YÖK'ün mü var?
Bu yıl devlet para musluklarını kısınca YÖK biraz zora girdi. Finansman sorununu aşmakta zorlanan YÖK sonunda çareyi bulmuş. Açığı öğrenciler kapatacakmış. Nasıl mı? Halen 100 ila 300 dolar düzeyinde bulunan öğrenci haraçları pardon harçları, 800 dolar düzeyine çıkartılacakmış.
Çok bir sayın Kemal Gürüz ayrıca reel öğrenim ücretine geçilerek katkı payı miktarlarının da artırılmasını istiyormuş.
Dalga geçtiğimizi sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Bunların hepsi YÖK tarafından hazırlanan '2005 Yılındaki Hedefler ve Darboğazlar' başlıklı raporda var.
Ortalıkta peynir ekmek de yok; ama bunlar akıllarını neyle yemişler acaba?
Kırılacak
ANAP Genel Başkan Yardımcısı Ali Doğan, "Başörtüsü ile uğraşan, başörtüsüne el uzatan şerefsizdir" diyor. Ufak bir dokundurması da var: "Başörtüsü meselesini halledeceklerini söyleyenler, kendi milletvekillerinin başörtüsünü halletti." Doğan üstelik üzerine vurgu yaparak sözlerine şunları da ekliyor:
"Bunu bir partinin genel başkan yardımcısı olarak söylüyorum."
Bütün bunlar gerçek mi diye düşünürken, Ali Doğan'ın sözleri bizi kendimize getiriyor:
"Tek başımıza iktidara geldiğimizde, başörtüsüne el uzatanın elini kırarım!"
Fazla söze hacet yok. "Yaptıklarımız, yapacaklarımızın teminatıdır!" diye ne kadar güzel bir söz var öyle değil mi?
Sanal âlem
Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda "Demokrasi ve Siyasî Partiler Kanunu" konulu bir toplantı vardı. Konuşanların tamamı partilerin içinde demokrasi olmadığını ve merkez devlet hiyerarşisi nasıl örgütlenmişse, siyasî partilerde hıyararşinin de öyle örgütlendiğini söyledi.
Bize en ilginç geleni ise eski Denizli Milletvekili Hasan Korkmazcan'ın söyledikleriydi. Dedi ki, "Şu anda Türkiye'deki siyasî partilerin hiçbirini siyasî parti olarak değerlendirmek mümkün değildir. Demokrasi istiyorsak, gerçek siyasi parti arayışını sürdürmeliyiz."
Bir milletvekili partilerin hiçbirinin gerçek parti olmadığını söylüyorsa biz de buna inanırız. Ne yani biz şimdi, yıllardır aslında var olmayan partiler tarafından var olmayan bir şekilde mi yönetiliyorduk ya da yönetiliyoruz? Hissettiklerimiz hiç de öyle olmadığını söylüyor ama ya neyse!
Yine lideriz
Ne kadar olumlu şey varsa ya orta halli ya altlardayız. Ne kadar olumsuz şey varsa da, hemen liderlik vasıflarımız kabarıveriyor. Düşünceye Özgürlük buluşmasında yurt içi ve yurtdışından birçok katılım oldu. Katılımcılar, Türkiye'de insan hak ve ihlallerinin sebebini Anayasa'daki eksikliklere bağladılar ki, o konuya girmeyeceğiz, boyumuzu aşar.
Biz PEN Hapisteki Yazarlar Komitesi'nin verdiği bir bilgiyi aktaracağız size. Komitenin Başkanı Eugene Scholgin, bütün dünyada yazarlar hakkında toplam 530 dava açıldığını söylüyor ve ekliyor: "Ne yazık ki, bu davaların 100 tanesi Türkiye'den. Yargılanan yazarlardan yüzde 20'sinin ülkenizde yaşıyor olması, gerçekten utanç kaynağı."
Biz bundan utanmıyoruz. Kendilerini korumanın tek çaresini farklı düşünen ve yazanları hapsetmekte bulanlar utansın!
Kuş uçmaz, kervan geçmez
ANAP Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, Türkiye'nin kalkınmasının ancak Doğu Anadolu'nun kalkınması ile mümkün olacağını söylüyor. Bunun için de güzel bir örneği var:
"AB yolu, Kadıköy'den değil Taşoluk Köyü'nden geçer."
Hayır efendim yanlış, AB yolu, Taşoluk'tan da değil, biraz ekonomiden biraz da insan haklarından geçiyor!
Biraz saygı
Geçtiğimiz hafta Erozyonla Mücadele Haftası'ydı. Çeşitli etkinlikler düzenlendi. En önemlisi ise bu yıl ilk defa TEMA Vakfı tarafından "Toprağa Saygı Yürüyüşü" yapılmasıydı. Vakıf üyeleri, işadamları, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı yürüyüşe. Bizce nafile uğraştı. Bu memlekette insana saygı yok ki, toprağa olsun!
Rahatlık
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde başlayan duruşmaya rapor sunmak amacıyla 8 kişilik bir heyet İmralı'ya gitti. Abdullah Öcalan onlara dedi ki, "İmralı'da çok rahatım!" Bizim de öyle olduğundan hiç endişemiz yoktu zaten.
Obur dünya
Amerikalı bilim adamları, oburluk yapanların kalp krizi riskini artırdığını saptamış. Allah'tan idarecilerimiz bizim sağlığımızı bizden daha iyi düşünüyorlar da, oburluk yapıp, kalp krizi tehlikesi ile karşı karşıya kalmamıza izin vermiyorlar.
Duvar yazısı
Bankaların içini boşaltmak, hapishanenin içini boşaltmaktan kolaymış.
|