Köyden indim Seattle'a
Microsoft'u merak edenler ve başarının sırlarını keşfetmek isteyenler için ilaç bir başarı öyküsü..
Hüseyin Koyun 1973 yılında doğdu. Aslen Adıyamanlı. Ekonomik sıkıntılar ailesini İstanbul'a, hamallık yapan akrabalarının yanına sürükledi. Hüseyin Koyun, bu şartlar altında okudu ve Bilkent Bilgisayar Mühendisliği'ni kazandı.
Bilkent Üniversitesi'nden mezun olduktan hemen sonra evlendi. Paraya ihtiyacı vardı. Üstelik hiç bir iş de onu tatmin etmiyordu. Son çare Microsoft'tu... Ancak bu mümkün müydü? Kendisine güveniyordu, müracaat etti.
Koyun, önce Microsoft'un e–mail ile gön-derdiği soruları cevapladı. Ardından ABD'den bir uzman tarafından 40 dakika sınandı. Bitmedi. Bir otelde 4 mühendis 5 saat boyunca sorguladı. Sonuç olumluydu. O şimdi Microsoft'un en önemli beyinlerinden biri.
1960'lı yıllarda sadece Almanya'ya göç yaşanmadı. Anadolu'nun kırsalından şehirlerine de önemli bir oranda iç göç meydana geldi. Kendilerine iyi bir gelecek hazırlamak, eğitim–öğretimlerini devam ettirebilmek için köyünden, obasından kopan insanımız yıllarca İstanbul'un zor şartlarında çırpındı durdu... Adıyaman'ın Gerger ilçesine bağlı Bagoz köyünden daha 14 yaşlarında İstanbul'a gelen Ömer Koyun da bu insanlarımızdan biri. Eğitimini sürdürebilmek için Kapalıçarşı'da hamallık yapan abilerinin yanına gelen Koyun, kendisine sağlanan mütevazı imkanlarla tahsilini devam ettirmeye çalıştı. Çok az Türkçe bilmesine rağmen Vefa Lisesi'nin orta kısmını başarıyla bitiren Ömer Koyun, ardından lise kısmına yazıldı. Fakat maddi imkansızlıklar nedeniyle eğitimine devam edemedi.
'Bari çocuklarım okusun'
Tahsiline devam edememenin ızdırabını yaşayan Ömer Koyun, çocuklarının eğitimi için elinden gelen bütün imkanlarını seferber etti... Bunu da başardı. O şimdi 2 çocuğunu matematik öğretmeni ve 1 çocuğunu da bilgisayar mühendisi olarak yetiştirmenin mutluluğunu yaşıyor.
Bilgisayar mühendisi oğlu Hüseyin Koyun şimdi dünyanın en büyük bilgisayar firması Microsoft'un ABD'deki Washington eyaleti Seattle şehrinin Redmond kasabasındaki merkezinde bilgisayar mühendisi olarak çalışıyor. Peki oğul Hüseyin Koyun'un Adıyaman ve İstanbul'dan ABD'ye uzanan bu müthiş başarı grafiği nasıl gerçekleşti?
Hava Harp Okulu'ndan ayrıldı
1973 doğumlu Hüseyin Koyun, aslen Adıyaman'ın Gerger ilçesine bağlı Bagoz köyündendir. İlkokulu İstanbul'da Bağcılar Malazgirt İlköğretim Okulu'nda, ortaokulu Bağcılar Mahmutbey Ortaokulu'nda okudu. Liseyi Aksaray Pertevniyal Lisesi'nde 1991 yılında bitirdi. İlk ve ortaokulu birinci, liseyi de ikinci olarak tamamladı.
Liseden sonra Hava Harp Okulu sınavlarına katılan Hüseyin Koyun sınavları başarır ve okula kabul edilir. Daha önceki okullarında olduğu gibi burada da dönem birincisi olan Koyun, daha sonra tazminatını ödemek suretiyle okuldan ayrılır ve üniversite sınavlarına hazırlanır. FEM Dersanesi'nin katkılarıyla 1993 ÖSYM sınavında matematik dalında Türkiye 172.si olur ve Bilkent Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği'ni kazanır.
Kolay mı Microsoft'a girmek!
