Belediyeler SOS veriyor
Geçtiğimiz hafta, yardımcılarıyla birlikte ziyaretimize gelen Bahçelievler Belediye Başkanı Mimar Saffet Bulut, gençleşen ve kentleşen Türkiye'nin yerel yönetimlerde ciddi problemleri üzerinde durmuştu.
Başkan Bulut, yerel yönetimler yasasının acilen çıkarılması gerektiğini, 1580 sayılı (1930) ve 1984'te çıkmış, 3030 sayılı yasalarla ve 1992'deki ek yasaların yeniden gözden geçirilmesi ve yerel yönetimlerin elinden merkeze alınmış tüm yetkilerin geri verilmesinin bir zorunluluk olduğunu belirtiyordu.
Gıda denetiminden, bina denetimine kadar tüm alanlarda yetkileri 1986'dan günümüze tek tek geri alan hükümetlerin, belediyeleri acz içine düşürdüklerini, SSK primi gibi borçları bile ödeyemez duruma getirdiklerini belirten Bulut: "Belediyeler artık SOS işareti gibi imdat çığlıklarıyla, batmak üzere olduklarını haykırıyorlar. Bu çağrıya, bu çığlığa kimse kulak kapatamaz. Gençleşen ve kentleşen Türkiye'nin, en temel sorunlarından birisi olan yerel yönetimlerin mutlaka sorunlarına TBMM acilen çözüm getirmek zorundadır." diyordu.
Başkan Saffet Bulut, "Belediyeler artık iflasta. Bunu herkes duysun istiyoruz." şeklinde duygularını dile getiriyordu.
Aynı hafta içinde Bağcılar Belediyesi'nin 12'ncisini tertiplediği güzel bir organizasyonunda bulunduk. Bütün partilerin ilçe başkanları, belediye meclis üyeleri ve muhtarların da katıldığı geniş katılımlı İstişare programında, hukukçu Başkan Feyzullah Kıyıklık da yerel yönetimlerle ilgili konu üzerinde durdu.
Hükümet tarafından tırpanlana tırpanlana ucube haline gelen bütçelerinden dolayı iş yapamaz hale getirildiğini, oldukça zor şartlar altında hizmet vermek zorunda bırakıldığını savundu.
Daha önce görüşlerini aldığımız, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak ve Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Celal Doğan da benzer konulardan şikayetlerini dile getiriyor ve çözüm yolları ileri sürüyorlardı. Farklı partilere ait, iktidar ve muhalefet belediye başkanlarının aynı konuda benzer fikirler serdetmesi insanı derin derin düşündürüyor.
Belediyelerin her hükümet döneminde, Resmi Gazete'de yayımlanan kararnamelerle, yetkileri geri alınan ve bugün neredeyse çöp ve temizlik dışında yetkileri kalmayan, her kesime hitap eden, hizmet veren ve farklı partilere mensup belediye başkanlarını bu duruma getiren anlayış acaba neyi amaçlıyor?
Başkanlar çırpınıyor,
Halk mağdur,
Vatandaş çaresiz.
Kazanan ve faydalanan kim?
Bilen varsa beri gelsin.
DİS'te bundan sonra ne olacak?
Adı Daimi İşçi Sınavı (DİS). Bu sınava giren de pişman girmeyen de. Ön lisans harita kadastro bölümü mezunu Fikret Oflaz sınava girip şikayetçi olanlardan.. Oflaz, 'Biz girdik, sınavı kazandık da ne oldu sanki? Bundan sonra ne olacağını tam bilen bir yetkiliye rastlayamadım.'' diyor.
DİS sınavında 87.339 puanla 210 başarı sırasında bulunduğunu ifade eden Fikret Oflaz, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı'nın konuyla ilgilenmesini istiyor. Oflaz, ''Müracaat ettiğim İş ve İşçi Bulma Kurumu yetkilileri, ya gazeteleri takip etmemi ya da kurumdaki panolardan takip etmem gerektiğini söylüyorlar. Velhasılı her gün onlarca gazete takip etmek zorunda kalıyoruz. Oysa DMS'deki uygulamalar gibi yapılsa dahi iyi olmaz mı?'' diye soruyor. Trabzon'dan Oktay Mete ise (DİS)'e giremeyen gayri memnunlardan.. 1 Ekim 2000 tarihinde yapılan DİS sınavına giriş belgesinin ulaşmadığı için giremediğini belirten Oktay Mete, bütün işlemleri yapmasına ve 12 milyon liralık sınava giriş ücretini ödemesine rağmen ÖSYM'nin belgesini göndermemesine bir anlam veremiyor.
Mete, "Ya sınava giriş ücretimi geri versinler ya da bana bir sınav hakkı daha tanısınlar." diye ekliyor.
Biz de aynı fikirdeyiz, ya siz?
Ağaç katliamına soruşturma
9 Kasım 2000 tarihli köşemizde "Büyükşehir Belediyesi çevre katliamını seyrediyor" başlığı ile yer alan yazı ile ilgili olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi bir açıklama gönderdi. Açıklama şöyle: "Yazınızda; Bakırköy sakinlerinin şehir ortamından bir nebze kurtularak rahat bir nefes aldığı Yeşilköy sahillerindeki ağaçlar katlediliyor. Bakırköy sakinleri, zaten kısıtlı olan yeşil alanların işyeri gayesiyle tahrip edilmesine tahammüllerinin kalmadığını belirterek adeta isyan ediyorlar." ifadesine yer vermektesiniz.
Yazınızda belirttiğiniz söz konusu bölge hakkında; İstanbul Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü'müze bağlı Florya Bölge Şefliği'miz tarafından 30 Ekim 2000 tarihinde yapılan rutin kontrollerde, Bakırköy ilçesi Yeşilköy Sahil Parkı'nda faaliyet gösteren Aktop Cafe ile ilgili mevcut durum tespit edilerek gerekli yasal işlemler başlatılmıştır.
Koruma ve tahribatların önlenmesi ile ilgili eksikliğin giderilmesi amacıyla; Park ve Bahçeler Müdürlüğü'müz 'Gözetim ve Denetim' ihalesi dosyası hazırlamış ve ihale sürecine konulmuştur. Bu ihale sonuçlanıp uygulamaya geçildiğinde parklarda özel güvenlik elemanları bulundurulacak ve bu tip sorunların çözümü kolaylaşacaktır. Şu anda Park ve Bahçeler Müdürlüğü'müzün mevcut elemanları, park ve yeşil alanlarda yalnızca mesai saatlerinde bulunabilmektedirler. Tahribat yapan kimseler ise bu işleri gece yapmaktadırlar ve dolayısıyla tespitler ancak günlük yapılabilmektedir.
İstanbul'da Park ve Bahçeler Müdürlüğü'müz sorumluluğunda 20 milyon metrekare yeşil alan ve yine içerisinde milyonlarca ağaç bulunan ağaçlandırma alanları da bu müdürlüğümüz sorumluluğundadır. Her bir m²'ye düşen ağacın korunması için personel temin etmek imkan dahilinde değildir. Tahribat problemi, bir güvenlik problemi olduğu gibi, aynı zamanda bir eğitim problemidir. Bunun çözümü ise uzun çaba ve süreç gerektirmektedir.
Durumu bilgilerinize sunar, çalışmalarınızda başarılar dileriz...''
|