GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

19/11/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür 

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportaj

Fikir Platformu

Basın Harmanı

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Hayat

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Medya Analiz

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye



Melih ARAT

Bu kadını takdir ediyorum

Bu kadını seviyorum... Hayatımıza girdiği günden beri, her şey ne kadar değişti. Ne kadar komik, onunla metroda giderken tanıştık. Orta yaşını hafif geçkin bu kısa boylu, zarif kadını ilk gördüğümde ev kadını sanmıştım. Üniversitede ana bilim dalı başkanımız olduğunu öğrenince çok şaşırmıştım.

Yaptırmak değil, yapmak

Elif Hanım, bir gün üniversitedeki odamızda yanıma gelerek, çalıştığımız bilim dalının alt kollarından biri hakkındaki "Son gelişmeyi duydun mu?" dedi. "Duymadım, nedir?" diye sordum. "Peki, çok önemli değil" diye cevap verdi; meraklandım. Hemen İnternet'ten o konudaki son gelişmeleri araştırdım. Gerçekten radikal bazı bulgular vardı. Ancak bu bulgular, o alana nokta koyan değil, yeni araştırma ufukları açan bulgulardı. Bu konulardan birinde araştırma yapacak olursam, kendi alanımda dünya çizgisini yakalamış olacaktım. Hemen Elif Hanım'ın yanına gittim ve durumu anlattım. 'Hangi konuyu seçmek istiyorsun?' diye sordu. Bu sefer de bu soruyu cevaplamak için araştırma yapmak durumunda kaldım. Aradan on ay geçtikten sonra, Amerika'da Kuzey Karolayna Eyalet Üniversitesi'nde, yaptığım araştırmanın bulgularını sunuyordum. Elif Hanım, şu konularda yeni gelişmeler var, öğren demedi; şu konuda bir araştırma yap demedi; şu alt alanı seçsen iyi olur demedi. Herhalde deseydi, bu araştırmaları isteksiz, ödev gibi yapacaktım. Hepsini ben yaptım, hem de isteyerek. Bana sadece basit bir soru sordu ve merakımı kaşıdı, o kadar...

Talimatsız değişim

Elif Hanım, öğlen yemeklerini üniversitenin öğretim üyelerine ayrılmış restoranında değil, öğrencilerin kuyruğa girdiği yemekhanede yiyor. Ben onun öğrenci yemekhanesinde yemek yediğini derste lisans öğrencilerinden öğrendim ve inanmadım, şaka yapıyorsunuz, dedim. Bir öğle yemeği saatinde, ondan birkaç dakika sonra peşine takıldım ve neler olduğunu izledim. Öğrenciler, ona kuyruğun önüne geçmesini teklif etseler de kabul etmedi. Herkes gibi sıranın kendisine gelmesini bekledi. Öğrencilere çıkan yemek pek öyle iyi değildir; ama aldırmayarak o yemek tepsisini aldı ve öğrencilerle ufak tefek diyaloglar kurarak yemek masasına oturdu. Uzaktan duyduğum kadarıyla çocuklara ders verir gibi konuşmuyor, benimle ilk metroda karşılaştığı günkü gibi sıradan bir insanmış gibi konuşuyordu. Öğrencilerin inanılmaz sempatisini toplamıştı. Öyle ki, birkaç gün sonra birkaç öğretim üyesinin daha öğle yemeğinde öğrenci kantininde ona eşlik ettiğini gördüm. Bir hafta sonraki gelişmeyi tahmin edemezsiniz, kantindeki yemeklerde ve kantin salonunun temizliğinde belirgin bir iyileşme vardı. Bu nasıl olmuştu, birkaç öğrenciden istihbarat aldım. Aşçılar, öğretim üyelerinin de gelmeye başladığı kantine, daha özenli yemek hazırlamaya başlamışlardı. Öğrencilerse, kendiliklerinden kantinin temizliğiyle bizzat ilgilenmeye başlamışlardı. Ortada hiçbir emir, söz olmadığı halde yemekhanede bir şeyler iyileşiyordu.

Potansiyelini keşfetmek

Bu arada nasıl ders vermeye başladığımı söylemeliyim. Ne yalan söyleyeyim, çekingen tabiatlı birisiyim. Araştırma görevlisi olurken de, öğrencilere ders vermeyi değil, bilim adamı olmayı düşünüyordum. Bir gün bunun da başıma geleceğini biliyordum; ama türlü mazeretlerle geciktiriyordum. Bir gün Elif Hanım, sohbet sırasında bana bir ameliyat geçireceğini, bu ameliyat dolayısıyla iki hafta derslerine giremeyeceğini ve çok üzüldüğünü söyledi; ona dedim ki, "Hocam üzülmeyin, izin verirseniz ben derslerinize girerim." Aslında Elif Hanım, ameliyatı dolayısıyla derslere girmese hiçbir şey olmazdı, bana derslere giremeyeceğini söylemesinin nedeni, benim derse hoca olarak girmeyi denememi istemesindendi. Benim, derste konuşma korkumla yüzleşmemi istiyordu. Sonuç, ne oldu? Artık derse girmekten ve öğrencilerle karşılaşmaktan korkmuyorum. Hatta, bu konuda diğer arkadaşlarımdan daha yetenekli olduğumu keşfettiğimi söyleyebilirim. Bu konuşma işi bana örnek oldu; bugüne kadar çekindiğim başka birçok şeyle yüzleştim ve korkularımı yendim. Örneğin, üniversitede birlikte lisans okuduğumuz, âşık olduğum bir kız arkadaşım vardı. O kadar çekingendim ki, dört yıl bitti; üstüne mastır geçti, ara ara görüşmemize rağmen bir türlü açılamamıştım. Elif Hanım'ın beni derse sokma deneyiminin ardından o kız arkadaşıma da açılma cesareti buldum. Ne diyeyim, Elif Hanım beni iyi ki derse sokmuş...

Yeni anlayışın temsilcisi, aramızdan biri...

Elif Hanım, daha önce görev yaptığı başka bir üniversiteye atandı. Elif Hanım'ın gidişine üzülmüyorum... Çünkü artık, burada onun anlayışının temsilcileri var, ben varım, arkadaşlarım var.. ve bu anlayışın yayılabilmesi için Elif Hanım'ın gitmesi gerekiyor.. bu kadın gitse de.. ben bu kadını seviyorum...


m.arat@zaman.com.tr


@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @



Yazarımızın en son yazıları

10/ 09/ 2000... Koçluk kavramı
17/ 09/ 2000... Mantık dışı bir yazı
24/ 09/ 2000... Kulaklarımızın arasındaki boşluk
01/ 10/ 2000... Ben, ben değilim
08/ 10/ 2000... s-Empati
15/ 10/ 2000... Senaryo ve yetenek planlama
22/ 10/ 2000... Sıradanlığın dayanılmaz hafifliği
29/ 10/ 2000... Zaman kazanma ilkeleri
05/ 11/ 2000... Dengesiz bir yazı
12/ 11/ 2000... Yeni Liderler: Keşfettiren Eşitler


| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.