Hüseyin Koyun, Bilkent'teki hazırlık ve ardından 4 yıllık yoğun bir mühendislik eğitiminden sonra 1998 yılında bilgisayar mühendisi olarak mezun olur. Aynı yıl Bilkent Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği'ne asistan olarak kabul edilir. Bu sırada evlenir. Ancak evlilik ekonomik zorlukların ortaya çıkmasına sebep olur. Bu sorunlar sebebiyle masteri bırakarak Ankara'da Havelsan AŞ'de (Hava Elektronik Sanayi AŞ'de) bilgisayar mühendisi olarak çalışmaya başlar. Burada Hava Kuvvetleri için hazırlanan bir projede 1 yıl kadar çalışır.
Her şey bir e-mail'le değişti
Koyun'un kaderi eline 1999 yılının Haziran ayında Microsoft'un Türkiye'ye mülakat yapmak için geleceğine dair bir e–mail'in geçmesiyle değişir. Derhal özgeçmişini gönderir. Birkaç gün geçmeden kapsamlı sorular içeren uzun bir e–mail cevap olarak gelir. Hemen soruların yanıtlarını gönderir. Ardından bir telefon alır ve mülakat için randevulaşılır.
Kısa bir süre sonra Amerika'dan Microsoft'tan bir bayan arar. Koyun, 40 dakika kadar süren telefon mülakatında projeleri, planları, çalışmaları ve teknik konuları hakkında İngilizce olarak adeta ecel teri döker.
Sultanahmet'te 5 saatlik ecel teri
Telefon mülakatı iyi geçmiştir; ancak Microsoft için bu sonuç da yeterli değildir. İstanbul Sultanahmet'teki Four Seasons (Dört Mevsim) Hotel'e yüz yüze mülakat için çağrılır bu sefer. Koyun, burada tam 5 saat boyunca Microsoft'ta çalışan 4 mühendis tarafından adeta sorgulanır. Ve iki hafta sonra e–mail ile bu uzun ve yoğun maratonun yanıtı gelir: Microsoft'ta işe kabul edildiniz. Koyun, yüz yüze mülakata çağrılan 50 kişiden işe kabul edilen 7 kişi arasına girmeyi başarmıştır. Koyun, 7 Ekim 1999 tarihinde Seattle'a 18 saatlik uzun bir uçak yolculuğundan sonra ulaşır ve resmen 11 Ekim 1999 tarihinde işe başlar.
Koyun'la çok özel
Microsoft'ta çalışmak nasıl?
Çok güzel bir duygu. Microsoft, bizim mesleğimizde çalışabileceğimiz Sun, IBM, Oracle, gibi birkaç zirve şirketten biri. Ürettiğiniz Software tüm dünyaya pazarlanıyor ve tüm dünyada kullanılıyor. Microsoft, 25 yıllık geçmişi olan, sistemi oturmuş tecrübeli bir şirket. Maddi sıkıntı yok. Bill Gates, dünyanın en zengin ve en cömert adamı.
Her yıl kaç mühendis alınıyor?
ABD'de her yıl bilgisayar eğitimi almış 30.000 kişi mezun oluyor. Ama Microsoft gibi high–tech firmalar bu mezunların en başarılısı olan sadece yüzde 10'unu işe alıyor. 3.000 tane mühendis sadece Microsoft'a yetmezken IBM, Sun, Oracle, Real.. gibi dünya kadar Amerikan Software şirketi bunları kapmak istiyor. Amerika'daki mühendisler yetmediği için açık diğer ülkelerden kapatatılıyor.
Microsoft Türkiye'de olsaydı!..
Bu denli başarılı olamazdı. Microsoft'un başarısının temelinde Amerikan toplumunun birbirine saygılı, hoşgörülü güzellikleri yatıyor. Amerika çok uluslu bir ülke. Yani Amerikan ırkı diye bir ırk yok. Toplum, birbirinin düşüncelerine, inançlarına saygıyı öğrenmiş. Şirketler de bu özellikleri taşıyor. Tüm çalışanlarına adaletli davranıldığı için bireyler başarılı oluyorlar. Bireylerin başarısı da doğal olarak şirketin başarısına yansıyor.
Irk, din, dil ayrımı hiç mi yok?
