Kutsallık
Peygamberimiz (sas)'in hırkası kutsal diye, Hırka-i Şerif Camii'nde herkes onu ziyaret eder. Türbelere akın akın giderler...
Camiler de mübarektir.
Kutsal şeylerin sayısı oldukça fazladır. Bu şeyler, insanlara ne vermiştir; insanlar bunlara ne verdi?
Herhalde en kutsal olan Kur'an-ı Kerim'dir. Müslüman, Kur'an'ı öğrenir, anlar ve yaşarsa kendisi de aziz ve muhterem olur. Eğer Müslümanlar, Kur'an'ın prensiplerine uymazsa Kur'an yine kutsaldır; fakat Müslümanlar bu kutsallıktan pay almamıştır.
Hac ve umrede Kâbe'yi ziyaret eden kaç Müslüman mübarek oldu? Kâbe yine de kutsaldır.
Resulullah'ın mübarek türbesine yaklaşıp, pencere demirlerine yapışıp, ağlayan, başını oraya, buraya vuran insanlara "Ne bağırıyorsunuz? Resulullah'ın sünnetini öğrenip, ona uyun." dediğimde bön bön baktılar. Resulullah'ın ve sahabenin yüce ahlakını hatırladım, bir de bugünkü iki milyara yaklaşan Müslümanları düşündüm...
Kutsal, kutsî, mübarek, aziz, muhterem gibi kelimeler, yakılan imanın dumanları arasında görünmüyorsa; kutsallık insanlardan uzaklaştıkça, bir şeylerin kutsallığı artacak.
Türbelere gidenler "Bu insan nasıl yaşadı ki mezarını türbe yaptı? sorusunu sormazsa; türbelerin ihtişamı yanında evler kulübe gibi kalacak.
Kudüs'ün kutsallığına diyecek yok. Filistinlilerin taş atıp, taş devrini yaşamaları, İsraillilerin çağın imkânlarını kullanmaları feleğin tersine dönmesidir.
Hürriyet, vatan şairi Namık Kemal'in dilinde destanlaşmış; hürriyete esir olanların esaretten kurtulduğu en veciz şekilde dile getirilmiş... Ve, hürriyet aşkına perişan olan Çeçenler, Kosovalılar ve Bosnalılar... Eğer mücadelenin ucunda zafer sancağı yoksa, kutsallık elem ve kedere dönüşür.
İslamiyet, insanlığın kurtuluşudur. İki milyar Müslüman'ın yüzde otuzu dinle meşgul olurken geriye kalanların yüzde yirmisi adeta İslam'a düşman; yüzde ellisi de vurdumduymaz. Zevkler ve menfaatler insanı yutmuşsa, onun taşıdığı ismin veya sıfatın kutsallık değeri çamura düşmez mi?
Cemaatini bekleyen cami kutsal mı, öksüz mü?
Haramlarla süslenen bayramlar mübarek mi, ıstırap mı?
Mübarek kandilleri kutlayanların hayatı ne kadar değişti?
Eşyaya kutsallık verenler ilimden çok dinî levhalara itibar etti.
Asr-ı saadette camilerde yazı bulunmazken bugün kıbleye bile mübarek kelimelerin konması; ruhun mahkûmiyetine, bedenin saltanatına işaret sayılmaz mı?
Bu sebeple mezarların dışını süsleyenler, içine önem vermiyor...
Ve, eşyayla övünen insanlar... Biz öyle insanlar tanıdık ki, eşyası onunla kıymet kazandı... Bugünkü insanların ekserisi de eşyadan şeref almaya çalışıyor. Bunun için asansörler, merdivenler ve uçaklar insanı yükseltmiyor, başı dumanlı olanlar uçuşa kalkıyor.
Kutsallık, ilimde, sanatta ve ahlâkta aranmalıdır. Hal böyle değilse kahveler, meyhaneler, barlar, diskotekler de kutsal sayılır. Stadlar, stüdyolar, televizyonlar, radyolar, internetler, kutsallığın her türlüsünü suya atıp, alışkanlığın kölesi olanları tebea seçip, tahtını kurdu. Her ideoloji, her rejim ve her sistem lafta kaldı; çünkü insanların çoğu kan ağlıyor.
h.ismail@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
20/
10/
2000...
Bir hadise var...
26/
10/
2000...
Almanya
27/
10/
2000...
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın kitabı
02/
11/
2000...
Bir oyun
03/
11/
2000...
Osmanlılardan bugüne eğitim ve din
09/
11/
2000...
Öksüz
10/
11/
2000...
Harfler, harpler ve insanlar
16/
11/
2000...
Yimpaş
17/
11/
2000...
Dindarlar imam hatip liselerini nasıl kapattı?
23/
11/
2000...
Soruyorum: Doğru değil mi?
|