünlerde 3 milyar liraya satılıyor.

Akyıl Tekstil İşletmeleri son derece modern tekstil cihazları ile bölgenin en önemli ticari işletmesi olarak anılıyor. Akyıl Tekstil yöneticilerinin bir özelliği de bölgede terör sürerken, firmaların buralardan kaçtığı zamanlarda onlar direnip Diyarbakır'da kalmışlar ve yatırımlarını sürdürmüşler. Onların bu tavırları bugün hem onurla yâd ediliyor hem de ticari olarak da onları ön plana çıkarıyor. Puma markalı tişörtler Mustafa Akyıl'ın tesislerinde üretiliyor.

Bütün bu olumlu işaretlerin yanında bir de Akyıl Tekstil aleyhine olan durumdan söz ediliyor. "Devlet, Akyıl'ın zor zamanlarda Diyarbakır'da kalmasının karşılığında şimdi onları ödüllendiriyor. Bunun için de tekstil sektöründe çok önemli bir gider olan elektrik faturasını sübvanse ediyor." Yani, söylenen şu: "Akyıl Tekstil harcadığı elektriğin faturasını ödemiyor. Bu fatura bölgedeki kaçak elektrik hanesine yazılıyor!" TES-İŞ Diyarbakır Şube Başkanı Ali Öncü, ildeki elektrik kaçağının yüzde 78 olduğunu söylüyor! Umuyorum taraflar bu konuya bir açıklık getirirler.

TOBB'un Diyarbakır çıkarmasına ev sahipliği yapan Diyarbakır Ticaret Sanayi Odası Başkanı Kutbettin Arzu Türkiye'nin bütün illerinden ticaret sanayi ve borsa başkanlarını Diyarbakır'da görmekten son derece mutluydu. Bu mutluluğu konuşmasına da yansıdı. Kutbettin Arzu önce Türkçe (Hoşgeldiniz, baş göz üstüne geldiniz) sonra da Kürtçe aynı anlama gelen (Serserimin ser çavımın) sözleriyle hitap etti ve "Bütün dünyaya kardeşliğin, bir arada yaşamanın nasıl olacağını onlara biz öğretmişiz, şimdi Avrupa bize bir arada yaşama dersi veriyor. Bu durum çok hazin." derken gözyaşlarını tutamıyordu. Konuşmalar yapılırken bir ara başkan Fuat Miras'ın da gözleri doldu!

Diyarbakır'dan bakıldığında Ankara pek de iyi ve iyi niyetli görünmüyor. Bugüne kadar bölgede güvenlik dışında ciddi hiçbir adım atmayan Ankara şimdi Avrupa Birliği'nin zorlamaları ile bir kısım kültürel hakları ve hatta Kürtçe Tv'yi tartışıyor. Kim bilir bugüne kadar çeşitli hükümetler bölgeye yönelik kaç adet ekonomik ve sosyal paket açıkladılar! Ama bu paketlerin hemen hepsi, bölge illerinden birisinde açıklandıktan sonra Ankara'ya dönünce unutuldu.

1925, 1936, 1984 tarihlerinde nükseden kalkışma hareketleri hep askeri güçle bastırıldı ve sonrasında bunu tamamlayacak, bölge insanını kucaklayacak ekonomik ve sosyal adımlar atılmadı. Eski Bakan Salim Ensarioğlu'nun söylediği gibi "Bölge halkı devlete olan saygısı yüzünden hâlâ bekliyor."

Aslında sorunun çözümü basit. Yeniden ve sımsıkı kucaklaşmak ve bir daha araya karakedilerin girmesine müsaade etmeyecek sıkılıkta kucaklaşmak... Mühim olan insanların bedenini değil, gönlünü kazanmaktır. Kürtleri zor gücü ile beden olarak orada tutabilirsiniz; ama gönülleri tutamazsınız. Onun için nasıl onlar bize "Hoşgeldiniz, canımız başımız üstüne geldiniz" diyorsa, bizim de onlara "serserimin ser çavımın" dememiz gerekiyor!


n.gonultas@zaman.com.tr


@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @



Yazarımızın en son yazıları

31/ 10/ 2000... Beyaz Türklerin en büyük keşfi; medya, banka, holding üçgeni...
03/ 11/ 2000... Bankalar batıyor, TOBB'un, TÜSİAD'ın sesi çıkmıyor, bunlar nasıl STK?
05/ 11/ 2000... Anlamadığım şey kırmızı, yani düşman mıdır?
07/ 11/ 2000... Kongreye bak hizaya gel!
08/ 11/ 2000... Üzgünüm; ama Helmut Schmidt haklı!
10/ 11/ 2000... MHP, ABD seçimlerine neden ilgisiz?
12/ 11/ 2000... Özür dilerim Atam, elektrikler kesildi!
14/ 11/ 2000... Yol haritası!
15/ 11/ 2000... 'Tesettürle mücadele' yolsuzlukla mücadeleden daha hızlı!
17/ 11/ 2000... Bitirin şu zulmü, kazanan siz olun!


| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.