Microsoft'ta 40 bin mühendis var ve bunlar dünyanın dört bir tarafından gelmişler. Çinli, Hintli, Rus, Avrupalı, Arap, Kanada'lı, Türk... Burada çok çeşitli ırk, din, dilden insanlar var. Kimse kimseyi ırkından, dilinden, dininden, kıyafetinden, inancından dolayı yadırgamaz, kınamaz. Burada milli kıyafetini giymiş Hintli bay veya bayan mühendisler, sakalı göbeğine varan mühendisler, saçı beline varan erkek mühendisler görebilirsiniz. Ama kimse onları bu görünümleriyle değerlendirmez, işlerinde gösterdikleri başarıyla değerlendirirler. Aslında burada sizin inancınız, kıyafetiniz, görünümünüz kimsenin umurunda da değil. Fikir ve düşünce suçlusu kavramı buralarda çok saçma bir olay...
MICROSOFT'un başarı sırları...
Microsoft'ta mesai kavramı yok. Kimse kaç saat çalıştığınızın hesabını tutmaz. Ancak proje takibi yapılır. Sıcak ve soğuk içecekler sınırsızdır. Her tür eğlence ve dinlence imkanı düşünülmüştür.
Sistemlerini çok iyi oturtmuşlar. Yılların tecrübesi var tabii ki. Adamlar software gibi bir sektörde çalışıyor. Buna rağmen çok güzel iş dağılımı yapıp takibini de çok güzel yapıyorlar. Mühendisleri idare etmek zordur ve bu adamlar muhendisleri nasıl idare edeceklerini iyi öğrenmişler. Mesela çarpıcı birkaç örnek vereyim; Microsoft'ta sıcak ve soğuk içecekler sınırsızdır. Ve yüzlerce çeşitleri var. İstediğiniz kadar içebilirsiniz. Her katta; bilardo, atari, masa tenisi türü oyunlar var; çok sıkıldığınız zamanlarda gidip eğlenebilirsiniz. Mesai kavramı yok. 24 saat istediğiniz saatlerde gelip çalışabilirsiniz. İstediğiniz zaman şirketten çıkıp gelebilirsiniz, kimseden izin almanıza gerek yok. Ve kaç saat çalıştığınızın hesabını tutan da yok. Her şey karşılıklı güven ve yöneticilerin verdikleri projeleri yapıp yapamadığınıza göre değerlendiriliyor. Yazılım sektörünün tabiatına uymayan basit bir mantık yok yani. Tabii ki bu şirketin başarısındaki en önemli sebeplerden birisi de çok zeki ve başarılı, çok geniş ve alternatifli düşünebilen, mucit zihniyetli–mantaliteli mühendisleri çalıştırmaları.
Başarılı mühendisler, başarılı bir yönetimin yanında geleceği iyi görüyor, vizyonu iyi yakalıyorlar. Gereken Ar–Ge'lere destek veriyor. En önemlisi de yaptığı ürünleri tüm dünyada çok güzel pazarlıyor. Çok başarılı bir şey üretebilirsiniz; ama pazarlayamadıktan sonra ne ehemmiyeti var? Bütün bunları bir araya getirdiğinizde Microsoft'un neden bu kadar başarılı olduğu kolaylıkla anlaşılabilir.
HÜSEYİN KOYUN'DAN Öğrencilere tavsiyeler...
Öncelikle okullarını başarılı bir derece ile bitirsinler. Çünkü başarılı bir iş hayatı başarılı bir eğitimle başlar. Ve hedeflerini büyük tutsunlar. Master, doktora yapmayı düşünüyorlarsa bunu yurtdışında yapmaya çalışsınlar. Bu şekilde hem vizyonlarını geniş tutmuş olurlar, hem de yurtdışında bulunmanın getireceği avantajları elde etmiş olurlar. Yabancı dil ve özellikle İngilizce öğrenmek şart. Ve hiçbir zaman okullarda, üniversitede verilen eğitimle yetinmesinler. Kendilerini sürekli geliştirsinler...
Microsoft'taki görevi ne?
Koyun, Microsoft'ta Windows Digital Media bölümünde çalışıyor. Digital ortamda ses, görüntü onun uzmanlık alanı. İnternette televizyon ve radyo yayını, Koyun ve arkadaşlarının hazırladığı teknoloji kullanılarak başarılıyor. Digital Media sisteminde 3 temel olay var: Encoder, Server ve Player. Koyun, 1 yıl boyunca Encoder kısmında çalışmış. Şimdi ise Server kısmında görev yapıyor. Koyun, sadece bu bölümde 650 mühendisin çalıştığını söylüyor.
|