GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

24/11/2000

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Poli-Diyalog

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Fikir Platformu

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Toplum

Akademi

Hayat

Sağlık

Ulaşım

Otomobil

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye



Kadir DİKBAŞ

Ekovizyon

Yakından uzak olmak

Cuma günkü yazımızda AB ile ticarette dengenin aleyhimize geliştiğini, AB ekonomisine göbekten bağlı hale geldiğimizi işlemiştik.

İşte bu bağımlılığa veya tek pazar takıntısının aksine, yakın ülke pazarlarıyla olan ticaretimiz gelişmiyor, geriye gidiyor.

Fikir babalığını Türkiye'nin yaptığı Karadeniz Ekonomik İşbirliği (KEİ), Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) gibi kuruluşlar var. Bu iki bölgesel teşkilatın da ana gayesi üyeler arasında ticareti geliştirmek. Ne var ki, bu amaca ne kadar hizmet ettikleri tartışılır.

Türkiye'den örnek verelim. KEİ ülkelerinin dış ticaretimizdeki payı yüzde 10'u bulmuyor. EİT üyelerinin dış ticaretimizdeki yeri de yüzde 3 dolayında. KEİ'ndeki rakamın biraz makul görünmesi Rusya'dan kaynaklanıyor. Kaldı ki, Rusya ile ticaret de istenen seviyede değil.

Son üç yılın rakamları hem KEİ hem de EİT ile ticaretin gerilediğini gösteriyor. EİT'nin Türkiye dışındaki 9 üyesinden 5'i Türk cumhuriyeti ve bu cumhuriyetlerle yapılan ticaret de düşüş eğiliminde.

1998 yılında petrol fiyatlarının gerilemesi, son 10 yılda en önemli ticaret ortaklarımız arasına giren Rusya'nın ihraç gelirlerini, dolayısıyla da ithalatını etkilemişti. Ve ülkede yaşanan kriz, yaptığımız ihracatı yüzde 34,4 oranında aşağı çekmişti. Türkiye'deki tüm sektörleri etkileyen bu durum, Bağımsız Devletler Topluluğu'na (BDT) ve Türk cumhuriyetleri ile olan ticarete de yansıdı. BDT ülkeleri ile yapılan ticaret 1998'de yüzde 24, 1999'da da yüzde 42,5 oranında geriledi.

Rusya, krizi atlattı, BDT ülkelerinde taşlar yerine oturalı neredeyse iki sene oldu; ama bu ülkelere yapılan ihracatta kayda değer bir gelişme, toparlanma yaşanmadı. 2000 yılı ilk 8 ayında da ihracatta yüzde 7'lik artışa karşılık ithalatta yüzde 60'lık patlama görülüyor. Bu ise hiç de iyiye işaret değil. Eğer Rusya mal karşılığı doğalgaz teklifine yanaşmazsa, bu patlamayı, Mavi Akım'ın devreye girmesi ile birlikte yeni bir patlama izleyebilir.

İhracatımızda genel tıkanıklık, tarımsal ürün ve hayvancılıkta yaşanıyor. Son üç yıldır iki grupta da ciddi düşüş var. Yakın pazarlar olan BDT ve Orta Doğu pazarına ihracattaki kan kaybının kaynağı da büyük ölçüde bu. Bunun yanında özellikle BDT pazarlarına dönük deri ürünleri ve temizlik maddeleri satışında da büyük daralma görülüyor. Yani artık Rusya'ya ve eski Sovyet cumhuriyetlerine eskisi gibi sebze, meyve, bisküvi, gofret, makarna, çikolata, sabun ve deterjan satamıyoruz.

Daha iki yıl öncesine kadar, Türkiye'den dışarıya satılan sabun ve temizlik maddelerinin yüzde 60'ı bu ülkelere gidiyordu; ama şimdi değil.

Geçen yıl BDT ülkelerinin de içinde bulunduğu geçiş ekonomilerinin ithalat hacmi yüzde 10 seviyesinde artmış; ama görünen o ki, Türkiye bu artıştan pay alamadığı gibi mevcut pazarlarını da kaybetmekte.

Gelelim Orta Doğu'ya...

Körfez Savaşı ile bıçakla kesilir gibi kesilen ticaret, eski günlerine dönme imkanı bulamıyor. Burnumuzun dibindeki pazara bile mal satmaktan aciziz ne yazık ki. Bu, biraz bizden, biraz komşulardan biraz da müttefik görüntülü dünya jandarmalarından kaynaklanıyor.

Bu bölgeye yaptığımız ihracat, yapabileceğimizin çok çok gerisinde. Bununla birlikte, son birkaç yıldır düşük seviyedeki pazar payının da gerilemekte olduğu görülüyor.

Petrol fiyatlarının tabana vurduğu 1998 yılında, bölge petrolcülerine yapılan ihracatın gerilemesini anlamak mümkün; ancak fiyatların yükselişe geçtiği 1999'da ve tavan yaptığı 2000 yılında da gerilemenin sürmesini izah etmek biraz zor.

Orta Doğu pazarında canlı hayvan ve gıda ürünlerinin payı büyük. Ve genelde yaşanan bu iki sektördeki gerileme bölgeye yapılan ihracata da yansımış bulunuyor. Sorunun kaynağında; tarım ve hayvancılık sektörünün yurtiçi sorunları yanında ihracatın Suudi Arabistan'la sınırlı olması, Suriye güzergahında bazı sorunların yaşanması da var. Uygulanan ambargo ve Irak yolunun transit ticarete kapalı oluşu, bölge ile ticareti bitiren en önemli faktör.

Bunun gibi ya da bundan çok farklı, yakın ülke pazarlarının gelişmemesine engel pek çok unsur söz konusu. Daha kötüsü ise engelleri giderme yönünde yapılanların da bugüne kadar yetersiz kalması.

Çalan tehlike çanları artık yeni girişimleri ve açılımları da zaruri hale getirdi. Dün EİT uzmanları, üye ülkeler arasında ticarete ve yatırıma engel oluşturan konuları tespit etmek üzere Ankara'da bir araya geldiler. Bugün de, İstanbul'da Türk cumhuriyetleri ile ilişkilerin enine boyuna tartışılacağı bir toplantı yapılıyor: II. Türk Cumhuriyetleri İşadamları Kurultayı.

Bakalım, neler çıkacak?..


k.dikbas@zaman.com.tr


@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @



Yazarımızın en son yazıları

13/ 10/ 2000... İyi haberlere devam
20/ 10/ 2000... GAP uçağının ettiği
27/ 10/ 2000... Doğru oturup doğru konuşmak
31/ 10/ 2000... Hazar kıyısında bir üniversite
03/ 11/ 2000... Batıran batırana
07/ 11/ 2000... Yürüyen adam ve hortumlanan bankalar
10/ 11/ 2000... Dedikodu ekonomisi
14/ 11/ 2000... TPAO’nun dolarları geri dönüyor
17/ 11/ 2000... Türk işi değil, Çin işi...
21/ 11/ 2000... Ticari bağımlılık ve AB


| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright © 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21  34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.